Ana içeriğe geç

Diğer Konular

Konuşmasını Bilmiyoruz. .

BaşlatanMETTİNTarih08/08/2009 12:01:58Yorum6

İlk mesaj
Üye2311 yazı


KONUSMASINI BILMIYORUZ:
KONUSMUYOR, KARSILIKLI BAGRISIYORUZ! Prof. Dr. Fuat Yondemli (Paralel Dergisi Sayı:9 Sayfa: 12-14)
Son yillarda halkimiz arasinda cok kotu bir aliskanlik yerlesmeye ve kok salmaya basladi: Artik konusmuyoruz, karsilikli bagiriyoruz! Belki hep Turkiye'de yasayanlar icin bu durum, hic de dikkat cekici degildir, cunku buna alismis durumdalar. Ama yurt disina ciktiginizda bu tablonun hayretle farkina varirsiniz:
Elin Ingilizi, Fransizi, Amerikalisi, Japonu… konusur; ama yanlarina iyice yaklasmadan, ne dediklerini anlamak icin kulak kabartmadan, onlarin ne konustuklarini duyamazsiniz.
Bizim Turklere gelince, yurt disinda bile olsalar, onlarin ne konustuklarini anlamak icin yanlarina yaklasmaniza, dikkat etmenize, kulak vermenize hic gerek yoktur: Hepsi birden, cok yuksek bir ses tonuyla (tabir caizse hep buyuk harflerle), kisacasi bagirarak konusurlar! Onlari yuz metre oteden bile isitmek, ne konustuklarini anlamak mumkundur!
Okullarda muzik dersi oldugu halde, nedense seslerin ve harflerin hakkini vermesini ogretmiyoruz, bilmiyoruz. Radyo ve TVde konusanlarin cogu, kelimelerin sonunu yutuyor, kelimelerin hakkini vererek konusamiyor. Zeki Muren'in o guzel Turkcesini, anlasilir artikulasyonunu, o acik-secik, fasih Turkcesini hatirlamamak mumkun mu?…
Turkiye'de hoparlor suiistimalinin evveliyatini, 27 Mayis ihtilaline kadar goturmek mumkun. Ilk defa olarak ihtilalin Diyanet Isleri baskanligi, camilere hoparlorun girmesine, hoparlor kullanilmasina izin verdi.
Ondan sonra da cok kotu bir furya basladi: Imam veya vaiz, cemaatin hemen bir veya iki metre uzaginda bile olsa, onlarin gozunun icine baka baka hoparlorden konusmaya basladi, hem de bagirarak! Bu kotu aliskanlik da boylece yayilmaya basladi.
Korkarim bundan sonra sadece ufacik, cemaati birkac kisi olan camilerde degil, butun ilk ve orta dereceli okullarda bile ogretmenler de talebeler de hoparlor kullanarak anlasmaya baslayacaklar.
Ecdadin yaptirdigi selâtin camilerde, bagirmasina hic de ihtiyac olmadan, imamin veya hatibin sesinin nasil rahatlikla isitildigini bilenler icin; hemen onunuzdeki, bir adim karsinizdaki kisinin, sizin yuzunuze baka baka bagirmasi, ne buyuk iskencedir! Isin daha da kotu tarafi, daha cok bagiranlarin daha cok hakli, daha cok dindar, daha cok Musluman diye algilanmalari!...
Hoparlor kullanan biri, mutlaka bagirmadan konusmalidir, cunku hoparlor zaten sesini yukseltmektedir, onun icin hoparlorde bagirarak konusmanin mazur veya mantikli gorulecek hicbir tarafi yoktur.
Butun toplum olarak bu kotu aliskanliktan nasibimizi aliyoruz. Artik karsilikli konusmamiz, hattâ sohbetimiz bile karsilikli bagrisma, muzigimiz de sadece bagirma ve tek kelimeyle gurultu oldu.
Bunun tabiî sonucu olarak en cok bagiran lider, en inandirici veya ulkesini en cok seven lider; en cok bagiran vaiz veya imam en dindar kisi; en cok bagiran kisi en hakli kisi ve en cok bagiran sarkici da en iyi sarkici olarak taninir oldu…
Evvelce gercek sanat muzigi sanatcilari konservatuardan yetisirdi ve hepsi de san dersi almis, girtlagini, diyafragmasini kullanmasini bilen kimselerdi. Gunumuzde artik kaliteyi kaybettik:
Tarla irgati, amele, koylu, issiz, apartman kapicisi, model, manken, cengi, film "oyuncu"su… hepsi sarkici kesildi. Hem de hicbir egitim almadan, san dersinin adini bile isitmeden, birakiniz ses tellerini kullanmayi, nota bile bilmeden…
Bunun sonucu olarak da en iyi, en tutulan, en begenilen sarkicilar; en cok bagiran, hem de ahenksiz, notasiz, sadece yuksek perdeden falcetto, puruzlu, catlak bir ses tonuyla ses, pardon gurultu cikaran kimseler olmaya basladi.
Meslegine saygisi olan, isini en iyi sekilde yapanlar konumuz disindadir, onlara ancak sapka cikarilir. Bekir Sidki Sezgin'leri, Munir Nurettin Selcuk'lari, Alâeddin Yavasca'lari, daha yenilere gelirsek Munip Utandi ve Koray Safkan'lari yetistiren ulke, ne hallere dustu!
Turkiye, gunumuzde, resmen "arabesk" ve "pop" denen yoz muzigin etkisi, isgali ve istilasi altindadir!
Gunumuzde yeni nesil guzel sesi artik bilmiyor, eskiler ise unuttu: Bol bol bagrisma, girtlak oyunlari ve mutlaka bangir bangir, kulaklari tirmalarcasina bagirma veya ses/gurultu cikarma…
Yurt disindayken kendileriyle konustugum ve az cok Turkiyeyi taniyan, bir parca da olsa Turkceyi bilen muzik otoritelerinin, "Artik siz de mi erkek sarkicilarinizi kastre (hadim) etmeye basladiniz, muzik piyasanizda infantil (cocuk sesi ozellikleri tasiyan) seslerden gecilmiyor" seklinde yaptiklara istihzalara cevap verememenin uzuntu ve sIkintisini cekiyorum.
Cunku muzik kulturu olmayan, -bir kisim- halkin en cok tuttugu, en cok satan, ragbet goren, dinlenen seslerin bazilari, eger erkekse ergenlik oncesi cagina ait sese veya sanki kadinca ses ozelliklerine, eger kadinsa alto bile diyemeyecegim, sanki bas gibi ses karakterine sahip!

