Bir Kitap Olarak Uyanmak
Feryal Tilmaç
Hep başka bir “kimse” olduğunu düşleyen sevgili insan. Bir gün yatağında başka bir “şey” olarak uyansan, mesela kendini harika bir kitap olarak bulsan. Giyinirken de tercih ettiğin renklerden oluşan güzel bir kapak tasarımı olan. Tesadüf bu ya içinde en sevdiğin yazarların öyküleri, sevdiğin şiirler ve de seçilmiş aforizmalar bulunan, en saydığın adamlardan. Üstelik hayal bu ya, bunlarla da kalmayan. Arka kapağı bile sevdiğin bir yazar tarafından yazılmış olan. Her bakımdan zevkine uygun bir kitap olarak uyansan. İçinde her gün ruhunun başka bir yerinden geçen de yüreğini tam ortasından ikiye bölen, tüm hatırlayışlarını kolaylaştıracak bir işaret şeridi bulunan, üstelik de fildişi rengi satenden. Ne dersin? Bu kitap olarak uyanmayı ister misin? Güzel kokulu bir cilt olarak güne merhaba dediğinde önce sevgili yatağın akçaağaçtan bir kütüphaneye dönüşmüş olur sanırım. Yani kendini kalabalık bir yatakta bulursun diğer kitap dostlarınla birlikte. Kitaplık sahibinin- ki bu doğal olarak senin de sahibin oluyor, evet yeni hayatında ne yazık ki bir sahibin var ama öyle bir sahip ki bu, seni neredeyse senden bile çok seviyor- klasifikasyona önem veren biri olduğunu umalım ve kitaplığın her milletten yazarın kaleme almış olduğu her dilden ve de her türden kitabın yan yana bulunabileceği o garip kitaplıklardan biri olmadığını. U*****alım varsayalım, hayal bizim unutma! Evet sen yeni hayatının ilk gününde Oscar Wilde’in bir kitabına sırtını dayamış olarak uyanıyorsun. Neden mi? Ben bu yazarı severim ve senin hayal katipliğini yaptığım için seni istediğim kitabın yanına koyabilme hakkım olmalı. Sen en son eklenen kitapsın rafa, sağ tarafının boşluğu bundandır, yadırgama. Biraz tozlanırsın belki ama, üzerine yeni kitaplar gelmediği sürece daha rahat olur, lütfen yakınma. Yeni hayatını istediğimiz gibi düzenleyebiliriz. Bu bizim hayal dünyamız. Sen hayatından bezmiş değişiklik arayan kızımız, sahibin seni çok seven yorgun bir adam, bense emrinize amade hayal katibiniz. Sen erken kalkıyorsun- insanlıktan beri öyle alışmışsın değiştiremiyorsun, halbuki her yeni günde kıpırtısız ve umutlu bir bekleyişe uyanıyorsun-. Yorgun adam geç kalkıyor- adı üzerinde yorgun adam, yorgun doğmuş dinlenmek için yaşıyor-, yatağının başucundaki kitaplıkta olduğun için şanslısın yine de –evet seni oraya koydum, evin en hareketli yeri orasıdır sıkılmayasın diye-. Hepinizi geceleri okuyor biliyorum, çünkü ben öyle olsun istiyorum. Ne olur haber ver canın sıkıldığında, belki de ödünç verdiririm seni yorgun adamın bir arkadaşına. Şimdilik değil, yeni rafına bile alışamadın daha. Huzursuzsun sen neden? Güzel bir kitapsın artık, okunacağın günü bekle, sevilmeyi um ve belki de yükselmeyi başucu kitaplığına. Ne, diğerlerinin çok güzel ex-librisleri mi var iç sayfalarında? İnsanken de böyle sabırsızdın sen, bir kitaba yakışıyor mu? Seninkine de yapıştırır elbette, acelen ne? Nasıl çok mu güzel? Anlatsana. Üzerinde Tristan ve Isolde’nin resmi var öyle mi? Hem de Salvador Dali’nin yaptığı. Pek karamsar bir resimdir o, kara çizgiler çürümüşlüğü tanımlar, mutsuzluk romantik aşkı. Nesini beğendin bilmem ki! Bilmez gibi Tristan ile Isolde’nin acı sonunu. Tamam, tamam üzülme bu gece senin iç kapağına da yapıştırmasını sağlamaya çalışırım. Sen süse ve sahiplenilmeye oldum olası düşkün kızımız, o ex-librisi bile aşka dair umut vaat etmeyen mutsuz adam, ben sizi şaşkınlıkla izleyen hayal katibiniz. Geliyor, ayak seslerini duyuyor musun? Yanında birileri var galiba. Sen olduğun yerde kal- başka şansın varmış gibi sanki- elimden geleni yapacağım diyorum, ne olur ağlama. Sayfaların göz göz kabarır, güzelliğin bozulur sonra. Tamam şimdi oldu, hassas noktanı nasıl da biliyorum ama. Arkadaşlarını eve getirmiş galiba. Geç saatlere kadar oturmayacaklarını umalım, artık yarına kalırsa da bekleyeceksin çaresiz, neticede bir kitapsın sen unutma. Kahvelerini bitirdiler. Kahve içtiklerini nereden mi biliyorum, tabii ki kokusu geldi burnuma. Sessiz ol- başka şansın varmış gibi sanki- elimden geleni yapacağım diyorum, yine başlama. “Arkadaşlarını yolcu eden adam yatak odasına girip lambayı yaktı, üzerini değiştirip- ne sabırsızsın bütün gün dolaştığı kıyafetlerle mi yatsın- yatağına doğru giderken yeni aldığı kitabı gördü rafta, gülümseyerek uzandı. ‘Bunu aldığımı unutmuşum, karıştırayım bari biraz’ diye düşündü- bu kadar tabii, aşk yaşamıyorsunuz ki, ne bekliyordun?- kitabın renkli güzel kapağını açıp yatağına uzandı.” Ne diye ağlıyorsun yine? Sadece bir kitap olarak uyanmak ister misin diye sordum, hayali getirdiğin yere bak. İstersen yol yakınken vazgeçelim, bunu daha nereye kadar ***ürürüz? Çığırından çıktı çıkacak öykümüz. Sen huzurlu bir kitap olarak uyanmayı hayal ederken aşık olup olan huzurunu da kaçıran kızımız, o senin gibi binlercesine sahip olup senden bir ex-librisi bile esirgeyen duygusuz adam, ben durumunuzu görerek üzülen hayal katibiniz.
sunshine