Ana içeriğe geç

İş Dünyası

İflastan Nasıl Kurtulursunuz?

BaşlatanakinselcukTarih03/09/2009 17:39:27Yorum11

İlk mesaj
Editör5590 yazı
Etkisini artıran kriz zor durumdaki şirketleri hukuki yollarla kurtaracak formülleri de gündeme getirdi. Son düzenlemeler borç batağındaki şirketlere birçok hukuki hak tanıyor. İflas açıklayıp teslim olmak yerine kurtuluş planı hazırlayan şirket yeniden hayata dönme imkanına sahip.

Etkisini artıran kriz zor durumdaki şirketleri hukuki yollarla kurtaracak formülleri de gündeme getirdi. Son düzenlemeler borç batağındaki şirketlere birçok hukuki hak tanıyor. İflas açıklayıp teslim olmak yerine kurtuluş planı hazırlayan şirket yeniden hayata dönme imkanına sahip.

Türkiye de etkisini gösteren global kriz bugünlerde birçok işletmeyi zorluyor. Kimi üretimini durdururken, kimi şirketler de işçi çıkarma gibi tedbirlere yöneliyor. Dünya piyasalarındaki daralma nedeniyle ürettiğini satamayan, aldığı krediyi ödeyemeyen işletmelerin sayısı her geçen gün ise artıyor. İşte böylesine bir dönemde yaşanan kriz ortamı, işletmeleri içine düştükleri zor durumdan yargı yoluyla kurtaracak çeşitli formülleri de yeniden gündeme getirdi. Bu formüllerden biri de krizle birlikte dünyada sıkça yaşanan ve gazetelerin ekonomi sayfalarında bugünlerde sıkça gördüğümüz `iflas erteleme istemi.` Bu taleple mahkemeye başvuran şirketler, iflas yerine `ıslah` olarak yeniden üretken canlı varlık haline gelip hayata dönme imkanı bulabiliyorlar.

KOBİ`LERİN HABERİ YOK

Münci İnci Hukuk Bürosu uzmanlarına göre büyük holding ve gruplar, deneyimli finans ve hukuk danışmanlarıyla hukuksal tedbirler alarak krizden kurtulmanın yollarını biliyorlar ama özellikle son yıllarda ekonomide ciddi ağırlıkları olan Anadolu sermayesi KOBİ`ler ve kooperatifler çoğu zaman bu konuda hukuksal tedbirlerden bilgisizler. Oysa 2004 yılında Dünya Bankası`nın da isteği üzerine İcra İflas Kanunu`nda borç batağındaki firmaların iflasını önleyecek yeni hukuki düzenlemeler yapıldı. Yasa sermaye şirketlerinin ve kooperatiflerin iflasını önlenmeyi amaçlıyor.

Bilindiği gibi borçları nedeniyle zor duruma düşmüş işletmenin makineleri, menkul malları, alacaklılar tarafından haczediliyor, yok pahasına satışa çıkarılıyor. Bu da sahibi kim olursa olsun ulusal zenginlik ve istihdam yuvası olan işletmelerin parçalanmasına veya yok olmasına yol açıyor. Rastgele haciz ve muhafaza işlemleri bazı alacaklıların alacaklarını tahsil etmelerine ama birçoğunun da alacağını tahsil etmesine imkan bırakmayacak sonuçlar doğuruyor. Uzmanlar bu noktada AK Parti Hükümeti`nin İcra İflas Kanunu`nun 179-a ve 179-b maddelerinde önemli değişikler yaparak hem alacaklıların hem de borçluların hukukunu korumak bakımından önemli adım attığını belirtiyor.

