Ana içeriğe geç

İş Dünyası

Şu Çılgın Dünya

BaşlatanVSLTarih02/03/2011 00:35:02Yorum12

İlk mesaj
Üye628 yazı
GÜNGÖR URAS Milliyet
Şu çılgın dünya
02:30 | 15 Aralık 2010

Erol Sabancı dış basını yakından izler. “This crazy wold” başlığını taşıyan bir yazı ilgisini çekmiş. Kailash Sati isimli bir Hintlinin yazdığı yazıyı Türkçe’ye çevirdim. Bakalım hoşunuza gidecek mi?
Japonlar bolca tasarruf ediyor. Paraları var, harcamıyor. Japonların ihracatları da ithalatlarından fazla. Yıllık dış ticaret fazlaları 100 milyar dolar. Ve de bu durumda Japon ekonomisi sallanıyor. Hatta çökmek üzere.
Amerikalılar çok az tasarruf ediyor. Hatta tasarrufları yok. Amerika’nın ithalatı ihracatından çok çok fazla. Yılda 400 milyar dolar dış ticaret açıkları var. Buna rağmen herkes Amerikan ekonomisinin güçlü olduğunu söylüyor. Bu söylentilere inananların güveni arttıkça da Amerikan ekonomisi daha güçlü hale geliyor.
İyi de bu Amerikalılar harcamak için nereden para buluyor? Japonya’dan, Çin’den ve Hindistan’dan.
Onlar kazandıkları parayı harcamıyor. Biriktiriyor. Tasarrufları ile yeşil yeşil Amerikan kâğıtlarını (banknotlarını) satın alıyor. Dolara yatırım yaptıklarını sanıyor. Amerikalılar da bu paraları harcıyor.

Yemeyenin parasını yerler
Sadece Hindistan’ın döviz rezervlerinde 50 milyar dolarlık ABD Hazine Kâğıdı var. Çinliler 180 milyar dolarlık birikimlerini, Japonya da trilyon dolarlık birikimini ABD Hazine Kâğıtları’na bağlamış durumda.
Sonuç: Amerika dünyanın her köşesinden 5 trilyon dolar toplamış. Dünya biriktiriyor. Amerikalılar doya doya harcıyor. Harcadıkça ekonomisinin çarkı dönüyor. Başka ülkelerde yaşayanlar bu çarkın dönmesi için yemiyor, içmiyor, Amerika’ya günde 2 milyar dolar, 3 ayda bir 180 milyar dolar para gönderiyor.
Amerikalılar Çin’e yatırım yaptıklarını söyler durur. Çinli bir iktisatçı soruyor: Amerika mı Çin’e daha fazla yatırıyor, yoksa Çin mi Amerika’ya?
Aynı soru Hindistan için de geçerli. ABD ekonomisini kalkındırmak için Hindistan’a yatırım yaptığını söylüyor. ABD’nin Hindistan yatırımları 20 milyar dolardan az. Hindistan’ın Amerikan kâğıtlarına bağladığı para 50 milyar doların üzerinde. Niye bu saf ve bakir dünya, ABD’nin peşine düşüyor? Bunun sırrı Amerikalıların para biriktirmek yerine harcamayı sevmesinde. Koskoca Amerika harcadıkça ithalatı büyüyor. Amerika sattığından fazla o ülkelerden mal alıyor. İşte Amerika’ya mal satma ümidi var ya... İşte o ülkeleri sarhoş ediyor.

