George Mason Üniversitesi’nin Kamu Yönetimi Profesörü Richard Florida, 5 sene önce yazdığı “The rise of the Creative Class” (Yaratıcı Sınıfın Yükselişi) kitabında, şehirler ve ülkelerin sürdürülebilir başarı için beyinleriyle üreten bu yeni sınıfın önemini vurguluyordu. Yaratıcı insanları çekmek ve motive etmek için gereken kamu politikaları üzerinde duruyordu. Bu “gri sermaye”nin yaşamak ve üretmek için hoşgörülü, kültürel çeşitliliği koruyan, insanlar arasında diyaloga önem veren ortamlara ihtiyacı vardır.
Peki, 2007 Türkiye’si yaratıcı sınıfını yaratma konusunda hangi aşamada bulunuyor?
ÇOCUKLAR BÜYÜRKEN NE OLDU?
Geçirdiğim son 6 ay, benim için endişe verici ve çeşitli derslerle dolu oldu. Hayır, hepimizi kavuran genel siyasi ortamdan bahsetmiyorum. Daha “mikro” gözlemlerden söz ediyorum. Yönettiğim danışmanlık şirketinde 5 senedir, Renault için, trafik eğitimi konusunda çok kapsamlı bir kurumsal sosyal proje yürütüyoruz. Bu projenin önemli ayaklarından birisi ilkokul 3. sınıflara yönelik afiş yarışması. Beş yıldır, her sene, bahar gelince, rengârenk, grafik ve sözel bir festival toplantı odamızı kaplar. Her yıl, 20 seneye aşkın reklam ve iletişim sektöründe çalışan biri olarak, bu kadar yaratıcılığa hayran kalırım. Bu sene, projenin yeni bir atılımı olarak ilkokul 5. ve 6. sınıflara yönelik daha gelişkin bir afiş yarışması daha yürüttük. Sayısal olarak çok başarılı olan bu yeni ayağın içeriği benim için tam bir hayal kırıklığı yarattı. Yüzlerce çalışmanın ardından gördüğüm, ne yazık ki, artık çoğu ezbere dayalı kalıplar, aynı sözler, benzer görsel fikirler üretilmiş olmasıydı. Bu son 3 sene içinde ne oldu? Çocuklar büyürken, okulda öğrenim süreci içinde neden yaratıcılık yok oldu?
RİSK ALANLARI ÖDÜLLENDİRMEK
Geçen ekim ayından bu yana Bilgi Üniversitesi’nde ders veriyorum. Ne güzel ki, 2. sınıflara verdiğim bu ders sayesinde geniş bir öğrenci grubuyla temas halinde bulunuyorum. Bu sayede öğrencilerin grup halinde çalışmak ve üretmek konusunda yaşadıkları zorlukları keşfettim. Üniversite yönetimi, bu zorlukların farkında olsa gerek ki, artık hazırlık sonrası ilk seneyi tamamen bir “kalıp kırma”, “açılma” ve aktif öğrenme teknikleri kazanmaya yönelik müfredatla yeniden şekillendiriyor. Bu çok hayırlı bir karar. Nitekim bu ülke yaratıcı sınıfını geliştirmek istiyorsa, bu konuyu çok yönlü ve her yerde aktif bir şekilde gündeme almalı.
Zira yaratıcılık her şeyden önce bir kültürdür. Organizasyonların kültürü yaşatma ve öldürme potansiyelleri vardır. 2000’de Türkiye ayağı Prof. Yılmaz Esmer tarafından gerçekleştirilen geniş kapsamlı Dünya Değerler Araştırması’nın çarpıcı sonuçları vardı. Örneğin, Türklerin sadece yüzde 23’ü çocuklarda hayal gücü geliştirilmesinin önemli olduğunu düşünüyordu. Çok merak ediyorum, 7 sene içinde bu oran değişmiş midir? İnovasyon ve yaratıcılık, kültürü geliştirmek deneme ve hata kabul etmekten geçer. Risk alanları cesaretlendirmek ve korumak, aynı zamanda ödüllendirmek gerekir. Geleceğimizi garanti altına alabilmek için, insancıl, farklı görüş ve kültürleri, hediye gibi kabul eden yapılar inşa etmek elzem. Bu soruları toplumun ve şirketlerimizin gündemine almaya hazır mıyız?
Richard Florida: www.creativeclass.org
Dünya Değerler Araştırması: www.worldvaluessurvey.org
Yazan: Vincent Bouvard
Kaynak : MİLLİYET