Yani lafin Turkcesi, oyle bir devirde yasiyoruz ki, bir kisim erkek sarkicilarimiz kadin sesi, bir kisim kadin sarkicilarimiz ise erkek sesi ozellikleri tasiyorlar!
Tabiidir ki bu sozlerimle butun saygideger sarkicilarimizi tohmet altinda birakmaya calismiyorum, boyle bir niyetim veya kasdim yok. Isini iyi yapan, meslegini en guzel sekilde icra eden butun sarkicilarimiz her turlu tenkidin disindadir, onlara ancak sevgi ve saygi borcluyuz.
Bu sartlar altinda gercek Turk Sanat Muzigini icra etmeye calisan, Ankara ve Istanbul Radyolari gibi birer ekol denebilecek kurumlara sahip TRT'nin isinin ne kadar zor oldugunu takdir edersiniz. Ozel kanallarin ortaya cikmasiyla daha da goze carpan bir durumu; bir kisim "sanatci"larin, klasIk muzigimize ihanet ettigi gunleri yasiyoruz.
Ben bir bilim adami olarak sadece tesbitlerimi aktariyorum: kimseye tas atmak veya kimseyi hedef gostermek gibi bir niyetim yok. Onun icin magazin basinindan da, yeni yetme veya egitim gormemis "sarkici"lardan da bana cevap vermeye kalkismamalarini onemle rica edecegim, cunku ben kimseyi muhatap veya hedef almiyorum.
Sozleri her ihtimale karsi tekrarlamak istiyorum: Hicbir erkek veya disi sarkiciyi kasdetmiyorum, kimseyi hedef gostermiyorum, Meslegine saygili, onu en iyi sekilde icra eden gercek san'atkârlara sadece saygi gosterilebilir, onlara tas atmaya kimsenin hakki yoktur ve olamaz.
Guzel konusmak, bir sanattir, hele harflerin ve kelimelerin hakkini vererek yapilan bir konusmayi dinlemek, insana zevk verir. 1950lerin ortalarinda Ankara Radyosunda, aksamlari Suat Taser'in sesinden dinledigim Binbir Gece Masallarinin tadini unutamiyorum. Ha, sahi, girtlaga, ses tellerine, diyafragmaya hakim olmayi ogretecek, Turkiye'de kac san hocasi vardir acaba?
Isin bir de tibbî yonu var:
Uzun sure ve bagirarak konusma, ses telleri icin son derece zararlidir. Onun icin devamli konusmamak, hele hele bagirmamak gerekir. Konusmaktan cok dusunmek, ses tellerimizi veya girtlagimizi dinlendirmek zorundayiz.
Unutmamaliyiz ki, ses tellerimiz de tipki dilimiz gibi, en kuytu kosede bulunur ve mutlaka nemli olmak zorundadir.
Sesin ortaya cikmasinda sadece ses telleri degil, daha pek cok organin; dil dudak, dislerin, hattâ burnun bile onemli rolu vardir.
Yani burun tikali olmamalidir. Ama gelin gorun ki, yurdumuzda TVye cikan her cinsi lâtif, sanki bu konuda bir emir veya ayet varmis gibi, mutlak surette estetik burun ameliyatindan geciyor; kucuk, dugme gibi bir burna, ama calismayan, icinden nefes gecmeyen, ici daralmis bir burna sahip oluyor.
Boyle burnu tikali, burnundan rahat nefes alamayan sarkici, turkucu, spiker,… leri dinlemek bana buyuk bir iskence oluyor! Bundan dolayi inanir misiniz, artik yerli TVleri seyredemiyor, dinleyemiyorum.
Cok konusma yapanlarda, devamli hava akimina bagli olarak girtlak, daha dogrusu ses telleri kurur, zarar gorur, once ses kisIkligi, daha sonra da, daha ileri ve tehlikeli durumlar (girtlak/ses teli kanseri gibi) ortaya cikar.
Soz buraya gelmisken, "Ses KisIkligi" uzerinde durmak istiyorum:
Bagirma, yuksek sesle sarki soyleme, gurultu ve stres altinda yapilan uzun konusmalardan sonra ses kisIkliginin ortaya cikmasi, kacinilmaz bir tablo veya neticedir.
Bu duruma bilhassa secim konusmasi yapanlarin, siyasetcilerin dikkat etmeleri gerekir.
