Ana içeriğe geç

İş Kurma Ve Girişimcilik

İflas Eden-batan-iş Yerini Kapatan Kimler Var ?

BaşlatanBaatesTarih05/01/2018 12:56:03Yorum23

İlk mesaj
Merhaba daha önce 200-250bin sermaye ile ne gibi iş yapılır diye soru sormuştum mantıklı geri dönüşler de oldu ürkek yorum yazanlarda.
Şimdi sormak istediğim iflas eden batan iş yerini kapatan varmı ?
Ne işletiyorlardı ?
Ne gibi sorunlar yaşadılar ?
Kapattıktan sonra ne yaptılar ?
Yeni iş yeri açmaya çalışan benim gibi arkadaşlara tecrübe olacağını düşünüyorum şimdiden teşekkürler

Yerleşim Türkiye / ÇanakkaleMeslek Asker
YORUMLARTopluluk ne düşünüyor?
23 yorum
ne iş yaparsan yap. en iyi iş bildiğin iştir.

Yerleşim Türkiye / AdanaMeslek Yleti?imci
Güzel bir konu olacak eminim.
Takipteyim.
...

Yerleşim Çin / AsyaMeslek Di?er


turizm bölgelerinde dükkan açan esnaflara sorarsanız iş yerini kapatan yüzlerce insan var. son 2 senenin ağır blançosu.. Ne iş yaparlar nereye gitmişlerdir bilmiyorum muhtemelen memleketlerine dönmüşlerdir..

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Ticaret
Şuan için iş yeri açmanı kesinlikle tavsiye etmem çünkü piyasa çok ama çok kötü bütün esnaf kan ağlıyor bnce piyasanın canlan masını bekle

Yerleşim Türkiye / AnkaraMeslek Esnaf
sayın baates , bence siz iş yapmayın neden derseniz söyleyim

ticaret cesaret ister sizde bu cesaret yok ben daha önce iflas ettim önceki yaptığım hataları yapmıyorum çok şükür , batırdığım para 500 bin tl üzülmedim bile çünkü hatalarım vardı ticaret tecrübe ister sabır ister

sizinde dediğiniz gibi önceki konu başlığınızda elimde para var dediniz üstünden kaç ay geçti siz hala arayı içindesiniz
oysa bir sektör üstünde yoğunlaşıp fizibilite çalışması yapmanız lazım

ben size özelden yazdım siz bir geri dönüş yapma gereği bile duymanız , ticaret yapacaksanız en ufak detayları kaçırmayacaksınız döner bulur sizi bu şekilde
yatırın paranızı bankaya kafanızı yormayın,, saygılar

Yerleşim Türkiye / AdanaMeslek Ythalat / Yhracat
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - hakany5
sayın baates , bence siz iş yapmayın neden derseniz söyleyim

ticaret cesaret ister sizde bu cesaret yok ben daha önce iflas ettim önceki yaptığım hataları yapmıyorum çok şükür , batırdığım para 500 bin tl üzülmedim bile çünkü hatalarım vardı ticaret tecrübe ister sabır ister

sizinde dediğiniz gibi önceki konu başlığınızda elimde para var dediniz üstünden kaç ay geçti siz hala arayı içindesiniz
oysa bir sektör üstünde yoğunlaşıp fizibilite çalışması yapmanız lazım

ben size özelden yazdım siz bir geri dönüş yapma gereği bile duymanız , ticaret yapacaksanız en ufak detayları kaçırmayacaksınız döner bulur sizi bu şekilde
yatırın paranızı bankaya kafanızı yormayın,, saygılar


Mesaj atmıştım ben size bir yanlışınız var ama olsun ben teşekkür ederim iyi veya kötü tüm yorumlar için ben sadece kendim için değil işletme açmayı düşünen tüm arkadaşlara yardımcı olsun die bu başlığı açtım

Yerleşim Türkiye / ÇanakkaleMeslek Asker
çok güzel bi başlık ama herkesin askerde nasıl arazi olduğunu yada nasıl rahat askerlik yaptığını anlatıp hiç ot yolduğunu tuvalet yıkadığını anlatmaması gibi burda da kolay kolay kimsenin şu işi yapıyordum şu nedenle battım şimdi de şunu yapıyorum diyeceğine ihtimal vermiyorum...

keşke anlatsalar da hepimiz ders alsak...
Finans
Yönetim
Denetim
Kredi Derecelendirme
Kurumsal Yönetim

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
merhabalar ben 2004 ten beri ticaretin içindeyim şimdiye kadar 2 kez iflas ettim ,şuan işlerin iyi Allah ıma bin şükür üstelik şuanki işimi söyleyince yok artık diyeceksiniz inanmayana dükkanımın hertürlü resmini atarım ama önce batan işlerimden bahsetmek istiyorum,
ilk işim kozmetik işi idi hiç bilmeden bi deli cesaret ile girdim,iş yaparken öğrenilir diye düşünmüştüm fiyatları çok uygun belirledim,dükkanımın yeri süperdi en kalabalık caddede idi,başlarda iyi gidiyordu o zamanlar anlam verememiştim işler giderek azalmaya başladı ve sonunda günlük 50 lira cirolara düşüncede yok pahasına devrettim,o iflasımda kendime hiç suç bulmadım tabi müşteriyle ilgileniyordum,güleryüz eksik etmiyordum fiyatlar çok uygundu ama suçlu müşteri diyordum meğer şimdi anlıyorumki batmamın müşteriyle alakası yok ,siz içeri giren müşterinin ten rengine uyacak fondoteni ilk baktığınızda bilemiyorsanız,sırf ucuz olsun diye kalitesiz açık parfüm satıyorsanız daha buna benzer bir çok hatayı bilmeden yaparsanız batış kaçınılmaz olacaktır bu iflastan çıkardığım ders uzmanlık gerektiren işi eğer bilmiyorsanız YAPMAYACAKSINIZ.

