Ana içeriğe geç

Diğer Konular

Cuntacı, Mandacı, A. B. D Uşakları

BaşlatanLeventYayınlandıYorum17

İlk mesaj
A.B.D uşaklarının kim olduğunu sanırım anlatmama gerek yok. Halkı ellerinden geldiğince cahil ve okuma özürlü yaparak bu soytarılar ve hakiki mandacılar ülkeyi A.B.D pazarlamasını başardılar. Ama tabii daha doyamadılar çünkü bunlar doymaz. Hala İsviçre bankalarına yatırılması gereken milyarca dolar para bulmaları gerekiyor. Bunların derdi, imanı para. Daha önce de söyledim bunlar para için herşeyi yapar.
Doymadıkları için bunlar, sülük IMF'yi yanlarına alarak halkı daha etkili biçimde sömürmenin yollarını düşünüyorlar. Bunlara karşı ne yapmak lazım? Zor bir soru ama cevapsız ve çözümsüz olduğunu sanmıyorum.
Herşeyden önce bunlara karşı bilinçlenmek gerek. Zor bir şeydir bilinçlenmek farkındayım.Ama zoru da başaracağız.[/b]
Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Danışmanlık
YORUMLARTopluluk ne düşünüyor?
17 yorum
MİM ben ne diyorum nasıl cevap veriyorsun. Başka çözüm kalmadı filan demek çözüm değil. Çözüm bizde, bizim mücadale gücümüzde.İnsanı ve insan olmayı küçümseme. Çözüm yok deyip burada acizlik mesajları verme. A.B'nin verecek bir şeyi yok diyorum, siz ise başka türlü kaçamak yanıtlar veriyorsunuz.
A.B Türkiye'ye ne verecek? Karşılığında ne alacak? A.B'ye ne zaman gireceğiz? Serbest dolaşım hakkı ne zaman tanınacak? Bunlara tatmin edici cevaplar vermiyorsun, söylediklerin cevap filan değil MİM.
Kurtuluş savaşında başka çözüm yok deyip A.B.D mandacılığını savunalara benziyorsunuz. Veya demokrasi için Ordu göreve diyen insanlardan farkınız yok.
Kısaca egemenlik devredilmez ve verilmez. Söyleyecek bir şeyin varsa gel delillerinle söyle.
Her şey yolunda filan değil. Fransa karşı, Danimarka karşı, İsveç karşı. Verdiğim yorumlar yeni. Ayrıca herşey yolunda olsa ne olacak?
Bu arada 17 Aralık filan umrumda değil, ben öyle günlere endeksli değilim. Çünkü oyunun ne olduğunu biliyorum. Yapılanlar kısaca şöyle:Bulandırma, kafa karıştırma günü kurtarma ve zaman kazanma. Biz daha onlarca,yüzlerce-binlerce 17 Aralık göreceğiz Mim.
Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
Bu yazıda A.B'yi tartışmak istememiştim konu başka bir şey idi.