Ayrica rinit ve sinuzit gibi, ust solunum yollarindaki enfeksiyonlara bagli olarak gelisen oksurukler de ses kisIkligi yapar. Iltihapli burun akintisi, hele arkaya yani genze dogru ise veya yutuluyorsa, mide mukozasinin yani sira girtlak mukozasini da etkiler.
Bunun disinda allerjik akintilar, oksuruk ve nezle de dolayli olarak girtlak mukozasini etkiler, sesi bozar, ses kisIkligi yapar.
Sigaradan, onun zararlarindan bahsetmek bile istemiyorum. ABD'de sigara icen nufus yuzde 20'lerin de altina dusuruldugu halde, bizde, yuzde 60'lari gecti, hattâ yuzde 80'leri zorluyor!
Meclisimiz cok hayirli bir is yapti: sigarayi bircok yerde yasaklayan bir kanunu kabul etti, ama yururluge konmasini nedense bir bucuk yil sonrasina birakti!
Burun tikanikligi sonucu ortaya cikan agiz ve girtlak kurulugu da yukarida anlattigim gibi, ses kisIkligi yapar.
Buna karsilik, bazi gidalar; dondurma, findik-fistik, alkol, cay, cikolata, yagli yiyeceklerle yumurta, sut ve sut urunleri tukruk yapimini artirir, boylece ses telleri tabir caizse daha iyi "yaglanir".
Tabii burada dikkat edilecek nokta, dondurmanin bogazi -ve bilhassa- girtlagi usutecek kadar fazla yenmemesi gerektigidir.
Soz buraya gelmisken, uc bir ornek olarak, Munir Nurettin Selcuk'un hayatinda hic dondurma yemedigini, sesini-boynunu usutmemek icin yaz-kis hep kaskol ile dolastigini hatirliyorum…
Cikolata, hassas bunyelerde allerji yaptigi gibi, bogazin ve girtlagin mukus salgisini da artirir.
Kahve gibi kafeinli icecekler hem gastrik rofluyu (mide asidinin agza kadar gelmesi), hem de salgiyi artirir, bunun sonucu olarak ses bozulur, ses kisIkligi olur, kiside bogazi temizleme arzusu ortaya cikar.
Ayrica limon suyu ve cay da sese etkilidir
Girtlagimiza, dolayisiyla sesimize iyi gelen, faydali olan ilaclar arasinda girtlagi nemlendiren ilaclar ve mide asidine karsi kullandigimiz roflu ilaclari bulunmaktadir.
Buna karsilik ses kisIkligi yapabilen baslica ilaclar arasinda ise oksurugu baski altina alan ve antihistaminik ihtiva eden ilaclar, aspirin ve C vitaminini sayabilirim.
Ses kisIkliklarinda .ilac kullanmanin yaninda ses istirahati de mutlaka yapilmalidir. Kisinin ancak mecbur kalirsa, iletisim icin alcak tonlarda ses cikarmasina musaade edilir. Boyle kimselerin bagirmasi, hattâ telefonda bile olsa yuksek sesle ve uzun sure konusmasi yasaklanmalidir.
Fisilti seklinde konusmaya gelince, bu da fizyolojik bir konusma sekli degildir, bagirmak kadar olmasa bile ses telleri icin yorucudur. Onun icin fisildamadan ve bagirmadan, sakin ve alcak bir ses tonuyla konusmak, en iyisidir.
Hastanin meslegi mutlaka konusmasini gerektiriyorsa, sesini idareli kullanmaya calismali; bunu yapamiyorsa istirahat hakkini kullanarak ise gitmemeli, sesi duzelene kadar evinde dinlenmelidir.
Sarkici, aktor , aktrist (veya gunumuzun moda tabiriyle kisaca: "oyuncu") gibi ses kullananlar, sesleri duzelinceye kadar konusmamalidir.
Boyle durumlarda evinde istirahat eden kisi, ailesiyle birlikte kalmali, sadece evet-hayir gibi cok kisa kelimelerle ve mutlaka alcak tonda, yani bagirmadan konusmalidir. Bunlarin uzun cumleler kullanmasi da dogru degildir.
Sigara mutlak surette icilmemelidir
Prof. Dr. Fuat Yondemli
Selcuk Universitesi (Konya) Meram Tip Fakultesi KBB Anabilim Dali Ogretim Uyesi


