Administrator idareci, yönetici demektir.
Sitenin admini İsmail Kırtıllı'dır. Kendi alanı, arazisi (domain) içinde kurallarını kendi koyar, kendi uygular. Hesap soramazsınız. İstediği yazıyı siler, istediği üyeyi banlar, istediği konuyu kapatır veya taşır, siteye istediği özelliği ekler veya kaldırır. Kimse bu yaptıklarını hiç bir şart ve talebe bağla**** değiştirme hakkına ve yetkilerine müdahale hakkına sahip değildir. Bu arazinin 'AĞA'sıdır.
Bir de arazinin üyeleri vardır. Üyeler bu boş araziyi işlerler, imar ederler, faydalı hale getirirler. Verimli bölümlerinden faydalanırlar. Fakat asla 'SAHİPLENEMEZLER'. Dedik ya, arazinin tüm hakları 'AĞA'nın elindedir. İstediği yerde, arazisinin genişliği (Topic ve üye sayısı), verimliliği (üye kalitesi ve yorum sayısı), turistik değeri (ziyaret sayısı), arazi gelirleri (site içi reklamlar) gibi konularda kendisine haklı olarak itibar ve fayda sağlayacak girişimlerde bulunabilir. Bu kurgu mantığı ile baktığınızda; gerçek dünyada çok isim yapmış ünlü biri, akademik başarıların altına imza atmış bir bilim adamı değilseniz 'bir' üye olarak çok fazla kıymetiniz yoktur.
Bu arazide bu iki unvandan başka bir paye yoktur. Ya üyesinizdir ya da admin...
Admin olmanın zahmetlerine katlanmak veya bunun gerektirdiği melekelere sahip olmak herkes için mümkün değildir. Yeterli bilgi ve donanıma sahip, cesaret gösterip, zaman ve para harcayan, ilk etapta net bir fayda sağlayamayacağı halde bin türlü fedakarlıkla emek veren haklı olarak 'AĞA'lık koltuğuna oturur.
Üyelik çok daha kolaydır. Canınız istediği zaman, aklınızın estiği gibi döktürürsünüz. Entellektüel masturbasyon, hobi, oto-terapi, kendini ifade etme, bilgi edinme ve benzeri amaçlarınız olabilir, sorgulanmaz. Kendinize bakan yön neyse faydalanır, çeker gidersiniz. Üstelik hiç bir bedel ödemek zorunda da değilsinizdir.
Tabilerinin kendi istekleriyle geldikleri (veya gittikleri) bu ortamı totaliter rejimden ayıran nokta likenleri andırmasıdır. Ortak-yaşam içinde karşılıklı fayda ve rıza mevcuttur. Zaman zaman talepler artsa veya sınırını aşsa bile güç oyunu bozar. Admin elindeki güç sayesinde tekrar eski güven ve barış ortamını sağlamayı bilir.
Bazen de üyelerden birinin kendisinin, ortak-yaşam'a diğerlerine göre daha fazla katkıda bulunduğunu öne sürerek farklı davranışlar içine girdiği görülür ki bu tamamen yanılsamadır. Çünkü bu yapı içinde 'bir'in önemi yoktur. Üyeler arasında ast-üst, eski-yeni, zengin-fakir, okumuş-cahil, BÜYÜK-KÜÇÜK gibi ayrımlar bulunmamaktadır. Gerçek dünyanın sosyal yaşam kurallarının çok dışında hatta bazen zıttı garip bir gerçeklik arzeder. Bu yönüyle de 'DERGAH' veya diğer bir deyişle 'TEKKE' çağrışımı çok yanlış sayılmayacaktır.
Üyeler arası paye farkı olmaması ve farklı sıfatları kullanamamaları bir bakıma faydalıdır. Zira üyelik başvurusunda hiç kimseden toplumsal, kişisel, ekonomik veya bir başka konuda statüsünü gösteren her hangi bir belge talep edilmez. Kişinin kendi beyanına dayalıdır gerçek dünyadaki pozisyonu. Doğru veya yanlış, bu ortamda üyenin gerçek dünyadaki statüsünün hiç bir öneminin olmayışı, ağanın vaad ettiği “herkese eşit konuşma hakkı”’nın kullanılması ve uygulanabilmesi açılarından çok önemlidir. Aksi takdirde üyelerin bir kısmı “ben büyüğüm, sen küçüksün”, “ben bakanım, sen halksın”, “ben bilgiliyim, sen cahilsin” gibi önermelerle diğer bir üyenin fikir ve yorum özgürlüğünü manevi baskı altında tutmaya çalışabilir.
Her toplum gibi bu arazinin toplumu da kendi alt gruplarını oluşturabilir. Ortak düşünce veya eğilimde olanlar kendilerine yakın hissettikleri bölümler altında yerleşim yoğunluğu gösterebilirler. Esasındaki buradaki üye davranışları da gerçek dünyadaki birey davranışlarıyla çoğu noktada paralellik gösterir. Sakinlik ve huzur arayanları küçük bir sahil kasabasında, macera arayanları uç noktalarda; örneğin bir zirve tırmanışında, özgürlükçüleri şehir meydanlarında slogan atarken, romantikleri kendi halinde bir köşede şiir okurken, başarısız narsistleri de bir bar taburesi üstünde, çevresine tepeden bakarken vatanı nasıl kurtardıklarını görebilirsiniz.
Burası er meydanı filan değildir.
Burası sadece fikirlerin paylaşıldığı, katlandığı, eklendiği, esnetildiği ve zorlandığı bir arazidir. İster çok güzel bir gül bahçesine dönen, bilgelik şerbeti ile tatlandırılmış yazılar olsun, ister dokunduğunda yakan, kaşındıran ısırgan tarlası, isterse pis kokular saçan kanalizasyon oluğu görüntüsündeki yorum ve başlıklar… Hiç biri SONUÇ değildir.
Burası sonuca ulaşılan yer değildir.
Gerçek dünyanın perdeye yansıyan hayali misali yazılarımız üye ve ziyaretçilerin temaşa etmeleri için art arda akıp gider. O kadar.
Gerçek sonuçlara gerçek dünyada varılır.
Harekete geçmek ile boş laf üretmek arasındaki farkı göstermesi açısından belki bir mihenk taşıdır bu arazi.
Selam ve muhabbetle,
Zann ile yakin zail olmaz. - Mecelle'den