Bazı kimseler hala darbelerin anlamını ve demokrasiyi anlayamadı. Demokrasi deyice patronlar liberalizmi, cuntacılarda halkın geri zekalı olduğunu anlıyor. Yıllardır böyle. Ellerinde gücü bulandıranlar demokrasiden bu yüzden korkuyor.
Patronlar korkuyor çünkü ucuz para kazanma ülkesi Türkiye. Faizle, rantla paranız varsa çok kolay para kazanabiliyorsunuz, yolsuzlukla istediğiniz bir çok şeyi elde edebiliyorsunuz. A.B.D'li, A.B ve Türkiye'li patronlar bu yüzden Türkiye'yi seviyor.
Üstelik Türk halkı sabırlı, söz dinliyor, itiraz etmiyor. Geleneğinde itiraz diye bir şey yok. Hal böyleyken adamlar çok memnun tabii.
A.B.D gibi ülkeler ise üçüncü dünya ülkelerini yola getirme ve onları terbiye etme konusunda epey kafa yormuşlar. İnanılmaz yöntemler var. Kapitalist A.B.D söğüşlemek için eline geçen her türlü fırsatı değerlendirme derdindedir. Bu yüzden A.B.D için bizim gibi ülkeler birer nimettir.
A.B.D istediğini nasıl yaptırır anlattık?
1. Siyasi partileri satın alarak ve o ülkedeki siyasi yaşamı bir çok koldan denetleyerek. Örneğin A partisi sol bir çizgide görünür, bas bas bağrır, başka bir parti sağ çizgide görünür; siz ise bu ikisine bakarak ne kadar farklı şeyler sözlüyor dersiniz. Halbuki bu iki partide A.B.D'ye bağlıdır ve söyleyecek bir şeyleri yoktur. Bunlar için demokrasi bir oyundur. Yani parayı veren düdüğü çalar.
2. Etkili bürokratları parayla, başka armağanlarla kandırarak. Bu şekilde darbeler bile yapmak o kadar zor olmaz.
3. IMF gibi aktörlerle ülkenin ekonomisi ele geçirilerek. Böylece ülke kıpırdayamaz. Kıpırdarsa dolar yükselir, borsa çöker. Çünkü yabancı sermaye ülkenin ekonomisini ele geçirmiştir.Her şey bir anada allak bullak olur. Bağlandıkça bağlanırsınız ve sonunuz giderek bağlanmak olur. .en sonunda ise yem olkursunuz.
4. Taşaren patronları destekleyerek. Taşeron patronların çoğu A.B.D yanlısıdır. Medya ve televizyon kanalları bunların elindedir. Çünkü para bunlardadır ve liberalizmin kuralı budur. Parayı veren düdüğü çalar hikayesi.
5. Kotro gerilla ve onların uzantıları Gladio tipi örgütlenmeler hem sağ hem sol koldan örgütlenerek. Bunların amacı çok yönlüdür. Terör çıkartıp darbe yaptırmak, kargaşa ortamı yaratmak, IMF karşıtlarını ve demokratları yok etmeye kadar uzanır.
6. Yukarıdakiler sökmüyorsa Irak, Panama ve başka ülkelere yapıldığı gibi direk askeri operasyonlarla.
Ama siz yine de bu anlatılanlara inanmayabilirsiniz. HAla darbeler olmasaydı, cuntacılar olmasaydı halimiz çok kötü olurdu diyenlerden olabilirsiniz. Ama ne yazık ki gerçek bu.
Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk


Peki A.B.D'yi yöneten ne? Liberalizm ve kapitalizm kuşkusuz.
Liberalizm ve kapitalizm A.B.D için en başta olan değerdir. Demokrasi daha sonra gelir. Tüm yukarıda saydıklarımın aynısı bir başka biçimde A.B.D için geçerlidir. Silahlı cinayetler yüzünden binlerce kişi ölür ama silah satışı serbesttir? Neden çünkü patronlar böyle ister? Örneğin patronlar istediği için Vietnam savaşı yapılır veya barışı savunanlar hapse atılır. Bugünde IRAK savaşı yapılıyor niye Patronlar istediği için. Petrolü ele geçirecekler oraları istediklerei gibi yönetecekler. A.B.D geçmişte SUUDİ ARABSTAN'ı ne diye destekledi, veya KUVEYT VE BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİNİN ROLÜ NE? Bunların rolü A.B.D için uşaklık yapmaktır. A.B.D o kadar zengin olmasına rağmen bir türlü doyamıyor. Dediğim gibi bunlar doymaz, işin felsefesi de bu zaten. Asla doymamak hep yemek ve sömürmek.
Üye olmak istediğimiz A. B'de liberal değerler savunulur. Halbuki 21. yüzyıl liberalizmin sonu olacaktır. Totaliter sosyalizmin yıkılması gibi liberalizm yıkılacaktır.
Yakın bir zamanda liberalimin ifla etmesiyle parayı veren istediği her altı yiyemeyecek, masum insanları öldüremeyecek, darbe yapamayacak, İSviçre bankalarına çalınan paraları yatıramayacak, para için çocukların masum insanların böbreklerini çalamayacak ve zorla alamayacaktır. Olay budur. Mim ile aramızdaki temel farkta budur.
Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
Kırmızı başlıklı kız hikayesini biliyorsunuz? A.B.D ve A.B birde liberalizm bu hikayeye uyar. Dediğim gibi bu ülkeler için Türkiye *** bir ülkedir. *** olduğu için sömürülmesi gerekir.
Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
A.B'ye girerek derin devleti kaldıracaksınız öyle mi? Bir kere A.B'ye girecek misiniz, gireceksiniz hangi koşullarda, ne zaman gireceksiniz o bile belli değil.
Adamlar zaman kazanıp Türkiye'yi nasıl sömürebiliriz diye düşünüyor. Çünkü onların gözünde Türkiye sömürülmesi gereken *** bir ülke. Ve hep *** olarak kalması gerekiyor. A.B.D'liler zencilere nasıl bakıyorsa A.B'de bir çok kişi olaya böyle bakıyor.
Peki gerçekler neden söylenmiyor. Söylenmiyor çünkü bir oyun bu. Her iki tarafında işine öyle geliyor. Bu oyuna göre A.B "hayır" deyip gerçekleri söylerse Türkiye yörüngeden çıkar ve Türk halkını kandıramam, Gümrük Birliği ve başka şeyleri savunamam, yani sömürgemi kaybederim diye olaya bakıyor. Bizim iç mandacıların bir kısmı da bu işten çok memnun. Bakma söylenenlere, çünkü böylece insanlar hiç olmazsa teselli bulmuş oluyor.
Bu oyun kırk yıldır oynanıyor ve oyun hala devam ediyor. Ne kadar sürecek peki?
Türkiye on-yirmi yıldan önce üye olamaz deniyor zaten. On-yirmi sonra bile üye olup olmayacağı belli değil.
Üstelik A.B'ye girersek bile derin devlet öyle kalkmaz. DEmokrasi mücadeleyle kazanılır, lütufla değil MİM. Başkası verecek diye beklersen daha çok beklersin. Dilencikten ziyade kendi öz gücüne, kendi beynine, aklına güven.
Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
KENDİ AKLINA, BEYNİNE, VARLIĞINA GÜVEN, BİLİNÇLİ OL . ÇARESİZ OLDUĞUNU DÜŞÜNME, ÇÖZÜMÜ ARAYAN ONU BULACAKTIR. ÇÖZÜM ŞİMDİLİK BU. ÜSTELİK BENİM ÇÖZÜMÜN NE OLDUĞU TAM OLARAK BELİRTMEMEM, ÇÖZÜMÜN OLMADIĞI ANLAMINA GELMEZ. ÖLÜMÜ GÖSTERİP BİZİ SITMAYA, FELCE RAZI ETMEYE KALKMA. BU ARADA DAHA ÖLMEDİK VESSELAM.
Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
Devlet, milletin içinden çıkmış ve milletin organize olmuş halidir.
Kendini bir ideoloji ile donatmıştır. Milletleri Millet yapan özelliklerin başında ise KÜLTÜR gelir.
Eğer siz bir Alman gibi yaşıyorsanız babanızın kanı Türk diye siz Türk olmazsınız.
Ya da ilk çağ örneği hatta İslamiyetin bile mücadele ettiği bir Arap kültürü ile yaşıyorsanız artık size Türk demezler Arap derler.

