"Avrupa Birliği yolu dikenli 04.12.2004
Belçika'nın başkenti Brüksel'de 17 Aralıkta yapılacak Avrupa Konseyi liderler zirvesi öncesinde Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğini engellemek isteyen Paris-Viyana hattınıdaki 'özel statücüler' boş durmuyor. Fransa,Avusturya, Danimarka ve Hollanda'nın Türkiye'nin önüne engel çıkartmak için uzlaştığını bildirirken, Türkiye'nin tam üyeliğinin en çok tartışıldığı diğer bir ülke olan Almanya'nın da Fransa'nın tezlerine yakınlaşmakta olduğu kaydediliyor. Edinilen bilgilere göre Türkiye'nin önüne engeller çıkartarak 'özel işbirliği'ne ikna etmeye çalışmak için anlaşan Fransa ve Avusturya'ya, Danimarka ve Hollanda'nın da katıldığı, Slovakya ve Malta'nın da destek verebileceği belirtiliyor. Yunanistan ile Kıbrıs Cumhuriyeti'nin de Ege Denizi'ndeki anlaşmazlıklar ve Rum tarafının Ankara tarafından tanınması için bu ülkeler ile aynı grupta yer alabileceği ileri sürülüyor.
Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen'in Fransa, Avusturya, Hollanda' nın öne sürdüğü 'güçlendirilmiş işbirliği' önerisini 17 Aralık'ta Türkiye'ye önerilmesini destekleyeceklerini açıkladı.
Fransa, Avusturya, Hollanda ve Danimarka, AB zirvesi sonuç bildirisine, Türkiye'nin müzakereler sırasında AB şartlarını yerine getirmemesi durumunda tam üyelik yerine 'özel işbirliği' tesis edilir cümlesinin eklenmesini istiyorlar.
Bu arada Avusturya'nın Der Standard gazetesi dün, Fransa ve Avusturya'nın, Brüksel'deki görüşmelerde, Türkiye'nin AB üyeliğine engeller çıkarma konusunda uzlaştığını bildirdi. Avusturya ve Fransa'nın bundan beş yıl önce de, Türkiye'nin üyeliğine destek verme kararı alanlar arasında olduğunu anımsatan gazete, Türkiye'nin kabulüne ilişkin müzakerelere az zaman kalmışken, Avusturya ve Fransa'nın başlangıçtaki cesaretlerini kaybedip geri adım atmaya çalıştıkları yorumunu yaptı. Gazete haberinde Türkiye'nin karşısına devamlı olarak engeller çıkartıldığını belirterek bunu, Türkiye'nin adaylığını geri çekmesi için ikna edilmeye çalışıldığına şeklinde yorumladı. Der Standard, bu yaklaşımın üyelik müzekereleri için karar vermeye bu kadar az kalmışken hiç de dürüst olmadığına dikkat çekti.
Alman Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU) Genel Başkanı Edmund Stoiber de Türkiye'nin AB üyeliği konusunda 'tek yön' olmaması için Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) Genel Başkanı Angela Merkel ile birlikte her türlü çabayı harcadıklarını söyledi.
Stoiber, Die Welt gazetesine yaptığı açıklamada, "Türkiye'nin AB üyeliği konusunda tek yön olmaması için Merkel ile birlikte Avrupa Halk Partileri Birliği içinde de her türlü çabayı harcıyoruz. AB'nin Türkiye ile olan ilişkilerinin ucu açık olması gerekir. Biz o zaman 2006 yılında iktidara geldiğimiz zaman bu sürecin yönünü AB'ye tam üyelik yerine imtiyazlı ortaklığa çevirebiliriz" dedi.
YAKINLAŞMA MI, UZLAŞMA MI?
Almanya'nın Lübeck kentinde önceki gün yapılan Almanya-Fransa ikili zirvesinden çıkan sonuçları değerlendiren Franfurter Allgemeine Zeitung, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ile Almanya Başbakannı Gerhard Schröder'in açıklamalarının, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyeliğine dönük beklentini 'frenlendiğini' ortaya koyduğunu ileri sürdü. Gazete, Türkiye ile müzakerelerin ucu açık yürütüleceğini ve 15 yılı bulabilecek uzun bir sürecin sözkonusu olduğunu kaydetti.
Alman Die Welt gazetesi, Türkiye'nin Avrupa hayaline ilişkin tavrında bir değişiklik olduğu yorumunu yaptığı Fransa'nın Cumhurbaşkanı Chirac ile Almanya Başbakanı Schröder arasında zirve sırasında gözlenen yakınlaşmanın arkasında Berlin yönetiminin yavaş yavaş Fransa'nın Türkiye için önerdiği imtiyazlı ortaklık düşüncesine kaymakta olduğunu gösterdiğini ima etti.
Fransa'da sosyalistlerin Avrupa Anayasası'nı kabul etmelerini referans alarak Paris'te yaşanan gelişmenin Alman-Fransız ilişkilerine nasıl yansıyabileceğini inceleyen Alman Handelsblatt gazetesi ise haberinde, "Sosyalistler'in yüzde 40 gibi önemli bir kesiminin Avrupa Anayasası'na 'hayır' demiş olması, Fransa'da AB'ye yönelik hoşnutsuzluğun ulaşmış olduğu seviyeyi açıkça ortaya koyuyor. Bütün bunlar, Fransız halkında Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkanların sayısının artmasına neden oluyor. Paris'te kaydedilen gelişmeler, Avrupa'nın temel meselelerinde Almanya ve Fransa arasında bakış açısının giderek daha arttığını ortaya koyuyor" yorumunu yaptı.
