Şöyle bir oturduğunuz koltuğa yaslanın,beraber hayal kuralım biraz,İşinizden emekli olmuşsunuz,en büyük hayalinizi gerçkleştirip tenha ıssız bi balıkçı köyünden ev almışsınız,çoluk çocukta evden ayrılmış fakültede okuyanı var,evlenip yuvadan ayrılanı var..Bir köroğlu bir ayvaz..Sabahleyin erkenden kalkıyorsunuz ekmekli sobada(kimileri peçka der)çayınızı demliyorsunuz mis gibi köy ekmeğini sobanın üzerinde kızartıp,terayağı ile ***ürüyorsunuz..Köyden bir kaçtane ahpabla kahvede çınar altı sohpetleri akşam üstleri balık..Günler böyle geçip giderken komşunuzdan beş tane civciv alıyorsunuz sapsarı,onlarla ilgilenmeye başlıyorsunuz,küçük bir kümes..Canınız sıkıldığında onlarla konuşuyorsunuz,elinizdeki buğdayın hatırına dinliyor gözüküyorlar,Sonra isim koyuyorsunuz,kınalı,sarı,sapsarı.....Gözünüzün önünde büyüyorlar.....
Olayı aslına bakarsanız kuş gribine getirecektim ama....
Neyse senaryoyu değiştirelim biraz,Biraz daha dramatik hale getirelim...
Yine bir köyde yaşıyorsunuz,bağınız bahçeniz yok,bi kaç tane tavuğunuz var,ilçedeki pazara yumurta ***ürüp satıyorsunuz ve böylece geçiminizi sağlıyorsunuz...Varınız younuz tavuklar...
Bir gün evinizin önüne bir araç ve 2 tane uzay elbiseli adam geliyor,tavuklarınızı alıyor..
Şimdiiiii
Köylümü suçlu,tavukmu,yumurtamı..gripmi kuşmu..
Yapılanlar çözümmü?