Çok uzaklara gitmeye gerek yok Anadoludan yüzlerece millet ve devlet geçmiştir.

Devletler kurulur, yıkılır, esir düşer, işgal altında kalır, kurtuluş savaşı verir yeniden kurulur vs vs. Ama o devletin ana unsuru millet yaşarsa o devlet de millet de yok olmaz...

Eğer Milleti millet yapan unsurlar yok olmuşsa o millet de tarih kitaplarında yerini alır. Etiler gibi, Firikler gibi, Asurlar gibi, vs. vs . vs.

Türkiye Cumhuriyetindeki, statkoculuk sonucunda doğan yanlış uygulamalara çatma bahanesi ile milleti var eden unsurlar birer birer yıkılıyorsa orada biraz düşünmek gerek.
Amacınız üzüm yemek mi bağcı dövmek mi?

Yoksa akılnız sıra bu memlekette sizden başka akıllı kalmamış gibi çağdaş düşünceler saydığınız kavramlara sarılarak ve neo-jöntürkleri oyna**** önce devleti sonra da bu milleti mi yok etmek istiyorsunuz.

Bu topraklarda kaybolmuş bir topluluk olmayacak TÜRK MİLLETİ siz isediiniz için ya da AB istediği için.
Anadaolu TÜRKLERİ birileri istedi diye Hun Türklerine de benzemeyecek, Suriye Türklerine veya Bulgar Türklerine.

Avrupalıların yeni asimlasyon politikasının kılıcını sallamaya devam edenlerin öğreneceği çok şey var.

Üstü kapalı hakaretleri, saldırıları bırakalım.
Herkes safını ve yerini daha açık ve net belli etsin. Biz de cevaplarımızı ona göre verelim.
Ülkenin menfeatine birşey varsa o da açıkça ortaya konulsun ki bizde öğrenelim yanlışlara karşı hep beraber savaşalım.

Kalın sağlıcakla.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
merhabalar...

valla uzun zamandan beri ilk defa ılımlı ve gayet net olarak bir yazı okudum bu başlıklar altında...inanın bazen okumak bile istemiyordum çünkü hep aynı gediklerde(!) dolanıp duruluyordu..ve fazla gerilimli(!) cümleler dönüyordu..yazılanlar yorumlanmak istenildiği gibi yorumlanıp, asıl anlatılmak istenenden uzakta bir politika izlenilmeye, izletilmeye çalışılıyordu...

