İtibar yönetimi uzmanı Salim Kadıbeşegil küresel finansal kriz nedeniyle dünyadaki tüm şirket ve kurumların birer “itibar sınavından geçmekte olduğunu” söyledi.
Kadıbeşegil, sadece ülkemizde değil, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere dünyanın dört bir tarafındaki şirketler, sivil toplum kuruluşları ve kamu kurumlarının kriz ortamının şiddetli iniş ve çıkışları arasında aldıkları kararlarla birer itibar sınavından geçmekte olduklarını belirtti.
“İtibar Yönetimi” kitabının da yazarı olan Salim Kadıbeşegil konuyla ilgili görüşlerini şöyle özetledi;
“Kriz ortamları, normal dönemlerde kurum itibarına yatırım yapan şirketlerin, bu yatırımlarının meyvelerini topladıkları ortamlardır. Çünkü, toplumun geniş kesimlerinden kurum itibarını etkileyen konularda göstermiş oldukları performans nedeniyle ‘avans almışlardır. Bu avansı, kriz döneminde tutarlı ve toplumun duyarlılıklarına paralel kararlarla yönetme becerisine sahip şirketler kriz sonrasında doğal olarak ciddi bir rekabet avantajı kazanacaklardır. Panik halinde yıllarca yatırım yaptıkları çalışanları ani bir kararla kapının önüne koyan yöneticiler kriz sonrasında bunun hesabını veremeyebilirler ve giden itibarı uzun yıllar geri getiremeyebilirler.
Krizler, kurum itibarının ‘er’ meydanıdır. Bu meydanda temel öncelik ‘güven inşa’ etmektir. Çalışanları, tedarikçileri, müşterileri ve hissedarları/yatırımcıları başta olmak üzere şirketler tüm paydaşları karşısında kriz ortamını kısa vadeli değil, uzun vadeli stratejilerle yönetmeleri halinde başarılı olabileceklerdir.”
En geçerli reçete “sözünde durmak, taahhütlerini yerine getirmek”
Salim Kadıbeşegil kriz ortamlarında oluşturulan reçetelerdeki ilk ilacın “verilen sözlerin arkasında durmak” olduğunu hatırlatarak şu hususlara değindi;
“ Krizler, kendi doğası içinde; panik, belirsizlik, yön kaybı vb. olumsuzlukları beraberinde getirir. İçindeki fırsatlar ise, bu ortamda, uzun yıllardır ihmal edilen konuların yeniden ele alınması ile doğar. İyi bir stratejik analiz ile yeni hedefler belirleme, inovatif çalışmalara yönelik bir yoğunluk, etkili bir finans yönetimi ile birlikte; açıklık, dürüstlük, şeffaflık ve hesap verilebilirlik olarak tanımladığımız kurumsal yönetim ilkeleri etkili kriz yönetiminin ilaçları arasındadır. Bu ilaçlar, krizden şirketlerin ayakta çıkmasını sağlayabileceği gibi, kriz sonrası için de başta pazar payı, müşteri değeri gibi iş sonuçları olmak üzere beraberinde önemli rekabet avantajlarını getirecektir.
Kriz yönetiminin yüzde 99’u iletişimdir
Kadıbeşegil, etkili kriz yönetiminin içinde paydaşlara yönelik iletişimin ihmal edilmemesi gerektiğine de değinerek, “kriz yönetimlerinin yüzde 1’i teknik yüzde 99’u iletişimdir. Bu nedenle, başta çalışanlar ve müşteriler olmak üzere her kararın; açık, net, gerçek ve doğru zamanda iletişimi hem kurum itibarına değer katacaktır hem de yanlış algılamaların önüne geçecektir” dedi.
Finans dünyası büyük bir itibar ve güven kaybına uğradı
Salim Kadıbeşegil 2000’lerde Enron ile yaşanmakta olan krizin ayak seslerinin duyulmakta olduğuna da değinerek, milyar dolarlık şirketlerin bir gecede kağıttan kaleler gibi yıkıldığı günlerin çok gerilerde olmadığını hatırlattı ve “Üç aylık bilanço odaklı borsa dinamiklerinin” küresel finansal krizin ana nedeni olarak ortaya çıktığını söyledi. ABD Merkez Bankası’nın eski efsane başkanı Alan Greenspan’ın bile, görev yaptığı dönemdeki uygulamalarında yanıldığını itiraf ettiğine değinen Kadıbeşegil, “geldiğimiz noktada itibarını yitirmemiş bir kurum veya şirket kalmamıştır. Bu, kriz sonrasına toplumla arasında güven bağı oluşturmak için tüm şirketlere altın tepsi içinde sunulmakta olan bir fırsattır.” dedi.
Salim Kadıbeşegil
tamnland.com