Ana içeriğe geç

Diğer Konular

Emperyalizme Karşı " Antiemperyalizm "

BaşlatanantiemperyalizmTarih16/01/2005 17:50:08Yorum19

İlk mesaj
Yeni Üye3 yazı
Sevgili arkadaşlar,
Antiemperyalizm sitesi emperyalizmin çirkin yüzünü açığa çıkarmak üzere kurulmuş bir sitedir. Sitemizi ziyaret ederseniz seviniriz. Katkılarınızı bekliyoruz.

Siteye gitmek için tıklayın http://www.antiemperyalizm.org

Selamlarımızla
antiemperyalizm
Antiemperyalizm
Alternatif Haber Kaynağı

Yerleşim Türkiye
YORUMLARTopluluk ne düşünüyor?
19 yorum
Üye488 yazı
Sayın Mim;

Buraya yazdığın şeylerden bakıyorum da "okumadan" karar veren birisin, aynı zamanda önyargılısın. Bu "kopya", bu "Marksist", bu "Komunist", bu "ateist" filan deyip haklı çıktığını sanıyorsun. Peki siz kimsiniz?

Yazdığın bir çok yazıdan "liberal demokrat" olduğunu anladım. Zaten bunu kendin defalarca söyledin. Senin söylediğin şeylerin aynısını, benzerini güdümlü basın ve masonlar, global patronlar yıllarca söyledi ve hala söylemeye devam ediyor.

Sana daha önce Arjantin, Meksika, Şili ve benzeri bir çok ülkeyle ilgili git bir şeyler oku demiştim.

Liberalizmin en ufak eleştirine katlanamıyorsun? Demokratım deme bana. Global patronların çıkarını savunmak demokrasi filan değildir.


Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
Üye488 yazı

Tekrar olduğu için silmek zorunda kaldım.
Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
Üye488 yazı



Sayın Antiemperyalist;

Sitenizi inceleyeceğim. İdelojik olarak saplantısı olan bir insan olmadığım için her türlü ideolojiyi okuduğum için sitenizden bir çok bakımdan faydalanacağımı düşünüyorum. ÇAlışmalarınız için teşekkür ederim.

Sitenizde okuduğum şu yazılarınız dikkatimi çekti:

"Avrupa Komisyonu tarımda IMF’nin dayattığı politikaları savunmaktadır. Komisyon’a göre, subvansiyonlar kaldırılmalı, AB’de olduğu gibi doğrudan gelir desteğine geçilmelidir (8.11.2000) [53]. Bu politikalar, Türkiye’de tarımın hızlı bir biçimde çökertilmesine, milyonlarca köylünün kentlere göçe zorlanmasına neden olacaktır."

Avrupa Birliği IMF politikalarının uygulanmasını talep etmektedir; çünkü Uluslararası Para Fonu’nun yönetiminde AB ülkelerinin payı yüzde 29,88’dir. Avrupa Birliği, IMF’nin Türkiye’de uygulattığı programları tüm gücüyle desteklemektedir:



Avrupa Parlamentosu, “ülkeyi finansal krizden çıkarmak için gerekli olan ekonomik reformların uygulanmasında Tük Hükümeti tarafından yapılan girişimleri memnuniyetle karşılar; ekonomiye istikrar kazandırmak için gerçekleştirilen bu çabanın ürünlerini vermeye başladığına inanır.” (25.10.2001) [58]

Aynı görüş, Avrupa Komisyonu tarafından açıklanan 2001 İlerleme Raporu’nda da yer almaktadır. IMF’ye verilen niyet mektupları ve IMF ile yapılan stand-by düzenlemesi konusunda şu değerlendirme yapılmaktadır:



“IMF ve Dünya Bankası tarafından finansal destek sağlanmış ve yeni ekonomik planın uygulanma boyutuyla ilgili önemli sayıda yasa 2001 yılının ikinci çeyreğinde hızlı bir biçimde kabul edilmiştir. Bu reformların amacı krizin aşılması ve AB üyeliği için ekonomik kriterlerin yerine getirilmesine yardımcı olmaktır.” (13.11.2001) [59]

"Ayrıca, ekonomik alanda Avrupa Birliği’nin istekleri ile IMF ve Dünya Bankası’nın isteklerinin çoğu benzer niteliktedir. Avrupa Birliği’nin MEDA (Akdeniz) fonlarından yararlanmanın önkoşulu, IMF ve Dünya Bankası’nın onayladığı programları uygulamaktır. “Avrupa-Akdeniz Ortaklığı Çerçevesinde Ekonomik ve Toplumsal Yapıların Reformuna Eşlik Edecek Mali ve Teknik Önlemler Konusundaki 23 Temmuz 1996 tarihli Konsey Tüzüğü” (EC.No.1488/96) bu önkoşulu şöyle belirtmektedir [60]:

Bu destekleme programlarından faydalanacak ülkelerin aşağıda belirtilen yeterlilik ölçütünü sağlamış olmaları gerekmektedir: İlgili ülke, makro-ekonomik düzeydeki reformların etkinliği ve ölçüsü ile uyum içerisindeki, Bretton-Woods kurumları (IMF, Dünya Bankası, y.k.) tarafından onaylanmış bir reform programını gerçekleştirmeli veya bu kurumlarla uyum içinde benzer olan programları, onlar tarafından finansman destekleri şart olmasa da, uygulamalıdır.” (M.2/A/I/b)

Avrupa Birliği’nin Türkiye’den talepleri, Türkiye’yi sömürmenin ötesinde, Türkiye’yi zayıflatmayı ve eyaletlere bölmeyi, halkımızı ve işçi sınıfımızı parçalamayı ve birbirine düşman etmeyi amaçlamaktadır. Avrupa Birliği’nin talepleri yalnızca sömürmekle sınırlı değildir. Günümüzde Türkiye’nin bütünlüğüne ve bağımsızlığına, halkımızın ve işçi sınıfımızın çıkarlarına ve hatta varlığına yönelik en önemli tehdit, AB emperyalizminden ve ABD emperyalizminden gelmektedir." (Yazan: Yıldırım Koç Kaynak: http://www.antiemperyalizm.org)





Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
Yeni Üye3 yazı
Sayın Mim, Sayın Levent size güzel bir cevap yazdığı için ben fazla değinmiyeceğim yazdıklarınıza, ancak şu görülüyorki dışarıdan ülkemize saldıran hatta işgale yeltenen emperyalist güçlere karşı mücadelemizin bir örneğini de içerdeki emperyalizm yardakçılarına karşı da göstermek zorundayız. Bu çok açık gözüküyor. Birde bu ülkede Lenin ve Mao heykelleri olmadığına göre sizin yerlerde sürümek istediğiniz heykeller sanırım Atatürk heykelleri. Ona da bu forumda başka daha güzel cevaplar çıkacağını sanıyorum. Çıkmasa da o heykelleri sürümek için çok beklersiniz gibime geliyor. Aman yoldan geçerken birisi de sizin kafanıza düşmesin de...

Sayın levent, sitemize gösterdiğiniz ilgiye teşekkür eder, saygılar sunarım.

Antiemperyalizm

www.antiemperyalizm.org
Antiemperyalizm
Alternatif Haber Kaynağı

Yerleşim Türkiye
Üye488 yazı
Sevgili Mim;

Fikirlerinizi önyargısız biçimde dinlemeye hazırım. Liberal de olsanız, Marksist de ya da çok farklı bir görüşte bile olsanız sizi dinlemeye hazırım. Benim başından beri demek istediğim budur. Mesele yenilik eskilik meselesi de değildir. Liberal Adam Smith, John Locke ÇOK MU YENİLER?

Neyse bunları bırakalım artık. Daha önce liberalim demiştin ya da ben öyle anlamıştım; demek ki yanlış anlamışız o yüzden size liberal dediğim için özür diliyorum.

"Sizin ekonomist oldugunuzu biliyorum. Birisi yillik % 1,9 ile digeri yillik % 28,9 Faizle size kredi vermek istiyor. Kimden alirsiniz bu krediyi ? Eger sartlarda ayni ise ben, % 1,9 yillik faizli krediyi tercih ederim." demişsiniz.

Sanırım IMF'yi ve amacını biliyorsunuz. Osmanlı böyle faizle kredi aldığı için iflas etmişti.
Şimdi yaptığınız hesaptan tartışmaya devam edelim. Aylık geliriniz 1 milyar TL olsun, 500 milyar TL'lik borca girdiyseniz ve her ay ödemeniz gereken faiz 1 milyar TL'nin üzerinde ise ne yaparsınız?

1. Borcu borç ile ödemek için tekrar tefecilere başvurup daha yüksek faizle borç alırsınız.

2. Bu şartlar altında borcu ödeyemeyeceğiniz ilan eder daha uygun şartlar altında yeni bir anlaşma imzalamaya çalırsınız.

3. Daha iyi bir çözüm olduğunu düşünmeye ve tartışmaya devam edersiniz. Aklınızı en iyi biçimde kullanmaya çalırsınız. (Bu yolun da demokrasiden geçtiğini sanırım söylemeye gerek yok)

Benim önerdiğim 2 ve 3. maddelerdir. Şimdiye kadar 1. madde uygulandı. Diğer maddeler üzerinde hiç kafa yorulmadı. Geldiğimiz yer ise ortada.

Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
Yeni Üye1 yazı
Sevgili Levent, Sevgili Antiemperyalizm ve Sevgili Mim,
Baktım ki, aranızda emperyalizm konusunda oldukça yoğun tartışmalar geçiyor. Ben de birkaç şey ekleme ihtiyacı hissettim.

Öncelikle, Levent ve Antiemperyalizm’e duyarlı tavırlarından dolayı teşekkür ediyorum.

Sevgili Mim’e ise en azından tartıştığı için teşekkür edebileceğimi düşünüyorum. Ve kendisinin yorumlarıyla ilgili ben de birkaç şey eklemek istiyorum.

Sevgili Mim, anladığım kadarıyla antiemperyalizm sitesini incelememiş. Emperyalizm nedir diye bir soru soruyor ve tanım bulamadığını söylüyor. Siteyi incelediğim için, bu söylediklerinin hiçbir gerçekliğinin olmadığını gördüm. Yersiz ifadeler diye üzerinde dahi durma gereği hissetmiyorum. Sitedeki görüşleri olabildiğince dikkatle incelediğim için kendisinin "devlet ağalığı, sendika patronluğu" söyleminin de yine hiçbir değer taşımadığını söylemeliyim. (Bence, "kuduz köpek" taklidi yapmasına hiç gerek yokmuş :).
Her neyse…
Emperyalizm kavramının hiç kimsenin ve ideolojinin tekelinde olmadığını düşünenlerden olduğum için kendisinin forum başlığının da çok yersiz ve paronayakca olduğunu söylemekle yetineceğim. Bence orada bir de Hitleri, Stalini ve Mussolini’yi koyabilirmiş. Kendi bakış açısına uyarmış doğrusu... Anladığım kadarıyla kendisi hortlaklar kabusunun girdabına düşmüş bir divane gibi hayatı algılıyor ve davranıyor. Bence gerek yok. Daha sağduyulu olması kendi sağlığı açısından yararlı olabilir. Hani ne demişler, keskin sirke küpüne zarar diye. Bence doğru söz.

Görebildiğim kadarıyla Mim, liberal değil. Hele ki, Lockcu, Rawls'cu, Machperson'cu anlamda bir liberal değil. Tipik konformist, kapitalist bir zihniyete sahip. Söyleminde daha çok da, yeni sağ olarak adlandırılmaları daha uygunken kendilerini neoliberal olarak sunan Hayekçi tayfanın kusmuklarının derin izleri görülüyor. O da kusuyor... saldırıyor; tutarlılığına bakmaksızın. İnsafa, adalete, hakkaniyete, erdeme zerre kadar önem ve değer vermeksizin. Bu nedenle, dünyanın merkezinde kendisinin olduğunu sanıyor. Bu nedenle de, yaftalıyor, karalıyor, kıvırıyor, hakaret ediyor vs.
Ama dedim ya, keskin sirke küpüne zarar diye, bir parçacık kendini düşünse bu kadar agresif olmaz. Mahkum etmez insanları.
Bu arada küçük bir önerim olacak, en azından kendi sağlığını korumak ve sulanmış zihnini dinlendirmek için empati ile yaklaşabilir sevgili Mim.
Sanırım şu konuda bir kez uzlaşmak gerekir: emperyalizme karşı olmak, devlet ağalığını savunmak anlamına gelmez; öyle mi sevgili Mim? Sizin ağzınıza sakız ettiğiniz formülasyonu inanın ki ilkokul çocukları yapmaz. Senden biraz daha zihin egzersizi yapmanı beklemiş oluyorum bunu demekle ama, yine bunun faydası sana dokunacağı için umarım direnmezsin.
Bir kez bu denklemin Türkiye’de ve Türkiye ile ilgili meselelerde aşılması gerekiyor. Yoksa, çevremiz, Mim gibi monolitik düşünen zihinlerden geçilmiyor; har-hur boğuşmalar sürekli yineleniyor.
Ben kişisel olarak bu tür hırlaşmaların biraz daha sağduyu ve izanla çözüleceğini düşünerek yalnızca Mim’in dikkatini çekmek istedim.
Bu nedenle, yok İslamcı, solcuyla bir araya geldi, yok solcu dindar oldu, yok 145 yıldır çok çekildi, yok antiemperyalizm aslında emperyalisttir; mürtecidir vs. zırvalamalarına hiç gerek yok. Ne diyorsun yani, insanlar bir araya gelip kendilerini ilgilendiren sorunlarını konuşmasınlar mı? Senin gibi hırlaşsınlar mı? Lütfen Mim kardeş Antiemperyalizm sitesindeki bildirgeyi zihninize ziyan olmayacaksa gidip bir (daha) okuyun.

Mim diyor ki:
"Katkılarınızı bekliyoruz." Sizlere katki; size degil dis güdümlere katkidir. Dünyada iflas etmis sistemi, sizmi kaldiniz kurtaracak, diriltecek ?
Bunun farkindamisin acaba”

Ben de diyorum ki, sen kimin ağzıyla konuşuyorsun farkında mısın Mim kardeşim? Bu yaklaşımını bir tür "efendi severlik" ve "kahya ağzı" olarak değerlendirip geçiyorum; ben de diyorum ki, senin savunduğun kapitalist sistem de, çökmemek için sürekli, yeni pazarlar ve kaynaklar bulmak için etrafa saldırıyor, yıkıyor, sömürüyor (tabii senin gibilerde çakallar gibi artıkla besleniyorsunuz :)) ve giderek kendi ördüğü ağ kendi ayaklarına dolaşıyor. Bak bu dediğimi çok iyi düşün; öyle beylik laflarla durumu idare etmeye kalkma. Eğer altından kalkamazsan, sana anlayabileceğin düzeyde liberalinden tut, muhafazakarına, sosyalistinden tut faşistine kadar farklı pencerelerden bakan ve bu söylediğimi değerlendiren kaynaklar öneririm. Umulur ki, bu tür egzersizler senin zihnini de biraz açar. Kabızlığın ve saldırganlığın az da olsa geçer.

Yine, sığ düşündüğünü Antiemperyalizm.org sitesinde verilen linkler konusunda da göstermişsin. Diyorsun ki,

"Sor yoldaslarina Marksist, Leninist olup-olmadiklarini ve ondan sonra, bana "önyargilisin" de.. Sormaniza da gerek yok, biraz okuyun, tavsiye ettikleri linkleri...
(Karsi düsünceli bir linki, link olarak vereceklerini mi zannediyorsunuz yoksa ?)"

Şimdilik bir tek şey söyleyeyim; ben de baktım linklere, orada şu an için bir tane bağlantı var. Peki sen nasıl oluyorda başta önyargı ile yaklaşarak başka bir siteyi önerirler mi diyorsun? Ve tabii, kesin inançlı ve totaliter zihnin hemen yanıtı da veriyor: Asla hayır?. Benim önerim sana şu olacak: Bir defa, bırak bu ucuz numaraları. Ve Levent’e soruncaya kadar git Antiemperyalizm sitesi ile görüş. Niye bu kadar çekiniyor, niye bu kadar dışarıdan kendi kendini yiyip bitiriyorsun. Halbuki bak o sitede senin bağlantılar dediğin sayfada şu bilgiler de yer alıyor. (Yaw çekinme bunlar da insan senin benim gibi adam yemezler :):

Bu bölümümüz emperyalizme karşı çıkan veya en azından emperyalizmin yanında yer almayan bireysel girişimlere, her türlü siyasal, toplumsal, kültürel, iktisadi ve eğitsel kurum ve kuruluşlara, ve sivil toplum örgütlerine ayrılmıştır.
Dolayısıyla, sitelerinin veya faaliyetlerinin bu bölümümüz aracılığıyla tanıtımının yapılabileceğini düşünen veya bizlere bu yolla destek olmak isteyen herkese kapılarımız ve imkanlarımız sonuna kadar açıktır.
İletişim için lütfen bilgi@antiemperyalizm.org e-posta adresine yazınız.
İlgi ve katkılarınız için şimdiden teşekkür ederiz.

Onun için sevgili Mim kardeş, insanları yaftalamayı, saldırmayı bir kenara bırak git adam gibi konuşmayı dene; tamam mı sevgili Mim. Hem bak sana yakışıyor mu böyle bir tutum.