Ben onu bunu bilmem ama çok güzel bir laf vardır, bilirsiniz: "Kale her zaman içerden yıkılır"..!!!!!
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Siyahbeyazöyküler yazdığım şeylerle sizin yazdıklarınız arasında bir bağlantı kuramadım. Ne demek istediğinizi açıklarsanız sevinirim? Ayrıca anlatılmak istenen nedir sizce? Neyi anlatamıyoruz? Gerilimli olan ne? Nasıl anlatmalıyız? Bunlar hakkındaki yorumlarınızı da merak ettim doğrusu.
"Kale içeriden yıkılırmış" diye yAzmışsın. Biz ne yazdık??????? Göstere göstere bunları yazıyoruz daha ne diyeceğiz?
Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
Şu da var: burada yazdığım bir çok yazı 12 Eylülcü YÖK mezunlarını ilgilendirmez. Onlar gidip böcek ve çiçek edebiyatı okuyabilir. Veya telovele seyredip, akşamları GORA izleyebilirler. Pembe dizileri de unutmuyorum. Onlara söyleyecek bir şeyim gerçekten yok. Sanırım bu konuda anlaşıyoruz. Burası demokratik bir platform olduğuna göre hiç olmazsa bırakın da burada konuşalım.
Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk

HABER

"Türkiye'de Kitap Okunmuyor
40 milyon kişi hiç kitap okumazken,nüfusun yüzde 94'ü TV seyrediyor.
KİTAP OKUMA

"Toplumun yüzde 94'ü televizyon seyrederken, ancak yüzde 4 buçuğu kitap okuyor. Düzenli kitap okuyanların oranı ise onbinde bir.

Düzenli okuma alışkanlığı, Japonya'da yüzde 14, Amerika Birleşik Devletleri'nde yüzde 12 iken, Türkiye'de sadece onbinde 1 düzeyinde...

Yine araştırmalara göre, Türkiye'de 40 milyon insan hiç kitap okumuyor.

Türk toplumu kitap okumak yerine televizyon izlemeyi tercih ediyor. Toplumun yüzde 94'ü televizyon izlerken, yüzde 4 buçuğu kitap, yüzde 20'si gazete okuyor.

Çocuklara okuma alışkanlığı edindirmede ailelere büyük görevler düşüyor. " kAYNAKhttp://www.trt.net.tr/wwwtrt/hdevam.aspx?hid=110217&k=6

"KITAP OKUMA HAKKINDA BILMEDIKLERINIZ

1995 YILINDA KITABA KIM NE KADAR PARA VERMIS BILMEK ISTIYORMUSUNUZ.

• KISI BASINA
• Norveç’li 137 Dolar.
• Alman 122 Dolar
• Belçika’li 100 Dolar
• Avusturya’li 100 Dolar
• Güney Kore’li 39 Dolar
• Ispanya’li 39 Dolar
• Dünya Ortalamasi 1,3 Dolar
• Türkiye’li 0.45 Dolar( 45 Sent)

KITAP OKUMAK IÇIN

• Türk’ün ayirdigi zamanin;
• 300 katini bir norveçli ayiriyor.
• 210 katini bir Amerika’li ayiriyor.
• 87 katini bir Ingiliz ayiriyor.
• 87 katini bir Japon ayiriyor.
• Dünya ortalamasi bile bizim ayirdigimiz zamandan 3 kat fazla..!
• KITAP OKUMAMIZDA
• PROBLEM VA A A AR...! LÜTFEN DIKKAT EDIN..!
ELIN OGLU MILYAR DOLAR BIZ ISE MILYON DOLAR HARCIYORUZ.
• 1995 yili kitap piyasasinin cirosu 80 Milyar $
• Bir önceki seneye göre %8 oraninda artmis.
• Yillik ciro Amerika 25.5 Milyar $
• Yillik ciro Japonya 10.5 Milyar $
• Yillik ciro Almanya 10 Milyar $
• Yillik ciro Türkiye 30 Milyon $
• Elbette daha çok okuyan daha bilgili olacaktir.
• Bilgili insanlarin, az bilgili insanlardan daha basarili olacagi kesindir.

