Bundan yıllar önce yabancı filmlerde hep bana tuhaf gelen bir özellik vardı.O da tüm kişilerin birer psikologunun olmasıydı. Haftada en az 1-2 kez ona gider dertleşir, ondan aldığı pozitif güçle sorunlarına karşı daha güçlü duruş gösterirdi. Bizde ise psikologa gitme diye bir kavram yoktu, psikiyatra ise insanlar mecburen ve de gizlice giderdi.
Şimdi bakıyorum, her yerde psikolog danışmanlar,yaşam koçları, mentorlarla dolu. Ve sonunda bu işinde tabiri yerindeyse ‘’Cılkını’’ çıkaracağız. Evet, bu konuda yeterli bir yetkilenme olmaması nedeniyle insanlarımız yine kullanılmakta ve sömürülmektedir.
Bence yine de psikologlar ve de özellikle uzman doktorlar haricinde ki kişilere giderken iki kere düşünmek gerekiyor. Onlara da gidecek
Maddi olanaklarınız varsa. Eğer, maddi sorunlardan dolayı çıkmaza girdiğinizi düşünüyorsanız da bu durumun maddi külfetini göz ardı etmemelisiniz.
İşin en kolayı, en başta iç motivasyonunuzu kuvvetlendirmek ve her güne başlarken tebessüm etmektir. Ve sorunlarımızın sadece bize ait kişisel sorunlar olmadığını ve tüm insanların benzer sorunları olduğunu düşünmeliyiz. Beterin de beteri olduğunu unutmamalıyız.
Dahası mı? Haftada bir kez hastanelerin acil bölümüne gidip, bir kenardan seyredin. Sorunlarınızın ne kadar hafif olduğunu anlayacaksınız. Halinize şükredeceksiniz. Yetmedi mi, neden bir de mezarlıkta ki yakınlarınızı ziyaret etmiyorsunuz. Hayatın ne kadar kısa ve sorunları büyütmenin anlamsızlığını anlayacaksınız.
Onun için diyorum ki ‘’Bir Teselli Ver’’ yerine ‘’Bir Tebessüm Et’’
Olgusunu hayat prensibi yapmalıyız. Gülümseyelim ve bir yazarın dediği gibi ‘’Bu gün hayatımızın geri kalanındaki ilk günü’’ ve bu güne mutlu başlayıp mutlu bitirelim.
Mehmet SALİH