BORCA BATIK OLMALI

Daha önce Türk Ticaret Kanunu`nun 324`üncü maddesinde mevcut olan iflasın ertelenmesi kurumu, İcra İflas Kanunu`nda çok yeni çağdaş bir düzenleme ile güçlü bir kurum haline getirildi. Bu düzenleme ile aktifi pasifini karşılamayacak durumda olan limited, anonim ve kooperatif şirketlere iflasın ertelenmesi suretiyle krizden çıkış için ciddi düzenlemeler getirilerek, bu yetki mahkemelere verildi. Bunun temel şartı da şirketin `borca batık` olması ve ödemelerini yapamayacak durumda olması. Bu durumda olan bir şirket Ticaret Mahkemesi`ne başvurarak iflasının ertelenmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasını isteyebiliyor.

Önce rapor hazırlayın

İflas ertelemeye hazırlık sırasında şirketin bilanço ve stok gibi 12 ayrı kalem belge, uzman hukukçular, mali müşavirler ve finans danışmanları tarafından incelenmeli. Ardından da uzman kadro, şirketin iflasın ertelenmesi gereken bir hukuki ve mali yapıya sahip olup olmadığı konusunda bir ön rapor düzenlenmeli. Bu rapor doğrultusunda şirketin iflasın ertelenmesi talebinde bulunmasının şirket ve de alacakların menfaatine olduğu konusunda bir kanaat oluşması halinde şirketin, iflasın ertelenmesi ve gerekli koruma tedbirlerinin alınması için mahkemeye başvurması gerekmekte.

Zordaki işletmeyi rahatlatan maddeler

İCRA İFLAS KANUNU



Madde 179/a: İflasın ertelenmesine karar veren mahkeme, şirketin veya kooperatifin malvarlığının korunması için gerekli her türlü tedbiri iyileştirme projesini de göz önünde tutarak alır.

Mahkeme erteleme kararı ile birlikte kayyım atanmasına karar verir. Mahkeme, yönetim organının yetkilerini tümüyle elinden alıp kayyuma verebileceği gibi yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğini kayyımın onayına bağlı kılmakla da yetinebilir.

İflásın ertelenmesi kararında kayyımın görev ve yetkileri ayrıntılı olarak gösterilir.

Mahkeme erteleme kararının hüküm fıkrasını 166`ncı maddenin ikinci fıkrasındaki usulle ilan eder ve gerekli bildirimleri yapar.

Erteleme kararının etkileri:

Madde 179/b:


Erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur; bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez.

Erteleme sırasında taşınır, taşınmaz veya ticari işletme rehniyle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir; ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez. Bu durumda erteleme süresince işleyecek olup mevcut rehinle karşılanamayacak faizler teminatlandırılmak zorundadır.

20`nci maddenin birinci sırasında yazılı alacaklar için haciz yoluyla takip yapılabilir.

(Değişik dördüncü fıkra: 12/2/2004-5092/4 md.) Erteleme süresi azami bir yıldır. Bu süre kayyımın verdiği raporlar dikkate alınarak mahkemece uygun görülecek süreler ile uzatılabilir; ancak uzatma süreleri toplamı dört yılı geçemez. Kayyım, mahkemenin belirleyeceği sürelerde iflası ertelenenin faaliyetleri ve işletmenin durumu konusunda düzenli olarak mahkemeye rapor verir.

İflasın ertelenmesi talebinin reddi ya da erteleme süresi sonunda iyileşmenin mümkün olmadığının tespiti üzerine mahkeme, şirketin veya kooperatifin iflasına karar verir. Erteleme süresi dolmamakla birlikte, mahkeme kayyımın verdiği raporlardan şirketin veya kooperatifin mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olmadığı kanaatine varırsa, erteleme kararını kaldırarak şirketin veya kooperatifin iflasına karar verebilir.

Haber : tümgazeteler.com
tamnland.com

Yerleşim Türkiye / TürkiyeMeslek Diğer
YORUMLARTopluluk ne düşünüyor?
11 yorum
Editör5590 yazı
TEKSTİL SANAYİİ İFLASTAN KURTULMAK İÇİN HUKUKİ FORMÜL ARIYOR



Çin başta olmak üzere Uzakdoğu'dan yapılan ithalat nedeniyle güç günler yaşayan tekstil sanayicileri, kapanma tehlikesi altında bulunan zor durumdaki şirketlerin kurtarılması için hukuki formüller aramaya başladı. Hukukçular zor durumdaki şirketleri kurtaracak gerçek bir hukuk yaratılmasını istiyor.

