Ana içeriğe geç

Sanat, Edebiyat, Kitaplar

Tanrının Devleti

Başlatanbadman176176Tarih06/02/2005 13:52:36Yorum0

İlk mesaj
Yeni Üye44 yazı
tanrının devleti deyince aklınıza ne geliyor?
tabii ki doğa.Hegel varoluşu,doğayı nasıl açıklıyor biliyormusunuz;herşey kendisinin zıttıyla varolabilir,iyi eğer kötü varsa,fakir ancak zengin varsa bu kavramları,isimleri kazanır.zıttı olmayan hiçbirşey varolamaz,tanrı da dahil.bu yüzden tanrı kendinin bir zıttını açmak zorundadır.bu da ilk olarak doğayla olmuştur.(bu arada tanrı bilinçsizdir,yani tanrı olduğunun farkında değildir,ancak açıldıkça,sürekli olarak değiştikçe bu kimliği kazanır,bu diyalektiktir).daha sonra da canlılar,insanlar,toplum ve sanat şeklinde kendini açmıştır.hegel'e göre insanın tanrıya (yani sonsuz akla,iradeye)en çok yaklaşacağı,ama asla ulaşamayacağı (ulaşsa bile bunun farkında olmayacak,çünkü tanrı gibi bilinçsiz olacak) nokta sanattır.çünkü yaratıcılığın en son noktası sanattır.(sanat kavramı sadece müzik veya resim ile sınırlı değildir).bu sebeple varolmak için tanrı kendi devletini (doğayı)kurmuştur.her noktasında,her anında değişen ve mükemmel işleyen bir düzen,taa ki insan denen isyankar (tanrının kendini en çok açtığı varlık) çıkıp da tanrıya yaklaşmaya (kendi düzenini kurmaya,kendini zıttıyla açmaya)başladığı ana kadar.bu çok doğaldır,insan hiçbir varlığın sahip olmadığı maneviyata yani tanrısallığa sahiptir,yaratılışı itibariyle asildir,yüceye ulaşmaya çalışır,ama yüce,zıttıyla yani zavallılıkla,aşağılıkla,ruhsuzlukla yücedir.bu yüceyi yaratabilmek için insan bu aşağılıkları,zavallılıkları yaratmak zorunda kalmıştır.bu aşağılıklar da üretmeyen,düşünmeyen,değerleri yokolmuş toplumlardır.bu toplumlar mutlaka varolmalıdır,başka asil toplumlar yaratmak için.sanatın en yüksek noktasına ulaşan toplumlar yücelir,bir kimlik kazanır.
şimdi kendi toplumumuza bakalım,hangi tanıma uyuyoruz,yoksa yokolmak üzeremiyiz,tarih sahnesinin temizlikçileri,uşakları,aşağılıkları mı olmak üzereyiz?bu kimliğe bürünecek toplum benim toplumum değildir.böylesine bir estetik,efsanelerle dolu bir geçmişe sahip bir toplum olarak yerimiz bugün bulunduğumuz yer değildir.
şimdi tanrının kadim,muazzam devletine bir bakalım;nasıl işliyor?demokrasiylemi?tanrı dağları,denizleri,gezegenleri,doğa kanunlarını yaratırken bir melek konseyi oluşturup çoğunluğun seçtiği yerde seçtiği şeyi mi yarattı?yoksa herşeyi kendi aklıyla mı oluşturdu?herşeyi sadece kendinden bir iradeylemi yarattı?demokrasi denen yönetim biçimi sürü psikolojisiyle insanların tutkularını ve isteklerini yokeder,çünkü her toplumda toplumun arızaları(yani asilin ve yücenin zıtları)olan insanlar vardır.demokrasi de bu insanların sürekli yücelecek olan toplumda bir yer işgal etmesine izin veren bir rejimdir.oysa sanata ve yüceye,asile zorla itilmelidir bu insanlar,ve zıtlatı da çevremizdeki emperyalist kimliğe bürünen toplumlar oluşturacaklardır.bir toplumda arıza gruplar oluşunca gerisi çorap söküğü gibi gelir ve uzun vadede o toplumun felaketiyle sonuçlanır.Osmanlı'da bunu gördük,safsatalarla,hurafelerle sarılmış,neredeyse o günün monoton hayatının sınırları dışındaki her düşüncenin yasaklandığı bir anlayış....

yüce bir yönetim sistemi,büyük kadim yapılar,edebi eserler,güzellik,ama sadece yüce olan türk toplumuna,zıtlarımıza ise zavallılık,acınasılık,sefalet...

Yerleşim Türkiye / İstanbulMeslek Diğer
YORUMLARTopluluk ne düşünüyor?
0 yorum