Yerleşim Türkiye / AntalyaMeslek Satış / Pazarlama
YORUMLARTopluluk ne düşünüyor?
6 yorum
Üye284 yazı
Prof Dr Fuat Yöndemliye teşekkür ederim güzel yazısı için.
Lakin karşı çıktığım bir tek şey var. Yüksek sesle konuşmak bir tek bize özgü değil. Dünyanın tüm toplumlarında var ve son derece de yaygın. Hocamız biraz ingilizleri incelesin, bizim 10 katımız gürültücü bir toplum olduğunu görecektir. İspanyollar, amerikalılar, ruslar çok farklı değiller. Dünyaya biraz kapalıyız sanırım, tüm kötü özelliklerin kendi toplumumuzda, güzel özelleiklerinde tanımadığımız diğer toplumlarda olduğunu sanıyoruz. Ama yanılıyoruz. Elin ingilizini konuşurken 1 km uzaktan dinlersiniz. Japon konuşurken hatta aşk sözcükleri sarfederken kavgalı bıçaklı adam öldürüyor sanırsınız. Hocamız memleketimizin aydınlarının düştüğü bir tuzağa düşmüş. Keşke diğer toplumları daha iyi inceleyip yazsaymış bu yazıyı.

Yerleşim Türkiye / AntalyaMeslek Ticaret
Üye2311 yazı
Haklı olabilirsiniz ama hani fotoğrafçılıkta O AN diye bir şey var,biz maalesef hep anlık gördüğümüz şeylerle karar veriyoruz,bence AMERİKALILAR çok gürültücü ,aslında yıllardır dediğim bir şey var biz Türkçe konuşup anlaşamayan bir milletiz,halkın yüzde 33 ünün de sudan sebeblerden mahkemelik olduğu bir ülke,şimdi öğretmenler mi suçlu,yoksa günde 100 değişik kelimeden fazla kullanmayan halkımız mı,artı okumaya ara verdiğimiz zaman işten, güçten ,özel sebeblerden ben bile resmen cümle kurmada zorlanıyorum,yani işleyen demir pas tutmaz meselesi...Sokakta okulda siyasette her yerde çok ciddi bir iletişimsizlik olduğu gerçek,iletişim çağında yaşamamıza rağmen...Bu yazıyıda aslında buna dikkat çekmek için koydum...Böyle güzel satranç gibi bir dilin değerinin bilinmesi dileğiyle....HZ.LUT oğluna nasihat verir,oğulcuğum yüksek sesle bağıra bağıra konuşma,zira insanı en çok rahatsız eden şey eşeğin anırma sesidir...Saygılarımla..