-Kadir Has Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Öztek, 'Biz hukukçular yargıya intikal eden konularla şirketlerin veya ekonominin iyi bir durumda olup olmadığını anlarız. Ekonomini iyiye gittiği söyleniyor ama, icra takibi başlatılan şirket sayısında iki misli, iflas erteleme talebinde bulunan işletme sayısı da misli artmış durumda' dedi.

-Öztek, zor duruma düşen şirketlerin artık konkordato yoluyla borçlarını yeniden yapılandırma ve iflastan kurtulma arayışlarını terk ettiklerini ifade ederek, 'Artık bütün borçlular iflas ertelemeye yüklendiler. 5 yıl boyunca icra takipleri, hacizler duruyor. Valla fıstık gibi bir kurum' yorumunda bulundu.

İSTANBUL (ANKA)- Çin başta olmak üzere Uzakdoğu'dan yapılan ithalatın yol açtığı rekabet koşulları nedeniyle güç günler yaşayan tekstil sanayicileri, kapanma tehlikesi altındaki şirketlerin kurtarılması için hukuki formüller aramaya başladı.

Kadir Has Üniversitesi Medeni Usul, İcra ve İflas Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Selçuk Öztek 'Kapanan her işletme milli ekonomiye zarar veriyor. Zor durumdaki şirketlerin kurtarılmasında şu veya bu kişinin ya da işletmenin menfaati diye değil, ülke menfaati diye bakmak gerekir. Ancak klasik araçların dışında yeni bir hukuki menanizmaya ihtiyaç var' dedi.

Türkiye Tekstil Sanayi İşverenleri Sendikası ile Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi işbirliğiyle düzenlenen 'Finansal Güçlük Yaşayan İşletmelerin Kurtarılmasına İlişkin Hukuki Çareler' konulu konferansta bir değerlendirme yapan Prof. Dr. Selçuk Öztek, "şirketlerin kurtarılması" yerine "borçların yeniden yapılandırılması" kavramının daha çok benimsendiğini ifade ederek şöyle konuştu:

'Biz hukukçular yargıya intikal eden konularla şirketlerin veya ekonominin iyi bir durumda olup olmadığını anlarız. Ekonomini iyiye gittiği söyleniyor ama, icra takibi başlatılan şirket sayısında iki misli, iflas erteleme talebinde bulunan işletme sayısı da misli artmış durumda. Kurulan ve kapanan şirket sayılarına bakınca da pek pozitif bir görüntü izlenmiyor. Ekonomistler de bu tabloyu teyid edince, biz hukukçular da artık ekonomide işlerin iyiye gitmediği yorumunda bulunabiliyoruz."

-"ŞİRKETLERİ KURTARACAK GERÇEK HUKUK YOK"


Prof. Dr. Öztek mevcut İcra ve İflas Kanunu'nu "yorgun" diye niteleyerek, finansal olarak zor durumdaki şirketlerin kurtarılmasına yönelik Türkiye'de sağlam bir hukuki zemin bulunmadığını savundu. Öztek 'Şirket kurtarma süreçlerine yönelik mevcut hukukumuz yetmiyor. Hakimlerin gerekirse alacaklıların alacak tutarlarına ve vade yapısına müdahale edebileceği, alacakların özüne dokunabileceği kararlar alabilmesi lazım' dedi.

Öztek finansal darboğaza düşerek faaliyetlerini sürdüremez hale gelen işletmeleri yeniden ekonomiye kazandırmanın ekonomik olduğu kadar hukuki mekanizmalarının da yaratılmasının gereğine işaret ederek, Türk mevzuatında mevcut durumda şirket kurtarmaya yönelik dört hukuki sürecin bulunduğunu söyledi.

