Ne diyeyim Melih15 sana ....o kadar çok sevdiğim şiir var ki ama elbette onca şiirin arasında da en sevdiklerim var... ve sen tutmuş, onca şiir arasında ilk onda yer alan bir şiiri bulup, koymuşsun buraya...gözlerim doldu birdenbire...
Şu mısralar:
"Yar yar!..
Seni kara saplı bir bıçak gibi sineme sapladılar, " hakikaten de bir bıçak etkisi yapar ben de... fakat ne mutlu ki sitemin de acının da olduğu şiirler veya yazılar artık ruhumu acıtmıyor... Yalnızca duygusuna gömülüyorum ve orada kendime güzel bir yer ediniyorum...Sonra da başlıyorum izlemeye etrafı...
Eskilerin ruhumu yaralama oyununa bıçak attım.. Derin ve izi yıllara bedel bir yara!! Dilerim ki kendisiyle barışamayan, yarınından umut eksilten, kaçıp giden sevgi kuşlarını yakalamak için mücadeleden vazgeçen, serzenişlerine aşkı ekleyen, yüreğini kara zindanlara hapseden herkes de benim gibi barışır hayatla ve aşkla..
Aşkı anlattım romanımda...aşkı ve aşkın aslında olmayan tariflerini... Bir kadının ağzından döktüm acıları, şeytanın pazarını, pazarlıklarını... aşkın oyunlarını ve geçmişiyle barışamayanların asla dinmeyecek olan acılarını... Kadın karakterim can çekiştikçe ben de onunla yaşadım her bir ayrıntıyı satıraralarında... Kaç gece kan, kaç gece önünü alamadığım gözyaşları damladı satırlarımdan... O parçalandıkça ben de parçalandım onunla.. O hayat buldukça, ben de yeniden hayat buldum damarlarımda... Bazen nefes almayı unuttu aşkını yaşarken. Yol göstermeye çalıştım bulsun diye...yalnız bıraktım düşüncelerinde, tamamlasın diye... belki oldu belki de olmadı; o da siz okuyunca belli olacak...:)
Aşk bu hayatın yadsınamaz bir gerçeği.. Tıpkı acı gibi!! Ne olursa olsun her şeyi layıkıyla yaşamak gerekir diye düşünüyorum. Gel gör ki söz dinlemez kalp atışları, bilirim. Kimi zaman soluk bile aldırmaz. Yaşayın doyasıya, öldüresiye, çıldırasıya… yaşayın kana****, severek, boğularak, yüzerek… korkmayın en derinlere inmeyi karanlıklarda kaybolurum diye. Korkmayın ki mercanların, rengarenk balıkların, deniz kabuklarının güzelliğini görün. Hepsinin ayrı bir tadı var, hepsinin kendine özel duygusu. Yalnızca dokunun. Dokunduğunuzda mutlaka hissedersiniz bir şeyleri ruhunuzda. Isırganotunu hepiniz bilirsiniz. Küçük bir çocukken sırf merakım yüzünden ne de çok canımı yakmıştır, ağlamışımdır. Fakat kuruduğunda size acı vermez; hatta kaynatıp içtiğinizde yararı bile vardır. Anlayacağınız ne olursa olsun tadına bakmak, dokunmak, hissetmek lazım.. Ancak o zaman sevginin de acının da ayrılıkların da unutmanın, unutulmanın da farkına iyice varabilirsiniz.
Elinizde koca bir enkaz gibi bir aşk duruyorsa, önce enkazın size anlattıklarına bakın derim.. O enkazda size ve o kişiye ait yaşanmışlıklar ve paylaşmışlıklar bulacaksınız. Evet, evet alın şimdi elinize ve bir bakın.. ve lütfen sadece olumsuzlukları, ayrılıkları, acıları, hakaretleri, terkedilişlerinizi görmeyin orada.. Eminim birlikte geçirdiğiniz puslu şehir geceleri, yağmurlu sonbahar sabahları, ufak bir tebessümle uyandığınız ve yanağınıza yansımış gülümsemeleri de göreceksiniz.. Şimdi, alın bütün olumsuzlukları avucunuzun içine ve istediğiniz bir dağın en ücra köşesine uçurun elinizden. Kendinizi ve onu affetmeyi unutma****.. Sahiplenin hepsini, sahiplenin ve olabildiğince uzağa sevgiyle gönderin. Şimdi sıra olumlular da.. Alın onları da avucunuzun içine kalbinizin en güzel yerine yerleştirin. Sıcak tutun, üşümesinler. Koruyun ve onlara da hayatınızın sonuna kadar sahip çıkın…
DİYECEĞİM ODUR Kİ BU YENİ YILDA DA SEVGİ SEVGİ SEVGİ SEVGİ VE YİNE SEVGİ DAİMA SİZİN YANINIZDA VE YÜREĞİNİZDE OLSUN..
MUTLU YILLAR TÜRKİYE…
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...
ışık ve sevgiyle kalın.