Sevgili Mim, sen liberal falan diye aman bir yerlerde kendini de takdim etme. Beline kadar taşlarlar. Ticaret konusunda da felsefi hiçbir derinliğinin olmadığını üzülerek ifade etmeliyim. Çok saf dillisin. Ama yazdıklarından biraz aymazlık kokusu ve çoğunlukla da pragmatizm kokusu sezilmiyor değil. Ama bu kadar çiğ bir zihni adam etmek gibi bir görevimin olmadığını bilerek, istersen zamanla bunları da sana bir bir göstereceğim. Ama şimdilik önerim şu, lütfen bilgisizliğini, cehaletini her yerde bu kadar pervasızca izhar etme. Hani sen pragmatik birisin ya onun için söylüyorum: Çok konuşma ki, adam sansınlar. İstersen konuş yani, sen bilirsin.
Ama ilerleyen zamanda seninle daha üst bir düzeyde konuşabilmemiz için de, sen de bir iki adım atmalısın. Mesela Antiemperyalizm sitesindeki kaynakları bir oku; onlar üzerinden tartışmalarımızı sürdürelim. Valla ben okudum onu söyleyeyim; beğendiğim beğenmediğim yerleri ifadeleri seninle de paylaşırım severek.

Ama son ricam, "anamı boyar babama satarım", ya da ne bileyim, uşakların ya da kahyaların ya da Hayek gibi kapitalizmi liberalizm diye yutturmaya çalışan düşünce kabızlarının tercih ettiği "secondhand" gibi ifadeleri öncelikle bir kenara bırak. Düşünmeya çalışan (en azından öyle hissediyorum :) bir zihne bu tür yaftalamalar pek yakışmıyor doğrusu.

Sevgilerimle
Sağduyulu olmak, gerçeğe daha çabuk ulaştırır

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Ö?renci
Yeni Üye3 yazı
Sayın Mim Ve Sayın Polat,
Tartışmayı daha ciddi ve düzeyli sürdürebilmek için çıkış BİRDİRGE mizi aşağıya koyuyorum. Bundan sonrasında sitemizle ilgili görüşleriniz ciddi ise dikkate alınacaktır.

Saygılarımla
Antiemperyalizm

Bildirge

Antiemperyalizm özellikle "uluslararası terör" söylemiyle dünyayı günbegün kan ve gözyaşına boğan tüm emperyalist ülkelerin maskelerini düşürmeyi ve gerçek yüzlerini ortaya çıkarmayı amaçlar.

Antiemperyalizm yıllardır Irak'ta giriştiği işgal ve katliamdan dolayı emperyalist ABD hükümetini kınar, lanetler. Irak katliamının tek sorumluları olarak yalnızca emperyalist ABD hükümetini ve askerlerini, gözü dönmüş canileri görmez; katliama ve insanlık dışı vahşi eylemlere göz yuman tüm insanları, devletleri ve toplumları da katliamın ve vahşetin ortakları olarak görür.

Irak işgalini takiben emperyalist ABD’nin ve Irak’taki kukla yönetiminin Irak halkına uyguladığı sistematik işkence, tecavüz, vahşet ve katliamlar insanlığın vicdanını derinden yaralamıştır. Tüm insanî değerlerin çiğnendiği bu olaylar karşısında vicdan sahibi her insan kaygı taşımakta ve bireysel çabalarla da olsa çözüm üretmeye yönelmektedir; ancak bireysel kaygı ve çabalar güce tapınan devletlere karşı etkisiz kalmaktadır.

Irak halkına yönelik vahşetin ve bu hukuk tanımaz işgalin orta-uzun vadede tüm bölgeye yayılma eğilimi göstermesi, Büyük Ortadoğu Projesi gibi bölge halklarının aleyhine yayılmacı ve bölge halklarını ve kaynaklarını meta olarak kullanmayı amaçlayan projelerin hayata geçirilme teşebbüsleri, emperyalist sömürüden etkilenen ve giderek daha fazla etkilenecek tüm ulusların ve toplumların bu tür insanlık dışı durumlara karşı acilen birlikte hareket etmesini gerektirmektedir.

Bu hassasiyetle ‘neler yapabiliriz, yapmalıyız’ sorusuna yanıt arayan Antiemperyalizm, Türkiye genelinde “siyasal ideolojisi”, “dünya görüşü”, “dini”, “etnik kökeni”, “mesleği”, “yaşı” ve “cinsiyeti” ne olursa olsun toplumumuzun her kesimden duyarlı insanların katılımıyla emperyalizme karşı çözüm önerileri üretmek, mücadele yöntemleri geliştirmek ve bunları tüm toplumla paylaşmak için geniş bir platformun oluşturulmasını amaçlar. Ki böylece, emperyalistlere karşı daha güçlü olarak sesimizi yükseltebileceğimizi ve emperyalizmin en etkili silahı olan “böl”, “parçala” ve “yut” taktiklerine karşı koyabileceğimizi düşünür.

Antiemperyalizm sitesinde ilke olarak hiçbir kişi, kurum veya örgütün reklam ve propagandası yapılmayacak, birlikteliğimiz herhangi bir kişi veya örgütün çıkar sağlama aracı haline getirilmeyecek ve bu tür girişimlere asla izin verilmeyecektir. Bu çerçevede, sitemiz herkese açık olup, öncelikle emperyalizme karşı çıkış esasında kişilerin görüş alış verişinde bulunacakları bir platform niteliği taşımaktadır; kaldı ki, böyle bir birliktelik sonucunda toplumumuzdaki farklı görüş ve inançtaki kişiler çok daha geniş ve farklı konuları “birbirlerini dışlamadan”, “mahkum etmeden” konuşabilecekleri bir zemine sahip olabileceklerdir. Bu ilke ışığında, emperyalizm konusunda duyarlı olan ve karşı bir tutum içinde bulunan her türlü bireysel girişime, sivil toplum kuruluşuna, iktisadi-siyasal-kültürel ve eğitsel kurum ve kuruluşlara sitemizde ayrı bir sayfa ile link verilebileceği gibi, emperyalizme karşı duran herkes görüşlerini bu site aracılığıyla özgürce paylaşabilecektir.

Tüm antiemperyalistler birleşelim!

El ele verelim, ayağa kalkalım; zulme karşı duralım!

Antiemperyalizm
Antiemperyalizm
Alternatif Haber Kaynağı

Yerleşim Türkiye
Üye1236 yazı
Düşüncelerin paylaşılması, propagandaya varmamak kaydıyla çözüm yollarının aranması ve üstelik kabul ettiği görüş ne olursa olsun antiemperyalist ortak paydasında buluşma çağrısı...

Niyet konusunda benim anladıklarım bunlar. mim ve polat tarafından yapılan farklı değerlendirmelerin kaynağını merak ettim. Sundukları yorumların dayanaklarını bizlerle paylaşmalarını isterdim.

Bunlar güzel mesajlar arkadaşlar. Kim ne derse desin. İyi niyetle yola çıkan insanların ayağına çelme takmaya çalışmayalım.

'sağduyu'nun dediği gibi; sağduyuyu elden bırakmayalım. Etiket yapıştırmadan önce karşımızdakini bir nebze anlamaya çalışalım artık.

Herkese selamlar,
Zann ile yakin zail olmaz. - Mecelle'den

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Üye488 yazı
Sayın Mim;

Şöyle bir iddian var: "IMF yüzde 20 lerde borç verirken biz %1,9'la A.B'dan borç alıyoruz ve borçlarımızı bu ucuz krediler sayesinde ödeyeceğiz"

Doğrusu böyle bir planı ilk defa duyuyorum. Uyduruyor musun yoksa bunu? 300 milyar dolara yakın borcunu bu şekilde ucuz borçlara çevireceksiniz öyle mi?

IMF vermiyor ama A.B size istediğiniz tüm kredileri veriyor öyle mi? Bu konuda lütfen bir kaynak ve kanıt göster çünkü böyle bir habere şu ana dek ulaşamadım. Bir de 2Milyar € verilen kredi ile ilgili bir kaynak gösterirsen sevinirim.

Ayrıca A.B'nin verdiği kredilerin hangi amaçla ve miktarlarını da açıkla ki gerçek maksadı da öğrenelim.

Daha önce de söyledim A.B kaşıkla verdiğini kepçeyle Türkiye'den alır. Ayrıca 2 Milyar € ile Türkiye'nin kurtulacağı filan yok. Çünkü A.B'nin o kadar istediği şey var ki Türkiye'den tüm bunlar karşılığında 2 Milyar € filan deve de kulak kalıyor. Tarım da çalışan insanların sayısı olğanüstü şekilde azalacak bunun için ise muazzam bir paraya ihtiyaç var. Bildiğim kadarıyla A.B bu parayı Türkiye'ye vermeyecek. İş böyleyken sen olayı bambaşka biçimde anlatıyorsun.

Türkiye A.B'ye girmek için kaç Milyar € gözden kaçırıyor onları yazmıyorsun?

A.B güdümlü IMF planına çok iyi devam diyor, IMF ile yola devam ediyor, IMF diyor, bunları atlıyorsun, başka şeyleri allayıp pullayıp bize gösteriyorsun. Emperyalist ülkelerin planı zaten budur, önce makyajla, yemle allayıp pullamak sonra malı ***ürmek. 2 Milyar € verilir ama bunun karşılığında 200 Milyar € alınır olay budur ne yazık ki.

A.B'nin desteklediği IMF planı olan tarım politikalarına bir göz atalım. Köylülük bitirilecek ve modern tarıma geçilecekmiş. Ne güzel değil mi? Aslında olay o kadar basit değil.


