Elin Amerikalısı canlı yayında bir tanesini tahtalıköye gönderdi ortalık ayağa kalktı...
Sağ olsunlar ekranlardan defalarca izlettiler, zavallı karasineğin ölüm anını hepimize ezberlettiler...
&&&
“ Te te te nasıl patlatacak şimdi?”
“ Gördün mü beynine indi sineğin! Bak şimdi yerde de gösterecek!”
“ Asan abi, e o sinek ezilmemiş!”
“ Akkat öyle ya!”
“ Öldür bi sinek bakam, hayvan ne hale gelecek?”
“ Az önce çişimi yaptım pembe sabunlan yıkadım ellerimi... Kıyamam kimsenin canına...”
“ Bu kara adam dünyaya mesaj verir beya... İstersem epinizi sinek gibi ezerim demek ister beya!”
&&&
Komplo teorisyeni olduk çıktık hepimiz...
Geçenlerde “Keneler ve Denizanaları” başlıklı bir yazı kaleme aldım...
Koniks adlı internet sitesinde de yayımladım. Gelen yorumlardan ikisini paylaşmak istiyorum;
Benim akıl erdiremediğim konu; Komşu ülkelerde bu kene olayı yok veya bir başka ülkede yok, eğer olsaydı Tavuk gribi, denizanası veya domuz gribi falanca ülkede de olduğunu öğrenirdik acaba diyorum bu kene olayı bizim ülkemize musallat edilen bir olay mı? ( Keskin 965)
Biyolojik silah olduğundan şüpheniz olmasın ( Relic 07)
&&&
Eşeğin aklına karpuz kabuğu düşünce eşelenmeye başlıyor...
Bugüne kadar kenelerden 140 kişi öldü!
2008 yılında Türkiye’de trafik kazalarında 4228 kişi hayatını kaybetti!
Avrupa Birliğine girmeye çalışan güzel ülkemde dikkat çekici bir istatistik daha var;
2008 yılında Türkiye’de 272 at arabası kaza yaptı!
Rakamlar gösteriyor ki; diğer ülkelerin bizimle uğraşması için biyolojik silah üretme zahmetine katlanmasına sebep yok, biz yollarda birbirimizin canına okuyoruz zaten!
&&&
Geçenlerde şöyle bir haber;
Keneye karşı yeni silah: Tokat tavuğu
“Kene” ve “tavuk” kelimelerini aynı cümle içinde duyunca, pürdikkat haberin devamını izledim...
“ Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ile Çevre ve Orman Bakanlığı, keneyle mücadelede çerçevesinde çeşitli tedbirler aldı.
Kenenin görüldüğü yerler ilaçlandı, spreyler piyasaya sürüldü.
Bazı uzmanlar, ilaçlama yönteminin ekolojiyi tahrip ettiğini, belki de keneleri tüketen diğer canlılara zarar verdiğini düşünüyor.
Keneleri doğaya zarar vermeden, dengeyi bozmadan yok etmek gerekiyor onlara göre.
Uzmanların buluştuğu ortak bir nokta var.
O da Tokat Tavuğu.
&&&
Yani neymiş; kenenin düşmanı kümes hayvanlarıymış!
Daha bir kaç yıl önce binlercesini canlı canlı telef ettiğimiz tavuklarmış!
&&&
Olay dönüyor dolaşıyor Aziz Nesin’in hikâyesine geliyor;
Bir ağa ve kâhyası at arabasıyla kasabaya alışverişe gidiyor. Uzun yol boyunca sıkılan ağa, yolun kenarında bulunan henüz dumanı üzerinde taze inek tezeğini fark ediyor.
Arabayı durduruyor. Kâhyasına sesleniyor. "Kâhya hadi seninle bir anlaşma yapalım. Bu tezekten bir parmak yersen sen ağa olacaksın ben de kâhya kabul mü?”
Kâhya şaşkın bir tezeğe bakıyor bir ağaya.
”Kabul” diyor ve pislikten bir parmak alıp yiyor. Böylece ağa kâhya, kâhya da ağa oluyor.
Bu şekilde yola devam ediyorlar. Kasabaya inip alışverişlerini yapıyorlar. Köye dönmek üzere tekrar yola koyuluyorlar.
Fakat kâhyanın aklı karışık! Köye gittiklerinde kâhyaya arkadaşları soracak “nasıl oldu da ağa oldun” diye.
O da mecburen pisliği yediğini söyleyecek. Kâhya sıkılıyor bunalıyor.
Ağa da yaptığından pişman tükürdüğünü yalamamak için sesini çıkartmadan arabayı sürüyor.
Derken sabah karşılaştıkları pisliği görüyorlar. Ağa olan Kâhya arabayı tam pisliğin yanında durdurtuyor. Eski ağasına diyor ki; “Bak ağam seninle bir anlaşma yapalım. Bu iş böyle olmaz. Şu pislikten bir parmak ye sen tekrar ağa ol ben de kâhya. Kabul mü?”
Ağa dünden razı. Tamam deyip pislikten bir parmak alıyor. Eski ağa tekrar oluyor ağa, eski kâhya tekrar oluyor kahya.
Yolculuğun sonunda ağa kâhyasına yaklaşıyor. Utanarak ve kısık bir sesle:
"Yahu kâhya yolculuktan önce sen kâhya idin ben de ağa. Yolculuk bitti sen yine kâhyasın ben yine ağa.
Peki, o zaman biz bu .... niye yedik?
Ali GÜLCÜ