Ana içeriğe geç

Diğer Konular

Mutlu Bir Bayram,huzurlu Bir Yıl. . . . .

BaşlatantristapenaYayınlandı

İlk mesaj
GÜVEN BAĞLAMISinyalleri ve bağlamı gör

Aşağıdaki sinyaller içeriği değerlendirmenize yardımcı olur; doğruluk, uzmanlık veya kalite puanı değildir.

Topluluk katkısı498 katkı
Topluluk rolüEditör
Profil alanıDiğer
Profil konumuTekirdağ, Türkiye
Yayın
ZAMANSAL BAĞLAM

Konu yayın tarihi yukarıda gösterilir. Tarih bilgisi, içeriğin bugün de geçerli olduğunu göstermez.

Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.

Bayram Arifesi; böyle dönemlerde eski bayramlar anlatılır ya sürekli. Anneannem ve Dedem yaşıyorken (Allah rahmet eylesin) . Köyde hısım akrabanın hepsinin bir araya geldiği bayram günlerinde, kesilen kurban eti kavurma yapılmak için peçka (ekmekli sobanın) üzerindeki koca bir tencereye konur. Pişsin diye beklenirdi.

Rahmetli Dayım elinde tahta kepçesi, sobanın başından ayrılmaz, sürekli et dolu tencereyi karıştırırdı ki, kavurmanın dibi tutmasın.

O mübarek et de bir türlü pişmek bilmez, beni dayıma yalvartırdı.

— Dayı be küçük bir parça atayım ağzıma.

—Pişmedi be oğlum daha, pişsin beraber yiyeceğiz.

—Çok güzel koktu be dayııı....

—Acele etmesene sen...

— Ne olur be dayııı

—Ali Şimdi vuracağım kafana kepçeyi.

— Yürü git, kuruluktan gündendi sopası getir. Sobaya atalım daha çabuk pişsin.

Ayçiçekleri biçildikten sonra, kış aylarında yakacak olarak kullanmak üzere topladığımız, bizim gündendi sopalarını kırmak, bir kucak getirmek, çocuk oyuncağı.

Dayımın gözüne girmek, bir parça et yiyebilmek için bir çırpıda yapardım istediğini. Sonra yine tencerenin başında beklemeye başlardım fakat nafile. Nuh diyen Dayım Peygamber demezdi.

O sırada sundurmaya çıkan annem seslenirdi.

— Aliiii koş bak kim geldi.

Bu sesleniş, elinin öpülmesi gereken bir misafirin, bayram ziyaretine geldiğinin habercisiydi...

— Ooo Ali Ne kadar büyümüşsün...

Cevap yok, kızaran yanaklar, yere bakan gözler...

— Al bakalım, sok şunu cebine

Paraya hiç bakmadan, alır direk cebime atardım. El öpme faslı bittikten sonra, Avlunun dışındaki tahta Helâya gider. Çaktırmadan paraları sayardım.

Hava kararınca, sofra bezinin üzerine yerleştirilen sofranın ortasına konan tencerenin, kendimce en yakın yerine oturur. Bulgur pilavı ile Kavurmayı afiyetle yutar. Karnım boza güğümü gibi olunca da, sobanın arkasına kıvrılır uyurdum.

Rüya gibi, hiç yaşanmamış gibi. Velhasıl, herkes yaşıyorken, kadro tamamken çıkıyor. Bayramların keyfi. Eski Bayramlar, o yüzden çok anlatılıyor. O yüzden çok konuşuluyor.
Ali GÜLCÜ

Yerleşim Türkiye / TekirdağMeslek Diğer
YORUMLARİlk katkıyı sen yap
Henüz yorum yok
KATKI FIRSATI

Bu toplulukta ilk yanıtını bekleyen bir tartışma var

TOPLULUK HAFIZASI

Bu toplulukta yeniden keşfet