"Yeni tarım politikalarının diğer bir yanı da, "2001 yılı Mart ayına kadar tamamlanacak olan çiftçi kayıt sistemi"yle, köylülerden gelir vergisi alınması uygulamasının başlatılmasıdır. Kaldırılan tarım subvansiyonarıyla, kesilen küçük çiftçi kredileriyle mülksüzleştirilemeyen köylü kitlesinin de gelir vergisi uygulamasıyla mülksüzleştirilmeleri hedeflenmektedir.
Böylece, kırsal nüfusun büyük oranda mülksüzleştirilmeleriyle kapitalist çiftliklerin kurulmasının önü tümüyle açılmış olacaktır. Kentlere göç etmeyen kırsal nüfusun da, bu kapitalist çiftliklerde tarım işçisi olarak istihdam edilmesi planlanmıştır. 1950'lerden itibaren uygulamaya sokulan yeni-sömürgecilik uygulamalarının son halkası da ("kapalı üretim birimlerinin yıkılarak pazar için üretimin egemen kılınması") böylece gerçekleştirilmek istenmektedir.
Ancak tarımla ilgili uygulamalar sadece köylü kitlesinin mülksüzleştirilmesiyle sınırlı değildir. "Niyet Mektubu"na şunlar yazılmıştır:
"2000 yılı hububat destekleme fiyatları, destekleme fiyatları ve tahmin edilen dünya piyasa fiyatı arasındaki fark, tahmin edilen dünya c.i.f. piyasa fiyatının %35'inden fazla olmayacak şekilde belirlenecek ve 2001 yılında bu fark daha da azaltılacaktır. Destekleme fiyatları ton başına 150 USD'den aşağı olmayacaktır. İthal tarifeleri, tarife dahil ithal fiyatı, yukarıda açıklanan destekleme fiyatından daha yüksek olacak şekilde ayarlanacaktır. Tahmin edilen dünya fiyatı Şikago Borsası'nda (Chicago Board of Trade) kote edilen USA2HRW'nin fiyatına bağlı olarak belirlenecektir. TMO tarafından yapılan hububat alım miktarını düşürmek ve TMO'nun yüksek miktarlı stok tutmasından kaynaklanan zararlarını ortadan kaldırmak için Hükümet, TMO iç satış fiyatlarının (i) TMO'nun alış fiyatı artı satış zamanına kadar olan maliyetinden (stoklara zımni olarak uygulanacak faiz oranı dahil olmak üzere) veya (ii) aynı kalitedeki hububatın ithal tarifesi dahil parite fiyatından, hangisi daha az ise o fiyattan daha düşük olmayacağını açıklayacaktır."
Emperyalist ülkelerin, özellikle Amerikan emperyalizminin, genetik alanda geliştirilen tekniklerle tarımsal üretimi olağanüstü artırdığı ve dolayısıyla yıllardır sürekli başta buğday olmak üzere tarım ürünleri fazlası sorunu ile yüzyüze bulunduğu bir dönemde, ülkemizdeki buğday fiyatının Şikago Borsası'na göre belirlenmesi, açıkça ülkedeki tahıl üretiminin tasfiye edilmesi anlamına gelmektedir. Bu tasfiye hareketi, aynı zamanda ülkenin bugüne kadar sanayi ürünlerindeki dışa bağımlılığının tarım ürünleri alanına genişletilmesi sonucunu doğuracaktır. İletişim ve enerji gibi stratejik sektörlerde gerçekleştirilecek özelleştirmeyle sağlanacak olan emperyalizme bağımlılık, tarım ürünleriyle tam bağımlılığa dönüştürülmektedir. Bunun sonucu olarak, ülkemizde yaşayan her kişi, başta ABD olmak üzere, tüm emperyalist ülkelerin vatandaşlarıyla "eşit" hale gelmektedir. Onların aldıkları ekmeğin buğday fiyatıyla, ülkemizdeki "vatandaşların" ekmeklik buğdayının fiyatı eşitlenerek, ekmek fiyatları eşitlenmiş olacaktır. Bu, bir yandan fiyatların dolarizasyonunu sağlamada büyük bir adım olacağı gibi, ulusal paranın, yani TL'nin dolarla yer değiştirmesi için de önemli bir temel teşkil edecektir.
Ve tüm bunların karşısında, küçük-burjuvalar ve aydınları, ellerinde hesap makineleriyle şöyle diyeceklerdir:
"Kötü mü? Fiyatlar dolarla belirlendiğinde, ücretler de dolarla ödenecektir. Böylece TL'nın değer kaybetmesinden kaynaklanan gelir kayıpları ortadan kalkacaktır. Bu işten en fazla işçiler kârlı çıkacaktır. Hem yıllardır vergi ödemeyen köylüler vergilendirilerek ülke ekonomisine bizler gibi katkı yapmaları sağlanacak, hem de demagog politikacıların oy uğruna tarım ürünleri fiyatlarını istedikleri gibi yükseltmeleri engellenecektir. Bunlar hiç de fena değil."
Ve ekleyeceklerdir:

"Kaybeden yok, Kazanan Türkiye!
Öyle ya, bir yandan yıllardır vergilendirilemeyen (1926'da aşarın kaldırılmasından buyana) köylüler vergilendirilecek, diğer yandan buğday ve diğer tahılların fiyatları aşağıya "çekilecek", böylece hem hazine "kazanacak", hem ekmek fiyatları ucuzlayacağı için halk "kazanacak"!
İşte "globalizm" savunucuları, emperyalizme bağımlılığın "faziletleri" üzerine tezler hazırlayanların, gelişmeler karışısındaki tavırları böyle olmaktadır.
Bugün Dünya Bankası'nın övgüler dizdiği "tarım reformu", tarımda kapitalist üretim ilişkilerinin egemenliğinin mutlak bir biçimde sağlanması için atılacak son adımları ortaya koymaktadır. Yukarda belirttiğimiz gibi, bu "son adım", kırsal nüfusun mülksüzleştirilmesi ve kırsal alanların insansızlaştırılmasıyla sonuçlanacak adımdır. 1970'lerde, devrimci silahlı mücadelenin kırsal alanlardaki etkinliğini kırabilmek amacıyla "küçük üreticilerin desteklenmesi projeleri" geliştiren Dünya Bankası, 2000'lere girildiğinde, daha düne kadar desteklediği küçük üreticilerin tasfiyesi için projeler geliştirmektedir. Oysa ki, Dünya Bankası'nın gerek 1970'lerdeki tarım politikaları ile günümüzdeki tarım politikaları arasında hiçbir fark yoktur. Her dönemde emperyalizmin temel amacı, bir yandan geri-bıraktırılmış ülkelerdeki kır gerillasının kitlesel desteğini ortadan kaldırmak, diğer yandan kırsal alanlarda kapitalist üretim ilişkilerini egemen kılmak olmuştur.
Vietnam savaşında Amerikan emperyalizminin "stratejik köycükler" oluşturarak, kırsal nüfusu azaltma uygulamalarının başarısızlığına paralel olarak geliştirilen "küçük üreticilerin desteklenmesi" projesi de, yıllar içinde etkili olamamıştır. Bugün yeniden Vietnam savaşındaki planlara geri dönülmektedir: Kırsal alanların insansızlaştırılması ve üretim alanlarının bütünleştirilmesi.
Şüphesiz emperyalizmin bu amaçları, depolitizasyonun egemen olduğu bizim gibi ülkelerde, pekçok kişiyi ilgilendirmeyecektir. Ve hatta, bu amaçlar pekçok kesim tarafından desteklenecektir de. Gerçekleştirilmek istenenin, bizzat bir ülkenin kendi geleceğini belirlediği ise, hep bir yana itilebilecektir.
Tarıma yönelik subvansiyonların kaldırılması ve tahıl fiyatlarının Şikago Borsası'na endekslenmesi, köylülerin topyekün mülksüzleştirilmeleri sonucunu doğurmanın ötesinde, tarım ürünlerinde, gerek fiyat açısından, gerekse alım açısından, dışa tam bağımlı hale getirmesi, tüm halkın, kısa dönemli fiyat düşüşlerinden öte, uzun dönemli fiyat yükselişleriyle uğrayacağı kayıplar düşünülebileceğin çok daha ötesindedir.
Yıllık olarak ortalama 15-18 milyon ton buğday üretimi yapılan ülkemizde, buğday fiyatının Şikago Borsası'nda belirlenmesiyle ortaya çıkacak toplam kayıp miktarı (150 dolar/ton ve 18 milyon ton üretim hesabıyla) 720 milyon dolar olmaktadır. Buğdayın ton başına üretim maliyetinin 200 dolar olduğu bir ülkede, bu fark, ülke dışına net döviz transferi anlamına gelmektedir."

