Ana içeriğe geç

Gelecek İçin Yeniden Yapılanma

Teknolojı Ve Gelecek Adına Turkıyede Neler Oluyor?

BaşlatanlastottomanTarih16/10/2009 10:34:55Yorum26

İlk mesaj
Üye979 yazı
Evet sayın konıks uyelerı,
Ulkemızde gelısmış veya gelısmekte olan ama cogumuzun ne yazıkkı haberdar olmadıgı her alandakı teknolojık gelısmelerı bu baslık altında yorumla**** ulkemızde neler basarılıyor neler yapabılıyoruz daha yakından haberdar olmak., ayrıca hersey avrupada yapılır bızde hıc bır sey yapılmaz gorusunu ortadan kaldırıp kendımıze olan ozguvenımızı yenıden saglamak amacıyla, yapılan ve devam eden projeler hakkında goruslerımızı ve bırıkımlerımızı bu baslıkta paylasalım ne dersınız?
“Tomurcuk derdinde olmayan ağaç odundur.” (N. F. Kısakürek)

Yerleşim Bulgaristan / Veliko TirnovaMeslek İthalat / İhracat
YORUMLARTopluluk ne düşünüyor?
26 yorum
Üye2311 yazı
AA
Güncelleme: 12:30 TSİ 23 Şubat 2009 Pazartesi


İSTANBUL - TÜBİTAK araştırmacıları, tamamen milli ve özgün tasarımla, NATO’ya üye ülkeler arasında gizli bilgi ve belgelerin saklanmasında yüksek güvenlik sağlayan cihaz geliştirdi.
Haberin devamı

TÜBİTAK’ın Gebze’deki Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü’nde (UEKAE) görevli elektronik ve haberleşme mühendisi Koray Arıkan, yaptığı açıklamada, NATO’nun mevcut kripto sistemlerini yenileyerek, son teknoloji ürünü sistem tedarik ettiğini belirtti.

Arıkan, NATO’nun, “gizli ve daha alt dereceli bilgilerinin güvenli olarak taşınmasını sağlamak” amacıyla 2007’de duyurduğu ihtiyacına yönelik, TÜBİTAK UEKAE’nin başlattığı Ar-Ge çalışmalarında SIR adı verilen güvenli USB bellek cihazının geliştirildiğini bildirdi.

Yeni kripto cihazının yüksek gizlilik içeren bilgi ve belgelerin saklanmasında dünyanın en güvenli sistemi olduğunu vurgulayan Arıkan, SIR sayesinde bilginin şifreli saklanabildiğini, cihazın kaybolması durumunda bile bellekteki gizli bilgiye ulaşılamayacağını kaydetti.

Arıkan, “Dünya genelinde TÜBİTAK’ın geliştirdiği taşınabilir boyutlarda, yüksek gizlilik dereceli bilgiyi güvenli saklayabilecek türde bir ürün henüz yapılamadI. Böyle bir ürünü geliştirebilmek için pek çok ülke halen uğraş veriyor” dedi.

RAKİP ÇIKMADI
NATO’nun tedarik edeceği bilgi güvenliği ürünlerinin değerlendirmesini gerçekleştiren SECAN birimi tarafından uygulanan testlerden başarıyla geçen SIR’ın, Ocak ayında teknik ve operasyonel ihtiyaca uygunluğun değerlendirildiği OPEVAL testlerinden de tam puan aldığını anlatan Arıkan, şöyle devam etti:

“Cihaz, bir şekilde açılmaya çalışılırsa içerisindeki gizli bilgiler otomatik olarak siliniyor. Yanlış şifre girilmesi durumunda ya da istenildiğinde cihaz üzerindeki tek tuşla bilgiler silinebiliyor. Ürünün tasarımının ve üretiminin yüzde yüz yerli mühendislik ve kaynaklarla gerçekleştirilmesi de TÜBİTAK ve Türkiye adına gurur verici bir olay. Bu özellikleriyle ürün, sahip olduğu güvenlik kabiliyetleriyle dünyada bir ilk olma özelliği taşıyor.”

Arıkan, NATO’nun teknik ve idari şartlarını sağlayabilen bu ürüne rakip olabilecek teknik yeterlilikte ikinci bir ürün önerilemediğinden, NATO’nun 2009 ihtiyacı olan 600’den fazla cihazın TÜBİTAK UEKAE tarafından sağlanacağını bildirdi.


Yerleşim Türkiye / AntalyaMeslek Saty? / Pazarlama
Üye2311 yazı
İTÜ'nün helikopteri 'Arıkopter' 2010'da
19-02-2009 Star Gazete
Sır gibi saklanan proje bitiyor: İlk Türk helikopteri

19 Şubat 2009
İlk Türk helikopteri 'Arıkopter' 2010'da deneme uçuşuna başlayacak. İTÜ'de gerçekleştirilen ve bugüne kadar sır gibi saklanan projeyi, Rektör Prof. Dr. Muhammed Şahin ilk kez anlattı.

Devlet Planlama Teşkilatı'nın talebi ve sağladığı 35 milyon lira kaynakla 2002'de başlatılan proje kapsamında İstanbul Teknik Üniversitesi'nde (İTÜ) ilk yüzde 100 Türk helikopteri tasarlandı. Helikopterin özgün tasarımının yapıldığı 'Havacılık Araştırma Geliştirme ve Uygulama Projesi' kapsamında üretilmekte olan prototip 2010'da tamamlanacak ve ilk deneme uçuşunu yapacak.

SIR GİBİ SAKLANDI
Ulusal proje olduğu için bugüne kadar gizli tutulan helikopterin daha sonra üretimine de geçilecek. İTÜ Rektörü Prof. Dr. Muhammed Şahin, şimdilik İTÜ'nün simgesi olan arıdan dolayı 'Arıkopter' denilen helikopteri ilk kez AKŞAM'a tanıttı. Beş yolcu kapasitesine sahip olacak tek pilotlu ve tek motorlu geleneksel bir helikopter olarak tasarlanan 'Arıkopter', yüksek güvenilirliğe sahip olacak. Düşük gürültü seviyesinde çalışacak olan helikopter, bakım maliyeti de düşük olacak şekilde tasarlandı. 'Arıkopter', yüksek irtifa işletim kabiliyetine sahip. Askı durumu, düşük hızda gezinme ve uzun menzil seyir gibi çok yönlü işlevleri gerçekleştirebilecek şekilde tasarlanan helikopter, kamuda ve özel şirketlerde ticari amaçla, özel seyahatlerde ve daha pek çok görevde kullanılabilecek. Arıkopter ile acil tıp hizmetleri, yangın kurtarma, çok amaçlı askeri, keşif hizmeti yapılabilecek.
Tasarım ve Motor Entegrasyonu sorumlusu Aydın Mısırlıoğlu'nun yürütücülüğünde süren projede bugüne kadar dönüşümlü olarak 150'ye yakın mühendis ve araştırmacı görev aldı. Projenin Prof. Dr. Gülsün Sağlamer'in rektörlüğü döneminde bir prototip üretmek amacıyla başlatıldığını söyleyen Prof. Şahin, DPT'de projenin koordinatörü olarak görev aldığını belirtti. İTÜ'nün projeyi dışarıdan hizmet alımıyla tek başına yürüttüğünü belirten Prof. Dr. Şahin, üniversitede bu amaçla Rotorlu Hava Araçları Tasarım ve Mükemmeliyet Merkezi'nin (ROTAM) kurulduğunu söyledi. Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TUSAŞ), Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Tataristan'daki AVIA, MVEN firmaları, Rus TSAGI ve Amerikalı Triumph, Georgia Tech firmalarından yapılan hizmet alımlarıyla oluşturulan prototip Ankara'daki TUSAŞ tesislerinde montajlanıyor. Şahin, üretime geçilmesinin ardından helikopterin bütün parçalarının kendilerince üretilebileceğini ifade etti.

BAŞBAKAN'DAN RANDEVU
Ortadoğu ve yakın çevrede ciddi bir pazarı oluşabilecek helikopterin üretime geçebilmesi için DPT'ye başvurduklarını ancak destek alamadıklarını belirten Prof. Dr. Şahin, projeyi geçen ay Devlet Bakanı Hayati Yazıcı'ya sundu. Yazıcı'nın Başbakan Erdoğan'a ilettiği üretim projesi için destek arayışları sürüyor. Şahin, Başbakan Erdoğan'dan randevu aldığını ve projeyi ona da anlatacağını söyledi.

Tataristan'la ortak olabiliriz
TATARİSTAN'DAKİ firmaların ortak üretim için teklif getirdiğini belirten Prof. Şahin, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Rusya ziyareti sırasında bu teklifin ona da ***ürüldüğünü söyledi. Şahin, 'Helikopterin üretimine geçildiğinde bunu üniversite tek başına yapamaz. TUSAŞ ya da Tataristan'daki firma ile birlikte yapabiliriz.
İTÜ Teknokent'te kurulacak bir şirket aracılığıyla üçlü bir mekanizmayla hayata geçirmek istiyoruz. Devlet destek vermezse de Tataristan ya da ABD'den bir firma ile üretmeyi düşünüyorum. Bu kadar emek boşa gitmemeli. Bu bir araştırma olarak kalmamalı. Emeğin yanı sıra bir sürü yetişmiş insan var; değerlendirilmesi gerekiyor' diye konuştu. (Akşam)



Yerleşim Türkiye / AntalyaMeslek Saty? / Pazarlama
Üye2311 yazı


TÜBİTAK`tan Kimyasal Silaha Karşı T-1
TÜBİTAK`ın geliştirdiği `T-1` adlı malzeme, güçlü emiş gücü sayesinde sıvı kimyasalları cilt, silah, elbise, teçhizat, araç, arazi ya da binalardan hızla emerek iç yapısına hapsediyor ve yapısını bozarak tehlikelerini yok ediyor.

