siddetin durduramadigi bir bencillik ama bir o kadar guzel ve hapsedici. Iste bu TUTKU...
Yine o tarlanin kenarindaki yolda yuruyorsundur. Yine milyonlarcasi arasinda bir tanesi seni ceker. Yaklasirsin, yanina gidersin o papatyanin. Gozlerin baskasini gormez olur o an. Onun icin herseyi yapmak istersin. Dokunmak istersin. Dokunamazsin, orda, onunla olmek istersin. Ama birden hafif bir rüzgar eser ve bir baska guzel cicek kokusu gelir burnuna. Dayanamazsin onun kokusuna. Unutturur herseyi bir anda ve o kokunun geldigi yone gidersin. O papatya orda kalmistir, yureginin bir kenarinda. Paylasilmamistir bircok sey. Unutulmaz belki ama geri de donulmez ona. Iste bu ASK...
Yine o yoldasin. Papatya tarlasinin yanindan gecen. Ve yine bir papatya. Milyonlarcasinin icinde seni ceker. Gidersin yanina. Orda kalakalirsin.. O hic olmesin diye her seyi yaparsin. Tum gucunle onunla olmak istersin. Oradan seni koparacak hic bir guc olmadigina inanirsin. Ve orda onunla olene kadar birlikte kalirsin. Iste bu da SEVGI..

Mutluluk dışarıdan elde edilecek bir hal değildi.
Mutluluk ancak içimizden dışımıza taşacak bir hal olabilirdi.
Mutluluk bir koşula bağlanamazdı,
onun bir adı yoktu.
O değişmez olmalıydı, o her halde ve her yerde var olmalıydı.
O bir huzur haliydi.
Her ne olursa olsun hiç bozulmayan, azalmayan ya da artmayan bir duyguydu.
O gün tüm bu hali içinde barındıran yeni bir kelime öğrendim.
Sevgi.
Mutluluk ancak içimizden dışımıza taşacak bir hal olabilirdi.
Mutluluk bir koşula bağlanamazdı,
onun bir adı yoktu.
O değişmez olmalıydı, o her halde ve her yerde var olmalıydı.
O bir huzur haliydi.
Her ne olursa olsun hiç bozulmayan, azalmayan ya da artmayan bir duyguydu.
O gün tüm bu hali içinde barındıran yeni bir kelime öğrendim.
Sevgi.