-"KONKORDATO HUKUKEN İŞLEMİYOR"


Öztek işletmelere Fevkalade Hallerde Mühlet Verme ve Tatil' başlığı altında tanınan kurtarma formülünün artık uygulanmadığını, konkordatonun değişik şekillerde en yaygın başvurulan yöntem olduğunu belirterek şöyle dedi:

'Konkordato, elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen, mali durumu bozulmuş dürüst işletmeleri korumak için kurulmuş bir hukuki mekanizma. Ancak konkordato için işletmelere 3 ay ve ilave 2 aylık süre veriliyor. Bu sürede borçlu işletmenin alacaklılarla görüşüp borçları yeniden yapılandırması mümkün değil. Daha da önemlisi en son değişikliklerle uzlaşma yöntemi diye ligth bir konkordato yöntemi geliştirildi. Bu yöntemin en önemli üstünlüğü alacaklıları sınıflandırmaya tabi tutulabilmesi. Böylece borçlu şirket alacaklıları ile özel gruplar halinde anlaşma yapabilmektedir. Farklı oranlarda borç silinmesi talebinde bulunabilmekte ve farklı vadeler talep edebilmektedir. Ancak bu yönteme de pek başvuran yok.'

İcra İflas Kanunu'nda yapılan son değişikliklerle de konkordatonun artık işlemez hale getirildiğini,iflas erteleme yolunun da şirket kurtarma fonksiyonunu yitirdiğini ileri süren Öztek 'Aslında konkordato için bir köprü işlevi gören iflas erteleme yönteminde ilginç bir değişiklik yapıldı ve 2003 yılında 1 yıl artı 1 yıl olan iflas erteleme süresi TBMM'de yapılan bir kanun değişikliği ile 1 yıl artı 4 dört yıl olarak uzatıldı. Böylece konkordato yönetiminde 3 ay artı 2 ay olan olan süre, iflas erteleme yoluyla 5 yıla kadar çıkmış oldu. Bu durumda konkordatonun bir yöntem olarak da anlamı kalmadı'dedi.

'-İFLAS ERTELE İCRA TAKİPTEN BEŞ YIL KURTUL


Prof. Dr. Öztek zor duruma düşen şirketlerin artık konkordato yoluyla borçlarını yeniden yapılandırma ve iflastan kurtulma arayışlarını terk ettiklerini savunarak ' Artık bütün borçlular iflas ertelemeye yüklendiler. 5 yıl boyunca icra takipleri duruyor. Valla fıstık gibi bir kurum' yorumunda bulundu.

İflasın ertelemesi başvurusunun kabul edilebilmesi için iki şartın bulunduğunu, bunlardan birinin dış finansman kaynağı temin edilmesi, diğerinin de borca batıklık şartının olduğunu belirten Prof. Dr. Öztek 'Dış finansman bulmadan eldeki araç gereçleri satarak ya da yeni siparişler alırız iddiasıyla iflastan kurtulmak mümkün değil' dedi.

Haber : (ANKA)
tamnland.com

Yerleşim Türkiye / TürkiyeMeslek Di?er
Üye173 yazı
Bilinmesi gerekli diye yazıyorum:
Mali bünyesi bozulmuş şirketlerin mali bünyelerinin neden bozulduğu ile ilgili bilgileri bile araştırma konusu edilmemiş bir ülkede bu tarz siyasi günü kurtar mantığının yapılması üzücü.
Şirketler neden bu durumlara düşerler. İnsanların çoğunun yaptığı gibi çeplerindeki parayı değil başkalarının paralarıyla
iş yaptıkları için. kredi kartlarını akıllıca kullanmayanların başına gelenler aynen şirketlerinde başında. Yani;
<Yeterli altyapıları olmadan büyümeye çalışanlar
<Özkaynaksız iş yapmaya alışanlar
<Bankacılık sistemini kavrayamamış olanlar
<Üretimde innovasyonu hiç takmayanlar(biz üretiriz nasıl olsa satılıyor diyenler)
<Aldıkları kredileri sadece işe değil diğer fuzuli harcamalardada kullananlar.