Fakir biriktiriyor zengin harcıyor
Netice: Dünyada ekonominin büyümesi, Amerikalıların tüketiminin artmasına bağlı. Amerikan halkının bu tüketim çılgınlığı devam etmeli ki, dünya ülkeleri Amerika’ya mal satabilsin. Amerikan halkının tüketim çılgınlığının sürmesi ise para bulmasına bağlı. O halde Amerika’ya mal satmak isteyen önce para göndermeli ki, Amerikalı o ülkelerin malını satın alabilsin.
Fakir mahallede dükkân açan mahalle bakkalının mal satabilmek için önce müşterisinin cebine para koymasına benziyor. Bakkal müşterinin cebine para koymazsa satış yapamayacak. Dünya ülkeleri Amerika’nın karşısında çaresiz kalmış mahalle bakkalının durumuna düştü.
Amerika’yı finanse eden bakkalların önde geleni kim? Japonya. Ama başkalarına sorarsanız Japonya kötü durumda. Japonlar para harcamıyor. Japonya büyümüyor. Japonları para harcamaya yöneltmek için Japon hükümeti yapmadığını bırakmadı. Para biriktirenden vergi alınıyor. Buna rağmen Japonlar para harcamıyor. Başka ülkelerde ekonominin gücü olan tasarruf, Japon ekonomisini inim inim inleten bir hastalık haline geldi.
Bütün bunlardan ne ders alacağız? (1) Bir ülkede halk sadece tasarruf eder, harcamaz ise ekonomi canlanamaz. Üretim, istihdam artamaz. (2) Sadece tasarruflara dayalı harcama değil, borçlanarak harcama da talebi büyütür, ekonomiyi canlandırır.
Sonuç: “Tasarruf etmek günah, harcamak sevaptır.” Tasarrufu bırakın, imkân ölçüsünde harcayın... Ancaaakkk... Bunun için önce, kendi harcama**** size borç verecek ve parasını geri istemeyecek birilerini bulmanız gerektiğini unutmayın!!!

http://www.milliyet.com.tr/su-cilgin-dunya/gungor-uras/ekonomi/yazardetayarsiv/15.12.2010/1326486/default.htm


Yerleşim Türkiye / İstanbulMeslek İthalat / İhracat
YORUMLARTopluluk ne düşünüyor?
12 yorum
Üye205 yazı
Bu güzel yazıya neden hiç bir yorum yapilmiyor ! Bu yazıyla hersey söylenmiş , hersey anlaşabilmiş mi acaba ! Bu yazıdan yola cikarak bizim memleket icin söylenecek hiç mi bir şey yok acaba ! Ozlestiriye kendimizi konuşmaya hiç mi hazır değiliz , kendimizi asmaya , geliştirmeye. Çok güzel bir yazı . Yazanin eline saglik !

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Üye335 yazı
bu yazıdan alıcak bir çok ders var,tabi anlayana !...
ticari hayatımız ve normal yaşantımızda bu yazıda anlatılanlarla hemen hemen örtüşmekte...

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Tekstil
Yeni Üye26 yazı


Yazı harika bir de özeleştiri yapabilsek.
Kendimizi eleştirmek örnekler vermek bu kadar mı zor acaba?
Ticari hayatımızız Japonyadan çok farklı olduğunu da unutmamalıyız bence :)))
Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun...

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Hukukçu
Üye205 yazı
Oz elestiri, suphesiz mutlulugun ve huzurlu bir yasamın anahtaridir. Toplum cercevesinde dusunuldugunde, ulkemiz ve insanimiz icin en hayirli yararli yasam tarzidir.
Ancak kendisine soru sormayanin, kendisini degistirmeyenin, baskalarindan hic bir sey talep
etmeye hakki yoktur! Sorumlulugu once kendisinde goren, sucu once kendisinde arayan, mutevazi bir kultur gelistirmeliyiz. Dunyada sevilen sayilan ve soz sahibi bir Millet haline gelmeliyiz.

Ataturk’un Gercekciliginde “ozelestiri”, dikkate deger bir olcudedir. Bu konuda da bir ornek vermek isterim. Cagdaslasma ve bunun kesin geregi olan sosyo-ekonomik kalkinma cabalari, Ataturk’un buyuk tutkularidir. Bu alandaki calismalarini durup dinlenmeksizin surdurur ve calisma arkadaslarini kesintisiz yonlendirir, ozendirir, destekler ve gerekirse zorlardi. Bu arada, Turk Inkilabim gerceklestirme yolundaki reform hareketlerinin akisini yakindan izlemek uzere sik sik yurt gezilerine cikardi.

