Hayatı kendimizden büyük bir amaç için yaşadığımızda, hem alçakgönüllü olmayı öğreniyoruz, hem de var olmakla yaşamak arasındaki farkı. Hayatımızı güzel kılan da bu. “Harika bir hayat yaşadım” diyenlerin ortak noktaları; Kendilerini sürekli geliştirme arzusu duymaları; Bütüne katkıda bulunmalarıdır. Hayattan zevk almak bir şans işi değil, bir seçimdir. Kendimizden daha büyük amaç, devasa şirketleri yönetmek, patron olmak değildir. Kendimizden büyük amaç, başkalarının gelişimine katkıda bulunarak, onların hayatında fark yaratmaktır. Nasıl katkıda bulunacağını bilmek için yapmaktan hoşlandığın şeylerin listesini yap. Sonra onları en iyi şekilde yapmayı öğren. Ve başkalarına öğret. Mesleğin için de aynı şey geçerli. Örneğin, bir öğretmensen, öğretmek ile ilgili öğrenebildiğin her şeyi öğren. Olabildiğin en iyi öğretmen ol. Böylece çocuklar da senden iyi öğrenir. En iyi öğretmen, öğrenmeyi seven öğretmendir. İz bırakmak için bulunduğun ortamda biraz tozları havaya kaldırmaktan korkuyor musun? Başkalarının senin hakkında ne düşündüğüne önem vererek, risk almadan sürülen bir hayat, sıradan bir hayattan başka bir şey değildir.. Gecelerin ve gündüzlerin birbirinin aynı mı? Televizyon denilen uyuşturucuya ne kadar düşkünsün? Her gün belirli dozda almadan yaşamak nasıl olurdu? Televizyon hayatından çıksa yaşamın nasıl olurdu? Bir çok şey istiyorsun ama onları gerçek kılmak için ne kadar zaman ayırıyor ne kadar çaba gösteriyorsun? Amaçlar ayda bir iki saat zaman ayrılarak gerçekleştirilmez. Gerçek amaç gerçek adanmışlık ister. Bu gezegende yaşayacağın bu tek ve kısacık hayat minimum çabadan daha fazlasını hak etmiyor mu? Buna değmez mi?