Yerleşim Türkiye / AntalyaMeslek Saty? / Pazarlama
Üye2981 yazı


Yıllarca susturulmanın acısını çıkartmaya çalışıyoruz galiba .
Bebek ken ağlatma şu veledi .anne ağzına memeyi dayar , sussun veya olmadı iyice dayar ki sesi duyulmasın diye .
Çocuk sus senin aklın ermez
Büyükler konuşurken sana laf düşmez
Okulda , öğretmen sus çocuğum , dinle . Veli toplantısında şikayet şöyledir. Akıllı, çalışkan ama sınıfta çok konuşuyor .
Askerde zaten sesini çıkaramayı düşünemezsin bile
İş hayatında amirini dinlersin, karşısında konuşmak ne haddine
Nihayet evlenirsin , karının dırdırından kafan şişer. hep dinlersin konuşmaya kalkarsan , tartışma çıkar sonun geçimsiz koca ve akibet mahkeme

Ve birileri fırsatını bir şekilde mikrofonlu yada mikrofonsuz avazı çıktığı kadar bağırmasın da ne yapsın. Ne yapsanız susturamazsınız.


(: SUSMA SUSTUKÇA SIRA SANA GELECEK (:
demişler. Aman susmayayım sıra bana gelecekmiş . O zaman bağır da bağır.

Şaka bir yana hocamız haklı . Aslında esas problem, karşımızdaki şahsı dinlememek . ve bunun için bağırarak onun sesini bastırmak . Galiba dinlememek ve bağırmak biribirini tetikliyor olabilir mi?
ismail karagülle

