Herkese teşekkürler.
Esnaflık derken şundan dolayı, Türkiye'de şirket kurmak, ticaret yapmaktan çekindim, gözümü de hep korkuttular. Muhasebeciye bile akıl sormaya gittiğimde bana şunu dedi ''Türkiye'de iş mi kurulur boşver''. Şu son sene ise bahane kriz ama gözlemlediğim kadarıyla Türkiye'de hep kriz var! Girişimcilik krize inat yapılmalı belki.
Arkadaşın dediği gibi yurtdışı bilgimi, bağlantılarımı kullanarak güzel şeyler yapmaya çalıştım (İngilizce öğretmenliğinı yıllarca yaptım ancak bu işlerde değerini alamıyorsun ve üzülüyorsun emeğine). İngilizce kursu aç diyenler bile oldu ama en zor iş o olsa gerek, buradakiler bir bir kapanıyor herkes dersanelere akıyor, dertleri başka. Çok büyük, belalı işler istemiyorum.
Bakın bir olay anlatayım. Tanıdığım bir çorap üreticisi aile bana Avrupa'ya açılmak istediklerini söyleyip duruyordu, çok da iyi temiz bir aile. En sonunda tamam dedim. Hemen İsveç'te bir mağazalar zinciri buldum güzel bir diyalog kurdum, numuneler geldi gitti, vs. Büyük sipariş bağladım. Ne oldu? Tutuştular ne o tarihe yetiştirebilir ne de o fiyata yapabilirler. Yani bunlar 5 kardeş her adım birbirlerinden kopuk, iş üretime gelince ancak oturup hesap kitap yaptılar. Tüm olayı iptal oldu, tabi çok mahcup oldum.Türkiye'de maalesef herkes müşteri istiyor, ancak uyuşukluk var. Bunlardan bir numune alıp gönderene kadar 1 ay geçiyordu karşı tarafa binbir laf döküyordum. Avrupa'ya açılmak için 2 sene başımın etini yediniz sonra elinize sundum beceremediniz. Bizim insanda bunu görüyorum, 'yaparız merak etme' deyip yumurta kapıya dayanınca yapamadığını görmek. İkinci gözlemlediğim durum, büyük balığı beklemek uğruna küçük balıkları beğenmemek. Online dükkanım kendi tasarımlarımı taşıyor, ve herşeyin Türk malı olması için didiniyorum. Bir hammadde için İstanbul'da üretici buldum. Adam, yerli halkın değerini bilmediğini söyledi böylece ona bir yeni kazanç kapısı oldum. Açık söyledim, ilk siparişlerim ufak ama ben büyüdükçe sende büyürsün, önemli olan düzenli mal alan sadık ve uzun-vadeli müsteri edinmek. Ama açgözlülük yaptı sipariş miktarını kalem başına peşin 1000'er adet dedi. Ben 50 bin adedi ne yapayım. Bende onunla çalışmadım müşterisiz kaldı. İngiltere'de bir tasarım firmasındaydım, büyük bir perakendeci portföyümüz vardı. En büyüğü Boyner gibi bir zincirdi. Ancak tek tük ürün alan minicik butiklere daha çok önem veriyorduk. Sadece Boyner bize yeter, bizi ne kadar zengin ediyor demiyorduk. Çünkü bir geri çekti mi, üründen vazgeçti mi bittin. Bu ciddiyeti göremediğim için bu tür ticarete girmiyorum. Ki yazık çünkü bendeki imkan, beceri ve bağlantılar bir çok Avrupa'ya açılmak isteyen üretici için altın değerinde. Ben, bu akşam fiyat bildirin dediğimde bu bir hafta sonraya sarkmamalı. Yazık, burada hammadde var, işgücü var, kalite var, coğrafik avantaj var ama disiplin az.
Neyse, dinlediğiniz için sağolun, iyi geldi : )
Sonuç olarak, severek yaptığım online işim var (bakabilirsiniz
www.theknitbox.com) hiç bir bilişim bilgim olmadığı halde websitesini de tamamıyla kendim yapıyorum. Sosyal sorumluluk da taşıyor. İngiltere'de bu sektörde kendimi tanıtmak için fuara katıldım (ailem orada bu o kadar masraflı olmadı), elişi dergilerine çıktım. Satışlar henüz memur eşimin gelirine denk gelecek kadar bile değil ve ün kazandıkça şimdi ürün yelpazemi sürekli yenilemek ve genişletmek gerektiriyor. Bu işin bana güzel geri dönüşüne henüz 3-4 yılı daha var üstelik sosyal sorumluluk projesine dönüştürme hayalim var, beni zengin etsin diye gördüğüm bir girişim değil. Olsun, seviyorum.
Ama ufak bir dükkan düşündüm arkadaşlar, sırf maddiyat için. Esnaflık da ticaet odalarına bağlı olmaktan filan daha hesaplı geldi. Ön araştırma yapınca da terlik, deri cuzdan, vs. gibi bir dukkan talebi hep çıktı ortaya. İnternet kafe tarzı şeyler hayatda yapamam çok da üzülürüm çocukları öyle gördükçe bu sefer işi gücü bırakır çocukları kurtarmaya kalkışırım. Bir bayan olarak kendime uygun gördüğüm içerik belli başlıdır. Tekrar teşekkürler.