Kaynak: http://www.kurtuluscephesi.com/kurcep1/kc53_1.html

Yani bu tür şeyler mi yapılacak, bunların saçma sapan şeyler mi? Sahi siz kendi yazdıklarınızdan başka kimseyi okumuyordunuz değil mi? Kaynak göstermek, delil göstermek kopya değil mi? Siz kendiniz uydursanız bile önemli değil. Sayın Mim biz burada roman ve masal anlatmıyoruz, o yüzden yazılarında kaynak ve delil gösterirsen daha iyi olacak. A.B 2 milyar dolar kredi vermiş? Ne zaman vermiş, ne diye vermiş, kaynağın nerede, bunları göster, yoksa anlatıkların birer masal ve fantezi olur.
Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
Üye488 yazı
Benim bildiğim kredi ilişkileri şöyle:

TÜRKİYE-AB MALİ İLİŞKİLERİ



GÜMRÜK BİRLİĞİ ÖNCESİNDE TÜRKİYE’YE VERİLMESİ ÖNGÖRÜLEN MALİ KAYNAKLAR

TABLO-1

YARDIMIN TÜRÜ DÖNEM MİKTAR GERÇEKLEŞEN
1. Mali Protokol (kredi) 1964-1969 175 mEURO 175 milyon EURO
2. Mali Protokol (kredi) 1971-1977 220 mEURO 220 milyon EURO
Tamamlayıcı Protokol 1971-1997 47 mEURO 47 milyon EURO
3. Mali Protokol (kredi) 1979-1982 310 mEURO 310 milyon EURO
Özel İşbirliği Fonu (hibe) 1982-1986 75 mEURO 75 milyon EURO
4. Mali Protokol (AYB-kredi+Bütçe-hibe) 1982-1986 600 mEURO 0 (225 mEURO’luk AYB kredisi ve 375 mEURO’luk hibe kullanılamamıştır)
Özel Mali İşbirliği(hibe) 1993 3 mEURO 3 milyon EURO
TOPLAM 1.430 mEURO 830 milyon EURO

GÜMRÜK BİRLİĞİ SÜRECİNDE TÜRKİYE’YE VERİLMESİ ÖNGÖRÜLEN YARDIMLAR


TABLO-2
YARDIMIN TÜRÜ DÖNEM MİKTAR GERÇEKLEŞEN
1996 yılında başlayan beş yıllık bir dönem için (AB Bütçesi-Hibe) 1996-2000 375 mEURO 0
Gümrük Birliğinin ardından Türkiye’nin rekabet gücünün iyileştirilmesi için (AYB-Kredi) 1996-2000 750 mEURO (sözlü taahhüt) AB Komisyonu GB kapsamında taahhüt edilen bu meblağın 450 milyon EURO’luk bölümü için bir yönetmelik hazırla**** Konsey’e sunmuştur:
YAP çerçevesinde (1992-1996) (Telekomünikasyon, enerji, çevre, ulaştırma altyapısı için AYB kaynaklarından)3 1992-1996 300-400 mEURO 331 mEURO
Avrupa-Akdeniz Süreci (MEDA-hibe)3 1995-1999 375 mEURO 52 milyon EURO
Avrupa-Akdeniz Süreci (AYB-kredi) 1997-1999 300 mEURO 59 milyon EURO
İdari İşbirliği (hibe) 1996-2000 3 mEURO 3 milyon EURO
TOPLAM 2.203 mEURO 444 milyon EURO

ADAYLIK SÜRECİNDE TÜRKİYE’YE VERİLMESİ ÖNGÖRÜLEN MALİ YARDIMLAR

TABLO-3
YARDIMIN TÜRÜ DÖNEM MİKTAR TAAHHÜT
Deprem nedeniyle verilen Konut Yardımı AB Bütçesi (Hibe) - 30 mEURO 14 Eylül 1999 tarihi itibariyle kullanıma hazırdır
Deprem Yardımı (Yeniden İmar) (AYB Kredi) 2000-2002 600 mEURO (450 proje kredisi+150 KOBİ) 450 milyon EURO’nun 150 milyon EURO’su, 150 milyon EURO’luk KOBİ yardımının 75 milyon EURO’luk kısmı imzalanmıştır.
Avrupa Stratejisi Kapsamında (AB Bütçesi-Hibe) 2000-2002 150 mEURO (135 + 15) 2000 yılı için 49.417 milyon EURO ayrılmıştır.
MEDA II (AB Bütçesi-Hibe) 2000-2002 381 mEURO Yılda ortalama 127 milyon EURO.
EUROMED (AYB-Kredi) 2000-2006 1.470 mEURO Yılda 210 milyon EURO
Makro ekonomik Yardım AB Bütçesi - 200 mEURO Gerektiğinde kullandırılmak üzere.
Katılım Öncesi Yardım Belirsiz 2000-2002 Belirsiz Tüm aday ülkelere 3 yıl içerisinde 8.5 milyar EURO tahsis edilecektir.
TOPLAM 2.801 mEURO (531 mEURO hibe+2.270 mEURO kredi) 611.4 milyon EURO Kaynak: www.tbmm.gov.tr/ul_kom/kpk/SariKitap.doc




Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
Üye488 yazı
Rakamlar ortada bunun karşılığında ödeyeceklerin haddi hesabı yok. Borçların 300 milyar dolara yaklaşırken bu rakmalar deve de kulak kalıyor.

"Not: Eskiden Medya bu kadar gelismemisti ve toplum ne verilirse yiyiyordu.
ör:Bize Marx sunu dedi, bunu dedi diyordu abilerimiz ve bizlerde inaniyorduk. Elimize silahlari verip, vurusmaya gönderiyorlardi bizi. Yildizda fabrikalari isgal ettirttiler bize. Ankara´da Amerikalilari kacirttirttilar bize....."Marx´in kitabini verin okuyalim dedigimizde, yasakli yayindir, yok" derlerdi." demişsin.

Sahi Sayın Mim siz kitap okuyor muydunuz? "Eskiden Medya bu kadar gelismemisti ve toplum ne verilirse yiyiyordu." demişsin. Bugün medya çok gelişmiş ve insanlara çok kolay ulaşabiliyor ama medya global patronların kontrolünde. Eskiden ne verilirse yiyorduk değil eskiden bir şey verilmiyordu veya liberaller bugünkü kadar etkili olamıyorlardı bugün ise güdümlü medya sabahtan akşama kadar emperyalist devletlerin, masonların, global patronların hizmetinde çalışmaktadır. Hoş eskiden de öyleydi ama bugün, bu çok daha fazla. Bu gerçekler ortadayken anladığım kadarıyla bu gerçeği bile inkar ederek olayı başka yerlere çekerek başkalarına çamur atmaktasın. Kısaca uyduruyorsun Sayın Mim. Demek ki buraya kadar boşuna nefes tüketmişsiz seninle: dönüp dolaşıp aynı şeyleri söylüyorsun. Basını övüyorsun, kimin basını global patronların ve masonların peki sen kimi savunuyorsun? Hani önyargılı değildin? Bu nasıl okumak, tek yanlı tek taraflı, bir taraf iyi, ötekiler hep kötü, iyi olanda hep masonlar ve global partonlar ve onların çok okunan, zararına çalışan, milyonlarca dolar zarar eden basını. Hani eşit düzeyde rekabet vardı? Zarar et, zarar et, sonra bunu millete ödet. Demek böyle aydınlanıyorsunuz. Masonlardan öğrendiklerini burada anlatıyorsun onların savunduklarını burada savunuyorsun sonra demokratım filan diyorsunuz. Bu taktiği Sayın Bush'ta yapıyor. Irak'a özgürlük ve demokrasi için müdahale etmişler. Amerikalılar da bu söze inanıyor çünkü global patronlar ve masonlar onları aydınlatıyor, yani işler eskisi gibi değil. Öyle mi? Yani bu şekilde masonlar sayesinde iyice bilinçlenip Irak'a filan müdaahele ediyorsunuz, 12 Eylülde olduğu gibi.
Boyalı basına bakarım ama önyargılı olmadığım için Marksist kaynaklardan da faydalanırım. Marksist değilim ama hala Marksizmden öğreneceğim çok şey var.

İdeolojiler ölmüştür, o ideoloji öldü lafları da liberal söylemin boyalı basının ve benzerlerinin sözleri.Amaç kapitalizmi beyinlere yerleştirmek. İdeolojiler ölse bile tekrar doğar: iyi veya kötü yönde. İdeolojiler ölmüştür sözü statik kafaların uydurma bir lafı. İdeolojiler insanlar yaşadıkça yaşamaya devam edecek. Hoş Marksizmin beğenilmeyen çok kötü yanları olabilir ama onun bir çok değerli yanı olduğunu düşünüyorum. MArksist ideoloji totaliter boyut taşıdığı için tehlikelidir ve bu yüzden Marksizmi sevmiyorum ama Marks'ın bir çok yorumu halen önemlidir ve ondan öğreneceğimiz çok şey hala var.




Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
Üye488 yazı


Eskiden medya bu kadar gelişmemişti ve halk o kadar çok şey yemiyordu tam tersine bugün medya çok gelişmiş ve halk ne denilirse yiyor. Medya da kim konuşabiliyor peki? Özel kanallar kimin basın kimin elinde?

Sayın Mim bu gerçeğe rağmen, gerçekleri çarpıtarak taa başından beri boyalı basının argümanlarını kullanarak bir takım savlar geliştiriyor. Kullandığı argümanların büyük çoğunluğu boyalı basından, buna rağmen bize medyayı kötülüyor.