11.08.2009 03:57




TÜBİTAK`ın geliştirdiği `T-1` adlı malzeme, güçlü emiş gücü sayesinde sıvı kimyasalları cilt, silah, elbise, teçhizat, araç, arazi ya da binalardan hızla emerek iç yapısına hapsediyor ve yapısını bozarak tehlikelerini yok ediyor.

``T-1`` adlı çok sayıda mikro kanaldan oluşan malzeme, güçlü emiş gücü sayesinde sıvı kimyasalları cilt, silah, elbise, teçhizat, araç, arazi ya da binalardan hızla emerek iç yapısına hapsediyor ve yapısını bozduğu kimyasalların tehlikeli etkilerini yok ediyor. Malzeme, Türkiye`de çok miktarda hammaddesi bulunan silikat esaslı seramik malzemelerden yapıldığı için üretimde ve maliyette büyük avantajlar getiriyor.

TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) Malzeme Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Tarık Baykara, TÜBİTAK`ta yapımı tamamlanan ``kimyasal gazın emilerek temizlenmesi`` (absorblayıcı dekontaminasyon) çalışmaları hakkında bilgi verdi.

Baykara, günümüz silahlanma faaliyetlerindeki tespit edilen en önemli gelişmenin ``kitle imha silahları`` olarak tanımlanan ve geniş kitlelerin imhasını hedefleyen nükleer, kimyasal ve biyolojik silahlar ile bunların uzun mesafelere taşınmasını sağlayan balistik füzeler üzerine yoğunlaştığını anlattı.




Uluslararası sözleşmelerle yasaklanmış olmasına rağmen, ülkelerin bu tür silahları üretme, depolama imkan ve kabiliyetlerini geliştirme çabalarının sürdüğünü dile getiren Baykara, bunun da diğer ülkeler gibi Türkiye için potansiyel bir tehdit oluşturduğunu söyledi.


``Kimyasal``, ``biyolojik``, ``reaktif`` ve ``nükleer`` olarak da tanımlanan bu silahların, canlıları öldürme, ağır yarala**** saf dışı bırakma ve fonksiyonlarını bozma yoluyla etkisiz hale getirme amacıyla askeri ya da terörist faaliyetlerde kullanılan toksik ajanlar olduğunu anlatan Baykara, bu silahların çevreye son derece tehlikeli maddeler ya**** canlılara, malzeme, araç-gereç ve araziye, bina ya da tesislere bulaştığını, onları tehlikeli boyutta kirleterek hastalık ve ölüme yol açtığını ifade etti.

KİMYASAL SAVAŞ NEDİR?
Baykara, kimyasal silahların yapımının kolay ve ucuz olmasının yanında tesirlerinin çok çeşitli olduğunu, nükleer veya termonükleer silahların tesir altına alabildiği bölgeden çok daha geniş sahaları kaplayabildiğini belirterek bu özelliklerinin bu tür silahların en önemli tercih nedenlerinden olduğunu belirtti.

Bu silahlardan etkilenme tehlikesi olanları ve etkilenenleri tehlikeden uzaklaştırmak için kirlenmenin temizlenmesi işlemine ``zehiri temizleme`` (dekontaminasyon) adı verildiğini aktaran Baykara, temizlemenin ``fiziki ajanı ortamdan uzaklaştırmak`` ve ``kimyasal ajanın yapısını bozup tehlikesiz hale getirmek`` olmak üzere iki yöntemle uygulandığını kaydetti.

Kimyasal savaşın öldürücü, yaralayıcı ve tahriş edici etkiler gösteren, sis ve yangın meydana getiren, bitki ve metallere etkili olan katı, sıvı, gaz veya aerosol halindeki maddeler ile yapılan bir savaş olduğunu anlatan Baykara, kimyasal savaşın genel rumuzunun da (C) ile gösterildiğini dile getirdi.

ÖZEL MALZEMELERDEN YÜKSEK EMİCİ ÖZELLİK
Doç. Dr. Tarık Baykara, TÜBİTAK`ta bir süre önce tamamladıkları çalışmalarla kimyasal silah saldırılarına karşı hazırlıklı olmak için kimyasalı emecek (absorbe edecek), etkisini azaltacak ve bertaraf edecek etken maddeler geliştirdiklerini bildirdi.

TÜBİTAK MAM Malzeme Enstitüsü`nde yapımı tamamlanan çalışmada, tümü yerli hammaddelerden seçilen gözenekli yapıdaki silikat esaslı çeşitli seramik hammaddelerinin emici özelliklerinden faydalanıldığını anlatan Baykara, bunlar yardımıyla çeşitli kimyasal gazları emecek tozlar geliştirdiklerini belirtti.

``T-1`` temizleme tozu olarak isimlendirilen malzeme ile kimyasal silaha karşı gerekli önlemlerin alınmış olacağını belirten Baykara, ``Çalışmamızda çeşitli sıvı kimyasal maddeleri temizleme amacıyla seramik esaslı T-1 temizleme tozunun kullanıma uygun şartlarda hazırlanmasını esas aldık. Bu temizleyici malzemelerin çeşitli ebatlarda üretilmesi de kullanım kolaylığı sağladı`` dedi.

YÜKSEK KORUMA SAĞLANDI
Geliştirilen ürünün herhangi bir saldırı esnasında zehirli endüstriyel maddelerle kirlenmiş personelin, silah, elbise, teçhizat, araç, arazi ya da binanın temizlenmesini sağlayacağını anlatan Baykara, şunları söyledi:

``Üretilen temizleme tozunun yüksek emiş gücü; taşıma, depolama, püskürtülebilme ve paketlenebilmeye uygunluk, uzun süreli depolama imkanı; sağlığa zararlı olmama ve temizleme özelliğine sahip olduğu elde edilen başarılı sonuçlardan anlaşılmaktadır.

Kimyasal silahı absorbe edecek, etkisini azaltacak ve bertaraf edecek etken maddelerin stokta her zaman için bulunması gerekliliği, bu ürünle askeri ve sivil savunma birimlerinin kimyasal silaha karşı önlem alma gerekliliğinin sağlanmasında önemli bir adım atılmış olmaktadır.

MALZEME NELERDEN OLUŞUYOR?-
``T-1`` temizleme tozunun geliştirilmesinde hammadde olarak Türkiye`nin çeşitli yörelerinde çok miktarda bulunan silikat esaslı malzemelerin kullanıldığını anlatan Baykara, ``Bu çalışma ile ülkemiz doğal kaynakları kullanılarak kimyasal silahlara karşı son derece etkin bir temizleme tozu geliştirildi ve prototip olarak üretildi. Yapılan test ve deneyler son derece olumlu sonuçlar verdi ve kimyasal silaha maruz kalma durumunda olan ülkemizin savunmasında önemli kazanımlar sağlandı`` diye konuştu.

Baykara, ``kit`` olarak hazırlanan ürünün insan vücudunun maruz kaldığı sıvı kimyasal silahlara karşı temizleme yaptığını; ``plastik kutu`` şeklinde hazırlanan ürünün ise geniş cilt temasında sıvı kimyasal gazı absorbe ettiğini; ``basınçlı tüp`` ürünün de mühimmat, araç veya arazi gibi geniş yüzeylere temas eden sıvı kimyasal gazı emdiğini ettiğini bildirdi.

Doç. Dr. Tarık Baykara, söz konusu temizleme tozunun üstün emiş gücünün aynı zamanda zehirli gazlara karşı da etkin olacağının kavramsal olarak görüldüğünü de belirterek, ancak bu alandaki deneysel çalışmaların çeşitli zorluklar içerdiğinden gerekli testlerin yapılması gerektiğini kaydetti.

Baykara, TÜBİTAK MAM Malzeme Enstitüsü ``T-1`` temizleme tozunu üretmek isteyen sanayicilerle işbirliğine ve desteğe hazır olduklarını sözlerine ekledi.



Kaynak : Anadolu Ajansı



Yerleşim Türkiye / AntalyaMeslek Saty? / Pazarlama
Üye979 yazı
ewt gercekten sevındırıcı ve bır o kadarda hasret kaldıgımız haberler devamını beklıyoruz.
“Tomurcuk derdinde olmayan ağaç odundur.” (N. F. Kısakürek)

Yerleşim Bulgaristan / Veliko TirnovaMeslek Ythalat / Yhracat
Üye2311 yazı
KİM DEMİŞ BİZDE NERDE O KAFA DİYE,ALIN SİZE ÇILGIN CANINI SOKAĞA ATAN BİR BİLİM ADAMININ ÖYKÜSÜ,MEDYADA BULAMAZSINIZ...... Irak lideri Saddam Hüseyin 1. Körfez Savaşı’nda kimyasal silahla misilleme yapacağı tehdidinde bulununca NATO’nun 5. maddesi kapsamında Türkiye’ye 5 bin 500 adet NBC (Nükleer Biyolojik Kimyasal) korumalı asker elbisesi gönderildi.

Hollanda’dan gelen kıyafetler, Güneydoğu’da tetikte bekleyen Mehmetçiklere giydirildi. Ancak korkunç gerçek, savaş tehlikesi geçtikten sonra ortaya çıktı. Türk askerinin Saddam’ın gazına karşı korunması için gönderilen elbiselerin son kullanım tarihi çoktan geçmişti bile. NBC uzmanı emekli bir komutanın verdiği bilgiye göre, Saddam’ın tehdidi gerçek olsaydı Mehmetçikler, 400 dolarlık elbise yüzünden tek kurşun atmadan şehit olacaktı.

