Simit satardım, Kader Kısmet, Su, Çekirdek,Gofret,vb. günün şartlarına uygun benzer satışlarım olurdu. Her birinin kendine göre özeliği, güzelliği ve de stratejisi vardı.
Büyüdükçe, yaz tatillerinde, elektrikçilik, tesisatçılık, reklamcılık, fotoğrafçılık, çiçekçilik, taksicilik, dolmuşçuluk gibi benzeri işler yapmaya başladım. Bunların da farklı stratejisi vardı.
Üniversite yıllarımda ve iş hayatına atıldığım ilk yıllarda para ihtiyacı artmıştı ve zaman yetmezdi koşuşmalarıma.
Okuldan sonra bir işi bırakıp diğerine koşarken yorulurdum.
Hafta sonlarında şehirler arası ticaret daha bir yorucuydu.
Herkes dinlenirken, uyurken ben koşuşurdum. Hem sitem eder hem de çok mutlu olurdum çalışmanın verdiği o tadı aldığım için.
Artık o tür işportacılık yapmıyorum. Ama yolda giderken, simitci ya da herhangi bir satıcı gördüğümde çocukluk yıllarım aklıma gelir. Bir simit daha fazla satmak için geliştirdiğim yöntemler aklıma gelir. Kazancımda tüm T.C. vatandaşlarının hakkının olduğunu düşünürüm.
Aslında içimdeki duyguyu bastırmak için mutlaka birşeyler yaparım alış veriş gibi. ( bunu burada keselim bu konu uzun ve gerçek söylemek istediğim başka)
Ama bir şey hep dikkatimi çeker.
İnsanlar dilenenlere para veriyor da neden 300 bin TL. ye (30 ykrş.)a bir simit alıp yemekten imtina ediyor ki?
.............Tarlada buğdayı yetiştiren,
............Değirmende un haline getiren,
...........Karıp hamur haline getiren,
.........Ekmek yapıp yemeğimize katık eden,
..........Simit yapıp üstüne susam eken,
.........Kızgın fırın karşısında ter içinde pişiren,
...........Tablada taşıyıp, ayağıma 30 y.kuruşa getirenler
..... ...... Sizlere selam olsun.