Ana içeriğe geç

Diğer Konular

Birlikte Mahvolmak İsteyeceğiniz Biri. . . .

BaşlatanincididariTarih28/11/2006 15:39:52Yorum16

İlk mesaj
Yeni Üye79 yazı
Ahmet ALTAN

Birlikte mahvolmak isteyeceğiniz biri...


Hayatı, hayatın gücünü, meyvesini, tadını, ölümünün güzelliğiyle reddeden bir ağaç gibi kendi yanışıyla, yok oluşun kokusu sinmiş varlığıyla, yok oluşa yaklaştıkça ışıldayan tavırlarıyla, hayata karşı aldırmaz başkaldırışıyla sizi çeken insanlar vardır.

Onlara dokunduğunuzda, yapraklarınızın ölümün güzelliğiyle kızıllaşacağını sezdiğiniz insanlar... İntihar gibi bir ilişki. "Birlikte" yok olmanın, başkalarıyla yaşamaktan daha zevkli olduğuna inanacağınız bir ilişki.

Bir meyve ağacı için fazla büyük bir ağaç o, her yıl biraz daha kalınlaşıp büyüyen dallarıyla bir çınarla yarışacak gibi gözüküyor.

Bütün iriliğine rağmen dünyanın en tatsız yemişlerini veriyor.

Olgunluktan yere dökülen armutları bile sert ve tatsız.

Kimse yemiyor.

Bahçede top oynayan küçük çocuklardan biri bile yorulup terlediğinde onun meyvelerinden yemeye yanaşmıyor.

İriyarı, tabanlarını yere vura vura yürüyen, kalın enseli, sıkıcı ihtiyarlara benziyor.

Ama kasım ayı geldiğinde...

Meyvesiz dallarındaki yapraklar sararıp kızıllaşmaya başlıyor...

En canlı, en diri, en yeşil olduğu zamanlardaki tatsızlığından intikam alır gibi inanılmaz bir görkemle, bütün ağaçlardan daha güzel, daha koyu ve daha etkileyici bir ölümle ölüyor.

Öyle ölüyor ki sanki doğuyor.

Yakut kızılı, safran sarısı, tül kahverengisi, arada ölümün güzelliğini daha da göstermek ister gibi canlı kalan üzüm yeşili yapraklar kümeler halinde iç içe geçiyorlar, rüzgár estiğinde dalgalanan renkleri müziği andırıyor, her bakan sanki kendi içinde boğuk bir sesin söylediği kederli bir şarkı duyuyor.

İnsanı çağıran bir şeyler var ölümünde.

O koca gövde inceliyor, zarif bir oynaklıkla aşüfteleşiyor.

Yapraklarına karışma isteği uyandırıyor.

Ölümündeki bu istek uyandıran çağrı, önünden geçen herkesi kendine baktıran güzellik bana çocukluğumda seyrettiğim o eski filmlerdeki Şanghay batakhanelerinin afyonkeş fahişelerini hatırlatıyor; uzun ve karmaşık bir macerası olan, beyazlaşıp şeffaflaşmış yüzüyle bir yok oluşa giderken sihrine kapılmış erkekleri de beraberinde ***ürecek olan Rita Hayworth’ları.

Böylesine ölümcül bir güzellik, birlikte mahvolma arzusu uyandıran bir cazibe yaratıyor.

Birlikte mahvolmak...

Hayatı, hayatın gücünü, meyvesini, tadını, ölümünün güzelliğiyle reddeden bir ağaç gibi kendi yanışıyla, yok oluşun kokusu sinmiş varlığıyla, yok oluşa yaklaştıkça ışıldayan tavırlarıyla, hayata karşı aldırmaz başkaldırışıyla sizi çeken insanlar vardır.

Onlara dokunduğunuzda, yapraklarınızın ölümün güzelliğiyle kızıllaşacağını sezdiğiniz insanlar...

İntihar gibi bir ilişki.

"Birlikte" yok olmanın, başkalarıyla yaşamaktan daha zevkli olduğuna inanacağınız bir ilişki.

Bir örümcek türü var.

Garip bir biçimde çiftleşiyorlar, çiftleşirken erkek vücudunu dişinin başının önüne doğru eğiyor.

Çiftleşmeye başladıklarında, ikisinin bedeni bütünleştiğinde, dişi örümcek de erkeği yemeğe başlıyor.

Erkek dişiyi döllerken, dişi erkeği yiyor.

Çiftleşme bittiğinde erkek de kelimenin gerçek anlamıyla bitiyor, dişi onu yemiş oluyor.

İki örümcek çiftleşmeye başlarken, erkek bunun kendi sonu olacağını, öleceğini biliyor.