Savunma Bakanlığı, o tarihten beri yabancıların tekelindeki hayat kurtaran elbiselerin üretim teknolojilerini geliştirmeye çalışırken, mühendis Erhan Doğudan, üniformaların içinde kimyasal gazları tutan ‘küresel karbon’ maddesini üretmeyi başardı. Tehlike anında iki dakikada kendi kendini imha edecek düzenekle korunan tesislerde, dünya savunma sanayiinin peşinden koştuğu kritik maddeyi üreten Doğudan, 150 bin Türk askerine nükleer savaş elbisesi giydirmeye hazırlanıyor. Böylece, Avrupa, ABD, Rusya ve İsrail orduları gibi Türk ordusu da nükleer savaşta sarin, VX, tabun, soman, hardal gibi kimyasallara karşı korunacak.

Karbonlu Türk ordusu düşmanların korkusu

2000 yılının 5 Ekim günü saatler 23.30’u gösterdiğinde; buhar saati 1.150 santigrat dereceyi işaret eden reaktörün öfkesi dinmişti. Pınarbaşı’ndaki fabrikadan bu sefer patlama sesi yerine sevinç çığlıkları yükseliyordu. İki yıl boyunca fabrikada yatan makine mühendisi Erhan Doğudan, sayısız deneyler sonunda ‘aktif karbon’u üretmeyi başarmıştı.

Kendini bilime adayan Türk mühendisin uykusuz gecelerden sonra gelen mutluluğu fazla uzun sürmedi. Finansal destek sağlayan ortağı, esrarengiz bir şekilde çekilince piyasa yabancı firmalara kaldı. Mali sıkıntılar nedeniyle iki yıl “yeraltında yaşayan” Doğudan, yeni bir ortak bulunca; bir adım daha ileri giderek; dünya savunma sanayiinin peşinden koştuğu ‘küresel aktif karbon’u üretmeyi başardı. Doğudan’ın kurduğu ENF Savunma Sistemleri isimli şirket, bir gecede dünya devlerine rakip oldu. Çünkü, Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nın ‘kritik madde’ tanımlamasına giren bu madde, tüm dünyada NBC (Nükleer, Biyolojik, Kimyasal) koruyucu elbiseleri üretim teknolojilerinin temelini oluşturuyor. Bu madde, bugüne kadar Türkiye’de üretilmediği için Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) birçok alanda olduğu gibi NBC korumalı elbise konusunda da hep dışa bağımlı kaldı. MKE’nin Ankara’daki Gaz Maskesi Fabrikası’nda üretilen gaz maskelerinin bile aktif karbonu dışarıdan geliyor.

Küresel aktif karbonu ürettikten sonra geriye pek bir şey kalmıyor. Tekstil fabrikalarındaki bildiğimiz laminasyon makineleri yeniden tasarlanarak modifiye ettiriliyor. Aktif karbon laminasyon makinesiyle askeri elbiselere entegre ediliyor. Daha sonra test aşamasına geçiliyor. Testler genellikle Hollanda’nın dünyaca ünlü TNO Test Merkezi’nde yapılıyor. Askeri üniformalar laboratuvarlarda sarin, VX, tabun, soman, hardal başta olmak üzere en tehlikeli sinir gazlarına maruz bırakılıyor. Üniformanın içindeki aktif karbon zehirli kimyasalların tamamını emerek vücuda ulaşmasını engelliyor. Zaten kimyasal silahın kullanımının öncelikli hedefi, elbiseden nüfuz ederek vücutta deri yoluyla etkili olmak. Bu nedenle laboratuvar ortamında her kimyasal maddeye duyarlı özellikte ayrı ayrı aktif karbon üretilerek üniformaya entegre ediliyor. Elbiselerin geçirgenlik oranları ve hangi birliğin üniformasının hangi kimyasallara dayanıklı olduğuna ilişkin bilgilerin düşmanın eline geçmemesi için büyük özen gösteriliyor. İran-Irak Savaşı’nda NBC korumalı elbisesi olmayan İranlı askerlerin hardal taarruzunu algılamayıp hardalı emmiş elbiseleri giymeye devam etmeleri ve uzun süre buharını solumaları nedeniyle korkunç ölümler meydana gelmişti.

Erhan Doğudan’ın verdiği bilgiye göre, ABD sadece Irak’taki askerler için dünya devi Alman OWR firmasından ayda 160 bin adet NBC korumalı elbise satın alıyor. Bu da elbise başına 500 dolardan 80 milyon dolar ediyor. Tankların, araçların, toplu yaşanan çadırların filtreleri hesaba katıldığında bu rakam 250-300 milyon dolara çıkıyor. Küresel amaçlı aktif karbon üretimi bu yüzden gizlilik dereceli projeler kapsamına giriyor. Üretimle ilgili bilgileri bilmesi gereken kişiler dışındakilere açıklanması veya verilmesi milli güvenlik ve ülke menfaatleri bakımından sakıncalı görülüyor. Bu nedenle tesiste bulunan gizlilik dereceli bilgi, belge, proje ve malzemenin fiziki güvenliklerinin sağlanması için, tesisin bulunduğu yer ve çevre şartları ile maruz kalabileceği dış ve iç tehditlere göre önlemler alınıyor. İzmir Aliağa’da NBC amaçlı aktif karbon üretilen tesis, roket saldırılarına dayanıklı malzemeden inşa edilmiş. İçinde sığınak bulunan fabrika, ele geçirilme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı durumlarda iki dakikada kendi kendini imha edecek düzenekle korunuyor. Bakanlıktan ‘kişi güvenlik’ belgesi olmayanlar tesise giremiyor.

Karbon savaşları başlıyor

Aslında Savunma Sanayi Müsteşarlığı (SSM), ilk önce 2001 yılında “NBC Koruyucu Elbiseleri Üretim Teknolojilerinin” TÜBİTAK tarafından geliştirilmesine yöneldi. Ancak çalışmasının ihtiyacı karşılayamaması üzerine 20 Temmuz 2005 tarihinde Kara Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri, Hava Kuvvetleri ile Jandarma Genel komutanlıklarının ihtiyacını karşılamak üzere toplam 142 bin 292 set NBC koruyucu elbisenin yurtiçinde tedariğine yönelik ihale açtı. 80 milyon dolardan açılış yapan yeni sektör için 13 firma başvurdu. Aralarında kimya devlerinin de bulunduğu 8 firma geri çekildi. Çünkü geriye kalan 5 firmadan sadece ENF ve Avrupa ve Amerikan ordusunu giydiren dünya devi Alman OWR firmasının küresel aktif karbonu bulunuyor. ABD ile İran arasında başlayan nükleer gerilimden sonra esen savaş rüzgarları nedeniyle aktif karbonun kilosu 80 centten 3 Euro’ya yükseldi. Bu alanda dünya devine kafa tutan ENF, aktif karbonu 40 cente mal ediyor. Maliyeti 25 cente kadar indirmeyi hedefleyen çılgın Türk Erhan Doğudan, dünya firmalarının milyar dolarlık pazarını tehdit ediyor. İstanbul’da NBC Okulu yakınlarında ve Ankara’da şube açan OWR, Türk ordusunu da müşteri listesine eklemek istiyor. Ancak SSM, dışa bağımlılığı bitirmek için kritik teknolojinin tamamen Türkiye’de bulunmasını istiyor. Birinci Körfez savaşı sırasında yaşanan NATO’nun NBC korumalı elbise skandalı yetkililerin bu konudaki kararlılığını artırmış gözüküyor. Yapılacak teknik ve güvenlik soruşturmasını aşarak ihaleyi alan firmaya, daha önceden SSM ile TÜBİTAK’ın işbirliğiyle gerçekleştirilen “NBC Koruyucu Elbiseleri Üretim Teknolojileri” projesine ait gizli bilgiler de teslim edilecek. Üstelik finansmanı Savunma Sanayii Müsteşarlığı Fonu'ndan karşılanacak. TSK’dan ekmekli bir NBC uzmanı komutanın verdiği bilgiye göre, Irak lideri Saddam Hüseyin kimyasal silahla misillemede bulunacağı tehdidinde bulununca NATO, Türk ordusu için 5 bin 500 adet NBC korumalı elbise gönderdi. Hollanda’daki depolardan gelen kıyafetler, Güneydoğu’da tetikte bekleyen Mehmetçiklere giydirildi. Daha sonra yapılan incelemede elbiselerin son kullanım tarihinin çoktan geçtiği ortaya çıktı. SSM, yakında sonuçlanacak ihale ile NBC korumalı elbise konusunda dışa bağımlılığı tamamen sona erdirecek. Büyüklüğü 300 milyon doları bulan yerli NBC sektörünün temelleri atılmış olacak.

32 patlamadan sağ kurtuldu

Dünyanın tanıdığı en vahşi element florun keşfi sırasında Knox, Niklesse, Layette başta olmak üzere çok sayıda bilim adamı hayatını kaybetti. Henri Moissan, 1886'da serbest floru elde etmeyi başardığını duyururken gözlerinden biri siyah bant ile kapatılmıştı. Bir buluş uğruna ölen bilim adamlarının arasında hiç Türk bulunmamasından yakınan Erhan Doğudan, aktif karbonu üretene kadar 32 patlamadan kurtuldu. Doğudan, ihaleyi kazanırsa elde edeceği parayla ayda en az bir buluş yapan Savunma Teknolojileri Enstitüsü kurmayı pilanlıyor.

Haber: M. Yaşar Durukan
Kaynak: Zaman / Turkuaz


Yerleşim Türkiye / AntalyaMeslek Saty? / Pazarlama
Üye2311 yazı
Bu teknoloji sanırım dünyada 5 ülkede var...Biri de biziz...

Yerleşim Türkiye / AntalyaMeslek Saty? / Pazarlama
Üye2311 yazı
ORDUYA SÜPER ARAÇ...
Uluslararası Tasarım Ödülü alan Dr. Hakan Gürsu'nun Türk Silahlı Kuvvetleri için yapacağı araç havada, karada ve suda gidecek.

