Engeller yani krizler konusunda Nejat Beyin oldukça güzel, yararlı yazısını bilgilerinize sunarım arkadaşlar.
----------------------------------
Potansiyel, Krizleri Sever!
'Kötü komşu adamı ev sahibi yapar.' derler. Bu deyimi analiz ettiğimizde, şartlar insanın potansiyelini ortaya çıkarmada önemli rol oynar demektir.
Olumsuz bir durum potansiyel devreye sokulduğunda olumluya çevrilebilir. Deyim bunu kısa ve öz biçimde anlatmaktadır.
Yaz boyunca Türkiye'nin dört bir yanında çeşitli meslek gruplarına mensup kişilerle görüşme ve konuşma imkanı buldum. Gözlemlediğim, kişiler daha önce denemedikleri belki de çekindikleri birçok yeni işe girişmişler. Yeni tecrübelere atılmışlar.
Bir süreden beri yaşanılan kriz, belki de bir rahmet olarak, kişilerin içlerindeki gizli potansiyellerini ortaya çıkarmaları için bir imkan sağlamıştır. Yeni yeni iş kolları açmaya başlamışlar, bir işle meşgul olurken yapılabilecek ikinci veya üçüncü iş imkanları elde etmişler.
Teori bazında yönetim bilimcilerin öne sürdükleri krizden çıkmak için çaprazlama iş geliştirme yöntemi, farkında olunmadan hayata geçirilmiş. Örneğin, günün belli vakitlerinde kendi işinde faydalandığı aracı ile diğer vakitlerde başka birisinin kullandığı ortak bir işe girişmişler ve böylece yeni bir iş sahası açmışlar.
Krizler kendine gelme vesilesi.
Şartlar insanı yeni arayışlara itmiştir. Var ve saklı olan ama bir türlü uygun ortam bulamadığı için, kullanamadığı potansiyeline başvurma ihtiyacı hissetmiştir. Çünkü rahatlık ortamı bozulmuş, maddi huzursuzluklar başgöstermiştir. Rahata, kolaya, zevk ve eğlenceye alışan bir kimsenin yeni bir şeyler geliştirmesi pek mümkün değildir. Kriz, rahatlık çemberinden çıkmaya bir vesile olmuştur.
Zamanımızda insanlar biraz daha rahatına düşkün, biraz daha fazla gaflet içindedir. Zevk ve eğlence, hayata hakim noktadadır. Ego etrafında örgülenen, egosantrik bir hayat önceliklidir. Kriz ortamları böylesi bir hayattan kurtulma, kendine gelme için ikaz mesabesindedir.
Yine gözlemlediğim bir kısım insanlar yeni arayışların içerisine girerken, bir kısmı da hayatı tamamen sorunlar, olumsuzluklar yumağı haline getirmişler. Bundan sonraki günler için karamsarlık ve kara bir tablo beklemektedirler.
İçimizdeki cevher
Potansiyel kavramı, gizli ve mümkün olan en yüksek yeterlilik demektir. Diğer bir ifade ile, ortaya çıkmayı bekleyen, uygun şartları kollayan cevher içimizde mevcuttur. Kriz ortamları bu potansiyelin ortaya çıkması için iyi bir zemin hazırlar. Her ne kadar kriz hallerinde kişideki potansiyelin ne kadarının ortaya çıktığı bilinmese de, olumsuzu olumluya çevirme fırsatı doğar.
20. yüzyılın önemli psikologlarından William James insanların sahip oldukları potansiyelin ancak yüzde 10'unu kullandıkları düşüncesindedir. Ona göre, eğitimle ve diğer geliştirici çalışmalarla bu oran artırılabilir. Kriz ortamları da geliştirici çalışmalar içerisinde değerlendirilebilir. Değişim içine girmeyi düşünen, yeni açılımlar sağlayacak kişiler için fırsatı değerlendirme zamanıdır. Krizlere bu bakış açısı ile yaklaşanlar, genellikle kriz hallerinden yeni piyasalarla, çözüm önerileriyle, iş fikirleriyle ve faydalarla çıkmışlardır.
Şöyle bir benzetme yapabiliriz. Bazı bitkiler toprağını sevemediği için büyüyüp gelişemez. Onun için çiçekçilikle uğraşanlar yılın belli mevsimlerinde toprağı değiştirirler. Eğer bitki yeni toprağını, mekanını beğenirse gelişir, çiçek açar. Var olan çiçek açma potansiyelini gerçekleştirir. Kriz ortamları da çiçek açmaya, sümbüllenmeye müsait, bitkilerin barındığı, kök saldığı toprak gibidir.
İnsanın sistem düşüncesi çerçevesinde evrendeki canlı cansız bütün varlıklarla bağlantısı vardır. Krizler insana kendisinin bu bağlantılarının olduğunu hatırlatır. Elindekilerin değerini bilmesini, en azından olmayanlara değil, var olanların ve sahip olduklarının üzerine yoğunlaşmasını sağlar.
NEJAT SEZİK