Cihanşumul Dostum,
Çocuğa Olumlu Televizyon İzleme Alışkanlığı Kazandırmak İçin Yapılabilecekler
"Çocuğun televizyon karşısında geçirdiği süre günde en fazla 1-2 saati aşmamalıdır. Çocuk üç yaşından küçükse izleme süresi 20 dakikayı geçmemesi daha uygundur.
Anne-baba çocuğun televizyon izlemesi konusunda bir plan yapmalıdır. Bu planda çocukla bir günde kaç saat, bir haftada kaç gün, hangi programları izleyeceği konularında birlikte karar almalıdır.
Televizyon planlanan programa uygun olarak açılmalı, program bittiğinde kapatılarak, çocukla program hakkında konuşulmalıdır. Bu yaklaşım çocuğun izlediklerinden daha çok faydalanmasına yardımcı olacaktır.
Anne-baba televizyonu çocukla birlikte seyretmelidir. Çocuğu bilinçli bir televizyon izleyicisi yapmak için, programın içeriği ile ilgili bazı temel bilgileri verip, çocuğun sorduğu sorulara cevap vermelidir.
Çocuğa izlediğinin yalnızca bir film, hikaye olduğu anlatılmalıdır. Örneğin: Süpermen'in gerçekte uçmadığı, rol gereği uçtuğu söylenmelidir.
Anne-baba çocuğun televizyon seyredip, seyretmemesine programın ya da çizgi filmin çocuğa uygun olup, olmadığına kendileri karar vermelidir. Çocuk için uygun olmayan programı neden izlememesi gerektiği çocuğa açıklanmalıdır.
Sürekli kanal değiştirmek küçük yaştaki çocuğun konsantrasyonunu bozduğu için anne-baba, çocuğun sürekli kanal değiştirmemesine dikkat etmeli, kendileri de bu davranışı yapmaktan kaçınmalıdır.
Televizyon ortak seyredilebilecek bir odaya konulmalıdır. Evdeki diğer odalara televizyon (özellikle yatak odasına) konulmamasına dikkat edilmelidir. Televizyon konulan odadaki eşyalar televizyonu merkez yapmayacak şekilde düzenlenmelidir.
Çocuğa televizyon seyrettirilmesi veya seyrettirilmemesi ödül ya da ceza olarak kullanılmamalıdır.
Anne ev işeriyle uğraşırken çocuğu televizyondan başka uğraşlarla ilgilenmesi için yönlendirmelidir.
Anne-baba çocuğun televizyon seyretmesi yerine, arkadaşlarıyla bir araya gelmesi, oyun oynaması, resim yapması, spor yapması, kitap okuması, şarkı söylemesi gibi ev içi ve ev dışı aktiviteleri desteklemelidir. Çocuk bu aktivitelere yönlendiğinde övülmeli, taktir edilmelidir.
Anne-baba televizyonu, çocuğun uslu durması, ağlamaması için kullanmamalıdır.
Anne-baba çocuğun reklamlarda görüp, istediği ancak ona uygun olmayan maddelerin neden alınamayacağını çocuğa anlatmalıdır.
Anne-baba çocuğa ne şekilde televizyon seyretmesi gerektiği konusunda açıklama yapmalı, sürekli yüz üstü ya da çok yakından izlemesinin sağlığa zararlı olacağını anlatmalıdır.
Anne-baba televizyon seyretme konusunda fikir birliğiyle hareket ederek, tutarlı olmalıdır.
Anne-baba televizyon seyretmek yerine kitap oku****, müzik dinleyerek, spor yaparak bir hobi ile ilgilenerek, çocuğa bu konuda iyi bir örnek olmalıdır.
Uygun Olarak İzletilmeyen Televizyonun Çocuk Üzerindeki Olumsuz Etkileri
Televizyon çocuğu şiddete yöneltebilir. Çocuk şiddeti günlük yaşamın bir parçası olarak kabullenebilir. Problem çözmede şiddeti çözüm yolu olarak kullanabilir.
Televizyondaki programların bir çoğunda konuşma dili sıkça yanlış, argo ve yabancı kelimelere özentili olarak kullanıldığı için, çocuğun dil gelişimi olumsuz etkilenebilir.
Çocuk televizyonu tek başına izlediğinde, televizyonun sunduğu her şeyi gerçekmiş gibi kabul edebilir. Televizyona soru soramadığı için bu durum çocuğun bir süre sonra düşünmesini, eleştirmesini engelleyebilir.
Çocuğun aşırı televizyon izlemesi, kitap okuma, spor yapma, müzik dinleme, resim yapma, arkadaşlarıyla oyun oynama gibi olumlu faaliyetlerden, hatta yemek yemekten bile alıkoyabilir.
Çocuğun televizyon karşısında uzun süre kalması, çevreyle ilgisini azaltabilir, konuşmasında gecikmeye neden olabilir.
Çocuğun televizyon karşısında uzun süre kalması, yatma saatini geciktirip, çocuğun uyku problemi yaşamasına sebep olabilir.
Çocuğun televizyon karşısında uzun süre kalması, hareketsizleşmesi sonucunda şişmanlamasına ve sürekli yorgunluk hissetmesine neden olabilir.
Uzun süre yere yüzükoyun yatıp, dirseklerini yere daya**** kıpırdamadan televizyon seyreden çocuk, eklem rahatsızlıklarına yakalanabilir.