Uluslararası şirketler ve saygın üniversiteler, Türkiye#65533;nin tasarım dahisi ODTÜ öğretim üyesi ve Endüstri Ürünleri Tasarımcısı Dr. Hakan Gürsu'nun (49) peşine düştü. 'Volitan' adlı tekne tasarımıyla dünyanın en prestijli yarışmalarından bir kabul edilen ve 'tasarımın nobeli' olarak gösterilen Uluslararası Tasarım Ödülleri (IDA 2007) yarışmasında 'Geleceğin en yenilikçi ve çevreci deniz aracı' nitelendirmesiyle ödüle layık görülen Gürsu, üniversitelerin teklifini, 'ülkemi terk etmiyorum' diye geri çevirdi. Volitan teknesinin üretimi için, büyük bir Fransız şirketiyle ön anlaşma yapıldı.

Göz yaşartacak proje

Gürsu'nun TSK için yürüttüğü çok önemli bir proje var. Bu projenin çok yakında herkesin gözlerini yaşartacağını söyleyen Gürsu, sözlerini şöyle sürdürdü:

4 ay sonra daha büyük bir şeye imza atacağız. Savunma sanayiine yönelik çok ciddi çalışmalarımız var. İşler bitti ama şu anda duyurulmuyor. Üç dört aya kadar açıklanacak. Detay veremem ama orduya yönelik çok ihtiyaç duyulan birşeyleri realize ettik. Prototipi yapıldı ve şu anda çalışıyor. İnsanların gözlerinin dolacağı bir proje. Bir araç geliştirdik. Havada taşınıyor, suda da gidiyor, karada da...

Yangın susuz sönecek

Gürsu, bunların dışında bir başka proje üzerinde de çalıştıklarını belirtirken, 'Şu an çalıştığım projenin yanında Volitan çay kaşığı kalır' dedi. Bu projenin, 'uyduruktan bir tekneyle Türkler meşhur oldu' laflarını gölgede bırakacağını savunan Gürsu, 'Bununla Türklerin de yapabileceğini, beyin gücüne sahip olduğumuzu göstereceğiz. Bu, orman yangınlarına yönelik bir proje. Cayır cayır ormanlarımız yanıyor. Su sıkıntısı çekiyoruz. Susuz orman yangını söndürülebilir. Bunun üzerine çalışıyorum, bu da yakında ortaya çıkacak#65533; diye konuştu.

İşte Volitan...

Kopyacı Türk imajı

Volitan'la gelen ödülün kendisinin 21. ödülü olduğunu anlatan Gürsu, '17 ayda 3'ü uluslararası, 6#65533;sı ulusal 9 ödül aldık. Türklere ve Müslümanlara karşı uluslararası arenada bir önyargı var. Uluslararası fuarlarda Türk standlarının kopya ürün nedeniyle kapatılıp, mühürlendiğini biliyorum. Çinliler, Japonlardan sonra Türklerin hazır ürünleri alıp, kopyalamak eğilimi var. Biz özgür, yaratıcı ürünler yapabileceğimize olan inançla yola çıktık. Farklı bir Türk imajı oluşturma düşüncesindeyiz' dedi.

VOLİTAN NEDİR?

Volitan, güneş ve rüzgar enerjisi kullanarak hareket eden, deniz suyunu tatlı suya çeviren, karbondioksit atık üretmeyen, geleceğin alternatif teknelerinden biri olarak tasarlandı. Kendi etrafında 360 derece dönebiliyor.

VATAN









Yerleşim Türkiye / AntalyaMeslek Saty? / Pazarlama
Üye468 yazı
inanmak istiyorum.bu bilgilere nerden ulastiniz.yazilariniz guzel

Yerleşim ALMANYA / MunihMeslek Serbest meslek
Üye979 yazı
daha bılınmeyen cok seylerın oldugunun farkındayım .
“Tomurcuk derdinde olmayan ağaç odundur.” (N. F. Kısakürek)

Yerleşim Bulgaristan / Veliko TirnovaMeslek Ythalat / Yhracat
Üye2311 yazı
Arkadaşlar googlede kaybettiğim ulaşamadığım bir arşivim var ona bir ulaşmayı becerebilirsem siz görün bizde ne cevherler var,ama bilmem ne frikik verdi,bilmem ne çocuğunun kordonunu satıyor,hülya şöyle dedi bu böyle dedi bizim medya da bunlar çıksada baş sayfada falan çıkmaz bir iki satır aralarda bir yerlere serpiştirilir,bu aralar çok yoğunum ,ama daha bunlar hiç bir şey değil,bir e-gazete fikrimiz var çalışmalar sürüyor içeriği çok hızlı gitmekde ama maliyetler ve teknikde biraz değil baya gerideyiz,inşallah o gazeteyi çıkarınca gerçek haber ve ülkemiz geçmişimiz geleceğimiz hakkında en güzel yazılarla karşınıza çıkmak dileğiyle..Saygılar..

Yerleşim Türkiye / AntalyaMeslek Saty? / Pazarlama
Üye979 yazı
merakla beklıyoruz sayın metın.
“Tomurcuk derdinde olmayan ağaç odundur.” (N. F. Kısakürek)

Yerleşim Bulgaristan / Veliko TirnovaMeslek Ythalat / Yhracat
Editör5590 yazı
Dünyanın en büyük tek parça termal topraksız tarım domates serasının Türkiyede olduğunu da söyleyebiliriz. Sizlerin hayatta almayacağınız paralarla tamamı dışarıya satılıyor.
tamnland.com

Yerleşim Türkiye / TürkiyeMeslek Di?er
Üye2311 yazı
Sayın akın bu koç gurubunun doğu da uyguladığı,inönünün torununun projesimi...Eğer o ise ilk bir belgeselde yada gazetede görmüştüm ,dünyanın en büyük üreticilerinde her kesimle görüşmeler,sonrada ağalarla köylülerle görüşüp,adeta tecrit hayatı yaşa**** bir köy evinde sabırla uygulanıp rekor rekolte elde etmeler..Daha o kadar .çok şey var ki bahsedilecek,inşallah zamanla bunlardan bahsedeceğiz,sırası geldikçe,olmaz diye bir şey yoktur bu millet olmazları hep yapmış gene yapacaktır,her ne kadar kap dar gelsede.....Saygılarımla..

Yerleşim Türkiye / AntalyaMeslek Saty? / Pazarlama
Editör5590 yazı
Hayır hocam o değil. Üstelik hiç bir fantazi yanıda yok. Proje de değil. Bildiğiniz ticari yatırım. İnşaatcı bir firma tarımsal yatırım yapmış. Çiftciliği profesyonel kurumsal bir boyuta taşıyıp sera kurmuş. Teknolojik bir üretim yapıp ihracata başlamış. Bölgede sera ısıtma sorunu olmadığından iyice büyümüş. Termal kaynak var. Suyun 100 derecede çıktığını biliyorum. Tristik bir tesis yerine tarımsal bir tesiş kurmuşlar. Şu anda 500 dekar la dünyanın en büyüğü. Yakında 1000 dekar olacaklar.

İşin güzel yanı tamamı yurt dışına satılıyor.

Bergama da Agrobay.

Benim ilgi duyduğum işler fantazi projelerden çok kişisel yatırımlarla doğruyu bulmuş işletmeler. Ülkemizde ucuza çıkan ama dünyanın başka bir yerinde eksikliği çekilen ürünler üreten teknoloji ile çalışan projeler bunlar. Direk para kazanan bolca kişiyi istihdam eden sihirli bir yanı olmayan kişisel akıl ve çalışmadan geçen işler. Ürün makinede olabilir tarımsalda aralarında ticari açıdan hiç bir fark yok.

Mesela Volitanı geçen yıl izlemiştim ilk olarak. Çok güzel harika bir proje. Ödül aldılar ve bu sene bunun çok daha fazlasını yapacaklarını söylemişlerdi. Güzel proje de halk tabanlı değil. Bizlerin Volitan dan yaralanması uzun vadede ve dolaylı yoldan olabilir. O da ürünü paraya çevirmeyi başarabilirlerse....

Benim ilgimi teknolojiye çok sempatim olmasına rağmen fazlaca çekmiyor.

Direk halkın kullanıp kazanca çevirebileceği teknolojik yatırımların en alttaki aç ve ne yapacağını bilemeyen insanların yararlanabileceği bir sistem içinde piyasaya arz edilmesi gerekiyor. Devlet şimdilerde bu konuda işe yarar bazı uygulamalar başlattı. Fakat ülkemiz insanında yeterli alt yapı pek yok. Bu uygulamalardan daha çok zaten ticaretin üst seviyelerinde bulunan hareket kabiliyeti yüksek firmalar yararlanıyor. Teknoloji ve hibe kredileri artık yanyana anılıyor. Ama en altta kalmış şaşkın ve çaresiz insanın bu ciddi desteğe ulaşma şansı pek yok. Hem yüksek sermayesi hemde bilgi birikimi olan insanlarla bu destekler ciddi yatırımlara dönüşüyor. Bu da iyi bir şey ama bundan işsiz bir aile nasıl yaralanabilir keşke bunun bir yolunu bulsak.

Türkler çok garip insanlar. Yıllardır dışarıda uygulanıp sadece belli bir noktaya gelmiş bir teknoloji günün birinde Türkiye ye geliyor. Eğer işe yarar bir şeyşe bir anda patlama yaşanıyor. Avrupa da olduğundan çok daha ileriye gidip sınırları zorlamaya başlıyor. Mesela 70 yıl uyuyoruz sonra birden uyanıp , o ana kadar uyanık kalıp çalışmış insanlardan çok daha fazla iş yapıyoruz.