Aklıma bir çırpıda gelenler bunlar. Bunlar sadece başlıklar. Alt açılımlarıda yazmaya kalkarsak en az 5-6 sayfa olur. Bunu ne benim yazmaya nede sizin okumaya zamanıız vardır.

Bir şirket akıllıca yönetilmiyorsa zaten batacaktır. Zamanın hantallaştırdığı kurumlar birer yüktür. Danışmanlık yaptığım bir holdingte verilen fikirlere kulak asılmadığı ve çok kötü yönetildiği için batma aşamasında. Danışmanlar bile işlerini bilmiyor. (Zaten zamanımızda herkez danışman oldu ay bu ayrı konu ) Danışmanlar iyi olsa bile patronlar sadece "danışmanımız var" mantığıyla danışmanlık alıyor. Dinlemiyor ve düzelemiyorlar. Zaten kötü yönettikleri şirketler işler iyiyken göze batmıyor ama işler sarpa sarınca devlet bizi kurtarsın deniyor. Sadece bir soru soruyorum ? Neden?

Aklını kullanan şirketlere birşey olmuyor. Gerekli elastik yapılanmayı kuruyor ve zamana anıda uyum sağlıyorlar. Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp. Bence bırakın batsınlar ve yeniden kuracakları şirketlerde batmamak için neler yapmalıyım'ı bir düşünsünler.

İnsan apseli dişini neden çektirir. Apse yapsa bile hala işe yarıyordur oysa. Ama apse vücudu yer bitirir. Kalp ve dolaşım bozukluklarına sebep olur. O zaman ekonomiden apseli dişleri çekerek kurtulmalı ve daha sağlıklı bir ekonomik bünyeye sahip olmalıyız. Makro açıdan böyle ..

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Yöneticilik
Editör5590 yazı


Ülkemizde, aklı ve bilgi birikimini hiçe sayan çalışırken öğrenir, mantığı bir çok aksiliğin de başı aslında. Bir şirket kurarken ana sözleşmedeki uğraşı alanlarını kim nasıl hangi yetkiyle uygulayacak bu sorgulanmadığı gibi bankalarda kurulan her şirkete tamamen hissiyat yöntemi ile çek defteri verebiliyor.

Tabi bir şirketin batması durumunda bir kötü niyetin olup olmadığını sorgulamayan bir sistem ile birleşince üçkağıtcılıklar kaçınılmaz.

Batık şirketi yatalaklara devretmek duyduğum en son yöntem ! Bu durumda şirket kurup piyasayı dolandırmayı engelleyen tek şey insanların dürüstlük duygusu . . .
tamnland.com

Yerleşim Türkiye / TürkiyeMeslek Di?er
Üye173 yazı
Nasıl olsa kriz var. Kimse neden battığımı araştırmaz bile. Maliyeden kurtuluruz. O zaman şirketin içini boşaltalım. Kimse araştırmaz.Biraz ödeme güçlüğü! çekelim. Sonrada batalım. Şirketin içinden yürüttüklerimiz yanımıza kar kalır. Alacaklılar iflas masasını beklesin. Biz aynı işi başka bir isimle yaparız. Nasıl olsa piyasa bizi biliyor. Yaşasın Faktöring..
DİYENLERE KOCCAMAN BİR ALKIŞ..

En kötü durumdaki şirketlerin bile mutlaka çıkış noktaları(çoğul) vardır. Bunu ya işine gelmediği için uygulamaz ya da nasıl çıkacağını bilmiyordur.

