Tanrı istese idi her şeyi tek renk yaratabileceği gibi, canlıların boylarını, renklerini, kilolarını aynı olarak yaratır. Her şey diğerinin eşiti olurdu.
Oysa ki Kainat Tanrı tarafından zıtlıklar manzumesi olarak yaratılmıştır. Hava hep sıcak olsa idi insan oğlu soğuk kavramını algılamayacak, hep gündüz olsa, gece tarif edilemeyecekti.
Her canlı aynı boyda olsa idi kısa ve uzun kavramları temelsiz kalacaktı.
Dünya hep iyilikler ile dolu olsa idi kötü tarif dışı kalacak belki de o durumda, iyi de anlamını yitirecekti.
İşte bu zıtlıklar dünyasında, Tanrının özene bezene yarattığı insanoğlu da zıtlıkları bünyesinde topla**** yeryüzünü şereflendirmiştir.
Yüce Allah Kur'anı Kerimin MEARİC Suresinin 19 uncu ayetinde :
”İşin gerçeği şu ki insan; aceleci, sabırsız, tahammülsüz yaratılmıştır."
20 inci ayetinde :
"Kendisine kötülük - hoşnutsuzluk dokununca, basar bağırır."
21 inci ayetinde ise :
"Kendisine hayır ve nimet ulaşınca ondan başkalarının yararlanmasına engel olur."
Demekte ve yaratmış olduğu insanoğlunun bazı zaaflarını böylece ona duyurmaktadır.
Öncelikle şu noktayı belirtmekte fayda olduğu inancındayım, Tanrının bu özel varlığı gene Tanrı tarafından önce bir kalıp yani beden olarak yaratılmış sonra bu bedene Tanrı ruhundan üfleyerek ona can vermiştir. Kutsal kitaplar böyle anlatıyor yaradılışı.
Demek ki insanoğlu dünyada kalıbı ve Tanrı vergisi ruhu ile beraber yaşamaktadır. Yukarıda belirtmiş olduğumuz gibi Tanrı yarattığı her şeyde zıtlıklara yer vermiştir İnsanoğlunun ruhu da zıtlıkları ve yukarıda söylediğimiz ve bizzat Tanrının Kur'anı Kerimde bildirdiği zaafları bünyesinde taşımakta, insan kalıbı içerisinde bu zıtlıklar ve zaaflar ile beraber hayatını idame ettirmektedir.
İşte ruhumuzdaki en büyük zıtlık iyilik ve kötülük kavramlarında kendisini göstermekte olup daha sonra insanoğlu, günah ve sevap kavramları ile tanışmaktadır.
Gene burada bir sual akla gelebilir. Tanrı hep iyi yaratamaz mı idi. Pek tabii ki, yaratabilir ve her şey iyi olurdu belki. Ancak Tanrı insandaki iyi ve kötü, güzel ve çirkin zıtlıklarını onun ruhunda oluştururken, Ona bir taraftan da sesleniyor:
Ey kulum ben sana akıl verdim diyor.
İşte yeryüzündeki insanoğlu o mükemmel varlık, iyiyi, güzeli, kötü ve çirkinden ayıracak ve kendisi doğruyu bulacaktır.
Pek tabidir ki doğru aranırken yol göstericilere de ihtiyaç vardır. Ancak yol doğru, yol gösterici uygun olmalıdır. İşte Hazreti Mevlana bu yol göstericiler içerisinde bütün dünya için çok önemli bir kilometre taşıdır.
- Işık görünmeden renk görünmez.
- Her şey zıddı ile anlaşılır.
- Noksanlar kemalin aynasıdır.
- Benliklerinden kurtulanlara, felek de secde eder, ayda, güneş de.
- Okuyan aklı miktarınca anlar.
- Atlaslara, ipliklere bürünen kişinin aklını o atlas, o ipek elbise hiç fazlalaştırır mı?"
BİR GÜN GELİR, BİR GÜN KALIR, BİR GÜN GELİR ODA BİTER
İYİ GÜNLER
İNCİ
İYİ GÜNLER
İNCİ