Türkiyenin Avrupa Birliğine kabul edilmesi Avrupa birliğinin sonu olacak tahminim. Örneğin Avrupa Birliği bir konuda proje başlatmış yıllar boyu bütün üyelerinden 2000 - 3000 başvuru almış. Bu projeye Türkiye dahil edilir edilmez bir anda 20 000 başvuru birden yapılmış ülkemizden ! Bu birliğin Türkiye yi içine sindirebilmesi için ya kendini aşması ya da kendini fesh edip bu dertten kurtulması gerek. Zira tek başına Avrupa gücünde bir ülke var burada fakat Allahtan kendimizin fazla farkında değiliz.
tamnland.com

Yerleşim Türkiye / TürkiyeMeslek Di?er
Üye2311 yazı
Hocam sermaye sahipleri pahalı ve uzun vadeli işlere girmiyor,bewlki ticari açıdanda haklılar,ama ormancılık ve hayvancılık gibi konularda dünyadan 5 misli fiyatların sebebi de yetersiz ve bilinçsiz üretim..Mesela koç gurubu hayvancılkta en 500 büyük çiftlik olursa et fiyatlarının dünya standartlarına ineceğini söylüyor,bu kadar çiftliği özel teşebbüsten birileri yapamaz,bu ve buna benzer projeler,küçük sermaye sahiplerinin birikimleri ,köylü,akademisyen ve profosyonel yöneticilerin,artı uygun kredi desteği ile tüm Türkiye de aynı anda başlatılıp bitirilemezmi,İL BAZINDA 100 İL VARSA 5 BÜYÜK ÇİFTLİK EDER,bu bu kadar zormu,bence olur,daha seanen keçisi,bodur meyva ve ceviz işi,balık üretme çiftlikleri,enerji,ormancılık,makina sanayinde,turizm de,hatta savunma sanayinde bile çok ortaklı ciddi yatırım hamleleri yapılabilinir,yastık altıda ekonomiye katkı sağlar,yalnız ünüversiteler ve meslek liselerinin kontenjanlarının ülkenin ihtiyacına göre düzenlenmesi gerekmektedir,kesinlikle uzman olan devletin memuru mühendisi,akademisyeni de artık masa başında bunalımdan çıkarılıp,saha da görev yapmalıdır,yeni bir belediyecilik yasası şehircilik anlayışı da şart,tüketen bir şehir değil üreten bir hemşehri politikaları güdülmelidir..Her yeni açılan iş yerinin ve uygulamaya konulan randıman alınmayan projelerin çoğunun başarısızlıkla sonuçlandığını da baz alınca,ekonomik kaybı da bu şekilde önlenebilir..O yüzden artık merkez ANKARA değilde bölgesel uygulamalar o yörenin avantajları ve dezavantajları da dikkate alınarak iyi bir süzgeçten geçirilip desteklenmelidir,volitan işine gelince o sadece tasarım aklının mükemmel bir ürünü,bu konuda italyanlar çok ön planda bizler ise taklitçi konumdayız,eğer şöyle ülkemizin genel fotoğrafına bir bakın,turistlik yerler birbirinin aynı sanki hep aynı çarşıyı geziyorsunuz gibi,yapılaşma köyde de şehirde de tam bir facia,tarihi eserlerde olmasa yandık,bir tane doğru dürüst tüm dünya da türk denince akla gelen marka sanırım Galatasaray SK,o yüzden her şey bir hayalle başlar tasarım ,orjinallik,özgünlük,arge kültürü olmadığı sürece yani imaj macer mı deniyor sağlayamadığımız sürece bazı şeyler hep eksik kalır..O yüzden bence tasarım da çok önemli..

Yerleşim Türkiye / AntalyaMeslek Saty? / Pazarlama
Editör5590 yazı
Hocam gelişmiş ülkelerin bir çoğu işe taklitle başladı. Bunu göz ardı etmemek gerek.
tamnland.com

Yerleşim Türkiye / TürkiyeMeslek Di?er
Üye2311 yazı
TAMAM DA ABİ,BAKIN BU GÜN MÜCEVHARAT İTALYADA SÜPER ,ÇOK ŞIK MAĞAZALAR ÇOK BÜYÜK MARKALAR VAR,GİDİN ARAŞTIRIN BUNLAR TİPİK ORTADİREK DENEN AİLELER,EVİN BİR KISMINI ATALYÖYE ÇEVİRMİŞ ZAMANLA ALMIŞ YÜRÜMÜŞLER,TABİ UZMANLAŞMIŞLARDA,ŞİMDİ BAZI YATIRIMLARIN PAHALI OLDUĞU DIŞ ALIMIN DAHA RANTIBIL OLDUĞU AŞİKAR,YADA ÜRETİME GİRMEK RİSK BAZI YERLERDE,BENDE DİYORUM Kİ,PEK ALA OTANTİK BİZE ÖZGÜ ŞEYLER YAPILABİLİNİR,AKIL VE BİRLİK BERABERLİK İÇİNDE,MESELA İNÖNÜNÜN KOÇ GURUBUNDA YAPTIĞI TAMAM ABD Yİ İNCELEMİŞLER ORDAN KOPYA ÇEKMİŞLER AMA İŞİ BİTİRİNCEDE ORDAKİ REKOLTEYİ AŞIP REKOR KIRMIŞLAR,DEMEKKİ BİRAZ ARGE,BİRAZ ÇİLE İLE AŞILMAYACAK ŞEY YOK,BAKIN İÇ PAZAR VE DIŞ PAZARLA İLGİLİ BİR İKİ HİKAYE ANLATİM,KARTAL MAKARNA DİYE MARKA VARDI,ADAMLAR NE YAPARSA YAPSIN OLMUYOR ,BÜYÜK FİRMALARIN ARASINDA EZİLMİŞ,BİR ADINI PASTAVİLLA YAPTILAR,İŞİ YIRTMIŞLAR ŞU ANDA PİYASADAKİ EN PAHALI MAKARNA,GENE YURT DIŞINA ÖZELLİKLE ABD YE İHRAÇ YAPAN BİR FİRMA İŞTE YABANCI BİR İSİMLE LOKUM DU SANIRIM SATMAYA ÇALIŞIYOR TIK YOK,BİRİNE DANIŞIYORLAR YA BU DOĞU İCADI ALİ BABA, ALAİDDİN GİBİ BİR İSİM KOYUN BAKIN NE LER OLUYOR DENİYOR,SONRA DENİLENİ YAPIYORLAR SATIŞLAR UÇMUŞ..ÖRNEĞİN HUNDAİ,SAMSUNG,LG, BUNLARDA TAKLİTÇİ AMA ŞİMDİ KENDİ İSİMLERİ VE KENDİ MARKALARI İLE PİYASADALAR YADA YENİLİKLERİ İLEPİYASANIN İÇİNDELER KORE MARKASI OLARAK,,BU İŞ İÇİN NE OLURSA OLSUN MARKALAŞMA OLMALI ,HATTA RESTORANLAR ZİNCİRİNDE BİLE,KÖRFEZ ARAP ÜLKELERİ ,YURT DIŞINDA,RUSYA DA, ASYADA MAĞAZALAR ZİNCİRİ RESTORANLAR ZİNCİRİ KURABİLİRİZ ÇOK MU ZOR DEĞİL,AMA İŞTE BÜTÜN İŞ ZİNCİRLERİ KIRMADA..

Yerleşim Türkiye / AntalyaMeslek Saty? / Pazarlama
Üye2311 yazı
Türk bilim adamının büyük başarısı...

ADANA(CİHAN)-


Türk bilim adamı, insan beyninde ergenlik sürecinin başlatılmasında rol alan genlerle ilgili buluşuyla dünyada cevabı bilinmeyen 125 sorudan birini aydınlatmada önemli bir adım attı.


Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Kemal Tapaloğlu başkanlığındaki heyet, insan beyninde ergenlik sürecinin başlatılmasında rol alan bir sistemi ve bu sistemde yer alan iki genin rollerini ilk kez ortaya çıkardı. Bu iki genden biri bozuk olduğunda insanlar ergenlik sürecine giremiyor. Kendi cinslerine ait fiziksel ve cinsel özelliklere sahip olamıyor. Bu kişiler yaşamanın ileriki yıllarında çok özel tedavi yöntemleri ancak çocuk sahibi olabiliyor. Bu hastalığa hipogonadotropik hipogonadizm deniliyor.


Prof. Dr. Topaloğlu`nun buluşuna ilişkin makele 11 Aralık 2008`de Neture Genetics dergisinde yayımlandı.


2005 yılında Science Dergisi, `Ergenlik sürecini ne başlatıyor?` sorusunu, günümüz biliminin bütün alanlarında cevabı olmayan sorulardan biri olarak lanse etmişti.


2004`ten buyana TÜBİTAK ve Ç.Ü`den destek alarak arkadaşlarıyla birlikte araştırmayı yaptıklarını belirten Prof. Dr. Ali Kemal Topaloğlu, hipogonadotropik hipogonadizm hastalığı olan kişilerde bu genlerden birine ait bozuklukları (mutasyonları) saptadıklarını söyledi.


`İnsanlarda ve diğer canlılarda ergenlik süreci nasıl başlıyor?` sorusu ile bilimsel çalışmalarına başladığını belirten Topaloğlu, ergenlik döneminin bir kişinin yaşamında dönüm noktası olduğunu ancak, bu döneme bazı kız ya da erkeklerin çok erken, bazılarının ise çok geç girebildiklerini kaydetti.


Ergenlik dönemine geç ya da çok erken girmenin kişide biyolojik ve psikolojik bir takım sorunlara yol açabileceğine işaret eden Topaloğlu, `Bu nedenle polikliniklerimize başvuran hastalardan yola çıkarak uzun soluklu bir araştırma gerçekleştirdik. Bu araştırma genlerden gelen gelişim bozukluğuyla ilgili farmakologların bir ilaç üzerinde çalışmasına da zemin hazırlamış oldu.` dedi.


