merhaba mim;
yazınızı okudum.ben ateist değilim.kaldıki; ateizm positif bilime dayanır.Pozitif bilimde kaba materyalizme dayanır.Kaba materyalizmde rastlantı faktörü vardır.Ben bunları çOOOktan aştım.diyalektiğede ne kaba bir materyalistçe bakış ne de sizin baktıgınız gibi bakıyorum.
"Bilim tespit ettiği bir husus, daha sonraki bir gelişmenin ,bir önceki içermesi gerçeğidir." Kanımca klasik diyalektik yorumunuz zıtların birbirini yok ederek geliştiği biçimidir.Bunu matematiğede uyarlıyorsunuz.>Doğru yanlış< uçlarıda bu nedenledir.Esasa dayalı diyalektikte tez-anti tez sentez üçlemesi vardır.Diyalektiğin bu kuralı varlıkların oluşum ve gelişim seyrini belirler.
" Evrendeki tüm oluşumlar dualistik (ikili) nitelikte ve çelişkili bir yapıyla hareketi mimkün kılmaktadır.Bu hareket kaba mekanik bir hareket değildir.Özde değişimi, çeşitliliği oluşturan yaratıcı br hareketlenme halidir.Örneğin; evreni varlık-yokluk ikilemiyle başlatmak mümkündür.Varlıkla yoklugun karşı karsıya gelişi yeni bir oluşumduır.Hareketin kedisidir.Varlık yokluk olmadan açılamaz,hareketlenemez.Özde oluş, varlıgın yokluga larşı direnmesidir.Varlık yoklugu,yokluk varlıgı bitirmeye çalışırken sonuçta üçüncü bir eğilim, bir nevi sentez olarak oluşum halindeki evreni ortaya çıkarmaktadır."
Kuantumda meşhur olan parçacık ve dalga ikileminı aynı bakışla yorumlamak mümkündür."Tek başına dalga ve parçacık mümkün olmamakta, ancak ve ancak birbirleriyle ilişki halinde hareketi , dolayısıyla oluşumu sentezleyebilmektedir.Yine aynılıkla çeşitlilik ikilemide benzer sonuçlarda yaratmaktadır.Aynılık ancak çeşitlilikle varlıgını kanıtlayabilir.çeşitlilik olmadan aynılık bir nevi yokluk, olmamaktır...daha anlaşılır bir ayrım, canlılık ve cansızlık durumu ikilemidir.Genel canlı evrende farklı olarak dünya gezegenimizde hareketin zengin gelişimiyle bir eşikte nitelikçe farklı bir madde ortamında kendi kendini metabolizma ile üretebilen, geliştikçe canlı ortam doğmaktadır."
aynı örnekleri suyu oluşturan 2hidrojen atomu ve 1 oksijen atomu biçiminde de verebiliriz.Maddenin, hareketin, canlının vb vb vb oldugu her yerde bu üçleme geçerlidir.Dikkat edilirse burda ne rastlantı ne de tesadüf vardır.Maddenin iç çarkları iç vitesleri, kendi gelişim ve oluşumlarını belirler.
Sizce bilimsel düşünce neden gelişmedi?----> Bizce bunun 2 nedeni var.
1- Avrupanın ben merkezciliği
2-Sümerlerin geç keşfidir.
Bugün arkeolojide, etimolojide, jeolojide, antropoloji ve daha diğer lojiler, ortaya çıkardığı ilkleri aslında bilimi, toplumu ,evreni, dinleri vb vb vb bakış açımızı yeniden gözden geçirmemie dayanak oldu.Bu dayanağa dayanarak bilimsel teknik devrim gelişmektedir.Bugün bilgiyi elde etme araçları her insanın ulaşabileceği bir konuma gelmiştir.Bir kölenin, bir serfin , bir işçinin, bir emekçinin, bir köylünün daha önceki hallerini ve yaşamını düşünürsek " bilgi toplumunun" ne demek oldugu anlaşılır.Bilim ve toplumun tek elden merkezileştiği doğrudurBunun etik- ahlaki bağı kurulmamaktadır.Bunu egemen sınıflar yapmaktadır.Ama 1 insan olarak bende internetle sizinle ve diğer platform üyeleriyle bu forumda yazışabiliyorum.Bu farkı görmemiz gerekir.işte bu nedenle merkezileşen bilgiye karşı kendi duruşumuzu, ideoljimizi, programımızı ve yeni zihniyet biçimimizi yaratmalıyız.Bu açıdan başkalarına alet olmamak, figuran olmamak, başka siyasal sistemlerin bir uydusu bir yaması olmamak için kendi yaşamsal, siyasal, sosyal, sistemimizi yaratmalıyız diyorum.Bu objektif imkanlar dünden daha cok, bugun vardır.Sorgulama,eleştirme bilinci şayet gelişmişse bu objektif koşullardan sağlanıyor..Bilgi toplumumdan kastım buydu.
HERKES KENDİ İNANCINDA özgürdür.O İNANCI YAŞAMALIDIR.o vicdanı ve Allahı arasındaki bir bağdır.Buna dokunmam,farklı yorumlamam söz konusu değildir.Ben Aristoculuğu çoktan aştım.
-----> Ya bendensin, YA düşmanımsın-----> egemen gücün ideolojik saptırmasıdır bu.
Saygılarımla....