Ama birlikte olmak nasıl bir haz veriyorsa, erkek ölümü, öldürülmeyi, parçalanmayı daha baştan kabul ediyor.

Doğa bazen böyle insafsız şakalar yapıyor.

Ölüm gibi her canlıyı ürküten büyük bir tehdit yarattıktan sonra, o tehdidi bile unutturabilecek inanılmaz bir haz yaratabiliyor.

Ve, eğer o hazzı size tattıracak birine rastlarsanız yok olmaya aldırmıyorsunuz.

Bütün hayatınızdan vazgeçebiliyorsunuz.

Biriktirdiğin ne varsa, para, ün, itibar, aile, iş bir kenara itebiliyorsunuz.

Ölüm korkusundan bile daha büyük bir cazibeye dokunabilme karşılığında, ölümden bile beter olana, canlı canlı yenmeye, yavaş yavaş tükenmeye ve üstelik o tükenişten zevk almaya koşuyorsunuz.

Alıyorsunuz da...

Daha da beteri, siz ölümü bile aşan muhteşem bir hazzı yaşarken, size bakanların, sizi seyredenlerin, böyle bir hazzı hiç tatmamış, varlığından haberdar olmayanların, kendi küçük limanlarında küçük sandallarıyla gezmenin olağanüstü yolculuklar olduğunu sananların, sizi küçümseyeceğini, ne karşılığında hayatınızdan vazgeçtiğinizi anlamayacağını, sizi akılsız bulacağını biliyorsunuz.

Ama birlikte mahvolmayı seçeceği insanı bulanlar, başkalarının söylediklerine, yargılarına, alaylarına aldırmıyorlar bile.

Büyük bir ihtimalle kendilerini küçümseyenleri küçümsüyorlar.

Biliyorlar ki, bilmediğini küçümser insanlar.

Kendilerinin yaşamadığını, asla yaşanmayacak, yaşanmaması gereken gerçekdışı hayaller sanırlar.

Ve, o insanlar kendilerine hiç sormazlar:

- Ben, birlikte olmak karşılığında yok olmayı kabul edeceğim birine rastladım mı?

Kendilerine hiç sormazlar:

- Ben kiminle olmak için yavaş yavaş ölmeyi ve bu ölümden haz almayı kabul ederim?

Siz hiç böyle birine rastladınız mı?

Size, ölüme hiç aldırmadan, ölüm gibi bakan birini gördünüz mü?

Ve siz, ölümü önemsizleştiren bir haz yaşadınız mı?

Ölürken güzelleşen ağaçlar, sevişirken ölen örümcekler, bir aşk için bütün hayatını yakan insanlar var bu tabiatta.

Hangisine imrenmeliyiz?

Hangisini dilemeliyiz kendimiz için?

Nasıl bir mutluluğun, nasıl bir hazzın peşine düşmeliyiz?

Ölümü bile unutturacak olağanüstü bir hazzın hayatın bir yerlerinde saklı olduğunu biliyorsak eğer, bu haz karşılığında hayatımızı vermemiz gerektiğini de seziyorsak, ne yapmalıyız?

Yaşamın uysal mutluluklarıyla yetinmeli miyiz?

Bizi mahvedecek bir hazla kuşatacak olana rastladığımızda kaçmalı mıyız yoksa o hazzı yaratacak olanı mı aramalıyız her yerde?

Şanghay batakhanelerinde, elinde uzun sigara çubuğu, afyonla buğulanmış gözleri ve kızıl saçlarıyla, dumanların arasından size doğru yürüyen bir Rita Hayworth düşünün...

Ya da, deli gözleriyle, size hiç tatmadığınız en çılgın, en sapkın, en olağanüstü zevkleri vaat ederek yaklaşan çılgın bir aristokratı, bir markiyi...

Geri çekilir miydiniz?

Size yaklaşan hazdan kaçar mıydınız?

Sizi mahvolmaya razı edecek bir hazzın ışıklarıyla gözlerinizin kamaşmasından korkar mıydınız?

Beraber mahvolacağınız birini bulmak...

Bu bir şans mı, şanssızlık mı?

Belki öyle birini aramayız, korkarız öyle bir arayışa girmekten ama ya karşımıza çıkarsa o, sıradan mutluluklarla mutsuzlukların sınırladığı hayatımızı parçalayacak, bize varlığından bile haberdar olmadığımız zevkler verecek, bizi elimizden tutup yok oluşun kenarına etimizi hazdan uyuşturarak ***ürecek birine rast gelirsek...

Bir vakitler, bütün dünyayı sarsan bir Japon filmi seyretmiştim Paris’te, sinemanın kapısında kuyruklar uzamıştı.