Buyuk Millet Meclisi Gizli Zabitlarinda bulunan bir ornege gore; 1930 yilindaki bir yurt gezisinde, kendi sozleri ile “... Cankaya Kosku’nun sicak ve rahat koltuklarina donusunde” Ataturk, cevresindekilere su hikayeyi anlatir: “... Biz Harbiye’de (Harp Okulu) ogrenci iken, Okul’un sobalari yanmazdi.
Butun kis titresir dururduk. Nihayet, bir gun, arkadaslar, beni (ve bir iki arkadasi) Mudur’e cikmak icin sectiler. Mudur, Zuluflu Ismail Pasa adinda bir saray adami idi. Musaade aldik, huzura ciktik; once Padisah’a, sonra Mudur’e dualarimizi sunduk. Nihayet, maksada geldik: Meseleyi anlatmak istedik. Fakat (ne mumkun!), mudur, daha ilk cumlelerde kukredi, ‘ne sogugu be nankorler. Padisah nimeti gozunuze dizinize dursun; gormuyor musunuzi sobalar nasil gurul gurul yaniyor. Defolun buradan!’ Gercekten, Mudur’un sobalari gurul gurul yaniyordu. Mudur, buram buram terliyordu; sicaktan gogsunu bagrini acmisti ve zannediyordu ki, butun okulun sobalari da boyle yanar...

Cocuklar, biz bu Cankaya koskunde, bazen, galiba bu Zuluflu Ismail Pasa gibi, kendimizi aldatiyoruz.” Goruluyor ki; Ataturk, tam bir gercekcidir, hatta klasik olculeri asarak ozelestiriden cekinmeyen uygar ruhlu bir gercekci. Bu bakimdan, elbette, daha da yucelir. Bununla beraber; burada, bir noktaya hemen aciklik getirmeliyim. Ataturk, gercekleri sadece gormek veya sezmek ile; ya da, gerekiyorsa ozelestiride bulunmakla kalmaz; olaylari derinlemesine inceleyip her yonu ile kavra****, gordugu aksakliklari giderici, muhtemel bozukluklari onleyici tedbirleri sorumlulara bildirir.

http://www.atam.gov.tr/index.php?Page=Print&DergiIcerikNo=530&Yer=DergiIcerik

Evet arkadaslar , gercek bazi zamalar cok acidir , ama elestiri ve ozelestiri,birey ve toplumlarin gelisimi ve ilerlemesinin mihenk tasidir.Ayni zamanda demokrasi kulturunun bir toplumda yerlesip yerlesmediginin de bir gostergesidir.Elestiriye tahammulu olmayan bir toplumsal sistemin,bireylerin ya da yoneticilerin demokrat olabilmeleri olanakli degildir.

Bir yerde okumustum " bir basari hikayesi " - Bir donem icerisinde ulkemizde KOSGEB yeni acildi yillar , Istanbul^da bir ufak capta fabrikayi Baba 65 yaslarinda ve 2 oglu yonetmekteler . Isler eskisi gibi gitmemektedir ve 2 kardes karar alirlar gelistirmeye fabrikayi Ar-Ge calismalari gibi , KOSGEB destekleri gibi ama Babalarina birturlyu alatamamaktalar ve ikna edemekteler - Baba sunu der " Ben bu fabrikayi tirnaklarimla kazi**** kurdum simdi benim saglimda birsey yapamasiniz boyle gelmis - boyle gider , ben oldukten sonra ne yaparsaniz yapin ! "

2 kardes cok ocarsmislar Babalarinla ama anlamislar eski insanlari degistiremesin , baska bir sey yapmalari gerekiyoy ve cok ilginc ama , ucuk bir karar alirlar .
Giderler bir Psikologa ve yardim isterler , ama ne care ne Baba Psikologa gider ne de Psikolog bura birsey yapamaz , Babanim ayana gitmek istemez - " Hic bir deli dermi ben deliyim , hic bir alkolik dermi ben alkolikim ve gitmez Psikologa ...........ama hic bir Psikologta hastanin ayana gitmez "

Burada 2 kardes caresiz ne yapacaklarini bilememkteler ve baska bir karar alirlar - ne pasina olursa olsun Psikologo ikna etmeliler Babalarinin tedavisine , ikna olana dek ! Giderler Psokogla ve derler -" Biz Ticaretle orasmaktayiz sizde ticaretle orasmaktasiniz , biz size bu ise para odemekteyiz ,