Medya patronların denetimindedir ve onların esiridir. Bu gerçeğe rağmen bunu inkar ederek bizi suçluyorsun.
Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
Üye488 yazı


MEDYA KİMİN ELİNDE?

Sayın MİM, Amerika'nın Irak'ta yaptıklarını bu medya sayesinde öğrenebildik diyor.

En totaliter rejimlerde bile zaman zaman doğrular söylenir; çünkü hep yalan söylendiğinde insanları kandırmak mümkün olmaz.

Bir de kaos teorisi diye bir şey var: bir çok kontrol etselerde herşeyi edemezler; arasıra ufak tefek kazalar olur. Nitekim bu olaylarda bir takım kazaların sonunda oldu. Amerika'da objektif biçimde haber yapmaya çalışan bir çok basın görevlisinin işine son verildi. Bazı kazların sonunda bunların bir çok pisliğini öğrenebildik. Medya bu pisliği örtemedi; çünkü güneş balçıkla sıvanmaz.

Ama felsefe ve öz değişmez. Felsefe şudur: liberalizmi, global patronları ve masonları desteklemektir.

MARX HAKKINDA

Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
Üye488 yazı
MARKS HAKKINDA

Bağlantı koptuğu için yazıyı tamamlayamamıştım. Sevgili Mim;

"MArksist ideoloji totaliter boyut taşıdığı için tehlikelidir ve bu yüzden Marksizmi sevmiyorum ama Marks'ın bir çok yorumu halen önemlidir ve ondan öğreneceğimiz çok şey hala var." diyorsun.
Eger bir varsayim yanlis ise, bu yanlisin varsayimin üzerine oturtturulan varsayimlar dogru varsayimlar dahi olsalar, netice yanlistir." demişsin.

Önce şunu söylemem gerekir:

1. Marks'ın bir tane varsayımı yok, bir çok varsayımı var. Ayrıca ben onun varsayımlarından ziyade vardığı bazı sonuçlara karşıyım.

2. Sosyal bilimler matematiğe benzemez. YAnlış varsayımlardan doğru sonuçlar çıkarılabilir.Örneğin şu varsayımları ele alalım:
a.)Genelde erkekler kadınlardan daha akıllıdır

b.) Akıllı olmanın göstergelerinden biri de başarılı,zengin veya saygın olmaktır.

Gözlemlere baktığınızda gerçekten erkelerinin bir çoğunun daha başarılı, daha zengin olduğunu farkedebilirsiniz. Varsayımınız yanlıştır belki ama bulduğunuz sonuç doğru olabilir.

Şimdi burada uzun uzun bu konuları tartışmak istemiyorum.

Sevgili Mim bana iki de bir çözüm ne diyorsun?

Ben sana çözümün A.B ve IMF'den geçmediğini söyledim. Çözüm aranırsa bulunabilir. Bu ülkenin yetiştirmiş olduğu pek çok değerli insan var ve vardı. Bunlar bir çok çözüm üretti eğer uygun imkan verilseydi ne çözümler üretecektik. Ama cunta zihniyeti, antidemokratik güçler bizi yıllarca konuşturmamak için her yola başvurdu. Yazdıklarımız ortadadır faydalanmak isteyen varsa açar okur.
Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
Üye488 yazı
Sevgili Mim

Yanlış netice diyorsun. Ataerkil bir toplum düzeniinden dolayı erkekler gücü, parayı kendi egemenlikleri altında bulundurdular. Sen buna yanlış diyorsun, demek ki feminist düşünce ve kadın hakları gibi şeyler durup dururken ortaya çıkıyor.

Çevrenize bakın işadamlarının kaçta kaçı kadın? Üstelik yıllarca kadın hakkından söz edilmesine rağmen?

Kadınların kaçta kaçı çalışıyor, bakta gör? Türkiye'de kadınların büyük çoğunluğu çalışmıyor. Koca dayağı yemeyen kaç kadın var acaba? Hala kadınları miras bırakmayan, onları okutmayan bir çok insan var bu ülkede.

Kız çocukları okumaz, kız çocukları okusa ne olacak, kızların yeri evidir, kadınlar ev işi dışında bir iş yapamaz diyen anlayış hala var.

Tüm bunlara rağmen erkeklerin iş hayatında, toplum hayatında, politikada kapladığı geniş alana rağmen sonuç yanlış diyorsun.

Tıpkı liberalizmi haklı çıkarmak için yaptığın işler gibi.

Sosyal bilimler, matematik gibi değildir çünkü olayı etkileyen binlerce, milyonlarca etken vardır.

Sayın Mim okumadan konuşan bir insan olduğun için böyle şaşırabilirsin, binlerce çözüm üretidi ama sizin gibi liberaller bize değer vermedikleri için, okumadıkları için böyle oldu.

Kendim için söylüyorum. Bulduğum çözümleri okuyacak bir merci bile göremedim. A.K.P deme bana, onlar A.B ve I.M.F'den başka bir şey düşünemez.

Sayın Mim dışarıdan iyice hazırcı olmaya alışmışınız. Ezberci ve hazırcı olduğunuz için ve bundan başka bir şey düşünmediğiniz için üretilen düşüncelere önem vermiyorsunuz. Kendi ürettiğiniz doğru düzgün proje bile yok, hep A.B'den gelecek, I.M.F'den gelecek sizler de yapacaksınız öyle mi, o zaman senin 17'lik bebek bile bunlardan çok daha fazlasını yapabilir. Çözüm ne diyorsun, söyledik, söylüyoruz, kitaplar yazılıyor, bu ülke de düşünen ve okuyan üreten hala bir kaç kişi var, ama siz okumadığınız ve çevrenizde olup bitenlere bakmadığınız için bunlarla ilgilenmiyorsunuz. Hadi bunu bıraktık, biz üç beş kişi olarak bir çözüm üretemedik diyelim, siz ne ürettiniz, niye hala başka çare yok deyip kopyacılığa başvuruyorsunuz.

Bak burada bebelere iki de bir demokrasi dersi veriyorsun. Sana şunu söyleyeyim: demokrasi çözüm üretmektir ve kendi aklına beynine güvenmektir. En ufak bir projeniz yok, kalkıp burada ona buna demokrasi dersi veriyorsunuz.

Sizin o kötülediğiniz hiyerarşik sistemden farkınız ne? Onlarda A.B mevzuatlarını, ImF planlarını kopyalayıp uygulayabilir? HAl böyleyken başkalarını kötülüyorsun.

Kendimi ve kendim gibi olan bir çok kişiyi bırakıyorum,aklı vermeyi de bırakıyorum, çünkü en uafak bir eleştiriye ve öneriye açık değilsiniz, A.B'ci olmayanları ve A.B dışındaki tüm çözümleri ön yargılı biçimde kabul etmediniz. Ayrıca farklı bir çözüm de üretemediniz, o zaman siz ne diye iktidar oldunuz?

Demokrasi millete kulak tıkamak mı? Ne zaman milleti çağırıp, düşünen insanları çağırıp hadi çözüm üretin dediniz? Ne zaman kendiniz çözümler, planlar, teoriler üretip ortaya çıktınız. Cevabı vereyim: hiç çözüm üretmediniz. Çünkü sizin kendi içinde bile demokartik yapınız yok. Sonra kalkıp asker şöyle asker böyle diyorsunuz.

"Egitim hususunda birsey daha ögrenmelisin. Askeri kislada veya okulda, Demokratik bir egitim almayan bir insan, edindigi bilgileri kreatif ve verimli bir sekilde kullanamaz. Cünkü ezberlemistir.Askeriyede demokrasi olmadigini, alt-üst oldugunu da biliyorsun herhalde.??" demişsin. Siz yıllardır ne yaptınız peki?

Sizin kendi içinizde nasıl bir hiyerarşik yapıda olduğunuzu cümle alem biliyor. Biz A.K.P'yi de biliyoruz, şimdi gelip bunları bize mi anlatıyorsun?

Bir yaşına girdik diyorsun, daha kaç yaşına gireceksin dur bakalım.

Hiyerarşik yapılar böyle şöyle diyorsun, özelleştirmeyi savunuyorsun. Şirketlerin bir çoğu hiyerarşik, en tepede patronlar var, diktatör patronlar, nereye geldin şimdi, 17'lik bebeğin bize anlatıklarını liberalizm masalı altında başka bir kılıf altında bize anlatıyorsun.

Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
Üye488 yazı
Sayın Mim gibi düşünenler "pozitivist" ve Aristo mantığı ile hesap kitap yaparlar.

Pozitivizm ile ırkçı düşünceye bile ulaşmak mümkündür. Varsayımlardan hareket edelim.

Varsayım1. Zekanın en önemli göstergelerinden biri başarı, para ve toplumsal saygınlıktır.

Varsayım2. Beyaz ırk siyah ırktan daha zekidir.

Gözlem: Bir çok zenci ve Afrikalı en sefil koşullar altında yaşamaktadır.

Yanlış varsayımlardan doğru bir netice.