1986 YILI RAPORU

50 MILYONLUK TÜRKIYE’DE BASILAN KITAP SAYISI 9 MILYONLUK YUNANISTAN’DA BASILAN KADAR
• 1997Yilinda ALMANYA’DA SEKSENBIN KITAP BASILIRKEN TÜRKIYE’DE BASILAN KITAP SAYISI ALTIBIN CIVARINDA
KISI BASINA DÜSEN KITAP (Bir yilda basilan kitap sayisina göre)
Israil 1169 kisiye bir kitap
Almanya 1022 kisiye bir kitap
Japonya 600 kisiye bir kitap
Türkiye 10.600 kisiye bir kitap

• 1990 SENESINDE IRAN’DA 6289 KITAP BASILMIS
• 1992 SENESINDE TÜRKIYE’DE 6151 KITAP BASILMIS
• BU SAYI 2000 TÜRKIYE’SINDE DE PEK FARKLI DEGIL

Alman Bild Der Wissenschaft Dergisine Yer alan Ilginç Tahminlerden Bazilari
Yil 2025 Ayrintili protez el-ayak yapilacak.
Yil 2028 Dünya nüfusu 8 milyar olacak.
Yil 2040 Robotlarin akli ve suuru olacak.
Yil 2050 Atom çekirdegini eriten ilk santral kurulacak.
Yil 2061 Halley kuyruklu yildizi yine dünyaya yaklasacak.
Yil 2081 Tam günes tutulmasi Almanya’nin güneyinde gözlemlenecek.
Yil 2100 Deniz seviyesi bugünkünden 96 metre daha yukarida olacak.
• Bir Japon bir yilda ortalama 25 kitap okuyor.
• Bir Isviçre’li yilda ortalama 10 kitap okuyor.
• Bir Fransiz yilda ortalama 7 kitap okuyor.
• Türkiye’de 6 Türk’e yilda bir kitap düsüyor.
• Halen Yurdumuzda 95 kisiye bir kahvehane,
• 65.000 kisiye bir kütüphane düsüyor.

• Milli Egitim Bakanliginin 1993 yilinda yaptirdigi bir ankette niçin kitap okumuyuruz sorusuna verilen cevaplar:
• %50,2 kitap okuma aliskanligim yok,
• %16,6 yeterince zamanim yok,
• %10,6 Bos zamanim çok yogun geçiyor.
• %10,5 T.v. Video... Tercih ediyorum,
• %4,6 kitap fiyatlari pahali,
• %3,4 derslerim çok yogun,
• %1,9 diger sebepler ve geriye kalan cevapsiz.

• TÜRKIYEDE ISIN KÖTÜSÜ YARISMA KAYGISI DA YOK
• Yilda kisi basina 142 $ harca****, dünyada Egitime en az pay ayiran 5. ülkeyiz.
• Bilgisayar kullanmada 140 ülke içinde 20. Siradayiz.
• Bilgi sahibine gerekli degeri vermedigimizden, Üst seviyede yetismis her 100 kisiden 59 u yurt disina gidiyor.
• Özel okullasma orani gün geçtikçe asagiya gidiyor.
<
• SILAHLANMA...
• Silahlanmaya 30 yilda 150 Milyar $ Harcadik.
• YAZIK DEGIL MI..?
• Bu fakir Milletin parasini Amerika, Israil, Almanya.. Gibi ülkelere peskes çekiyoruz.

• 20. Yüzyilin baslarinda ancak basilan kitaplarla beraber tüm Osmanli’nin kitap mirasi 35-40 bin civarindadir.
• 1930-1932 yillarinda bir kitap 300 adet basildimi sevinilirdi.
• 1940-1946 yillari arasinda Türkiye’de gazete traji, Ikinci dünya savasi gibi toplumu ilgilendiren çok önemli bir hadise olmasina ragmen, 30 bin civarindadir.
• Bu traj ancak 1947 de 70 bine dogru çikmistir.

KAÇ KISI GAZETE OKUYOR
<
(Dünyada Gazete okumada Türkiye yine en kötüler arasinda)
<
Bin NORVEÇ’liden 558 i Gazete okuyor.
Bin JAPON’dan 557 si Gazete okuyor
Bin FINLI’den 445 i Gazete okuyor Bin ISVEÇ’liden 430 i Gazete okuyor Bin KOSTARIKA’lidan 412 Gazete okuyor.
Bin ARJANTIN’liden 62 si Gazete okuyor
Bin TÜRK’ten 61 i Gazete okuyor.
Bin ÇIN’liden 36 si Gazete okuyor
Bin UKRAYNA’lidan 3 ü Gazete okuyor
ANKARA ÜNIVERSITESI ‘nin Yaptigi Bir Arastirma
KONU
Ilkögretim Okullari Ders Kitaplarinda Kelime ve Kavramlar
• DERS KITAPLARINDA KI KELIME KAVRAM SAYISI
• A.B.D. Ders kitaplarinda 71.618
• ALMANYA Ders kitaplarinda 70.400
• JAPONYA Ders kitaplarinda 44. 224
• ITALYA Ders kitaplarinda 31.762
• FRANSA Ders kitaplarinda 30.193
• SUUDI ARABISTAN Dre. Kit. 13.576
• TÜRKIYE Ders kitaplarinda 7.260