SOSYALİSTLER CHİRAC'I RAHATLATTI
Fransız sosyalistlerinin Avrupa Anayasası'na evet diyeceğinin anlaşılmasıyla bir ölçüde rahatlayan Chirac'ın anayasa için yapılacak referandumu öne çekmek istediği bildirildi. Chirac'ın, böylece referandum tarihi ve Türkiye'yle AB arasında müzakere açılması konularının birbirlerine karıştırılmasını önlemek istediği kaydedilirken bunun için hazırlıkların başlatıldığı ileri sürülürken Sosyalist Parti Genel Sekreteri François Hollande'nin Chirac'a referandum tarihini belirlemeye çağrısı yaptığı bildirildi.
Chirac'a yakın kaynaklar, Cumhurbaşkanı'nın, Anayasa ile ilgili referanduma en geç Mayıs ayında gidilmesini istediğini belirtiyor. Hükümet sözcüsü François Cope ise, teknik olarak bahardan önce bir referandum yapılmasının mümkün olmadığını açıkladı. Cope, "Cumhurbaşkanı'nın açıklayacağı tarihi bilmiyorum ama 2005 baharından önce gerçekleşmesi mümkün değil" dedi.
Le Monde gazetesi konuya ilişkin haberinde, iktidar partisi UMP'nin yeni Genel Başkani Nicolas Sarkozy'nin de referandumun erkene alınmasından yana olduğuna, ancak teknik nedenlerle başbakanlığın Haziran ayının ikinci yarısından öncesini mümkün görmediğine dikkat çekti. Gazeteye göre, referandumun başarısını güvence altına almanın yolu, Türkiye'nin AB üyeliği ile Avrupa Anayasası arasında herhangi bir bağlantı olmadığına Fransız kamuoyunu inandırmaktan geçiyor.
İTALYA VE BELÇİKA'NIN DESTEĞİ 'TAM'
Avrupa Birliği yolunda Türkiye'yi 'tam' destekleyen ülkelerin başında gelen İtalya'nın Dışişleri Bakanı Gianfranco Fini, Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğinin 2014 yılında gerçekleşebileceği konusunda Avrupa'da "temel bir görüş birliği" bulunduğunu söyledi. İtalya Meclisi'nde Dışişleri Bakanı sıfatıyla yaptığı ilk konuşmasını yapan Fini, İtalya olarak Türkiye ile müzakerelerin 2005'in ilk altı ayında başlatılmasından yana olduklarını da kaydetti. Fini, "AB bünyesinde, Türkiye'nin en iyi ihtimalle 1 Ocak 2014'te birliğe kabul edilebileceğini öngören senaryo üzerinde temel bir mutabakat var" dedi. İtalyan hükümetinin Türkiye ile müzakerelerin 2005'in ilk altı ayı içinde başlatılmasından yana olduğunu yineleyen Fini Türkiye'nin üyeliğinin AB'ye "önemli avantajlar" sağlayacağını belirterek, üyelik sürecinin aksamasının, Türkiye'de derin bir kimlik krizi doğmasına ve AB kapılarında ciddi bir istikrarsızlık döneminin başlamasına neden olabileceğini kaydetti.
Türkiye'yi destekleyen bir diğer ülke Belçika'nın Le Soir gazetesi, Brüksel hükümetinin, tam üyelik müzakerelerinin 2005 yılında başlatılması konusunda Ankara'ya tam destek verdiğini yazdı. Dışişleri Bakanaı Karel De Gucht'un Ankara temaslarını değerlendiren gazete, Türkiye'nin 'bugünkü en önemli Avrupa dosyası' olduğunu belirterek, Ankara'da çok yoğun bir diplomasi trafiği yaşandığını, "havanın bulutlu olduğunu", Belçika Meclis Başkanı Herman De Croo, Avrupa Parlamentosu Başkanı Josep Borrell ve Dışişleri Bakanı De Gucht gibi isimlerin başkentte temaslarda bulunduklarını anlattı.
Gazete, 16-17 Aralık tarihlerindeki AB zirvesi sırasında, 25 üye ülkenin devlet ve hükümet başkanlarının, 40 yıldır süren bir kararsızlığa son vereceklerini yazdı. Türkiye'ye 2005 yılı içinde bir tarih verilebileceğini ancak başka senaryoların da gündemde olduğunu, bu tarihin 2006'ya sarkıtılabileceğini, bazı koşullara bağlanabileceğini, Kıbrıs Rum kesiminin tanınmasının bir önkoşul olabileceğini, bu tür bir koşulun ortaya atılmasının Belçikalılar tarafından da reddedildiğini belirten gazete, Türkiye - Belçika ilişkilerinin son yıllarda çok geliştiğini, Belçika'nın, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Başkanlığı'nı Türkiye'nin desteği sayesinde elde ettiğini yazdı." (Kaynak:
http://www.birgun.net/archive.php)
Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.