Merhaba,
Kenan çok önemli bir konuyu gündeme getirmişsin.
Benim çok önem verdiğim bir kavram var: "Değişimi Yönetmek". Değişimi yönetmenin tek yolu var: Değişime sebep olan ve onu devam ettiren bilgiyi üretmek. Bu gerçeğin farkında olan ülkeler çok büyük atılımlar yapmaya başladılar.
ABD bunu erken farkedenlerdendi. Silikon vadisi ve benzeri yapılanmalarla devlet destekli yönlendirmelerle dünyada yüksek teknolojinin merkezi oldular.Japonlar uzak doğu ekonomik krizi ile kolaycılığı tercih etmenin sonucunu en acı şekilde yaşadılar. Her ne kadar teknoparkları 1980'lerden itibaren kurmaya başladıysalar da, bunların kendi başlarına yeni teknoloji üretmede yetersiz kaldıklarını keşfettiler.
Dünyada bilginin yüksek seviyelerde kurumsallaşmasını ifade eden bu merkezlerin gelişimini iki döneme ayırabiliriz.
1- Uzak doğu ekonomik krizi öncesi
2- Uzak doğu ekonomik krizi sonrası
Öncesinde gerçek anlamda sadece ABD ve onun iyi taklitçisi "Japonya" vardı.
Sonrasında ise ; Kanada, Malezya, Hindistan, İsveç, Finlandiya, Fransa, İngiltere, Singapur ve bir kaç yıldır Almanya'yı görmekteyiz.
Türkiye nerede?
Şu anda kimlik arayışında...
Dünyadaki internet kullanıcı sayısı sadece 700 iken 2000'li yılların başında internet üzerinden yapılan ticaretin miktarının 1 trilyon dolar olacağını ve her 5 yılda bunun üssel olarak artış göstereceğini tahmin eden ünlü gelecek bilimci Alvin TOFFLER, geçen sene İstanbul'a geldiğinde şöyle demişti:
" İstanbul ve Türkiye çok stratejik bir konumda, öncelikle İstanbul, daha sonra Türkiye'nin tamamı bölgesel bir silkon vadisi olabilir."
Onun deyimi ile Avrupa sahip olduğu paradigmalar nedeni ile bu treni kaçırdı, ama bizim hala şansımız var.
Acaba bu şansı kullanmak için ne yapmak, nereden nasıl başlamak gerekir?
Kuşkusuz bu işin "eğitime katkı payı" adında katrilyonlar toplamakla olmayacağı kesin. Paranın para olarak tasarruf edilerek işe başlamak için bir miktara ulaşmasını beklemek çok büyük bir talihsizlik. Geçenlerde haberlerde dinlediğimde ürperdim. Eğitime katkı payında katrilyon toplanmış ve birkaç katrilyon daha olması için bekleniyormuş.
Teknolojinin bu kadar hızlı çehresini değiştirdiği bir ortamda elinizdeki paranın size hiçbir faydası yok. Çünkü siz işe başlamaya karar verdiğinizde iş işten çoktan geçmiş olacak.
Bence eğitime katkı payı olarak toplanan paraların hiç vakit kaybetmeksizin belirli bir stratejik yönetim modeli çerçevesinde, yatırıma, eğitim ve teknolojilerine, eğitilmiş insana dönüşmeyen her kuruşunun hesabı sorulduğunda bu işe koyulduk demektir.
Düşünen, sorgulayan, çözüm üreten ve paylaşan bir topluma doğru elele,..
AKIN ARSLAN