Buluşlarının beyinde neurokinin sinyal sistemi ve burada TAC3 ve TACR3 adı verilen genlerle ilgili olduğunu vurgulayan Topaloğlu, dünyada ilk kez böyle bir buluş yapıldığını dile getirdi.


Kendi çalışma ve hasta grubunun yüzde 5-10`nun bu tür kişilerden oluştuğuna işaret eden Prof. Dr. Ali Kemal Topaloğlu, ergenlik sürecinde kalıtsal bir nedene ulaştıklarını aktardı. Topaloğlu, beslenme, jimnastik gibi kimi spor dalları, kronik böbrek, şeker, yapısal, karaciğer hastalıkları gibi farklı hastalıklarında ergengiliği geciktirmiş olabileceğine dikkat çekti.


Bundan sonraki süreçte ergenliği manipüle edebilecek ilaçların geliştirilebileceğini hatırlatan Topaloğlu, ilaç geliştirmenin çok uzun ve yüksek miktarlarda para harcamayı gerektirdiğini anlattı.


Grup olarak dört yıl önce ilk Cambridge Üniversitesi`nde araştırmalara başladıklarını vurgulayan Topaloğlu, TÜBİTAK`dan 240 bin YTL ve ÇÜ`nün destekleriyle sonuca ulaştıklarına belirtti.


Ergenlikle ilgili başka bilinmeyen genlerin varlığını düşündüklerini açıklayan Topaloğlu, önümüzdeki dönemde bu genleri bulmayı hedeflediklerini dile getirdi.


Kendilerinden önce bu konuda sadece bir gen ortaya çıkarıldığını, ikisini ise kendilerinin tespit ettiğini kaydeden Prof. Dr. Ali Kemal Topaloğlu, bu alandaki genler sisteminin tamamını bulunmasıyla cevabı bilinmeyen 125 sorudan birisinin aydınlanmış olacağını söyledi.


Cambridge Üniversitesi`nden Dr. Stephen O`Rahilly ve Dr. Robert K. Semple ve arkadaşları ile yapılan işbirliği çerçevesinde bu mutasyonların kodladıkları proteinlerin fonksiyonlarını bozduğu deneysel olarak da doğrulandığını vurgulayan Topaloğlu, buluşun bu şekilde ortaklaşa yayına hazırlandığını belirtti.


Buluşun Nature Genetics adlı dergide Çukurova ve Cambridge Üniversiteleri ortak adresli olarak yayınlandığını ifade eden Topaloğlu, `Genetik ve Moleküler Biyoloji alanında en yüksek etki değerine sahip olan bu saygın bilim dergisinde ilk kez bir Türk bilim insanının bir Türk üniversitesi adresli olarak makalesi yayınlandı.` şeklinde konuştu.


(CİHAN)



Yerleşim Türkiye / AntalyaMeslek Saty? / Pazarlama
Üye2311 yazı
Mikroskoplarda göremediğimiz küçük boyuttaki virüsler, görünür hale gelecek

Metamalzemelerle geliştirilen süper merceklerin optik dalga boylarında kullanılmasıyla, gözle görülemeyen molekül ve virüsler mikroskoplar altında incelenebilir hale gelecek. Nanoteknoloji temelli metamalzemeler sayesinde pozitif optiğin sınırları aşılacak ve farklı dalga boylarında da üstün özelliklere sahip süper mercekler yapılacak.

Süper merceklerin üstün çözünürlüğü sayesinde nano boyutlarda elektronik entegre devreler de üretilebilecek.Yeni teknolojinin özellikle askeri uygulamalar ve tıp teknolojisinde önemli gelişmeler yaratması bekleniyor.

Nanoteknoloji çalışmalarıyla ilgili bilgi veren Bilkent Üniversitesi doktora öğrencisi Aydın, fizik bölümündeki eğitimine başladığı ilk yıllarda yanlış bölümü seçtiğini düşündüğünden derslerine önem vermediğini anlattı. Aydın, Prof. Ekmel Özbay ile çalışmaya başladığından itibaren de dünyada çok az araştırmacının üzerinde çalıştığını, ancak geleceğin bilimi olarak adlandırılan nanoteknoloji alanında pek çok çalışma yürüttüğünü kaydetti.

SPIE EĞİTİM ÖDÜLÜNÜN SAHİBİ

İlk 2 yıl önemli başarılar elde edemediğini, ancak çalışmalarının 3. yılında metamalzemelerin ışığı ters yönde kırdığını deneysel olarak gözlemlediklerini dile getiren Aydın, şunları kaydetti:

”Metamalzemelerin değişik özelliklerini inceledik ve alanımızda önemli başarılara imza attık. Geçtiğimiz 6 yıl boyunca SCI indeksinde 32 makalem yayınlandı. Bu makalelerimize 500#8242;ün üzerinde atıf yapıldı. Dünyanın en önemli optik derneklerinden olan SPIE’in optik ve fotonik alanında başarılı doktora öğrencilerine vermiş olduğu SPIE eğitim ödülünü Türkiye’den kazanan ilk araştırmacı oldum.”

SÜPER LENSLERLE VİRÜSLER GÖRÜNÜR HALE GELECEK

”Işığın negatif kırınımını, dalga boyundan küçük nesneleri gözlemleme imkanı sağlayan metamalzeme bazlı süperlensleri deneysel olarak gözlemleyen çalışmalar yaptığını” aktaran Aydın, şöyle devam etti: ”Bizim yaptığımız çalışmada yüksek çözünürlüğe sahip süper mercekler mikrodalga boyutlarında oluşturuldu. Bu çalışmanın bir sonraki aşaması, merceklerin optik dalga boyutlarında geliştirilmesi olacak. Bundan sonra, süperlensler önemli uygulama alanları bulacak. İnsanoğlunun limitli görme kapasitesini, süperlens teknolojisini kullanarak aşmak mümkün. Mikroskoplar da göremediğimiz küçük boyuttaki nesneleri lensler kullanarak büyütüyor ve görmemizi sağlıyor ama süperlensler ile daha da küçük nesneleri görmek mümkün olabilecek.”

GÖRÜNMEZLİK TEKNOLOJİSİ ÜZERİNE DE ÇALIŞIYOR

Nanoteknolojinin günümüzde hızla ilerlediğini ve bu alanda kullanılan metamalzemelerle ilgili pek çok çalışma yürütüldüğünü anımsatan Aydın, bunlardan biri olan görünmezlik teknolojisinin dünyadaki ve Türkiye’deki gelişimiyle ilgili şu bilgileri verdi:

”Metamalzemelerin uygulama alanlarından birisi geçtiğimiz sene ortaya atıldı. İngiliz fizik profesörü Sir John Pendry bu yapıları kullanarak ‘görünmezlik pelerini’ elde edilebileceğini teorik olarak ispatladı. Ayrıca mikrodalga boyutlarında deneysel olarak da bu etki gözlemlendi. Türkiye olarak bizlerin de gelecekte önemli uygulamalara kapı açabilecek böylesine önemli bir konu üzerinde tecrübemiz olduğu için şanslıyız. Biz bu konu ortaya çıkar çıkmaz çalışmaya başlamıştık.”

”Benim kişisel hedefim Türkiye’nin bilim yolculuğunda elimden gelen yardımı yapabilmek. Doktora hayatım boyunca ülkeme bu açıdan faydalı olduğumu düşünüyorum. Kazandığımız bu ivme ile gelecekte bilim alanında çok daha iyi yerlere geleceğimize eminim” diyen Aydın, doktora sonrası çalışmaları için dünyanın önde gelen üniversitelerine gitmek, oralarda kazanacağı tecrübe ile Türkiye’ye dönerek bilimin gelişmesine katkıda bulunmak istediğini kaydetti.

PROF. DR. EKMEL ÖZBAY NE DİYOR?

Descartes ödülü sahibi Bilkent Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma Merkezi (NANOTAM) Başkanı Prof. Dr. Ekmel Özbay ise Koray Aydın’ın son çalışmaları ile ilgili soruları yanıtlarken, normalde mikroskoplarda kullanılan lenslerin çözünürlüğünün bir dalga boyunun altına inemediğini belirterek, nanoteknolojide kullanılan metamalzemelerin ise çok yüksek çözünürlüklü merceklerin üretilmesinin yolunu açtığını kaydetti.Öğrencisi Aydın’ın son çalışmasının lenslerin çözünürlüğü konusunda kendi alanında bir dünya rekoru kıracak kadar başarılı olduğunu anlatan Prof. Dr. Özbay, çalışmanın uluslararası uygulamalı fizik dergilerinden ”Aplied Physics” dergisinde de yayımlandığını bildirdi.

Geliştirilen teknolojinin mikrodalga boyutlarında yapıldığını ve Koray’ın aynı teknolojiyi optik dalga boyutlarında da yapmak için çalışmalarını sürdürdüğünü söyleyen Özbay, Koray Aydın’ın geliştirdiği yeni teknoloji ve bu teknolojinin sonraki aşamaları ile ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:

”Koray’ın geliştirdiği ve dünya rekoru kırdığı mikrodalga boyutlarındaki çözünürlük sayesinde ışığın sınırları zorlanacak. Bu malzeme daha da küçültüğünde çok küçük boyuttaki parçacıkları görebileceğiz. Mesela süper merceklerin kullanıldığı bir mikroskopla gözle görülemeyen molekül ve virüsleri görmeye başlayacağız. Bunlar özellikle tıp alanında teşhis ve tedavilerle yeni gelişmelerin yaşanması için de önem taşıyor. Askeri uygulamalarda da süper merceklerle pek çok yeni teknolojinin üretilmesi için gereken altyapılar da hazırlanabilecek. Koray, hem makale hem de atıf sayıları açısından Türkiye’nin gelmiş geçmiş en başarılı doktorasını yapıyor. Aslında sadece Türkiye değil, tüm dünya çapında en başarılı doktora tezlerinden birini yapıyor. Türkiye’de yapılan bir tez çalışmasının dünya çapında bu başarıya ulaşması, sadece bizler için değil tüm Türkiye için bir gurur kaynağıdır.”