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Yöneticilik
Yeni Üye62 yazı
Yazılanlara ve "mould" un yazısına katılıyorum. Şunu da ilave etmek istiyorum. İşi yürüyen firmaların en önemli sorunu FİNANSMAN ve NAKİT AKIŞ dengesi. Finansman bölümünü, genelde patronlar eşine kardeşine oğluna, kızına bırakıyor. Profosyonel birine bırakırlarsa yaratılan fon kaynakları iş için, işte kullanırlarsa firmanın işi tıkır tıkır yürür.
İş dünyasının içindeyim. Orta üstü firmalara bakıyorum. hep şekil bu.. E ne diyeyim. ne ekersen onu biçersin. Finansmancıya ödenecek paralar yüksek görünüyor, bu işi oğlum kızım, kayınçom yapar, diyorlar, ondan sonra batağa gidiyorlar. İyi bir finansmancıya ödenen para çıplak bakınca oooo çok yüksek para diyorlar.
Ama finansmancının şirkete maliyeti her zaman sıfırdır, bunu göz ardı ediyorlar. İş adamlarımız akıllanırsa, adam olurlar.

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Yöneticilik
Yeni Üye77 yazı
benim sizlere bir sorum olacak vergi borcu olan şirketler bu haklardan yararlanabiliyormu

Yerleşim Türkiye / BursaMeslek Yleti?im
Yeni Üye77 yazı
Yardımcı olduğunuz için çok teşekkürler

Yerleşim Türkiye / BursaMeslek Yleti?im
Üye2311 yazı
Valla arkadaşlar kimin avukatı daha iyise o kazançlı çıkıyor bu işlerde, tecrübe ile sabittir, haklı haksız yok yani...

Yerleşim Türkiye / AntalyaMeslek Saty? / Pazarlama
Editör5590 yazı
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - volkan_oz
benim sizlere bir sorum olacak vergi borcu olan şirketler bu haklardan yararlanabiliyormu



Yararlanmaz mı, tabi yararlanıyor. Çek senet açık hesap borcu olan şirketin vergi borcu olmaması mümkün mü ?

Fakat bu yazılanların uygulamasına gitmeye kalkıştığınızda bir çok detay çıkar. Ucuza kurtulacağım derken zararlı da çıkabilirsiniz.

İşletemeyip başınıza bela olan şirketinizden kurtulmamak daha kazançlı olabilir. Kağıt üzerinde kalmış hiç bir iş yapmayan ama kapanmamış , iflas ,ilan etmemiş veya ertelemeye gitmemiş nizami şekilde faal görünen ama hiç bir faaliyeti olmayan küçük bir Ltd. şirketin size yıllık maliyeti 500 - 600 lirayı geçmez. Tek detay stopajdır. Eğer şirket kirası çok yüksek bir yerde battı ise ve yukarıdaki gibi beklemeye geçti ise bu yüksek kiranın stapojı dışında ekstra bir masraf olmaz. Yani uykuya yatmış şirket adresini düşük kiralı bir yere taşır ve beklersiniz. Ortaklar arasın itilaf veya büyük çek senet borçları yoksa eğer.

Borcu olan şirketi bir ücret karşılığında devretmek görünüşte çok cazip olabilir.

Fakat borçlu şirket alanlar borcu yüksek şirketleri almak istiyor. Eğer bu bir amme hizmeti gibi yapılıyorsa her tür şirketi ücreti karşılında devir almalılar. Yüksek borçlu şirketin tercih edilmesinin nedeni ''kurtulacak olanın'' ödeme yapma ihtimalinin çokluğu ya da ödemeye yapmaya değecek şirket olması değil. Çünkü hizmet amme hizmeti değil. Muhtemelen bu yeni sahibin ancak yüksek borç görüntüsü altında çevirebileceği işleri var. Üstelik örnek verilen emsal davalar ne derse desin, devreden 2 yıl şirketinden kendi dönemi için sorumludur. Hakimlerde örnek davaların sonuçlarını emsal kabul etme temayülü varsa da buna zorunlu olmayıp kendi kararını verebilir ! Ayrıca yeni sahibi, bu şirketi birilerinin gözüne sokarsa döneminizde bir sıkıntı çıkmaması için ne sebep var ki ? Eski faturanın girişi ile uyumsuz kabul edilmesi çok kolay şekilde eski devreden eski kişiyi de kolayca işin içine sokabilir.

