Tanıştırma görevi bölüm şefinindir.
Elini yeninin omzuna atar, en sempatik hali ile; "Arkadaşlar, kumru yavrusu bundan böyle bizimle çalışacak, ona gereken yardımı yapacağınızı umuyorum".
Masadakiler sıra ile kendini tanıtır, kaç yıldır şirkette çalıştıklarının altını özenle çizer.
En son şef konuşur, "Seremoniyi kısa keselim, zamanla daha iyi tanışırsınız nasılsa!"
Dediği gibi olur... Zamanla tanışılır… Bazıları ile tanışıldığına pişman olunur..
Yeniye ilk yaklaşan, şirketin tilkisidir... Kurnazdır, kredi kartı borçları ayyuka çıkmıştır, bölümün yarısına borcu vardır..
İlk yemek davetini, ilk çapkınlığa çıkma teklifini o yapar...
Kazanmadan harcadığı paralar sayesinde çevresi geniştir.
Yeni, yemek teklifini kabul eder, bilmeden ilk hatasını yapar. Salaş bir balık lokantasına gidilir, tilki dertlidir..
Şirketin en kıskanılan adamı, başarılı olduğu için kuyusu kazılan adamı, “o” dur. Anlaşılamamaktan, yalnız olduğundan, yıllardır, arkadaş sohbetine hasret kaldığından, etrafında rakı içmeye adam bulamadığından, beraber çalıştığı insanlardan nefret ettiğinden, şirkete yıllarını vermiş olmasa, bir dakika bile kalmayacağından, bahis eder…Yeninin kendisine dikkat etmesi gerektiğinin, her yüzüne gülenin dostunun olmadığının altını çizer…
Yeni merak ve şaşkınlıkla dinler…
Gece, yabancı kızların üç paraya satıldığı bir otelin küf kokan odasında biter…Bütün masraflar tilki tarafından ödendiği için “iş hayatı!” yeninin hoşuna gider..
Ertesi gün, gecenin skorları hakkında konuşulur... Kızların güzelliğinden ve diriliğinden dem vurulur…
Yeni; şirketin en başarılı, en kıskanılan adamının dostu olduğu için mutludur...
Mutluluk, tilkinin maaşların verildiği bir günün sonunda, “acil para lazım ben sana hafta sonu öderim” deyip aldığı paranın gelmeyeceğine emin olana kadar, üzerine soğuk su içilmesine kadar devam eder...
Para defalarca istenir... Üslup gittikçe sertleşir...
Bir sabah toplantı masasında yumruk yumruğa kavga edilir... Olan olmuştur..
Konu şefe yansır... Şefse; babacan bir çakaldır…
"Bu tip olayların her şirkette olduğunu, çok fazla kafaya takılmaması gerektiğini, konunun kesinlikle bölüm dışına çıkmaması, hele hele insan kaynaklarının kulağına hiç gitmemesi gerektiğini" söyler.
Yeni; şeften öğrenir… Çakal konuşmasını “Merak etme ben tilkinin ağzının payını veririm!” diye bitirir…
O gece şefle de yemeğe gidilir… Bilmeden; kulağın arkasına sıra gelene kadar, devam edecek olan periyodun startı verilir….
Ali GÜLCÜ