• DERS KITAPLARIMIZ RESIM, FOTOGRAF, KARAKATÜR, AFIS,SEMA, VE TABLO AÇISINDAN DA OLDUKÇA FAKIR.


. BILGISIZLIK VE CEHALET INSANI YÜKSELTMEZ ANCAK KÜÇÜK DÜSÜRÜR." Kaynak: http://rehberlikservisi.org/read.asp?id=81

İşte geldiğimiz nokta ve darbelerin sonuçları.

Mustafa Kemal "Türkiye Cumhuriyeti'nin temeli kültürdür" demişti. Peki darbeciler ne yaptı, memleketi ne hale getirdi, gençliği ne hale getirdi?
Melih15 rahat rahat uyuyabiliyorum diyor. Evet Melih15 sen rahat rahat uyuyabilirsin. Ama düşünen insanlar gerçekten rahat uyabiliyor mu? Alınan tehditler, kaçırmalar bir çok şey söz konusu. Aydınlardan bu kadar nefret edilir mi?


Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
Televizyona kilitlendik!
Dizi film furyası, Türkiye’yi televizyon izleme bakımından dünyada ilk sıraya taşıdı. Daha önce, günde 3.5 saat ile dünya ikincisi olan Türkiye, dizi film furyasıyla birlikte 4 saat ortalamayla dünyada ilk sırada olan ABD’yi yakaladı.

Ankara
AA


"23 Ekim 2004 — Türkiye, kitap okuma oranı açısından ise oldukça gerilerde. Bir Japon yılda 25 kitap okuyor, 6 Türk’e bir kitap düşüyor.

Milli Eğitim Bakanlığı’nca hazırlanan raporda, “televizyon izleme alışkanlığının, özellikle son yıllarda okuma alışkanlığı edinmede en etkin engelleyicilerden” biri olduğu belirtildi. Rapora göre, Türkiye’de televizyon izleme süresi dizi filmlerdeki artışa paralel 3.5 saatten 4 saate yükseldi. Bu artışla, ABD ile birlikte en fazla televizyon izlenen ülke konumuna gelen Türkiye, kitaba yatırım konusunda ise dünya ortalamasının yarısını bile yakalayamıyor.
Bir Norveçli kitaba yılda 137 dolar, Alman 122 dolar, İsveçli, Avustralyalı ve Belçikalı 100 dolar, ABD’li 95 dolar harcarken, bir Türk yılda kitap için yalnız 0.45 dolar para ayırıyor. Türkiye, bu konuda dünya ortalaması olan 1.3 doların bile çok altında kalıyor.

AYAKTA KİTAP OKUMA: “TAŞİYOMİ”
Raporda, Türkiye ile gelişmiş ülkelerin, kitap okuma oranları da karşılaştırılarak, aradaki “derin uçuruma” dikkat çekildi. Bir Japon yılda 25, İsveçli 10, Fransız 7 kitap okuyor. Oranlamaya göre Türkiye’de, 6 kişiye yılda 1 kitap düşüyor.
Raporda, Japonya’da “ayakta kitap okuma alışkanlığı” için “taşiyomi” kelimesinin kullanıldığına işaret edilerek, “Böyle bir kelime sözlüğe geçtiği halde, bizim ülkemizde bırakın ayakta kitap okumayı, evlerdeki kitapların bile yüzüne bakılmamakta ve kitaplar genellikle vitrinleri süsleyen bir aksesuar olarak kullanılmaktadır” denildi.

BOŞ ZAMANLARI, TELEVİZYON DOLDURUYOR
“Neden kitap okunmuyor” sorusuna da cevap aranan raporda, Bakanlığın çeşitli dönemlerde öğrenciler arasında yaptığı anket sonuçlarına yer verildi. Buna göre, az okumanın en önemli sebeplerinin “okuma alışkanlığının olmaması ve televizyon, video, sinemanın kitap okumaya tercih edilmesi” olduğu belirtildi.
Anketten hareketle öğrencilerin boş zamanlarının büyük bölümünü “evde geçirdikleri” ifade edilen raporda, şunlar kaydedildi: “Televizyon izleme alışkanlığı özellikle son yıllarda okuma alışkanlığı edinmenin en etkin engelleyicilerdendir. Zamanın çoğu evde geçirilmektedir ve evde geçirilen zamanda televizyon izlemek, okumak, ders çalışmak ve hatta temel ihtiyaçları gidermek gibi işler karşısında ilk tercih olmaktadır.”