Elindeki parayı, bu aldığı şirkete iş yapmış gibi göstererek yavaş yavaş transfer edecek olan bu yeni sahip bir yandan da mevcut vergi borcunu ödeyecek.

Diyelim ki borç 200bin lira. Elinizde 3 - 5 milyon transfer edecek yani kaçıracak para varsa ödersiniz 200bini.

Ama transfer edeceğiniz para 300 - 500 bin kadarsa 200 binlik vergi borcunu neden ödeyip elinizdeki parayı sıfırlayasınız.

Sözün üzü borçlu şirket devreden ya büyük bir para aklama olayının masum kahramanı olacak ya da kendi döneminde gerçekleşmiş bu borçtan hiç bir zaman kurtulamayacak . . .
tamnland.com

Yerleşim Türkiye / TürkiyeMeslek Di?er
Editör5590 yazı
Sayın Aziz Bey bu ufkumuzu açan değerli bilgiler için teşekkürler. Bu kısıtlı forum sayfasındaki dizaynınız ve kendinizi ifade tarzınızda ayrıca takdire şayan.

Azatlık gazetesine verdiğiniz kısayol içinde teşekkür ederiz. Son günlerde çok kaynak okudum artık yeni bir şeyler bulmakta güçlük çekiyordum. Sanıyorum, anlamakta bazen sıkıntı yaşasam da okumadığım yeri kalmayacak.

Fakat halen çözemediğim bir nokta var. 300bin lira parası olan biri 200bin lira borcu olan şirketi devralıp parasının 200bin lirasını neden vergi ödemeye harcasın. Daha az borçlu bir şirketi devralması daha uygun olmaz mı ? Ya da aktarılacak para 300binden 10 kat daha fazla olmalı değil mi ? Bunu halen anlamadım.

Ayrıca amaç sadece para aktarmak ise burada 1500 lira harcayıp bir günde yeni bir şirket kurulabilir. Oysa ki zor durumdaki borçlu şirketler aranıyor hatta üste para isteniyor. İthalat ihracat kayıtlı olup olmamasına, ana sözleşme iş kollarına dahi bakılmıyor. Bunun mentalitesi nedir ?

Saygılar . . .
tamnland.com

Yerleşim Türkiye / TürkiyeMeslek Di?er
Üye2311 yazı
Hocam Türkiyede ak para kara para işi gibi ,bir sürü otel alınıyor,ama ne hikmetse,habire don değiştirir gibi otel patronları,tekstil firmaları sahipleri el değiştiriyor,tabii burda maksat işletmecilik değil devletten teşfik,almak,ucuz kredi,her şey bir iyatro sahnesi gibi,içinde ne ararsan var yani,peki bu işler öyle 2 kişi ile dönermi tabiii bunun teşeronları siyasiler,yerel idareciler,hatta susurlukları var,siz ergenekondu,türbandı,yeşildi ile uğraşırken bu adamlar trilyonlarına trilyon katıyor,kimin iktidar olduğuda önemli değil sonuçta gece gündüz memleketimizin hem içte hem dışta bakası için çalışıyorlar....Gidin şimdi kürt açılımına çanak tutan adamlar siyasilerin bir mal varlığını inceleyin,devlete ne kadar vergi vermişler,ne kadar paraları var,neden demokrasi getirmek istiyorlar 10 doların altında geliri olan kürt asıllı vatandaşlarımıza anlarsınız,hangi parti de ne kadar ağa milletvekili var,ucuz vakıf yerleri kimlere kiralanmış,Türkleremi yoksa hakkı yenen Kürt vatandaşlarımıza mı,bize kalan canbazı seyretmek,o arada cepler boşaltılıyor,sakın ha ses çıkarmayın,ergenekondudan içeri alırlar,nede olsa demokrasi lazım bize demi canım..

Yerleşim Türkiye / AntalyaMeslek Saty? / Pazarlama