>>Çin pazarında sabretmeden, para harcamadan para kazanmak yok. Avukatınız dışında tercümanınıza para ödeyeceksiniz, fuarlara para ödeyeceksiniz. Kendinizi güvene alacaksınız.
>>Çin’de güven unsuru çok önemli. İlişki kurarken birtakım dostluk ritüelleri yemeler içmeler, çok yaygın; iş yapmanın ayrılmaz parçaları.
>>Akdenizliyiz, hemen diyoruz ki gelip konuşup işi bitirelim. Ama Çinli öyle değil bir kere anlattığı şeyi döner 20 kere yine anlatır. Bıkmadan dinleyeceksiniz bıkarsanız bu pazarda iş yapamazsınız.
>>Çin’de Konfüçyüs bir yol çizmiş ve hedef önemli değil, hedefe giden yol önemli.
>>Çin’de bir anlaşmayı imzalamak üç saniyelik bir iş. O iş bitene kadar günlerce müzakere edersiniz, saatlerce size yemek ısmarlarlar. Hatta yaptıkları ikramların altında ezilirsiniz. Çinli bunu sizi tanımak için yapar tanıdığında emin olduğunda bir an içinde anlaşmayı imzalar.
>>Ticari ateşeliğe e-posta göndererek Çin’de mal satılmaz. Ama e-ticaret, ticaret müşavirliğine e-mail atmak değil, ’bana 10 tane firma gönder de ben onlara yazayım’ demek değil.
>>Çinli muhatabının ülkesinde temsilciliği de olsun istiyor. Üründe bir sorun çıktığında direk muhatabını da görmek istiyor.
>>Çinli gelip malı almaz. Malı Çinlinin ayağına ***üreceksiniz.
>>Bu nedenle bıkmadan usanmadan Çin’de yapılan fuarlara katılacaksınız. Çinli ürünü görmeden dokunmadan almak istemiyor.