TÜRKLER, KİTABA HİÇ ISINAMAMIŞ
Raporda, Türklerin okuyan bir toplum olup olmadığı tarihsel açıdan da değerlendirildi. 3 dönem baz alınarak yapılan inceleme özetle şöyle:
İslamiyet Kabul Edilinceye Kadar (10. yüzyıla kadar) :
Bu devirde Türk toplumunun okuyan, okumayı seven bir toplum olduğunu söylemek epeyce zordur. 11. yüzyılın Endüslü bilgini İbni Said’in Tabakatü’l-Ümem adlı kitabında dünya milletleri ikiye ayrılır: Bilimle uğraşan milletler (Hintliler, İranlılar, Yunanlılar, Romalılar, Araplar); Bilimle uğraşmayan miletler (Türkler, Moğollar, Çinler). Aynı eserde, bilimle uğraşmayan milletlerden kulağına herhangi bir fikir veya felsefe ulaşmadığına da özellikle işaret eder.
İslamiyet’i Kabulden (10. yüzyıldan) 17. Yüzyıla Kadar:
Bu devirde nispeten okuyan, düşünen bir toplumla karşılaşıyoruz. Ülke, medreselerle ve hemen yanlarına açılan kütüphanelerle doluyor. Devrin sosyal şartları içinde okuma-yazma oranı çok yüksek değilse de kulağa, dinlemeye dayalı gelişmiş bir kültür var.
17. Yüzyıldan Günümüze Kadar:
Türk toplumu tekrar okumayan, fazlaca düşünmeyen, bilgi üretmeyen bir toplum haline gelir. Matbaanın Türkiye’ye girişinden (1727) 19. yüzyılın sonlarına kadar basılan kitap sayısı 5 bin civarında. Bu sayı ancak 20 yüzyılın başlarında 35-40 bini buldu. 1930-32 yıllarında bir kitap 300 adet basılırsa sevinilirdi. Devrin ünlü gazetecisi Ziyad Ebuzziya 1933’te bir kitaptan 500 adet bastığında, bunun hayretle karşılandığını anlatır.
Son yıllarda yapılan araştırmalar, Türk toplumunun sosyal, ekonomik ve siyasi şartlarında önemli değişiklikler olmasına rağmen, kitap, gazete, dergi ile arasının iyi olmadığını, toplumumuzun okumayı alışkanlık ve hayat tarzı haline getirmediğini göstermektedir."Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/news/292725.asp?cp1=1

Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
"Milli Eğitim Bakanlığı’nın Atatürk’ün hayatı üzerine yaptığı bir araştırma sonunda Mustafa Kemal’in 10 binin üzerinde kitabı kimi zaman iki gün hiç uyumadan okuduğu ortaya çıktı.
NTV-MSNBC

8 Aralık 2004 — Atatürk’ün okuduğu kitapların 161’i din, 1233’ü tarih, 387’si dil bilimine dair. Atatürk kitaplarını yurt içi gezilerinde de yanında sandık ile taşımış.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı araştırmaya göre Atatürk 10 binin üzerinde kitap okudu. Edebiyattan tarihe, hukuktan dini kitaplara kadar her alanda okuyan Mustafa Kemal yabancı dillerde özellikle Türk tarihi ve Türk dili ile ilgili olarak yazılan kitapları elçilikler aracılığı ile getirtip, Türkçe’ye tercüme ettirmiş.
Çankaya Köşkü’nde ve Anıtkabir’deki müzede 10 binin üzerinde cilt bulunuyor. Atatürk okuduğu tüm kitapların üzerine de el yazısıyla mavi ve kırmızı kalemler ile not alıp, eleştiriler yapmış.
Atatürk’ün okuduğu kitapların 1233’ü tarih, coğrafya ve biyografi, 121’i felsefi, 161’i dini, 387’si dil bilimi, 261’i askeri, 204’ü siyasal bilimler, 150’si hukuk üzerine. Atatürk, 544 adet de edebiyat ile ilgili eser okumuş.
Araştırmaya göre yaşamında uykuya çok az yer ayıran Atatürk günün neredeyse tamamını okumaya, okuduklarını tartışma ve uygulamaya ayırmış. Atatürk yurt içinde yaptığı tüm gezilerde de özel kütüphanesine ait kitapları sandıklar ile yanında ***ürmüş. Atatürk’ün yakın çalışma arkadaşlarının aktardıklarına göre iki gün iki gece hiç durmadan sadece banyo yapıp, koltuğunda dinlenerek kitap okuduğu ifade ediliyor." Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/news/299754.asp

Peki cuntacılar ne yaptı? Okuyanları önce vatan haini ilan ettiler? İlk yaptıkları iş bu oldu.


Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
Sevgili Siyahbeyaz Öyküler;

Sanırım yazdığınız yazının bir kısmını yanlış anladım. Bu aralar neşem yerinde değil. O yüzden yazdığım yazıdan dolayı alınmayın. Sadece yıllar boyunca bağıra bağıra sesimizin kısılmasının getirdiği öfkedir bunun sebebi. Bu yüzden gençlerden özür diliyorum. Onların işsizlik ve daha binlerce sıkıntıyla boğuştuğunun farkındayım. Sorunlarla boğuşan şüphesiz biz değiliz
.
Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
Sevgili levent,

Yazımı yazarken sen ayrı şeylerden bahsettiğin için o yazıyı yazmamıştım...Sadece bazen gerçekten "özellikle bazı arkadaşlarımız" çok dayatmacı yazılar yazıyorlar. Yazmalarına bir şey diyeceğim yok ama bu dayatma niye? Sanki biz hiçbir şeyden anlamıyormuşuz gibi bir dizi kesin cümlelerle garip bir parantez açıyorlar yazılarında...


Ayrıca yazılarında bulduğum haklılık payları da yadsınamayacak kadar fazla... Anlatılmak istenenler işte az önce bahsettiğim tarzdaki yazarlar tarafından farklı yorumlanıp -ki dediğin gibi göstere göstere yazılıyor olmasına rağmen- çirkinleştiriliyor...

Garip bir paylaşma anlayışımız var anlayacağın...
"haber" başlıklı yazı epey ilgimi çekti...acınası durumlar...insanlar okumuyor; okumadıkları gibi de herşey hakkında söyleyebilecek tuhaf, bol kısır döngülü, kısır cümleleri fütursuzca sallıyorlar. Bazen kendimi çok okuduğum için sevinir bulurken bazen de okumayanların acınası hallerine üzülüyor buluyorum...Sonra garip sözler geliyor aklıma...çok okuyan mı bilir çok gezen mi? bu cümleyi nedense sevemedim...
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...

ışık ve sevgiyle kalın.


Yerleşim TürkiyeMeslek Di?er
Sayın Mim;

Demokrasi konusunda epey ortak görüşümüz var. A.B konusunda da samimi olduğunu düşünüyorum. Fakat ısrarla başka alternatif olmadığını söylüyorsun. Buna katıldığımı ne yazık ki söyleyemem, bu bir.
İkincisi A.B ile birlikte Türkiye'ye nasıl demokrasi geleceği konusunu hala anlayamadım. Diyorsun ki derin devler her türlü demokratikleşme çabasını engelleyecektir. O halde söylediğin mantığa göre derin devletin bu işe eninde sonunda dur demesi gerekiyor. Yok işin ucunda A.B var, o yüzden derin devlet karışamaz mı diyorsun? Peki o zaman adama sorarlar: A.B 12 Eylülde ve daha başka bir çok darbe sırasında nerede idi? A.B o zamanlar seyretti Mim, Türkiye demokratik güçlerinin ezilmesine, işkence görmesine seyirci kaldı.
Yok eğer derin devlet, Türkiye'nin demokratikleşme çabalarını, A.B'den korktuğu için engelleyemiyorsa o zaman yine dediğim yere geliyorsun. A.B desteklesin, A.B'ye girmeden demokratikleşelim, sorun nerede? Herkes bu konuda hem fikir olduğuna göre.
Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Dany?manlyk
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - Levent
Şu da var: burada yazdığım bir çok yazı 12 Eylülcü YÖK mezunlarını ilgilendirmez. Onlar gidip böcek ve çiçek edebiyatı okuyabilir. Veya telovele seyredip, akşamları GORA izleyebilirler. Pembe dizileri de unutmuyorum. Onlara söyleyecek bir şeyim gerçekten yok. Sanırım bu konuda anlaşıyoruz. Burası demokratik bir platform olduğuna göre hiç olmazsa bırakın da burada konuşalım.
ben gellldmmmmmmmmmmm

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Ö?renci