üniversite okurken izmit tüpraşta staj taptım.
memurların bulunduğu yönetim bölümündeydim.
sabahları daha sonra yemekhanede çalıştığını öğrendiğim biri fabrikanın kapısında soguk sandviç satardı.
küçük uzun sandviç ekmeğinin içinde sadece dilim kaşar peyniri o kadar.
bundan 10 sene falan önce.
fiyatı 250bin liraydı. ozamanın parası tabi.
şimdinin 25 kuruşu ama aradan 10 yıl geçti.
fabrikanın işçi ve memur servisleri ayrıydı. ben memur servisiyle giderdim. memur giriş saati 08.00 di.
otobüs içeri girdiği halde memurlar kapıda otobüsten iner sandviç alıp öyle içeri girerlerdi.
adamın sattığı sabahlık sandviç sayısı 500 ün rahat üzerindeydi.
ve bu sadece memur giriş saatinde.
birde bunun gündüz işçileri var.
birde vardiyalı çalışanları var.
var oğlu var.
şimdi nasıl bilmiyorum.
ancak o kişinin yemekhane firmasıyla bir baglantısının olduğunu tahmin ettim. orada çalışması dışında. yada başka bir bağlantı bilemiyorum.
ancak durum böyleydi.
adam orada bir günde kazandığı parayı içeride yemekhanede çalışarak belki üç ayda kazanıyor olmasına rağmen neden hala yemekhanede çalışıyor diye sormuştum kendime.
şimdiki aklım olsa olayı kesin çözmek için araştırırdım.
ancak o zamanlar gençlik zamanlarımız.
okulu bitirince işyeri açıp ticarete atılacağımız aklımızdan geçmiyor tabi.
bunun gibi başarı hikayeleri üzerinde bir saniye bile kafa yormazdım o zamanlar.
ama şimdi öylemi.
saat olmuş gece yarısı. ben hala işleri düşünüyorum.
bir yandan da konikste başkaları ne düşünüyor diye düşünüyorum.
Allah'ım sen nelere kadirsin.
.