Tüketime ve para harcamaya özendiren reklamlar, çocuğun reklamda gördüğü yiyecekleri, oyuncakları istemesine neden olabilir. Bu istekler, aileye ekonomik açıdan zarar verebilir.
Çocuğun zihinsel, duygusal ve sosyal gelişiminde önemli bir etkiye sahip olan televizyonun denetimli olarak seyrettirilmesinin olumlu, gelişi güzel seyrettirilmesinin ise olumsuz etkileri vardır. Özellikle anne-baba televizyon seyretme konusunda çocuğa iyi bir model olmalıdır. Anne-baba sürekli televizyon izleme yerine, çocukla ilgilenir, ona sevgisini gösterirse, çocukla aralarındaki bağın güçlenmesini sağlayacaktır."
(Bursa Sağlık Müdürlüğü - Ruh Sağlığı ve Sosyal Hastalıklar Şubesi)
Bizlerle paylaştığın anın için teşekkür ederim. Fakat aktardığın olay çocuklar üzerinde medyanın (Televizyonun) etkilerini doğrudan çağrıştırmıyor. Gözlemin incelendiğinde;
- Çocuklar ve hayal gücü,
- Çocuklarda kurgu ve gerçek arasındaki ayrım,
- Çocukların örnek aldığı kahramanlar,
- Çocuklar için 'süper kahraman' modeli ne kadar sağlıklıdır?
- Çocuk ve şiddet
Ana başlıkları üzerinde durulduktan sonra ancak 'Çocuk ve Medya' konusuna gelinebilir. Dikkatinizi çekmek isterim; Bu sıralama öneme göre değil verilen örneğin içeriğine göre yapılmıştır.
Çocuk gelişiminde etken öğe olarak sadece televizyonu düşünürseniz büyük olasılıkla yanılmış olursunuz. Aile ve yakın çevre, öğretmen(ler) ve okul ortamı, kitaplar-dergiler-gazeteler, bilgisayar oyunları, internet, müzikler ve benzer etkenler yanında önemli bir konuma sahip olmasına rağmen televizyon tek belirleyici unsur değildir çocuk gelişimde.
En yakın ve en ilginç örnek 'Harry Potter' romanlarıdır. Henüz filmi gösterime girmeden önce kitabı okuyan bir çok çocuk ellerinde sihirli(!) çubuklarla arkadaşlarına büyü yapmaya çalışıyorlardı sokak oyunlarında. Düz mantıkla bakarsanız kitapları da 'kurutmanız' gerekir.
Kitapları bir kenara bırakalım. Çocukların oynadığı oyunlarda biri anne olur diğeri baba. Bir bakarsınız bir süre sonra anne ile baba oyuncuktan kavga etmeye başlamıştır:
- Neden eve geç geliyorsun? Bak bir daha akşamları arkadaşlarınla takılırsan ben annemin evine giderim!
- Nereye istersen oraya git be kadın. Zır zır zır başımın etini yedin. Bıktım senin dırdırından!
(Bu da benim gözlemlerimden biriydi)
Oynanan bu oyun Robocop'tan daha az mı zararlıdır? Çocukların örnek aldığı anne ve baba figürü bana göre televizyondan bir kaç kat daha etkili olmaktadır çocuk üzerinde.
Bir başka şahsi gözlem:
Eve pek uğramayan ve çocukları ile ilgilenmeyen bir babanın 4 yaşlarındaki kızı, iki ağabeyi ve onların arkadaşları tarafından bulunan ve bakılmaya başlanan bir sokak köpeğine 'baba' demektedir. Çevreden sadece gülünerek karşılanan bu olayın arkasında yatan sebep ne televizyon ne de diğer medyadır. Ne yazık ki gerçek hepsinden daha acı bir şekilde karşımızda durmaktadır.
Çocuk ve ebeveyn arasındaki yetersiz veya hatalı iletişim çucuğun, sadece televizyondan değil, çevreyi oluşturan diğer olumsuz kaynaklardan da kötü etkilenmesine sebep olur. Doğruların öğretilmediği çocukların yanlışlar ile yoğrulacağı açık bir gerçek değil midir?
Hem çocukların hem de büyüklerin televizyon izleme seçimlerinin dizi ve müzik programları üzerinde yoğunlaşmakta olduğu bir gözlenmektedir. Bu programların çocuklar tarafından izlenmesinin başlıca sebebi ebeveynlerdir. Burada açık olarak 'taklit tercih' sözkonusudur. RTÜK veya benzeri bir başka kurumca denetlendiği ve zararlı içeriğin engellendiğini varsayalım. Böyle bir durumda yetişkin izleyicinin tercih hakkı elinden alınmış olur ki yetişkin bir insana çocuk muamelesinden başka bir anlam ifade etmez bu.
Asıl görmemiz gereken sorun (bir çok forum konusunda değinildiği gibi) 'Yetişkinlerin Neden Kötüyü Tercih Ettiği' konusudur bana kalırsa. Zararlı içerikten uzak tutulan bir yetişkin kısa sürede iyi bir insana mı dönüşecektir? Böylece çocukları ile daha fazla ilgilenecek, onların daha iyi insan olarak yetişmeleri için daha fazla çaba ve zaman harcar mı olacaktır?
Hiç sanmıyorum...
Sağlıcakla,
Zann ile yakin zail olmaz. - Mecelle'den