Bahtiyar Baş | Şub 18, 2009 | YORUM..

Nüfusumuzdaki yaşayan genç nufusun tüm nufusa oranı en yüksek dünya ülkelerden biri olduğumuzu artık farkındalar. Bunun örneklerinden biri işte buradaki bilim alanındaki geçlerimiz.Bu sebep dairesinde daha ön sıralarda yer alacağız ve devamı gelecektir.Buna tüm kalbimle inanıyorum. Artık gençliği bilim alanında yetişmesini sağlamak bizim dünya ülkeleri arasında ön sıralarda hatta önderliğini yapacak düzeyde olduğumuzu göstermenin zamanıdır şimdi. Bizim ecdatlarımız dünya bilim tarihlerine zamanında dallarında kendi imzalarını otoritelerini gösterdiler şimdi ise neden bu devam etmesin.
Türk bilim dünyasında çalışan hizmet veren gençlerimize Allah her an yardımcı olsun.


Teknolojik İnternet Magazini ® ELECTROBLOG 2007 - 2008


Yerleşim Türkiye / AntalyaMeslek Saty? / Pazarlama
Üye2311 yazı
ODTÜ'den dev adım25 Mart 2008, 14:14ODTÜ, en büyüklerin arasında
Selim ÖztürkODTÜ Teknokent: "50 bin Türk firmasının bulunduğu bir veri sistemi oluşturuldu."
ODTÜ Teknokent'ten yapılan açıklamada, Yenilikçilik Aktarım Merkezi - IRC Anatolia (Innovation Relay Centre) isimli proje kapsamında 50 bin Türk firmasının bulunduğu bir veri sistemi oluşturulduğu, bugüne kadar 22 Türk şirketinin yabancı firmalar ile işbirliği yaptığı belirtildi.

Açıklamanın devamı ise şöyleydi: "Projeyle yerli firmalar titiz bir çalışma sonucu yurt dışındaki firmalarla görüşme odasına alınıyor. Firmalar arasında çöpçatanlık yapılarak uluslararası ticaret konusunda önemli atılımlar yapılıyor."

Açıklamada, 1 Nisan 2004 tarihinde başlayan projenin başlangıcında 4 yıl içinde 16 iş birliği anlaşmasının hedeflendiği ancak bu rakamın 3 yılda yakalanmasıyla hedefin yüzde 100 artırılarak 32'ye çıkarıldığı belirtildi.

Türk firmalarının yurtdışına açılırken yaşadığı pek çok engelin "nokta atışlarıyla" aşılabildiğinin vurgulandığı açıklamada, doğru firmaların bir araya getirilerek en yüksek verimin alındığı aktarıldı.

IRC'nin 1995 yılında Avrupa Komisyonu'nun desteğiyle, hayata geçirildiğinin belirtildiği açıklamada, aralarında AB ülkeleri, Bulgaristan, Romanya, İzlanda, İsrail, Norveç, İsviçre, Türkiye ve Şili'nin de bulunduğu 33 ülkedeki 71 IRC'nin, dünyanın en büyük teknoloji transfer ağını oluşturduğu ifade edildi.

Bu güçlü yapının ulaşabildiği firma, üniversite ve araştırma merkezlerinin sayısı ise 100 binleri aşıyor.

Yerleşim Türkiye / AntalyaMeslek Saty? / Pazarlama
Üye2311 yazı
Xaml'nin internette etkisi büyük olacak
Selim Öztürkİnternet artık tamamen değişiyor, xaml internette büyük bir etki oluşturacak.
Bu konuda okuyacaklarınız:
1Xaml'nin internette etkisi büyük olacak
2Hacettepe Teknokent bu teknolojiyi geliştirdi
Bütün Dünya hızla xaml ve xbap uygulamalarına geçmeye çalışırken dünyanın ilk xaml icon görüntüleyicisi ve xaml dictionary oluşturucusu ücretsiz yayınlandı.

Program xaml kaynaklarını görüntülüyor ve xaml lerden yeni kaynak kütüphaneleri (resource dictionary) oluşturmanızı sağlıyor.

Programı kullanmak isteyen İnternet ve Program uzmanları buradan programı indirerek xaml geliştirmede yardımcı araç olarak kullanmaya başlayabilirler.

Üstelik Xaml icon Viewer programı ücretsiz. Programda bulunan yakınlaştırma desteği ile xaml leri büyüterek görebiliyorsunuz. Programda yeni bir arama teknolojisi geliştirildi. Bir kelime aranırken birbaşka kelimeyi
hatta birçok kelimeyi aynı anda aratıp sonuçlarını sürekli güncellenir şekilde görebiliyorsunuz.

Program önceki medya ( jpg,gif,png) görüntüleyicilerden farklı olarak milyarlarca dosyayı TeraByte tipinde medyayı gösterebilecek şekilde tasarlandı. Program sayesinde Program geliştiricilerin kaynak kullanım hızları artacak ve çok daha hızlı internet siteleri ve programları geliştirip kaynakları çok hızlı kullanabilecekler. Programın amacı kaynakların görüntülenmesi ve web sitesi ile program geliştiricilerin kendilerine özel yeni kaynakların oluşturmasına imkan sağlamak.

Programı geliştiren Horizon Yazılım Limited Şirketi xaml kaynaklarını grafile.com dan ücretli ve ücretsiz olarak dağıtmakta, örnek proje olarak epiri live sözlük sistemi de epiri.com adresinde kısa bir süre sonra xbap olarak yayına başlayacak.
Hacettepe Teknokent bu teknolojiyi geliştirdi
Programı ilk olarak kullanan Microsoft User Experince Designer takımından Pam Scott daha önce internette benzer bir programı çok aradığını fakat benzer bir program bulamadığını, bunun gördüğü dünyadaki ilk xaml icon görüntüleyici olduğunu belirtti. Programı çok faydalı , gerekli bir program olduğunu belirten Pam Scott, programı çok sevdiğini ve hayatını kolaylaştırdığını söyledi.

Programın kullanımını çok kolay bulduğunu söyleyen Pam Scott, program yardıma ihtiyaç duymadan kullanılabilir dedi.
Programın birçok özelliğini beğendiğini ve xaml ile ilgilenenlerin programdan çok fayda sağlayacağını söyledi.

Xaml ile 3 boyutlu vektör 2 boyutlu vektör internette ve programlarda önemli bir şekilde yer alacak ve yepyeni bir internet ve bilgisayar programları kullanıcılara sunulacak.

Çok daha temiz kaliteli görüntü ile daha zevkli zengin içerikli programlar ve internet gelecek. Yeni teknolojilerin geliştirilmesine de Horizon Yazılım katkıda bulunacak.

Bilgi için
Horizon Yazılım Ltd. Şti.
Hacettepe Teknokent
Tel: +9 0312 299 26 29

Yerleşim Türkiye / AntalyaMeslek Saty? / Pazarlama
Üye2311 yazı
Türk bilim adamları, günümüzde kesin tedavisi olmayan ve her yüz kişide bir görülen şizofreniye, beyinden fazla miktarda salgılanan ''agmatin'' adlı kimyasalın neden olduğunu kanıtladı.

Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Albay Prof. Dr. Tayfun Uzbay ve ekibi, yüksek dozda agmatin verilen farelerde şizofreninin modellendiğini ve hastalığın tedavisinde kullanılan mevcut ilaçların bu modelde hiçbir şekilde iyileşmeyi sağlamadığını belirledi.


Araştırmacılar, ABD'de tarım alanında kullanılan 3 maddenin yeni bir tedavi yöntemi olarak şizofrenide kullanılabileceğini ortaya koydu. Bilim adamları, tıp literatürüne giren ve patent alan araştırma kapsamında, şizofreniye neden olduğu saptanan maddenin kanda tahlil edilip edilemeyeceğine ilişkin yeni bir çalışmaya da imza attı. GATA Ocak 2009 Haber Bülteni'nde, ''çalışmanın TÜBİTAK destekli olduğu ve patent alınmasının ardından araştırma sonuçlarının 'European Neuropsychopparmacology ve Journol of Psychopharmacology' isimli dergilerde yayına kabul edildiği'' belirtildi.
AA




Yerleşim Türkiye / AntalyaMeslek Saty? / Pazarlama
Yeni Üye1 yazı
METTİN bey
O bahsettiğiniz aktif karbonla ilgili ihaleyi devletin ulu şahsiyetleri Erhan Beye değil bir züccaciyeci ve inşaatçı takımına verdi. Bildiğim kadarı ile de 5 senedir üretim falan yapılmadı. Kendisinin üretimi de engellenmiş olduğundan durum ülke için üzücü bir şekilde sonuçlandı. Ülkede endüstriyel olarak aktif karbonu üreten ve herkese yardımcı olmaya çalışan bu arkadaş malesef tecrübelerini ülkesine verememekten yakınmakta.
Sanırım Erhan Bey de ülkeyi terk etmeye hazırlanıyor. Yabancı bir ülkede yatırım yaptığında arkasından konuşanlara şimdiden el insaf demek isterim.
Bu ülkede en zor şey bu ülkeye hizmet etmekmiş.
Bilimsel sorunları siyasi kararlarla çözmeye çalışan toplumlar çöküşe geçerler. Aynen bu ülkedeki gibi

Yerleşim Türkiye / YzmitMeslek Ev kadyny
Üye2311 yazı
Valla ne diyeyim Hulki Cevizoğlu nunprogramında görünmezlik zırhından bahseden bir profosör vardı,istediğiniz uçağı gemiyi,tankı bu teknoloji ile görünmez yapabiliriz demişti,aynı zamanda daha önce bir yapay kalp yapmış kimse ilgilenmemiş,hemde şimdikilerden kat be kat üstün yan etkiside yok,sonra aynı adam sıradan basit bir bilgisayarın GB disk ini belleğini korkunç bir şekilde artırabiliyormuş ,micro softtan gelmişler demişler sen bizi iflas mı ettirecen,gene kola kutusundan çöpten enerji üretebiliriz demişti,geçen ingiliz ordusu bir tankı gazetecilerin önünde görünmez yaptı SANIRIM 6 AY EVVEL FALAN,aklıma acaba geldi işte,maalesef yetenek var elinden tutan yok,hain var arkasında bir sürü destek,ama ben inanıyorum,bu millet sayınları ile bu işin yürümeyeceğini yavaş yavaş anlıyor,bina dikmeklede bu işler olmuyor,eninde sonun da düzlüğe ç.ıkacağız bakın bakalım o zaman önümüze kim çıkabiliyor..Ha bu arada ona buna sponsor olan böyük şirketlere de iki çift lafım var,canavar gibi kısraklar dururken gidip eşeklere yatırım yapmasınlar..