Sevişmekten en büyük hazzı alabilmek için uğraşan bir çifti anlatıyordu.

Sevişirken birbirlerine ölüm korkusunu da tattırıyorlardı, büyük bir bitişin kenarında en büyük hazzın saklı olduğuna inanmışlardı.

Seyredenler de, seyrederken inandılar.

Onun için akın akın gidip izlediler filmi.

Bilmedikleri bir duyguyu anlamaya, öğrenmeye koştular.

Gördüklerine şaşırdılar ama garip bir içgüdüyle bunun mümkün olabileceğini düşündüler.

Tabiat tuhaf sırlarla dolu.

Bazen kendi kendisiyle, yarattığı en büyük korkularla da alay edebiliyor.

Bir örümcek, sevişirken seviştiği dişinin kendisini yemesine razı oluyor.

O nasıl korkunç bir haz olmalı ki karşılığında hayatını veriyor.

Karşılığında hayatını verebileceğin kadar büyük bir haz...

Büyük bir istek...

Büyük bir tutku...

Böyle tutkuların peşinden giden insanlar gördüm, siz de görmüşsünüzdür.

Başkalarının acıdığı ama başkalarının düşüncelerine aldırmayacak kadar yaşadıklarıyla büyülenmiş insanlar.

Birlikte mahvolacağınız birine rastlamak ister miydiniz?

Böyle bir hazzı yaşamak...

Karşılığında kendinizi, varlığınızı, her şeyinizi yok etmek...

"Benimle yokluğa yürürsen sana varlığında tatmadığın bir zevk vereceğim," diyen biri...

Bunu söyleyecek insanın karşısındakini etkileyecek bir cazibesi olabileceğine inanmak çok zor değil.

İster miydiniz böyle birinin karşınıza çıkmasını?

Bizim bahçedeki, ölümünü insanların hayranlıkla seyrettiği armut ağacı, ölüme yaklaştığı, yapraklarının ölümden bir gökkuşağı gibi renklenip parladığı günleri mi arzuyla bekliyor acaba yoksa tatsız meyveleriyle sıradan bir ağaç gibi yaşamayı mı arzu ediyor?

Nasıl bir ağaç olmak isterdiniz acaba?

Yakut kırmızısı yapraklarınızın akşam vakti safran sarısı parıltılarla tutuştuğunu görmek ister miydiniz?

Ancak yok oluşa yaklaştığında gerçekleşiyor bu.

Birlikte mahvolmaya razı olacağınız birine rastlamak ister miydiniz, hazla tutuşmak ve her korkuyu unutmak...

Bir tutkuyla mahvolmaya yürüdüğünüzde oluyor ancak bu...

Ama siz bunu ister miydiniz?

Yerleşim Türkiye / İstanbulMeslek Grafiker
YORUMLARTopluluk ne düşünüyor?
16 yorum
Yeni Üye59 yazı


İnci hanım sizi candan kutlarım..Kesinlikle okunması ve üzerinde düşünülmesi gereken bir alıntı..İnsan sonunu bile bile, ödünler vere vere ve herşeye rıza göstermek suretiyle neleri göze alabilir ya da neleri göze alamaz? Kaç kişi erkek örümcek cesaretini sahip olabilir; kaç kişi dişi örümcek metanetine sahip olabilir ve kaç kişi ne dişi örümcek ne erkek örümcek olmayı seçebilir??

Zor sorular..

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Di?er
Yeni Üye79 yazı
Zor olduğu kadarda basit sorular yürek ne istiyorsa yaşıyor sanırım. Yeterki o cesaret o yürekte olsun. Yorumlarınıza tşkler Serdar Bey yine can alıcı yerlerden yakalamışsınız:)))

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Grafiker
Üye1236 yazı


Hayati haz almaya dayali bir sistem olarak goren bu yaziya katilmiyorum.

Erkek orumceginki ne cesaret ne de zevkten kendinden gecme... Disi orumcek ise verdigi hazza karsi vahsice bedel odetmiyor erkek orumcege...

Bu, yuvasini tehdit eden dusmani ignesiyle sokan ardindan da olen arinin yaptigi gibi bir sey. Turunu (soyunu) devam ettirmek icin yapmasi kendisine ilham edilmis bir davranis bicimi. Sebebi ise cok basit; yumurta uretimi ve yumurtlama icin gereken enerjiyi karsilamasi icin erkek orumcegin disi orumcege verdigi besin kendi vucudu (veya kendi vucudundan bir parca.

