En sevdiğiniz , en iyi bildiğiniz şeyi yaparak para kazanmak gibisi yoktur. Hayat insana bitmeyen bir eğlence , tatil gibi gelir.
Kendine dürüst bir insan hata yapmaya diğerlerinden biraz daha uzaktır. Bu iyi. Hiç para sahibi olmadan dünyanın en mükemmel fikri bile beş para etmez sizin hiç değilse akla uygun bir sermayeniz var. Bu da iyi.
Parayı ticarete sokmak ne yazık ki tam olarak riske girmek demek. En mükemmel şartlara sahip işin bile mutlaka bir riski var. Eğer bu parayı kaybetmeyi hiç bir şekilde kabullenemeyecekseniz kesinlikle işe yatırmamalısınız. Yatıracaksanız, taşı altın yapan bir işletme açacak olsanız bile herşeyi kaybetme ihtimali mutlaka olacak. Bunu iyice kabullenip, öyle olursa ne yaparsınız, ciddi ciddi düşünüp planlayın.
Yani araba duvara toslar içinde sıkışırsam ne yaparım senaryosunu düşünüp provasını yapın.
Küçük, nezif , hatta salaş süsü verilmiş bir yerde küçük tabaklarda kendinize has yemekler yapıp servis etmek, yavaş yavaş ünlenmek kulağa çok hoş geliyor. Olmayacak iş de değil. Ama, uygun olacağına kanaat getireceğiniz bir yer bulmak ve sevimli, çekici bir reklamla adınızı duyurmak, nasıl yapılır altından nasıl kalkılır bilemiyorum. Kafa yormak gerek. Sizin yaratıcılığınıza kalmış.
Kuracağınız yeri günün birinde devredebilecek şekilde kurmalısınız. İşler iyi gitmezse , dış görünüş ve imajınız yani işletmenizin soyut ve somut duruşu cazibeli olmalı ki para tamamen batmasın. Hatta işler iyi gitmediği halde kara bile geçebilin.
Bu da bir iştir. Bazıları sürekli iş kurarlar. O işi yapmak gibi bir niyetleri yoktur. İşi müşteriye kurarlar. Herşey düzgün ve caziptir. İlk 6 ayda iş birine devrolur. Parası olup ne iş yapacağını kestiremeyenlere danışmanlık gibi. Tek fark müşteri gelmeden işi hazır ediyorlar. İşte bunu göz önünde bulundurun. Amacınız işi devretmek olmasa da görünüşünüz cazip olmalı.
Kolay gelsin.