Ana içeriğe geç

Sanat, Edebiyat, Kitaplar

Kurda birileri sormuş,zamanında

BaşlatantristapenaTarih28/08/2006 08:59:41Yorum0

İlk mesaj
Editör498 yazı
Hayattaki dalgalanmaları anlamak mümkün olmuyor bazen. Sadece yarım saat arayla siyahın beyaz, beyazın siyah oluşu. Kimsenin de tepki göstermeyişi. Normal olarak karşılaması, Konuşulduğu zaman ‘olur böyle şeyler’ deyip arkalarını dönmeleri.

Alıştık mı sahiden bu değişmelere, rüzgâra göre konuşmalara. Kimin arabasına onun düdüğünü çalmalara. Şimdi arabada çok kimin arabasına binecek sinde, kimin düdüğünü çalacaksın.

Araba çok ta düdük az mı sanki.

Düdük çok, araba çok, Memlekette dansöz çok!

‘Aslına bakarsan ben öyle söylemek istemedim’ diye bir cümle ile başlıyorsa kişi konuşmaya anlayın ki zilleri takmak üzere, roman havası ile başlayacak, oryantalle bitirecek.

Birde ‘ben senin iyiliğini isti yorumcular’ var.

Yol karanlık ve sisli, sizde önünüzü görmeden yürüyorsunuz. Siz giderken biri gelip, ‘ben senin yürüdüğün bu yoldan yürümüştüm, istersen sana yardımcı olabilirim’ diyor.

Hazırcıyız ya, kendi kendimize yürümek yerine başkalarının önerileri ile hareket etmek işimize de geliyor. Atıyoruz kolumuzu bize yol göstermek isteyenin omzuna başlıyoruz beraber yürümeye. Tecrübeli olan nerde çukur nerde tümsek var, biliyor ya! uyarmasını bekliyoruz. Beklediğimiz gibi de oluyor. Küçük tümseklerde küçük çukurlarda uyarıyor. Daha da rahatlıyoruz o zaman, kendi kendimize cesaretleniyoruz da

Sonra büyükçe bir çukura geliyoruz ve çukurun dibinde buluyoruz kendimizi. Çukurdan yukarıya, yol göstericimize bakıyoruz.

Vahşice bir sırıtış görüyoruz suratında.

Nasılsa çukurdan çıkıyoruz. Yolda tekrar yürümeye başlıyoruz. Yollarda yürüdükçe güçleniyoruz da.

Günün birinde bizi çukurun dibinde bırakan, vahşi sırıtışlı yol göstericimizle karşılaşıyoruz.

O eskisi gibi değil, yolun sonuna birkaç defa gelmiş.

Kindarsak yapışıyoruz yakasına, ‘Kısasa kısas’ diyoruz, kaldırıp derince bir çukura atıyoruz. Yukarıdan çukurun içindeki çamurla cebelleşmesini izliyoruz. Vahşice sırıtıyoruz. Ondan bir farkımız kalmadığını anlamıyoruz.

Kindar değilsek, yolların bizi aşındırmasına izin vermediysek. Eski yol göstericimizi karşımıza alıp soruyoruz. Çukurda kalmama neden izin verdin?

O sazı eline alıyor ve yukarıda da yazdığım gibi cümleye ‘ben senin iyiliğin istiyorum la’ Başlıyor.

‘Allah iyiliğimizi versin!’.Hiç belli etmeseler de son günlerde ne kadar çok iyiliğimizi isteyen var.

Hani bir atasözümüz var ‘kurda sormuşlar neden ensen kalın diye, kendi işimi kendim yaparım da ondan demiş’.

Bu atasözü yüzünden toy zamanlarımda her ensesi kalını kurt zannettim.

Ensesi kalınları kendi işlerini kendileri yapıyorlar diye takdir ettim, saygı duydum bir süre.

Bu durum, kurtlar la ilgili bir belgesel izleyene kadar sürdü. Sonra

İnsanların başka başka sebeplerden enselerinin kalın olduğunu öğrendim.

O dönemlerde benim ensede dürüm dürüm olsun, diye çok uğraştım ama nafile.

Vazgeçtim enselerden ve ensemden. Popoyu ensesi kalınlardan kollamaya baş
Ali GÜLCÜ

Yerleşim Türkiye / TekirdağMeslek Diğer
YORUMLARTopluluk ne düşünüyor?
0 yorum