Ne olur anla beni!! / Ciğerlerimdeki hastalığın sebebi benim… /
Sensizliğin o pis,
karanlık,
ve boğucu sokaklarında dolaşırken
çocuk gibi korkuyordum
koynumda kokunla sürüklenirken…
Anlatabilsem inanır mıydın?
Tam otuz sekiz yaşındaydım…
Üç defa metale sokulmuştu parmaklarım.
Biri çok alıngandı,
ve öylesine kırılgan.
Beş yıl çekti benden…
Diğeriyse;
hani şu Prusya Yahudisi,
sağlam kızdı…
belki de bu yüzden az çekti benden.
Acısı da sağlam oldu…
Peki ya ben?
…
Dört beş yıl kadar önceydi…
Pencere pervazlarından sonra ben, ilk defa
sana dayanmıştım.
-ki o zaman başkalarıyla (y)atıyordu kalbim.
Birbirine bakan iki kapının ardındaydık,
birbirinden uzak…
Ve ben sokulmaya korkmuştum;
oluk oluk kanadığım,
uykusuzluktan sarhoş dolaştığım gecelerde…
Şimdi, sıkıntılar köreltiyor arzularımı,
bir dönemeçte yeniden rastlarken sana.
Ve korkularımı deşifre ediyor,
içimdeki yaramaz çocuk
katran kıvamındaki yalnızlığımda,
kavuşamayacağımızı düşünüp oyunlar oynarken ben.
…
Ne olur anla beni!!
Ciğerlerimdeki hastalığın sebebi benim…
…
Sonrası…
Sonrası önemli değil!!
Belki zorla belki de güçlü bir yemin gibi
yaşamaya alıştım.
Ya da alıştırıldım…
Viyana…
Korkulu düş(üm).
Gelirsem, dayanamam.
Her şeyi alt üst ettiğimi biliyorum.
Yine de sen,
söyleyebildiklerimden daha fazlasını anla.
Benden bu kadar…
Burcu Yıldızer
Bu şiir Kafka ve Milena aşkına ithafen tarafımdan yazılmıştır:)
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...
ışık ve sevgiyle kalın.
ışık ve sevgiyle kalın.