Bakin , siz nasil anliyorsunuz ticareti , biz musterilerimizin ayana gideriz , pazarlama yapariz , reklam yapariz , ayrica Fransada Sanzelize cadesindeki o kucuk Kuyumcu marka dukkanlari milyon dolarlik bir yuzugu dukanlarindan mi satiyorlar saniyorsun , cogu zaman musterilerini tespit ediyorlar ve musterilerine ozel vip serviz yapiyorlar , yemeye davet ediyorlar , hediyeler aliyorlar , gemi turuna cirkaiyorlar v.s. - neye bir Yuzugu satabilmek icin , ve ondan sonra o musteriye o Yuzyugu satiyorlar , yani TICARET BIR KIZ TAVLAMA ISI GIBIDIR- diyorlar !

Siz de Psikolg bey simdi Babamizi bir kiz tavlama yontemiyle ne yapin - edin ona ulasmanin yolunu bulun ve tedavi edin ikna edin , araya Babamin cevresinden insanlar bulun , ama Babamizi tedavi edin, biz size bunun icin para odeyeceyiz !

Evet , Psikolog ikna olur , 10-15 gun bir sure icerisinde yolunu bulur Babalarini ikna etmeye ve simdi o kucuk bir fabrika Holding olur ! Babalari da kendine yillar sonra Ozelistiri yapar ve Oglarinla gurur duyar !


Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Üye205 yazı
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - turi
Bu güzel yazıya neden hiç bir yorum yapilmiyor ! Bu yazıyla hersey söylenmiş , hersey anlaşabilmiş mi acaba ! Bu yazıdan yola cikarak bizim memleket icin söylenecek hiç mi bir şey yok acaba ! Ozlestiriye kendimizi konuşmaya hiç mi hazır değiliz , kendimizi asmaya , geliştirmeye. Çok güzel bir yazı . Yazanin eline saglik !

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Üye628 yazı
Sayın turi güzel şeyler yazmış örnekler vermişsiniz, ben de ülkemi ve kendimizi toplumu halkı hatta yöneticileri başımızdakileri biraz eleştirmek isterdim bu konularda ama maalesef burada bu gibi eleştirilere hoş görüyle bakılmıyor inşallah bu eleştiriyi de iptal etmezler bu da son örnek olsun
YGS sınavı, peki ne zaman adam olacağız biz.

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Ythalat / Yhracat
Üye205 yazı
Sayın VSL kardeşim , ilk önce böyle güzel bir yazıyı sunduğunuz için teşekkür ederim . Burada bu gibi eleştirilere hoş görüyle bakılmıyor doğrudur , inşallah bu eleştiriyi de iptal etmezler , bende sizin gibi düşünmekteyim , ama bu tür doğru ve yapıcı eleştirileri de iptal etmeleri doğru olacağını zanetmiyorum . Yapıcı bir eleştiriyi kabul eden bir devirde yaşıyorus , 21 yuz lıl da , günümüzde dünya neleri yaşarken , biz umarım boş işlerlen oraşmayız .
Bizler küçük ve orta işletmeler büyüme yolumuzda güç savaşı verirken ...bu tür yapıcı eleştirilerimizi anlamayıp ta kulak arkası yapılırsa ....o zaman büyük holdingler insan kaynaklarını bir göden geçirsinler , " doğru yere doğru adamı getirme " konusunda Ülkemiz uzmanlaşsın ...stratejik bir göreve , işletmeye o zaman siz gibi ( bir yzınızda okudum , 14 yaşında başlamışınız ticarette halkalı banliyo trenlerinde satış yaparak ) feleyiğinden geçmiş ticaret erbabına prim verilsin ....o zaman denilsin - " sen ne bu işlerle oraşıyorsun halya , gel harcanma , bizde , bizimle büyü " ...

