Ana içeriğe geç

Sanat, Edebiyat, Kitaplar

YÜZÜ YUMUŞAK OLANIN

BaşlatantristapenaTarih03/08/2006 19:27:31Yorum0

İlk mesaj
Editör498 yazı
Sabahın körü,
Cep telefonum çaldı,
Besmele çekip açtım telefonu.
Bu saatten çalan telefondan pek hayırlı haber çıkmaz ama.
-Alicim günaydın.Nasılsın?
-İyiyim ağabey sağ ol sen nasılsın.
-İyiyim bende,yav sana çok yük oluyoruz biliyorum ama,yengen tutturdu ille de Cuma gününden tatile gidelim diye.Bende kıramadım ne zamandır bir yere de çıktığımız yok zaten.Birkaç ödemem var,onları sana zahmet bir hallediversene pazartesi günü geldiğimiz de hesaplaşırız.
-Ödemeleri yapmak sorun değil ağabeyde,bankalar çok kalabalık oluyor biliyorsun.Bende müsait olmayabilirim.Ne zamandır bizim de bir yere çıktığımız yok
-Olursun sen olursun,ağabeyini mi kıracaksın.İdare et bu seferlik.
Telefon kapandı.
Telefon kulağımda kala kaldım.

Ne kadar çok idare ediyoruz birbirimizi!!!
Birbirimizi değil aslında,idare eden ile idare edilen hep aynı oluyor.
Kazara günün birinde,birisini idare ettiyseniz hapı yuttunuz.Hayatınızın sonuna kadar karşınızda kini işi düştüğünde kayırmak,kollamak,ödemelerini yapmak,yaptığı bütün işlerde arka çıkmak durumundasınız.
Bin kere kayırdınız, kolladınız,
Bir kere arka çıkmadınız.Yandınız.
Sizden daha riyakarı,sizden daha iyi gün dostu,sizden daha vefasızı yok...

Ne iş yapıyorsun? diyenlere
İdareciyim diyorum.
Onlar bu cevaptan yönetici olduğum sonucunu çıkartıyorlar.

Aslında benim anlatmak istediğim daha farklı fakat isteyen, istediği sonucu çıkartıyor.Ben de olayın çok fazla üzerine gitmiyorum.

Benim ev altıncı katta
Spor olsun diye,merdivenlerden inip çıkıyorum.Altıncı kattan aşağıya inene kadar da komşularımla karşılaşıyorum.
Eve taşınalı iki yılı aşkın bir süre olmasına rağmen,Aynı apartmanda oturduğumuz pek çok komşumun adını bilmem.
Onlar benim ismimi biliyorlar, Allah razı olsun.
Salı günleri oturduğum mahallede Pazar kurulur.Evin zerzevat ihtiyacını da bu pazardan karşılarız.
Bir Salı, pazara gidiyorum.Bende yaşı oldukça büyük komşumla karşılaştık.
Serde esnaflık var ya,ağzım alışmış,yaşı babamın kine yakın olanların hepsine birden baba diye hitap ediyorum.

-OOO babacım nasılsın?
-İyiyim valla pazardan geliyorum,çok pahalı haberin olsun.Yerli karpuz da çıkmış alacaktım ama taşımak zor geldi.Ellerim kollarım dolu(elinde yalnızca bir poşet var,poşetin için de bir kilo domates)
Gelirken bana şöyle büyüklerinden iki tane karpuz alır mısın?
Daha yanıtı beklemeden,elini cebine attı yirmiliği çıkarttı.

-Alamam babacığım dedim,benim pazardan ne zaman geleceğim belli değil.
Adam inatçı,koymuş kafasına aldıracak bana iki tane kocaman karpuz.
-Olsun,ne zaman gelirsen bırakırsın.
İçimden,adamın yüzüne karşı bastım kalayı.
Eğdim başımı küçük Emrah gibi, aldım parayı koydum cebime.
Pazar gittim iki tane irilerinden karpuz aldım.***ürdüm verdim.

Teşekkür bile etmedi, güldü sadece.
Neden teşekkür bekledim bilmem,(*****lik)apartman sakinlerinin karpuz,kavun ihtiyaçlarını karşılamak benim görevim değil mi?
Görevim.
E o zaman işimi yaptım.Neden teşekkür edilsin ki.

Aradan birkaç gün geçti,benden yaşı oldukça büyük komşumla yine karşılaştık.
Ne olursa olsun görmez den gelicem.Kafaya koydum.
Ne mümkün.
-Ali be! geçen gün iki tane karpuz almıştın ya.
-Evet baba
-Valla biri iyiydi de diğeri kabak çıktı!!!.
-Haberin olsun.

Bu idare lambacılığı ne kadar devam edecek bilmiyorum,günün birinde,idare ettiklerimden birine çok fena patlayacağım ama bakalım kime denk gelecek.

Neden bunlar başıma geliyor biliyorum aslında; YÜZÜM YUMUŞAK.
E yüzü yumuşak olanın da şalvarının ağası kurumazmış, benimkisi o hesap.

Mutlu huzurlu bir hafta sonu diliyorum.
Ali GÜLCÜ

Yerleşim Türkiye / TekirdağMeslek Diğer
YORUMLARTopluluk ne düşünüyor?
0 yorum