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Ymalat
Üye2311 yazı
Günlük hayatta çok sıklıkla karşılaştığım bir konuyu da bu vesile ile aktarım,şimdi kim olduğu hiç önemli deği lbiri bir şey soruyor, cevaplamaya çalışıyorsun, dakka bir gol bir, ağzına lafı tıkıyorlar daha A dediğinde,ya arkadaş bir dur lafımı bitirim, sorunu cevaplim, ne ekleyeceksen ne yorumlayacaksan yorumla,Maşallah leb demeden lebleyiyi anlayan millet olduk,bu iş beni bir sen anladın sende yanlış anladın nalan işine dönüyor..Ayrıca hocam sizin çocukken ezilmişlik üzerine bunun intikamı üzerine Aziz Nesin in bir otobüs şöförü tiplemesi vardı,o geldi birden aklıma..Konuşalım konuşalım da büyük büyüklüğünü ,küçük küçüklüğünü,erkek erkeklğini,kadın kadınlığını,ast üst işlerini halk tabiri ile şu usta kalfa çırak işlerini bir dengelesek,zira bu biraz at izi it izine karıştı hikayesi oluyor,tüm hayatımızda tam bir kaosa dönmeye başladı...Her kes saygı görmek istiyor,ama kimsenin kimseye saygısı yok,insan konuşarak anlaşan bir yaratıktır demişler,biz kavgaya dökmüşüz işi,aile de,arkadaşlıklarda, komşuluklarda,iş hayatında,aşk da,tam bir facia yani ve çok önemli bir mesele bu iletimsizlik,Maşallah yine devlette bizden geri kalmıyor,kurumlar arasında bile aynen devam ediyor bu sorun..Geçen adamın biri bir dairenin fotoğrafını çekiyorum koca boş yolda arabası ile nerdeyse beni ezecek iyice kenara çekildim ,tam önümden sitenin bahçesine girdi arabayı park etti,bende fotoğraf makinası ile kavga ediyorum biri ayarlarını bozmuş,bir türlü olmuyor..derken arkadan bir ses sen napıyorsun... Buyrun şimdi cenaze namazına,valla artık sokağa çıkmaya iğrenir oldum,adrenilim tavan yaptı hemen ,ilk bir 30 sn ye arkama bile bakamadım zira baksam flaş değilde adamın yüzüne başka bir şey patlayacak...döndüm demin ki beni ezmeye kalkan lavuk değilmi,al sana bela,sakin olmaya çalışıyorum içimden de ya sabır çekiyorum,dedim emlakçıyım satılık dairenin fotoğrafını çekiyorum,demezmi ha öyle söylesene,lan ne dedim ki, daha evvel ,şeytan dedi.............senin...Ya bu mahallenin muhtarları, meraklı melahatlara zaten gıcığım, adam ıp ıssız sokakta sıcağın ortasın da geldi beni buldu,, hemde tam adamını,dışarı çıkalı yarım saat olmamış yav,sanki makinayı poposuna doğrultum..Tövbe tövbe..döndüm uymadım fotoğraf makinası ile kavgaya devam...Yoksa yanlış mı yaptım aslında aklımda kalmadı değil yani,ama kendi kendime söz verdim artık sinirlenmeyeceğim...Olur böyle şeyler canım...demi...

Yerleşim Türkiye / AntalyaMeslek Saty? / Pazarlama
Üye284 yazı
:) Konu süper, herşey çok güzel, yalnızca "bize" indirgenmesi "bize" özel algılanması yanlış, Tüm dünya böyle, bu dedikleriniz tüm dünyada oluyor, her ulusta her millette. İngilizler öyle değil, almanlar öyle değil ama Biz türkler böyleyiz, niye böyleyiz, tu kakamı oluyoruz kovamına gelmiş bir durumdayız. NEfes alıp etrafımıza bir baksak, ne çarpıklılar göreceğiz. Bir kaç gün önce Bir Alman müşteri geldi dükkanıma, sağdan soldan sohbet, adam Cristopher Daum'a benziyor, lakin adam Daum'u tanımıyor, hayatı boyunca adını hiç duymamış, İrlandalı müşteri Boby Sands'ı bilmiyor, hayatında kitap okumamış, alman, ingiliz, norveçli bir dünya insan görüyorum, kızının adını dövme yaptırmış adam koluna bir ingiliz ve yanlış yazdırmış, adama bu yanlış dediğinde ben ingilizim benmi bilecem senmi bileceksin dediğinde, kızının pasaportunu istedim, çıkardı verdi ve ismin yanlış olduğunu gördü, Hani gırgırın bir geyiği vardır, iyi bir iş yapan adamı övmek için küfür ederiz. "Vay O. Çocuğu ne güzel karikatür çizmiş" diye. Ve bunun bize özgü olduğunu söyler kendimizi yadırgardık. Gördüm ki tüm dünya ülkelerinde var bu, ilk duyduğumda gözlerim faltaşı gibi açılmıştı. Sonra bir çok ülkede bunun var olduğunu gördüğümde, niye tüm kötülüklerin bizde var olduğunu düşünüyoruz anlayamıyorum, bunlar kötü özellikler ama koskoca bir toplumu eleştirirken, diğer toplumlarda bunlar yok biz de var demek cidden yüzeysel bakmaktır konuya. İnsan öğesi dünyanın her yerinde aynı, Gelin bodruma Türklermi maganda İngilizlermi maganda, Gidin antalyaya, yemek yerken osuran rusları görün, sağa sola sümküren tüküren isveçlileri görün, yok yok biz sadece avrupalıların bizi hor görmesiyle, kendini hor görmeye alıştırılan bir toplumuz. Yoksa cem yılmazın dediği gibi aynısının farklısı dünyanın her yerinde insanlar. Yahudinin şeriatçısının bizim şeriatçılardan bir farkı yoktur, ya da hristiyanın, alevi sünni çatışması diyoruz ama katolik protestan çatışmasını yaşıyor bütün avrupa, Irk ayrımının babası da onlarda, İnsanlarımız bağırsın çağırsın istemiyorum ama diğerleride en az bizim kadarlar, Bizim kadar arabeskler, bizim kadar kötü müzisyenleri var, hem de tam hocamın anlattığı cinsten, depresif Johny Cash ile müslüm gürses arasında ne fark vardır:)