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Üye628 yazı
Turi bey Şu japonya da olan deprem Allah muhafaza bizde olsaydı binlerce insan birbirini boğazlar daha ne bileyim ne felaketler olurdu, daha küçüğünü yaşadığımız halde ölülerin dişlerini söktüler dirileri de öldürüp öyle söktüler kayıp çocuklar da meçhul. Çok özel ve çok kaliteli bir millet bu Japonlar hayranım onlara açıkçası kıskanıyorum o kaliteye ulaşmakta bizi engelleyen şeyler neler diye aslında engelleyen şeylerde belli insan kalitesi yönetenlerin kalitesi yönetilenlere yansır. Bütün formül şurada ''Ehliyetli insanlar tarafından yönetilmek '' maalesef bizde insanlar geldikleri makam da ehliyet almaya çalışıyorlar sonrasıda malum.

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Ythalat / Yhracat
Üye205 yazı
Sayın VSL bey ülkemizde 'mesleksiz , ehliyetsiz yığınların' kapattıkları alanlara ' uyaniklik degil , 'bilgili ve akil sahibi ' insanların talep etmesi er yada geç o pastadan bir pay kapması kaçınılmazdır…ve nitekim de bu yolda bir hayli yol da alınmış görülmekte , ama hayatımızız Japonyadan çok farklı olduğunu da unutmamalıyız bence .
GÜNGÖR URAS Milliyet yukarıda yazıda demekte ki – “ ….Japonlar para harcamıyor. Japonya büyümüyor . Japonları para harcamaya yöneltmek için Japon hükümeti yapmadığını bırakmadı. Para biriktirenden vergi alınıyor. Buna rağmen Japonlar para harcamıyor. Başka ülkelerde ekonominin gücü olan tasarruf, Japon ekonomisini inim inim inleten bir hastalık haline geldi. “

Durum bizde de farklı değil görünmekte , dünyanın en pahalı akaryakıtı bizde , pahalı vergiler ve v.s. …. Ama öbür taraftan da Japonya dan bizim kendi değerlerimiz daha fazla , türkiye'nin jeografik konumu olsun , eski bir uygarlık olmamız , ortadoğu'nun merkezi ve en gelişmiş ülke olmamız , Türkiye büyüyor ama şu anda gelişmiş ülkeler arasında Amerika gibi büyük gelişmiş ülke karşısında şu anda ki büyüme çıtamızı bu gidişatla anca 25 yılda ulaşırız , Japonya’yla kendimizi bir görmek tabi ki mantıklı olmaz ….ama sonuç olarak bizim elimizde daha fazla koz vardır .

Başbakan Recep Tayip Erdoğan : “"Dünya Küçülüyor, Fakat Türkiye Büyüyor" – diyor ve devam ediyor : "Sosyal ve siyasi yapımızı, ekonomik hedeflerimizle uyumlu hale getirmeliyiz"
"Durduğunuz anda dengenizi kaybedip düşeceğiniz, yarışta geride kalacağınız,. rekabette gücünüzü kaybedeceğiniz bir sistem söz konusu. Bizim ülke olarak, kurumlar olarak, tek tek fertler olarak bu süreci iyi analiz etmemiz ve bunun gereğini de hakkıyla yerine getirmemiz gerekiyor. Bu zihniyet dönüşümünü başarmak durumundayız. Sosyal ve siyasi yapımızı, ekonomik hedeflerimizle uyumlu hale getirmeliyiz. “
Alıntıdır : http://www.akparti.org.tr/dunya-kuculuyor-fakat-turkiye-buyuyor_6730.html


Türkiye büyüyor , sürdürülebilir büyüme olmalı , bütün çevreler bunu söylemekte zaten … ama sarhoş büyüyen ülke Türkiye olmamalıyız ! Sürdürülebilir büyüme için yenilik yapmak şirketler açısından hayati önem taşıyor. ...sonuç olarak biz topyekün büyümeyi esas almamız ve para harcayan , para harcadıkca para kazanmasını da örenen , pahalı ve kaliteli mal satmaktan korkmayan… bir kenar mahalle esnafından bekleyemeyiz tabi ki , ara sokakta olan esnaftan , ayakta zor durabilenden bekleyemez tabi ki …ama örnek , İstanbul da her bir semtin ana cadde de , işlek çarşıda bir esnaftan bunu istememiz çok ta doğal ve dorudur …hatta tam da onlar bizi teşvik etmeli para harcayan toplum haline gelmemiz …işte bütün sorun burada zaten , buradan olmalı çıkış noktamız , topyekün byüme …ve ondan sonra öreniriz Antalya da , Bodrum da , Marmaris’te tatil de yapmayı ve başka alışkanlıklarımızı değiştirmeye ….Bu zihniyet dönüşümünü başarmak adına !