Yani aslinda orumcekler boyutunda verilen ornek (ve sanirim yaziyi en carpici kilan kisim)yukaridaki yazida kabul ettirilmeye calisildigi gibi zevklerden zevklere dalarak bunu size yasatana kul-kole olmak, hayatindan bunun icin vazgecmek degil, ailesi colugu cocugu icin calisip cabala**** tum hayatini onlara adayan bir baba (veya anne) figurune daha cok karsilik geliyor insan boyutunda yasamin.

Doga bize zevklerden zevklere kosup, keyif icinde yasamaktan cok, bir baskasi icin FEDAKARLIGI ogretiyor bana gore. Anlayip bilen icin bu bedeni hazlardan cok daha derin, gercek ve huzur verici bir duygudur suphesiz.

Zann ile yakin zail olmaz. - Mecelle'den

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Yeni Üye59 yazı
SENİ KUTLAMAK İSTERİM;DERİN PSİKOLOJİK VE BİYOLOJİ BİLGİNLE IŞIK SAÇTIN! YİNE..
OLAYI BEN VE İNCİ HANIM; TAMAMEN ERKEK ÖRÜMCEĞİN MAZOŞİZMİNE;DİŞİ ÖRÜMCEĞİN SADİZMİNE İNRİGEMİŞTİK;SAYENDE ÖYLE OLMADIĞINI ÖĞRENMİŞ OLDUK..FARKLILIK YARATMAK ADINA YA DA MUHALEFET OLMAK ADINA YAPTIĞIN YORUMLARINDAN İSTİFADE ETMEMİZİ ENGELLEMEDİĞİN İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİZ..

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Di?er
Yeni Üye79 yazı
Kenan Bey yorumlarınızı herzaman dikkate almışımdır. Fakat bu yazıdaki yorumunuz Ahmet Altana ise lafım yok. Bana ise ben zaten sevgiden ve bunun için yapılan fedakarlığı takdir ettiğimden bu yazıya yer vermiştim. Psikoloji bilgimde,biyoloji bilgimde yeterince var teşekkürler. Yazıyı tekrar dikkatle okuyup neden yer verdiğimide dikkate alarak yorumlarsanız sevinirim.

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Grafiker
Üye1236 yazı
psikoloji ve biyoloji bilgilerinizin ust seviyede oldugundan eminim.
fakat yazimda psikolojik ve/veya biyolojik her hangi bir bilgi aktarmadim.

yazimin girisinde Ahmet Altanin bu yazisina da yazisinda savundugu hayat sekline de katilmadigimi belirttim. ilgi cekmek icin benim yazilarima MUHALIF yazilar yazilmasina gerek yok.

bunun yerine cok guvendiginiz bilgilerinizin yanina 'HEDONIZM' konusunu arastirsaydiniz ahmet altanin yazisinda neyi savundugunu daha iyi anlardiniz. anladiktan sonra belki benim yazimin ne demek istedigini de anlardiniz.
Zann ile yakin zail olmaz. - Mecelle'den

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Yeni Üye79 yazı
Aristippos'unda,Epikuras'ında görüşleri benle ve düşüncelerimle asla bağdaşmaz. Yani HEDONİZM nedir gayet iyi bilmekteyim. Yinede hatırlattığınız için tşk ederim. İlgi çekmeyede hiç ama hiç ihtiyacım yok Kenan Bey. Yorum yapma takdirini gösteren siz, cevap verme takdirini gösteren ben. Çok beğendiğim bir yazının, yazarının kişisel düşünceleri yüzünden eleştiri almasıda beni pekte ilgilendirmiyor açıkcası. Siz öyle algılarsınız ben böyle.

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Grafiker
Üye1236 yazı
gayet mantikli bir yaklasim sizinki incididari. elbette benim karsi ciktigim sey kisiler degil, fikirlerdir. yani beni hedonizm savunuculari degil gorusun kendisi ilgilendirir. ustteki yazim da bu goruse karsi yazilmistir.
ikinci yorumumda belirttigim ilgi cekmek icin buyuk harflerle MUHALIF yazilar yazma meselesinin muhatabi ise siz degilsiniz incididari. belki sizin yorumunuzun hemen altinda yer aldigi icin yanlis anlamis olmalisiniz.
Zann ile yakin zail olmaz. - Mecelle'den

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Üye1236 yazı
ustelik teknik acidan da iyi kotarilmis bir yazi degil ahmet altan'in yazisi. biriyle birlikte olmaktan bahsederken tekilligin sembolu agaci malzeme olarak kullanmis. cok acemice bir hata.
Zann ile yakin zail olmaz. - Mecelle'den

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Yeni Üye59 yazı
BİRKAÇ GÜNDÜR GİRMİYORDUM SİTEYE;YORUM YAPMIŞSIN KENAN KABLAN,YENİ GÖRÜYORUM..