Yerleşim Türkiye / AntalyaMeslek Saty? / Pazarlama
Üye2311 yazı
İsrail'e Domates Bağımlılığına Son
--------------------------------------------------------------------------------

Yıllardır İsrail'den domates tohumu almak zorunda kalan Türkiye, nihayet yerli tohuma kavuşuyor. İşte Türk nükleer mühendislerinin başarısı.
Nükleer enerji konusundaki tartışmalar sürerken, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu'ndan (TAEK) çiftçiye sevindirici bir haber geldi. Yıllık 120 milyon dolar verilerek İsrail'den ithal edilen domates tohumunun yerlisi üretiliyor.
Türk nükleer mühendisleri, yüksek verimli, hastalık ve zararlılara karşı dayanıklı 'millî domates tohumu' geliştiriyor. Çiftçiler, yerli tohumu 3 yıla kadar kullanmaya başlayacak. İsrail'den gelen tek kullanımlık tohumlar sebebiyle Türkiye'nin tarımda dışa bağımlılığı artıyordu. İthal domates tohumunun da fiyatı gittikçe yükseliyordu. 2006'da gramı 30 yeni liraya ulaştı ve altını geçti. Söz konusu gelişmeler üzerine TAEK, millî tohum üretimi için çalışmaları hızlandırdı. Başkan Okay Çakıroğlu, projede büyük mesafe kat ettiklerinin altını çizdi: "En geç 2010'da Türk mühendislerinin çabasıyla domates tohumumuz hazır hale gelecek. Tohumluk malzemesi de çiftçiye daha uygun fiyata mal olacak."
Halihazırda domates üretimi için başta İsrail olmak üzere ABD, Fransa ve Hollanda'dan domates tohumu temin ediliyor. Ziraatçılar Derneği Başkanı İbrahim Yetkin, altından bile pahalı tohumun aynı zamanda stratejik bir ürün olduğunu da belirterek, 'böylesine önemli bir projeye imza atan' TAEK'i kutladı. "Tohum ithalatı yüzünden yurtdışına yılda 120 milyon dolar ödeniyor. Kaçak yollarla girenlerle bu tutar 150 milyon doları bulur." diyen Yetkin, yerli tohumla üretimden çiftçilerin ve tüketicilerin de çok kârlı çıkacağını belirtti. Dernek başkanı, "Bu sayede domates üretiminde dünya dördüncüsü olan Türkiye, ilk sıraya doğru çıkacak." diye konuştu.
Atom Enerjisi Araştırma Kurumu TAEK'in tarım konusundaki çalışması domatesle sınırlı değil. Nohut ve soya fasulyesinde de ıslah çalışmaları yürüten kurumun nükleer teknikler kullanarak ürettiği yüksek verimli, yağlı ve proteinli soya fasulyesi ile nohut, Tarım Bakanlığı'nca tescil edildi. Söz konusu ürünlerin de Türk tarımının hizmetine sunulduğunu kaydeden Çakıroğlu, "Ayrıca buğday, arpa, aspir, patates, kavun, sarımsak, biber, kiraz ve üzüm gibi ülke ekonomisine önemli katkı sağlayacak, tarımsal üretim açısından önceliği olan bitki türlerinde de mutasyon ıslahı çalışmalarına devam ediyoruz." bilgisini verdi. Tarım Bakanlığı ile 5 üniversite ve 20 yerli tohum üreticisi de sebze çeşitlerinin geliştirilmesi ve tohumculuk projesi üzerinde çalışmalar yapıyor. 7 milyon YTL bütçeli projeye DPT 4,2 milyon, Tarım Bakanlığı 1,8 milyon, özel sektördeki 20 kuruluş da 1 milyon yeni lira kaynak ayırdı.
Türkiye meyve ve sebze üretiminde ilk 10'da Çukurova, Sabancı, Akdeniz, Ankara ve Uludağ üniversitelerinin görev aldığı proje kapsamında biber, patlıcan, domates, salatalık, kabak, kavun, kapuz ve lahananın hibrit tohumlarının (yüksek verimli, kaliteli, hastalık ve zararlılara dayanıklı) elde edilmesi planlanıyor. Hibrit tohumlar yerli tohumlara göre domateste kat kat fazla ürün verdiği ve bir aylık raf ömrüne sahip olduğu için bütün sera sahiplerince tercih ediliyor. Türkiye, birçok meyve ve sebzenin üretiminde dünyada ilk on içinde yer alıyor. Ancak tohumluk üretimindeki dışa bağımlılık, kaliteli üretimde istenilen seviyeye ulaşmasını engelliyor. Buna rağmen, yıllık ortalama üretimleri itibarıyla fındık, incir, kayısı, kiraz, ayva ve narda dünya birincisi. Nohut, salatalık ve karpuz üretiminde ise ikinci sırada. Patlıcan, mercimek ve yeşil biberde üçüncü, domates, soğan ve zeytinyağı üretiminde de dördüncü. Şekerpancarında beşinci; tütün, çay ve elmada altıncı; pamuk ve arpada yedinci; bademde sekizinci, buğday; çavdar ve greyfurtta dokuzuncu; limon üretiminde de onuncu sırada bulunuyor.

http://www.marzalli.com/forum/forum_posts.asp?TID=3806

Yerleşim Türkiye / AntalyaMeslek Saty? / Pazarlama
Üye2311 yazı

Google'a yerli rakip geliyor
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, yerli arama motorunu kuracak
29 Kasım 2009 Pazar, 13:02
BTK Başkanı Tayfun Acarer, ‘yerli arama motoru’ kurulmasına yönelik çalışmaları 2010 yılında tamamlamayı hedeflediklerini bildirdi. Acarer ‘Youtube’ ve ‘Google’ başta olmak üzere mevcut arama motorlarının yabancı kaynaklı olduğunu hatırlattı ve “Bu nedenle, internet yoluyla yapılan her türlü haberleşme yabancı ülkelere gidiyor, oradan geri geliyor. İşin bu açıdan bir güvenlik tarafı var” dedi.

Mevcut yabancı arama motorlarının Türkiye’nin ihtiyaçlarına cevap vermediğini, ülke hassasiyetlerine zaman zaman duyarsız kaldığını savunan Tayfun Acarer, Türkçe karakterlerden kaynaklanan sıkıntılar da yaşandığını dile getirdi. “Çalışmalarımızı, üniversitelerin yanı sıra işletmecilerle birlikte sürdürüyoruz” diyen ve yerli arama motorunun Türkiye’nin yanı sıra Türk cumhuriyetleri ile İslam ülkelerinde de çok tutulacağını düşünen Acarer, şöyle devam etti:

Yeni doğan bebeğe e-posta

“Bu ülkelerin bizim arama motorumuza çok daha fazla güveneceğini düşünüyorum. Yerli arama motoru kurulması çalışmaları kapsamında ‘Anaposta Projesi’ni de yürütüyoruz. Proje kapsamında 70 milyon vatandaşımızın her birine 10 GB mail kotası olan bir elektronik posta adresi verilebilecek. Her çocuk doğar doğmaz nüfus cüzdanında yazılı olan bir e-posta adresine sahip olacak. 70 milyon kişinin TC kimlik numarası eşleşmesi seviyesinde kullanılabileceği bir mobil ağ sağlanmış olacak. Yahoo, Hotmail, Gmail gibi yabancı ve güvenli olmayan posta adresleri-ağları kullanılmamış olacak. İslam ülkeleri ile Türk cumhuriyetleri, Türkiye’nin posta altyapısını tercih edecektir. Böylece uluslararası büyük bir ağ ve internet haberleşme ortamı sağlanmış olacak.”

Youtube’a Türkçe versiyon önerildi

Youtube internet sitesine erişimin 17 Ocak 2008’de Ankara 12’nci Sulh Ceza Mahkemesinin kararıyla ‘Atatürk’le ilgili özel bir kanun’ nedeniyle engellendiğini hatırlatan BTK Başkanı Tayfun Acarer, “Engellemenin kaldırılması için Youtube yetkilileri ile pek çok görüşme yapıldı. Görüşmelerden 3’üne Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım da katıldı” bilgisini verdi. Acarer, bu görüşmelerde Türkiye’ye özgü, Türkçe bir versiyon geliştirmesi gibi çok makul öneriler getirildiğini bildirdi.


Yerleşim Türkiye / AntalyaMeslek Saty? / Pazarlama