O zaman aklın yolu bir: Kendi işimizi kendimiz kurmalıyız. Ya sermayemiz olacak -ki sermayeli işler şu dönemde risk taşıyor-, ya da emeğimizi koyacağız.
Bu durumda:
Eliniz işe yatkınsa,
Çalışabileceğiniz bir ardiye-atölye de ayarlayabiliyorsanız, özellikle İstanbul'un anıt yapılarının maketlerini üretin. İstanbul'da bu tür yapılardan yüzlerce var.
Ama ilk görüşte İstanbul'u anımsatacak yapıları seçmenizde isabet olur. Tabii emeği ve maliyeti de hesaplı olmalı.
Örneğin Kızkulesi, Dolmabahçe Sarayı, Ayasofya, Sultanahmet, Süleymaniye, Eyüp Sultan'ın maketlerini yapmak zahmetli de olsa, bir defa kalıbını çıkardığınızda, dekopaj işçiliğiyle seri üretmek mümkün. Başta Kapalıçarşı olmak üzere, sizin için potansiyel pazarlar da var...
En basitinden Safranbolu'da bu işin bir yığın insanın geçim kaynağı olduğu göz önüne alınırsa, İstanbul'un ne kadar büyük pazar olduğu net olarak anlaşılacaktır.
Maket üretimi karmaşık geliyorsa, tahtadan şık oyuncaklar yapılabilir.
Birçok bilinçli aile, artık çocuklarına fabrika yapısı plastik-metal oyuncaklar yerine doğal ve zararı olmayan tahta oyuncak arıyor köşe bucak...
Hatta gırgır-şamatalı bir grup oluşturabilirseniz hem eğlenceli çalışabilir hem de iş bölümü ile işi kolaylaştırırsınız.
Üslubu beyan, ayniyle insandır.