İşte ırkçı düşünce buna benzer, pozivist ve Aristocu düşüncelerden ortaya çıktı ve Sayın Mim bize nelerden söz ediyor?
Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
Yeni Üye6 yazı
Çağdaş köleci sistemin dayattığı; özünden uzaklaştırılmış, temel insani değerleri katledilmiş, doğaya ve canlıya küstürülmüş, cinsler arası eşitsizlik uçurumlaştırılmış, karşı cinsi yalnızca bir et yığını olarak gören, bir gözünden kan diğerinden meta ve para akan, bütün duyguları silahlandırılmış, tek tippleştirilmeye çalışılan, modern(!) bir insan(!) şablonuna oturtulmuş mecbur bırakılmış bir toplumun bireyleri.
Bütün kuşatanları, kurumları ve sunduğu zehirli bal misali fırsatları ve nimetleriyle adına çağdaşlık, modern toplum, hümanist insan... ne denirse densin avuçlarına teknolojik mekanikliği ve soğukluğunu da almış olan bu dev çarka düşen "demirden leblebileriz biz" diyen, kendini "patoskıran, çarkdağıtan" olarak gören "GERÇEK İNSAN ADAYLARINA" bizden en devrimci ve yurtsever selamlar...
"yıllara meydan okurcasına düşmana inat" ,"kör gözüm parmagına sokarcasına " kirletilen kelimeler degil benlikleri olan insancıklar bu kadar mı çok korkuyorsunuzki, asıl olan yaşamdan kaçıp dünyayı degiştirecekmiş gibi ideolojik kalıpların altında bocalamayı seçiyorsunuz.doymadıgınız toprakları savunmayın ama bir sorun bakalım ne ektiniz bu topraga ellerinizle alternatif yaşam kültürü olmayan teorik ezberci militancılık oynayan figuranlar ne anlarsınız ekonomiden o bunu demiş bu bunu demiş işçiye köylüye ne emekçiye ögrenciye ne afrikalıya ne asyalıya ne ne üretiyorsunuz ne üretim ilşkileri içinde neredesiniz kimlerle ne üretiyorsunuz dergi bünyesinde net,lerden başka neredesiniz hangi örnek sosyal bir yapılanmanız var adı solcu olan herkese bu cümleler.üretim ilişkileri olmadan neyi degiştirip yerine ne koyacaksınız.türkiye solu tarihnde fatsada ki örnek belediyenin dışında nerede bir sosyal organizasyon oluşturabildi,köy enstütilerinin devrimci özelliklerine uygun bir yapılanma için nasıl bir çalışmalar var bugüne kadar hep laf salatası kendine muhalif sol kominizm hastalıgı başka...? binlerce insan öldü bu topraklarda hiçmi örnek alınacak yada yaptıgı insani dogruların yanında saf tutulacak insan yok türkiyede.bireysel yada toplumsal kurtuluşun yolu birbirinden koparak sözüm ona biz farklıyız biz a,cıyız -b,ciyiz gibi hiç bir maddi temeli olmayan bölünmelerin neye hizmet ettiği ortada iken hala herkes bir tarafa çekmekte,tarikatlardan farkı ne bu tekkelerin üretecegiz beyler bir çatı altında bir bayrak altında kendi topragını savunmayan ekmez,ekmeyende bu kadar savunur laf ebeliğiyle.fırtınanın ortasındayız mücadelenin cephesi belli ama kafalar almıyor tabiiki işlerine gelmiyor kolay olan muhalefet etmek onun için herkes genaral oluyor halk da asker yürü deyince peşlerine takılacak :)) gülerim tabii burjuvazide ....üyle gülüyor,

ATATÜRK'TEN SON MEKTUP

Siz beni halâ anlayamadınız .
Ve anlamayacaksınız çağlarca da...
Hep tutturmuş "Yıl 1919, Mayıs'ın 19'u"diyorsunuz.
Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övüyorsunuz .
Mustafa Kemâl'i anlamak bu değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Bırakın o altın yaprağı artık,
bırakın rahat etsin anılarda şehitler.
Siz bana, neler yaptınız ondan haber verin.
Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin ?
Mustafa Kemâl'i anlamak yerinde saymak değil.
Mustafa Kemâl'in ülküsü, sadece söz değil.

Bana, muştular getirin bir daha,
uygar uluslara eşit yeni buluşlardan..
Kuru söz değil, iş istiyorum sizden anladınız mı ?
Uzaya Türk adını Atatürk kapsülüyle yazdınız mı ?
Mustafa Kemâl'i anlamak avunmak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Halâ, o, acıklı ağıtlar dudaklarınızda,
halâ oturmuş, 10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz .
Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın !
Uluslar, fethine çıkıyor, uzak dünyaların..
Mustafa Kemâl'i anlamak gözboyamak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil..

Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız ;
laboratuvarlarda sabahlayın, kahvelerde değil.
Bilim ağartsın saçlarınızı.. Kitaplar..
Ancak, böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar...
Mustafa Kemâl'i anlamak ağlamak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Demokrasiyi getirmiştim size, özgürlüğü..
Görüyorum ki, halâ aynı yerdesiniz, hiç ilerlememiş,
Birbirinize düşmüşsünüz, halka eğilmek dururken.
Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız gülen ?
Mustafa Kemâl'i anlamak itişmek değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla.
Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla.
Bu vatan, bu canım vatan, sizden çalışmak ister,
paydos övünmeye, paydos avunmaya, yeter, yeter !
Mustafa Kemâl'i anlamak aldatmak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil...

e tabii atatürkçüde degiliz diyorsunuz ama marks stalin mao anadolunu bagrından çıktılar yürüyün
Recep yazıcıoglu,muammer aksoy,a.taner kışlalı,turan dursun,ugur mumcu,gaffar okkan,eşref bitlis,ve nice üretken insan sizin için bir anlam ifade etmeyebilir,onlar size göre sistemin adamı
siz kendine muhalifler kendi ürettiğiniz degerlerin ne oldugunun bilincindemisiniz nasıl yozlaştırıyorsunuz devrimciliği anti emperyalizm nedir ?haklı bir soru birşeyin karşısında isen ne oldugunu nasıl oldugunu ve en önemlisi nerede oldugunu ortaya koymaktır.haa ezilen halkların yanında işçi sınıfını ve köylünün ama onların sizden haberi yok.benim memleketim topragında doyamadıgım topragın bekçisi olarak diyorumki sag sol ileri geri bu bizim ürettiğimiz bir olay degil bu bizi böyle daha kolay yutabilmek için hazmı kolay olsun diye sermayenin bir ayak oyunu siz de bilincindesiniz ama bencillik ,muhalefet, farklı olmak, ben merkez,benim olsun küçük olsun mantıgı ve kendi yaşantılarını kolaylaştırmak için birilerini yönetme ihtiyacı duyan tatlı su sazanlarının işine gelmez.çünkü:atıklarla beslenmek çalışmadan bedel ödemeden çakalların işidir,sinsi olurlar,ailesini geçindirmek için önüne sürülen sosyal kalıpları reddetemeyip devlete nüfuz etmeyi bir amaç bir kurtuluş gören toplumun gariban polisini vurmak,zorunlu veya kadrolu askerini vurmak sokaklarda üniversitelerde onlarla karşı karşıya gelip kaosu arttırmak fırsatın bulupda standartları yükselincede ideolojisine çalım atıp bir zamanlar bende muhhabetleri,...
türkiyedeki sol,sag ve benzeri hareketlerin kimler tarfından yönlendirildiği bilgili ve ilgili insanların dikkatindedir.ama bazıları hala bu ajanlıkların senaryolarında figuranlık veya konu mankenliği yapmakta karalılar.sözüm ona sistemle uzlaşanlar işbirlikçi hain karşı devrimci,siz nereden hava soluyorsunuz ayaklarınız nereya basıyor,kimin ekmegini yemektesiniz.UYANIN ARTIK UYANIN açın gözünüzü ömür dedigin geçip gidiyor arkanızda kalanlara onurlu bir bayrak bırakın...
Ailelerinin kendilerinin sorumluluklarını taşıyamayanlar neleri devirmekle ugraşıyorlar hele bu zamanda geçti beyler çocukluk hastalıgı geçti,kahpece öldürülenler kahramandır davasını sürdürmeyende hain ama sonu olmayan bölünmelerin kime ne kazandırdıgı ortadadır,geçmişin kadro (MYK)üyeleri nerelerde hangi finans şirketlerinden,istihbaratçılarından beslenmekte biz biliyoruz.

Yerleşim Türkiye / istMeslek Emekli
Yeni Üye6 yazı
sen inançsızlıgın bataklıgına düşmüşsün,kelimerin içini dolduramadın,ben ne islamcıyım,ne faşist nede atatürkü tabulaştıranlardan,yurtseverlik bilinci bu anlaşılmaz degil ama bazıları kendileri gibi görür başkalarınıda,yeryüzünde inanmadıgım tek şey particiliktir çünki her türlü pisliği ve hilleyi orada pratige dökerler asıl yazarlar sahnede yoktur..
birazcık demokrasinin varlıgıymış ne demokrasisi, hangi demokrasi kimin demokrasisi sen bunlarımı tartışacaksın,olmayan demokrasi ile sorunum yok .Anlamak istemeyenler için bir önsözü ne güzel ters yüz ediyorsun,bu topraklarda kazanılan ekmek ,halkın ekmegi adalettir sen nasibini fırıncıdan aldıgın ekmek sanma, kazanıpta yedigin yetimlerin hakkıdır.Soludugunuz hava istikhakınız boşa harcamayın.


