Sabır insanı tembelleştirir!
Nasıl mı?
"Ben nasıl olsa yapılacakları yaptım, sabredelim bakalım ne olacak" dedirterek, senelerce uyu babam uyu yaptırır.
Sabır aynı zamanda da tembel insanın bir numaralı mazeretidir. ( Sabır tavsiye eden arkadaşlar üstüne alımasın. "Çoğunlukla öyledir" demek istiyorum. )
Nasıl mı? Şöyle:
-- Yahu kardeşim, işin yok gücün yok. Akşama kadar 2 saat çalışıp, 6 saat yatıyorsun. Müşterin mi yok? Ayağa kalk, oturma, işinde değişiklik yap, Olmuyor mu? O halde hemen başka bir iş yap.
--- Yook, olmazz. Ben sabrediyorum, sabrın sonu selamettir.
İşte bu şekilde; tembel insanın mazeretidir.
Sabır, aynı zamanda da insanın, olmayacak bir işe umudunu bağlatarak, yıllarını yer yutar. Ben 30 yıldır iş hayatı içindeyim. Bu 30 yıl içinde işlerimin iyi gittiği zamanlar da oldu, kötü gittiği zamanlar da oldu. Şimdi geriye dönüp baktığımda, işlerimin kötü gittiği zamanlarımın hep sabır denen illete bulaştığım zamanlar olduğunu görüyorum. Çünkü sabır benim, yanlışta (Veya yanlış işte) devam etmemi sağlamış.
Sabır, aynı zamanda da fakirin ekmeği, suyudur. Bu nedenle, zenginler tarafından fakire bol bol yedirilir, içirilir. Çünkü bedavadır. (Sen sabret, bir gün senin de olacak.)
"Sabreden derviş, muradına ermiş" deyimi ise, zengin tarafından, (aracı vasıtasıyla), ezilen fakire gönderilen talkımdır, zenginin ve aracının yediği ise salkımdır.
Özetle söylüyorum: "Sabrın sonu felakettir!"
Ha, ama dersiniz ki; "Falanca kişiyi tanıyorum, sabretti, kazandı". Onun zaten kazanacağı varmıştır da kazanmıştır. Örneğin cimridir, yıllarca yastık altı yapmış, yememiş, içmemiştir. Üstelik sabredip kazananların büyük bir çoğunluğu, servet değerinde zaman harcayıp, karşılığında da o harcadığı zamana nazaran çok küçük bir şey kazanmıştır.
Saygılar, sevgiler.