Sanırım her ikisi de mümkün…Ama en doğrusu hangisini yapmakta?
Şimdilerde bunu düşünüyor ruhum.
Kayboluyordu zaman yokluğunda. Gideli birkaç gün olmuştu ama tuhaf bir şekilde yokluğunun anlamıyla yoğruluyordum. Sensizliği bize yaşatan günün sabahını ve çekip giderken söylediğin sözleri anımsıyordum durmadan. Odamdaki koltuğun rengini görmeye dayanamıyorum.. Sen giderken yığılmıştım üzerine. Kayıyordum bir büyük boşluğa sessizliğinle birlikte gelen yalnızlıkta. Oysa daha söylenmemiş öyle çok cümle vardı ki!! Ben hangisini söylesem diye düşündüğüm zamanların birinde, içinden en olmaması gerekeni seçmiştim. İçim miydi bizi terkedilmişliğin sularına bırakıp giden? İçim miydi tüm senliliğine rağmen sensizliğin seçilmesine sebep olan?
İçim..
İç…
Seninle gelen erken sabahları özledi yastığım. Sesimdeki o masum ton, sesinle uyanmayı, içimdeki kırmızı; teninle sarılmayı ve düşüncelerimdeki dinginlik; seninle ayılmayı özledi. Şimdi kimbilir hangi şehrin hangi evinde gözlerini kapatmış ve uykuya dalmıştın. Eğer birgün kalkıp hiç tanımadığım senin yanına gelsem; seni bulabilir miydim?
Bu giden sen miydin?
Gidebilir miydin?
Gitmiş miydin?
İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...
ışık ve sevgiyle kalın.
ışık ve sevgiyle kalın.