Unuttuğumuz bir şey var, bütün büyük şirketler bir zamanlar küçüktü ve kendilerinden büyük rakipleri ile yarışıyordu. Küçük olup, eğer yenilikçi olmasalardı. Nasıl büyüyeceklerdi?
Hep konuşulan, kriz var, küçülmeliyiz… Ama artık zaman değişti. Küçülme zamanı değil. Karlılığı yakalamak için, farklı olmak gerçekten bu dönemde bir zorunluluktur.
Çoğu şirketler kriz varken bile, büyümeyi tercih ettiler. Maliyetlerimizi kısalım, eleman alımlarını durduralım hatta elemanlarımızı çıkaralım. Mümkün olduğu kadar pazarlama faaliyetleri yapmayalım vs. demediler . Büyüme fikrinin çok iyi anlaşılması gerekir. Hep küçük kalmak güzeldir. Kim uğraşacak şimdi o kadar büyük organizasyon, rahat rahat oturuyoruz tarzı ile pek te fazla uzun ömürlü olunmuyor.
Şu anki büyüklerin hiç öyle düşünceleri olmadı. onları hep büyüme zorlayan nedenler oldu ve büyüme temposu ile hep bir ilerleme kaydedtiler. Büyümek bir tercih meselesidir. Onlara göre değil ama bazı şirketler mevcutu koruyalım, fazla açılırsak batarız diye düşünenler var. Benim savunduğum ve paylaşmak istediğim, büyüme arzusunda olan şirketlere yol göstermektir. Tabi ki, büyüyelim derken, çok adam işe almak, holding olma vs. konulardan bahsetmiyorum. Anlamlı ve mantıklı olabilmesi şarttır. Aynı zamanda da herkesten de bunu istemek doğru değil , herkesin kendi tercihi ….ama gerçekler bunlar , konuşulması gerektiğini düşünmekteyim.

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Üye628 yazı
Ellerinize sağlık güzel bir yazı bende ülk ekonomisi hususunda ümitliyim doğrusu, büyüyerek daha güçlü bir ülke haline geleceğimizi umuyorum ve bu geriye dönüşü olmayan bir durumdur, ancak benim söylediğim Toplum gelişimi inşallah bu ekonomik büyümenin halka da bir katkısı olur da işçiye memura emekliye , daha kaliteli bir toplum haline gelir daha kaliteli tüketmeye başlarız .

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Ythalat / Yhracat
Üye205 yazı
Sayın VSL Bey , evet şu dönem bütün çevreler böyle düşünmekte , aynı şeyleri konuşuyoruz …sadece farklı üslupla . Toplum olarak para harcayan bir milletiz aslında , tüketen bir toplumuz aslında ….ama tüketim zihniyetimizi değiştirmeliyiz . Evet ,, genç nüfuzumuz para harcayan , bunun yanına da koyabilirsiniz bir – kaç daha kesimi , ama büyüme fikrinin çok iyi anlaşılması gerekir … bu günün işte o kesim – “. Hep küçük kalmak güzeldir. Kim uğraşacak şimdi o kadar büyük organizasyon, rahat rahat oturuyoruz tarzı ile pek te fazla para harcadıklarını , tüketen kesim oldukları söylenemez …benim kendi uzaktan akrabamı örnek vereyim , kendileri 3 kardeş , rahmetli Turgut Özal döneminde gıda toptancılığıyla yükselen ve ardından yatırım ve büyüme yolu olarak seçtikleri İstanbul’da 4-5 taksi yatırımı ve 2-3 halk otobüsü , Allah daha fazla versin , ona lafımız yok …bir dönem vardı hatırlarsınız “ macera “ işlerine girilmezdi , garantili , “ tık-tık “ işlere girilirdi , bu alanlara yatırım yapılırdı , ülkenin belirsiz bir ekonomisi ve piyasa rantı vardı , işte benim de uzaktan akrabam o kesimden biri olarak – geçenlerde görüştük kendisiyle , baktım üzerinde bir mantoyla geldi , şakadan öyle bir bakıldım kendine – “ Ya amca oğlu , üzerine bir deri ceket , takım elbise alsan “ – dedim , ama ne çare – “ Var , ama giymiyorum “ - dedi . Yapacak bir şey yok , bu onun yaşam tarzı , bizim kendimize öz manevi değerlerimiz var , herkesin hür yaşam tarzı var , ve kimsenin de yüzüne bunu söyleyerek değiştirmek , veya küçük görecek bir hakki yoktur , ki nitekim benim de . Bizde , halya değişmeyen manevi derlerimiz var , bizde “taksiye dinmek “ lükstür , “Antalya ya tatile gitmek “ lükstür , “ Pırlantalı bir takı “ hediye almak lükstür , buna benzer çok daha söylenecek bize göre lükslerimiz vardır .