İNCİ HANIMA MUHATABIM SİZ DEĞİLSİNİZ DEMİŞSİN,İŞTE GELDİM,MUHATABIN BENİM ARKADAŞIM;YİNE BÜYÜK HARFLERLE YAZIYORUM;YİNE MUHALİFLİK OLSUN DİYE YAZIYORSUN KANAATİNDEYİM HATTA BİR DE PROVAKATİFSİN DİYORUM.YAZIYI ANLAMAMIŞ OLDUĞUNA YA DA BENİM ALGILADIĞIMDAN FARKLI BİR BİÇİMDE ALGILAMIŞ VE YORUMLAMIŞ OLMANA İSTİNADEN AÇIKLAMA YAPTIM,YORUM YAZDIM.(TARTIŞMA ZİHNİYETİ BUDUR ZATEN)İNATLA UZATMAKTA VE ISRARCILIKTA DEVAM EDİYORSUN..YAPTIĞIN İLK YORUMUN TETİKLEYİCİ KARAKTERİNDEN DOLAYI UZADIKÇA UZAMIŞTIR KONU..TAHMİNİM UZAMAYA DA DEVAM EDER..

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Di?er
Üye1236 yazı
Ne kadar (b)allanip pullansa da hedonizm felsefesi kabul edebilecegim bir gorus degil.
Yazidaki tasvirleri ile maddi hazlari yucelten, 'ask'i sadece sevismek olarak goren (ve gosteren) her seyi maddeye indirgeyen Ahmet Altan'in goruslerine katilmiyorum.

Ilk yazimda da bunu yazmistim simdi de aynisini yaziyorum. Bu karsi cikisim kimin neresine dokundu anlayamadim. Cok da umrumda degil...
Zann ile yakin zail olmaz. - Mecelle'den

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Yeni Üye59 yazı
Kenan Kablan; eğer ''Bu karsi cikişim kimin NERESİNE dokundu'' şeklinde ki üslubunu bilerek, kasten yaratmışsan,bilesin ki (muhtemelen muhatabın benimdir yine) dokunacak bir durum ve yer mevcut değildir; aynı görüş ve kanaatle iade ediyorum ve yine bil ki sözde ince düşünce ürünü üslubunu kelimelere indirgeyerek sürdürürsen; dokundurmatik cümlelerle sıkça karşılacaksın.

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Di?er
Yeni Üye54 yazı
Şimdi burada anlayamadığım bir olay var !Neden SERDAR BIYIK denilen arkadaş yapılan her hangi bir yoruma bu kadar büyük tepki verip saçmasapan alınmalar yapıyor anlayamadım.Ayrıca büyük harflerle yazmanın nasıl bir *****lik olduğunu artık 7-8 yaşındaki çocuklar bile biliyor.Neye ve ne hakla bağırıyorsunuz?Forum herkesin!
BASİTLEŞTİR, SADELEŞTİR, EKONOMİKLEŞTİR

http://www.tekbisey.com

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Bilgisayar-Bili?im
Yeni Üye59 yazı
tunahanakçay DENİLEN kişi; konunun senle ne alakası var ve sen kimsin;ne hakla müdahil oluyor; terbiye dersi vermeye kalkıyorsun, hacmin nedir çapın nedir ; iki kişi arsındaki sönmeye yüz tutmuş bir mevzuyu ne hakla ve yetkiyle alevlendirmeye çabalıyorsun,amacın nedir?? Neye ve ne hakla bağırıyorsun demişsin.Bağırmak CapsLock u bilerek ya da bilmeyerek açık bırakıp büyük harflerle yazı yazmayla olmaz..Bağırmanın da yerini gereğini muhatabını senden öğrenecek değilim..Forumun herkesin olduğunu da öğrenmen büyük başarı..Varsa konuyla ilgili bir yorumun yaparsın; kişiselleşmiş bir durum senin yakınından bile geçmez..Yok ben ona da karışırım dersen sadece provakatörsün derim başka da birşey demem..

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Di?er
Yeni Üye1 yazı
Yapılan yorumlardaki tartışmaları tasvip etmediğimi belirtiyim öncelikle.İnci beğendiği birşeyi bizlerle paylaşmış çok tşk. ederiz canım bende beğendim ayrıca, okumamıştım daha önce.Sevmek fedakarlık ister, karşılıksız ve ölümüne bi sevgi.... Pek yok günümüzde ama. Birazda masalsı gibi geliyo artık.Yine de tşkler İnci

Yerleşim Türkiye