2023 PLATFORMUNA DAVET

27 Aralık 2004

100. Yıl Mutabakatı


Sayın Vatandaş;

YOLA ÇIKIYORUZ...

Brüksel'e uğramadan...Beyaz Saray'dan icazet almadan...Kudüs'ten esinlenmeden...Moskova'da alternatif aramadan...

Bu ülke ve milletimize karşı had safhaya varan ve sabrımızı taşıran cüretkarlık dalgasına karşı YOLA ÇIKIYORUZ...

Rotamızı 2023'e çevirip;

Hedefimizi; 100. Yıl Mutabakatı çerçevesinde

100. Yılda TAM BAĞIMSIZ; ÜNİTER; ÇAĞDAŞ ve DÜNYA GÜCÜ BİR TÜRKİYE olarak belirliyoruz.

Yukarıdaki prensipleri ve hedefleri "çağdışı" ve "erişilmez" bulan iliştirilmiş beyinlerle konuşmanın bir faydası olmayacağının ve SÖZÜN BİTTİĞİNİN farkında olarak;

Sabırla, bilinçle, akılla, emekle ama en önemlisi bu ülkeye kastedenlerin yöntemlerine bire on karşılık vermeye ve Türkiyemiz aleyhine başlatılan süreci NE PAHASINA OLURSA OLSUN DURDURMA kararlılığı ile;

"Ülke elden gidiyor" gibi nihayetinde yılgınlığa, ümitsizliğe ve provokasyonlara zemin hazırlayacak bir psikolojiye kapılmadan; "Ülkemi nasıl geri alırım"'ı soğukkanlı ve telaşsız bir şekilde kurgula****;

Nefesimizi ve stratejimizi; aynen milletimize kastedenlerin yıllarca yaptığı gibi zamana yayıp; "kurbağanın altındaki suyu yavaş yavaş ısıtma" taktiğini unutmadan ve bu ülkeyi bölmek isteyenlerin provokasyonlarına alet olmadan

YOLA ÇIKIYORUZ

Yerleşim Türkiye / istMeslek Emekli
Yeni Üye6 yazı
Derin devleti anlamanı beklemiyorum,ancak senin gibiler böyle yorum yaparlar,buzdagının görünenini yada gösterilmek istenileni yorumlamak kolayınıza geliyor, ATATÜRK CUMHURİYETİ nin yıkılması için o kadar iştahlısınız ki! bilmiyorsunuzki salyalarınız sizi bogacak.
Elinizden gelen ancak kelimelerle oynamak ,onu da beceremiyorsunuz içi boş sloganlara dönüştürüp nefretinizi kusuyorsunuz.
Medya gibi, sizinde derin devlet olarak göstermek istediğiniz olayların ve içinde yer alan kişilerin hangi çıkar çevrelerini temsil ettikleri bugün dahada net bir şekilde ortaya çıkmaktadır.Kuşatılmışlıgın ortasında hileli oyunlarınızı bozmamız zorunuza gidiyor,(leylegin günü lak lak la geçer!) daha çok makaleler yazacaksınız maskeleyerek gerçek emellerinizi.

türübünlere oynamak hoşuna gidiyor ancak taraftar bulamayacaksınız...

Açık açık işgal edemedikleri yurdumuzu,satılmış hainlerle ve yetiştirdikleri ajan provakatörlerin çabalarıyla ,ulusal bütünleşmeleri parçala****,kültürel dejenerasyonla başaracaklarına inananlar büyük hüsrana hazır olun.
Kıbrısta, (http://www.uhhistanbul.com/basin.htm)
Kafkasyada,
kuzey ırakta
küresel diktatörlügün uşaklıgını yapanlar hakettikleri cevabı alacaklardır.
İdealist ,irticacı,cuntacı,islamcı,atatürkçü,devletçi vb kavramların bir anlam ifade etmedigini bir kez daha yeniliyorum.Sahip çıktıgımız degerler ortada insanların kafasını bulandırmaya çalışman mesleginiz işinizi yapacaksınız biz de bozacagız.

AKP nin yerini alıp onların yapamadıklarnı tamamlıyacaksınız anlaşıan stratejinin devamında başka partilerde var adım adım hedefinize varacaksınız hemi.! ne yazıkki ne sen ne senin soyun bunu göremez.

Size yanıtı topragın altından haykıran A.TANERKIŞLALI veriyor
AHMET TANER KIŞLALI'NIN SON YAZISI
Tanrı'yı Kim Kullanır?
Giordano Bruno ne guzel soylemis: 'Kotuler Tanri'yi, Tanri ise iyileri kullanir!..'' Tanri peygamberleri kullanmis. Bilge kisileri kullanmis. Ataturk ve benzeri devrimcileri kullanmis... Ya Tanri'yi kimler kullanmis? Gerilere gitmeye ne hacet!.. Ne demis Turkiye'deki Nurcularin onderi Mehmet Kutlular ''- 28 Subat surecinin planlari Golcuk'teki Deniz Kuvvetleri'nde yapildi. Depremin üssü de orasi. Depremin olmasinda basortulu oğrencilerin okullara alinmamasi da rol oynadi...'' Hem de bunlari camide, Said-i Nursi icin duzenlenen mevlitte soylemis.
** Turkiye'deki Nurcularin aslinda iki onderi var. Birisi Mehmet Kutlular, otekisi ise Fethullah Gulen . Said-i Nursi Ataturk'u ''deccal'' ilan etmis. Cumhuriyete karsi savas vermis. Ama ilkin Demokrat Parti'yi yonetenlerden, arkasindan da Sayin Demirel 'den buyuk saygi gormus. ''İade-i itibar'' i sağlanmis. Derken sahneye Prof. Serif Mardin gibi, ozellikle Amerikalilar nezdinde buyuk sayginliği olan bilim adamlari cikmislar. Said-i Nursi'yi peygamberlik duzeyine cikaran, mucizeler yarattiğini one suren, ''Anadolu aydinlanmasinin oncusu'' gibi gosteren, ovucu kaynaklari alip karsit kaynaklara sirt ceviren, cok ''bilimsel'' (!) incelemeler dokturmusler.Ardindan, Sayin Mardin'in Turkiye Bilimler Akademisi'ne uye yapilmasi icin baskilar baslamis. İc ve ''dis'' baskilar... Ozellikle de basindaki bazi numaraci cumhuriyetciler tarafindan desteklenen ve koruklenen baskilar. Ve bu arada Fethullah Hoca almis basini gitmis. İsik evleri.. Oğrenci yurtlari.. Ozel okullar.. Devletin kose baslarina kadar uzanan bir imparatorluk.. Devletin okullarina devletce ''tavsiye'' edilen cumhuriyet ve cağ karsiti kitaplar. Papa ile sağlanan gorusme.. Devletin dis temsilcilerince havaalanlarinda karsilanmalar.. Elciliklerde konuk edilmeler. Nicin? ''İlimli İslam'' olduğu icin. Muslumanlari ''cumhuriyet ile baristiracaği'' icin!
*** Bir yanda Mehmet Kutlular. 17 yasindaki kizi dort yil once eroinden olmus. Depremi, ''turban'' i vesile edip, Tanri'yi en ilkel bir sekilde kullanmaya calisiyor. Ote yanda Fethullah Gulen. Son yillarda, kamu onunde ağzindan tek bir cumhuriyet karsiti soz cikmamis.
Devlet buyukleriyle iyi iliskiler kurmus. Ordu disinda hemen tum onemli kurumlarda onemli ''mevziler'' elde etmis. ABD'nin ''etkin'' desteğini sağlamis. Gorunuste Ataturk'e ve cumhuriyete saygili. Ama tum eğitim aği ile, cumhuriyetin temellerini ağir ağir kemiriyor. Amacina urkutmeden, acitmadan ulasma yontemini secmis. Kutlular ve Gulen. İkisi de Nurcu.. İnanclari ve amaclari ayni, yontemleri ayri. Hangisini secersiniz?.. Kirk katiri mi, kirk satiri mi? Hakkindaki bilgilerimiz arttikca, Sayin Gulen beni korkutuyor. Bay Kutlular'a ise gonulden tesekkur etmek istiyorum. En korlerin bile gozunu acmak konusundaki katkilari icin! Tanri'nin kullandiklari ile Tanri'yi kullananlari daha iyi ayirmamizi kolaylastirdiği icin!

bırak bu ayak oyunlarnı ben isim degiştirmiyorum ,delikanlılık ser de var, cenazemizi kıldıracak hocaya şimdiden selam olsun...!

Yerleşim Türkiye / istMeslek Emekli