Nur içinde yatsın Rahmetli.
Dün pek çoğunuzu güldürmüş.Ettiğiniz telefonlara ve yüz yüze görüştüğümüz de,yaptığınız pozitif yorumlara teşekkürler.
ÖZCAN ağabey ile ÖZCAN IŞIKLAR ile sohbet ederken sordum.(Güzel geri dönüşler aldık ya moralliyim)
Yazılarımı nasıl buluyorsun diye?
Şöyle bir yüzüme baktı,
Bakışı beğenmedim ben, nefesimi de tuttum.Bakalım ne yorum yapacak diye.
Bir gram bal için kilolarla keçi boynuzu yediriyorsun,Daha az kelimeyle daha çok şey anlatman lazım!
Hıı.
Teşekkür ettim.
Oturdum düşündüm,sonra
Balı nasıl dirhem dirhem vermem de okuyuculara kavanozlarda ikram derim.
Kovan var,arı var,bal var.Bende kavanoz yok.
Kavanozda okuyucularda var.
E sorun yok o zaman.
Bundan sonra bol bal, az cümle.
Huylu da huyundan vazgeçmez ya! neyse..
Dünkü yazının sonunu İSMET AMCAYI SİZLERE NEDENMİ ANLATTIM ONU DA BAŞKA BİR GÜN ANLATIRIM DEMİŞTİM.O gün bu gün.
Erosla ,sevgili Kamille beraber MAXİ deyiz,Öğle yemeği yiyeceğiz beraber.
Yürüyen merdivenlerden, FAST –FOOD ların olduğu kata çıkıyoruz.
MAXİ dehşet kalabalık,alışveriş arabaları tıka basa dolu.
Uğultu var!
Toplum olarak dinlemeyi sevmiyoruz biz.Konuşmayı daha çok seviyoruz.Anlatacağımız,konuşacağımız ne kadar çok şeyimiz var.
Son günlerde vatan gazetesi okumaya başladım.Kamilin tavsiye ile tabi.
Vatan gazetesindeki köşe yazarlarından konuşuyoruz.
Vatan gazetesinde ikinci sayfa da yazan bayan bir köşe yazarı var,ismi dilimin ucunda ama bir türlü söyleyemiyorum.Kamile kadını hatırlatmaya çalışıyorum,işte köşesinde gülen bir fotoğrafı var,saçlarını topuz yapıyor(yazdıklarını anlatsam ya!).
Ben cevabı Kamilden beklerken,
Cevap önümüzdeki amcadan geldi.
‘Dilek önder’
Evet dilek önder(İnternet teki resmine baktım şimdi saçlar topuz değil artık).
Sağ ol baba dedim.
Amca ya bir dikkat ettim.İnsan insana bu kadar mı benzer,bizim Arap ismet amcanın,çamaşır suyuna düşmüş hali,Beyazı yani.
Kilo, boy, poz.
Kareli bir gömlek giymiş,Gömlek ter içinde.Gömleğin düğmeleri göbeğe kadar açık.
Ayağında CEYO terlikler.
En ilgi çeken aksesuarı bastonu.
Yazlıkçı belli,çok babacan,çok sempatik.
Amcayı geçtik.EMİNE TEYZENİN MUTFAĞINA oturduk.
Ben rejim deyim ya bitki yemeklerine bakıyorum,pardon sebze yemeklerine bakıyorum.Dişime göre ıspanak var.
Ispanak ta yoğurtlu sarımsaklı yenir.Sarımsağı da yersek,bu sıcak ta buram buram kokacağız millete.
Sıktığımız KENZODA boşa gidecek..( parfümü yazdım ya acayip havam oldu)
Kamil gözleme söyledi.
Ben ne yiyeceğimi düşünürken,merdivenlerde ki amcayı gördüm oturmak için yer arıyor.
Gel dedim baba beraber yiyelim.
Güldü,
Bastonu duvara dayadı.
İskemleye oturdu,oturunca amcanın havada durduğu izlenimine kapıldım.İskemle gözükmüyor.
Cebinden mendilini çıkardı.
Mendil sofra bezi kadar.
Mendili masaya mı serecek diye düşünürken.Şöyle bir alnını, göğsünü sildi.
Gelen garsona haşlama ve bulgur pilavı siparişi verdi.
Ben de ıspanaktan vazgeçip adını bilmediğim gözüme hoş gelen yemeği tarif ettim..
‘Mahkemeler de çok uğraştırdılar’ diye başladı söze
Kamille göz göze geldik.
Kimi baba?
‘Ahmet ALTANI.’
Akrabası mı diye geçirdim içimden ama soramazsın ki.Şimdi
‘Biliyorsunuz değil mi AHMET ALTANI’
Cevap vermedik kafamızı öne doğru sallamakla yetindik.
‘Ahmet ALTANIN isyan günlerinde aşk adlı kitabını okudunuz mu?’