Bizim o manevi değerlerimizden ödün vermemiz gelişmekte olan dünya konjeksiyonunda , tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmemize en temel adım olarak çarşılarda esnaf dağlımı sorunu görmekteyim ve çarşı düzenimizde bir balans ayarı yapılması olarak görmekteyim .

Yani , düşünün pahalı bir malın yanında , ucuz malı teşhir edemezsiniz , ucuz malın yanında bir pahalı malı satamazınız , bunu bir kural olar görüyorsak ticarette ….o zaman çarşılarımızın düzenine bir bakın , birmilyoncunun yanında , bitişiğin de pahalı bir giyim mağazası …bir restoranın yanında , bitişiğinde pahalı ayakkabı mağazası ….şimdi nasıl ki o teoride “ ucuz malın yanında pahalı bir malı satamazınız - aynı o şekilde ucuz bir mağazanın yanında , bitişiğin de pahalı bir mağaza gitmez ….nasıl olur da yan tarafta restoranda 12 -13 Tl ye karnımızı doğurucayız ve yanda pahalı bir ayakkabısı mağazasından 250 – 300 TL ayakkabıyı nasıl alacayız , cebimizde ve imkanlarımızın dahilinde bu ayakkabıyı almaya paramız olsa bile….bizi bu alışverişe teşvik eden bir arz , düzen , sistem olmalı .

Öbür taraftan görmekteyiz , Antalya ya tatile Rusya ve Rus Cumhuriyetlerinden turistler gelmekte ve ülkemize million dollar bırakmakta …ama burada görmemiz gereken şu ki – bu ülkeler 20 yıllık ülkeler , bize göre 86 yıllık bir ülke olarak ….onlar çok yeni olmalarına karşın bu kadar dolar sadece bize bırakmıyorlar , bütün turizmin oldu ülkeler onları bir potansiyel ve para harcayan , bir kaliteli müşteri olarak görmekte ….sizin hiç bu ağrınıza gitmiyor mu ? Ah Şu Çılgın Dünya !!!

Evet, Ülkemizde bir değişim var , gelişme var , gözle görülür bir büyüme var ….deme ki birileri bir şeyler yapıyor bu ülke için , ama bu yeter mi …hayır !

Bunun yeterli olmadığını GÜNGÖR URAS Milliyet – yazısında zaten söylemekte - “Bütün bunlardan ne ders alacağız? (1) Bir ülkede halk sadece tasarruf eder, harcamaz ise ekonomi canlanamaz. Üretim, istihdam artamaz. (2) Sadece tasarruflara dayalı harcama değil, borçlanarak harcama da talebi büyütür, ekonomiyi canlandırır.
Sonuç: “Tasarruf etmek günah, harcamak sevaptır.” Tasarrufu bırakın, imkân ölçüsünde harcayın.....”

“ Şu Çılgın Dünya “ anlamını bulmakta umarım …Gerçekten Şu Çılgın Dünya !!!

Not : yazılarımı biraz uzun tuttum için , sizlerin gözlerinizi artığım için başlayın !

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Üye292 yazı
basarılı paylasımlar tesskurler
www.kadinforum.net

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Grafiker