Yerleşim Türkiye / AntalyaMeslek Ticaret
Üye2311 yazı
Ben turizmde çalışırken, bar şefiyim, bara çok güzel alımlı bir bayan oturdu,şimdi yanlış hatırlayamayım,ama burnu büyük ülkelerden biriydi hangisinden olduğunun önemi yok,içkisini ısmarladı,sonra başladı bir şeyler anlatmaya kendinden de çok emin,ben bakış uzmanıyım insanları gözünden tanırım,biraz sonra ona anlamadığımı söyledim,bana üç dil sordu biliyormusun diye ben de kısaca no dedim,sonrada imgilizce siz Türkçe biliyormusunuz dedim,tam onikiyi buldu,içkisini bitirdi ziyaretini kısa kesmek zorunda kaldı bazen bir kelime bile çok şey ifade ediyor,haklısınız dünyanın neresinden olduğumuzun önemi yok,değişen nsanın sadece eşyası,tabiat aynı...23 Senedir çalışıyorum,hayatta müşteriden sıkılmam ,ama ne yalan söylim son 2 yıldır gördüğüm müşter portföyünü hiç bir zaman görmedim,2 kelime ile uzmanlık,söylenen her sözü hakim gibi yargılamak,karşındaki satıcıya zerre kadar saygısı olmayan,sanırım her kes çırağan sarayından çıkma,YER SOFRASINDA YEMEK YİYİP TARHANAYA BULGURA ORTAK KAŞIK SALLANAN GÜNLER,YER DÖŞEKLERİ,ESKİ FOTOLAR,BAHÇEDEKİ WC DE İHTİYAÇ GİDERMELER,BUNLARIN HEPSİ UNUTULMUŞ,TAM BİR GÖRGÜSÜZLÜK ABİDESİ OLMUŞUZ...NEREYE GİTSEM TÜRKÇE KONUŞUP DERDİMİ ANLATAMIYORUM,EN BASİT BİR ŞEY İÇİN BİLE BİR TON İZAHATLAR,BİLMİYOM 6 AY ÖNCE 4 YILDIR MAĞAZA MÜDÜRLÜĞÜ YAPTIĞIM SEKTÖRDEN ÇEKİLMEMDE DE ÇOK BÜYÜK ETMEN DİR BU SORUN..BİRBİRİMİZİN HAYATINI GÜZELLEŞTİRDİĞİMİZ KOLAYLAŞTIRDIĞIMIZ,ZAMANIN ÖNEMİNE VE SÖZLERİMİZE SAĞDIK KALDIĞIMIZ GÜNLERDE BULUŞURUZ İNŞALLAH,HA ÖDÜL ALMAK İÇN SÖYLEMEDİM BUNLARI MALUMUNUZ MODA BU ARALAR....SAYGILARIMLA..

Yerleşim Türkiye / AntalyaMeslek Saty? / Pazarlama