Okumadık baba(ben utandım biraz) .Kamil de sıkıldı..
‘Alın okuyun,Paşaları anlatmış adam,Trakya da ki çiftlikleri ,araya aşk meşk te koymuş ama anlatmak istediği farklı..’.
Okuruz deyip.
Kendimi zi tanıtma faslına geçtik.Ne iş yaptığımız söyledik.
Adını bilmiyoruz daha amcanın.
‘Ahmet ATLI.’
‘Bulgaristan göçmeniyiz biz,bizimkiler 93 harbinde gelmişler.Soy adım gibi atçıyım ben.’
Atçıyım deyince,gazeteler de at yarışı tahmini yaptığını zannettim ben.
Gazetede mi çalışıyorsunuz diye sordum.
Güldü ‘hayır yarış atlarım var.’
Ooo dedim baba KALIN adamsın sen yemekler senden o zaman.
‘Ne demek’ dedi ‘lafı olmaz’.
Garson yemekleri getirdi,bizim yemekler AHMET babanın yemeklerin yanında,kuş yemi gibi kaldı.
Koca bir et parçası,yağlı bir suyun içinde yarım da bir patates.Bulgur pilavı saman tepesi kadar.
‘En iyi yeri burasıdır hayvanın, incik.’
Yemek ağar gelmesin baba.
‘Olmaz bir şey her zaman yemiyorum zaten’.
Afiyet olsun.
Suyu da güzel olur bu meretin dedi koca bir ekmek parçasını büküp yemeğin suyuna bandırıp lüpletti.
Yemekler bitti,sigara ikram ettim.Orta birer de kahve söyledim.Sigara kaçak içiliyor belli ,uzun bir süredir içmediğini sigarayı koklamasından anladım.
Konuşuyoruz.Çok gezmiş hayvan alım satımı yapmış bir dönem,70 yaşında, anladığım kadarı ile çokta okuyor.Hangi konuyu açsak hepsine vakıf olup biten her şeyden haberi var.
Bir dönem ikimizin de radyoculuk yaptığını duyunca.
Radyo dinlemeyi çok sevdiğini,radyo yu televizyona tercih ettiğini söyledi.
Eşref şefiği bilirimsiniz.
Bu adamda hep kitabın çalışmadığımız yerinden soruyor.
Bilmiyoruz dedik.
Minder güreşlerini anlatırdı rahmetli dinlemeye doyamazsın.O güreşleri anlatmaya başladığı zaman sokakta kimse kalmazdı.Radyolar şimdiki gibi değil o kocaman, lambalı.Takarsın fişe yarım saat sonra dinlemeye başlarsın.
İnanmazsınız belgesel anlatırdı adam.
Öyle bir anlatırdı ki,denizin içinde o balıklarla yüzdüğünüzü sanırdınız.
Ahmet baba anlatırken tuzlu suyun tadı bizim de ağzımıza geldi.Balık olduk deniz olduk farkında değil.....
O anlattı biz dinledik.Hesabı ben ödedim(beleşçi köşe yazarı imajından kurtulmak içim yazıyorum).
Kartımı verdim.Bir dahakine sen ısmarlarsın dedim.
Ararım dedi.
Vücudu yaşlı, ruhu genç amcamız bastonuna dayana dayana,terliklerini sürüye sürüye sinemaya gitti.
Ahmet babaya bende ismet amcayı anlattım ona çok benzediğini söyledim
Vefat ettiğini söyleyemedim ama..
Şimdiye kadar aramadı.
Belki yine MAXİ de karşılarız.
Kim bilir.
ÖZCAN AĞABEY YAZI YİNE ÇOK UZUN OLDU AMA.
BAL VAR BAL
EŞREF ŞEFİK: 1894'te doğdu. Siyasal Bilgiler eğitimi için gittiği Paris'te boks sporuyla ilgilendi. İlk boks yönetmeliğini hazırladı. 1924-1928 yılları arasında Boks Federasyonu Başkanlığı görevine getirildi ve bu sporun Türkiye'de yerleşip gelişmesi konusunda yoğun hizmetler verdi. İstanbul Radyosu’nun kurulması için çalıştı ve Türkiye radyolarının ilk spikerlerinden biri oldu. 1934 yılında ilk futbol naklen yayınının da spiker olarak görev aldı. 1945 yılından sonra spor spikerliğine geçti. Balıkçılık konusunda sohbetleri, güreş konusunda ise "Tarihi Türk Güreşçileri" ve "Güreş Tarihinin Unutulmaz Yaprakları, Baş Pehlivanların Baş Güreşleri" isimli eserleri vardır. Özellikle spor naklen yayınlarındaki usta anlatımı ile çok geniş bir dinleyici kitlesinin hayranlığını kazanan Eşref Şefik Atabey,1980 yılında İstanbul'da vefat etti.
Ali gülcü.(27,07,2006 Perşembe)-SİLİVRİ
Ali GÜLCÜ