Gelelim 2. işe; kozmetikten kalan parayla iveco 35.9 kamyonet alıp gıda toptan işine başladım,gimat tan alıp bakkalları gezip çikolata,şeker,oyuncak,su vs ürünler satıyordum,başlarda oda iyiydi günlük 1000 civarı ciro yapıyordum kar marjı %15 civarıydı ama kazandığım paranın büyük kısmı mazota gidiyordu,beni batıran mazot olmadı beni batıran birçok bakkaldan alacağımı tahsil edememem oldu bu işten aldığım ders ise kesinlikle VERESİYE VERMEYECEKSİN oldu,6 ay kadar bu işi yaptım artık mal alabilecek kadar bile para kalmadı bende kamyoneti satarak ,köklü bi reformla vestel e işçi olarak girdim,1 yıl burada çalıştım ama manisa yı bilen bilir kiralar çok pahalı,birde oğlum var onun okul masrafı geçim derken kalan parayıda orada yeyip tekrar memlekete döndüm,cebimde 5 kuruş para yok,kredi kartım ağzına kadar dolmuş,ilk bulduğum işe balıklama atladım oda hurdalıkta hurda ayıklama işiydi (bu arada belirtmek isterim ben üniversite mezunuyum işin ayıbı olmaz ama mesai arkadaşlarım hepsi hapise girip çıkmış kişilerdi işi ordan anlayın)
sonra tamamen tesadüfi bir şekilde şuan yaptığım iş yerini devren satılık gördüm,bu arada işim filmcilik hani bildiğiniz dvd-vcd kiraya verilen yerler,ben o zamanlar internet çıktı bu iş bitti diye düşünüyordum,kardeşimin ısrarı ile bu iş yerini devreden abiyle görüştüm,abi yaşlılıktan devrettiğini artık mesaiye dayanamadığını işlerin iyi olduğunu söyledi istediğin kadar kasada otur bak dedi.3 gün kasada oturdum gerçektne işler muazzamdı ben bu işyerini almaya karar verdim ama cepte kuruş yok gırtlağa kadar borç var,sağolsun abime kredi çektirdim kardeşimde arabasını satıp verdi ben burayı aldım.2 yıl oldu alalı abiminde kardeşiminde parasını ödeyim Allah ıma bin şükür kendimede bir araba ve yarı ev parası biriktirdim.ama şunu belirtmek isterim ben üniversitedeyken filmcilere film kopyalayıp satardım yani film formatları ve internet hakkında yeterli donanımım vardı,bu iştende şunu anladımki BİLDİĞİN ANLADIĞIN İşi Yapacaksın.herkese saygılar umarım birilerine faydası olur

Yerleşim Türkiye / KyrykkaleMeslek Serbest meslek
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - Hamza066
Şuan için iş yeri açmanı kesinlikle tavsiye etmem çünkü piyasa çok ama çok kötü bütün esnaf kan ağlıyor bnce piyasanın canlan masını bekle

Ülke büyüme rekorları kırıyor, devlet her ay yüzbinlerce memur alıyor, işçi teşvik seferberliği başlatıyorlarmış, almanya bizi kıskanıyor, iş yerini kapatan esnaf fetöcüdür, ameriga işbirlikçisidir. Su bile satsan geçinirsin elhamdülillah devlet küçük esnafa destek olaCAK, vergileri indireCEK, enflasyon düşeCEK, büyümede rekor kırılaCAK, alamanya hasetinden çatlayaCAK, cek cak ek cak...

Yerleşim Türkiye / BursaMeslek Di?er
Aslında konu başlığı batan şirketlerde çalışıpta nasıl batıldığını bilen var mı olsaydı, bende dahil herkes bir şeyler yazardı.

işi batanlar, iflas edenler neden battığını, iflas ettiğini bilmiyor, bilse batmazdı, maalesef insanoğlu hiç dinlemiyor, öğüt almıyor, kendi yaşayıp öğrenmek istiyor, yaşayınca da iflas ediyor.

Adr Group da çalışırken patron istediği krediyi çekemedi, battı, son gün bütün herkesi topladı, toplantı yaptı, "nerede hata yaptığımı bilmiyorum" dedi, "neden iflas ettik anlamadım"

Ben 8-9 ay çalıştım orada, Satınalma Müdürü olarak, neden battığını hatta batmadan 3-4 ay önce de Genel Müdüre ve birlikte çalıştığım uzman arkadaşa söyledim.

iyi para kazanırken yapılan hatalar görünmüyor ve üzerine yeni hatalar ekleniyor, iyi çalışanlar, gerçekten işini iyi yapanlar görünmüyor ve bu insanlar çok çabuk gözden çıkarılıyor, atölye mantığından çıkılamıyor, sonuçta firmada %80 i iş yapmayan, işi bilmeyen, akşama kadar muhabbet eden tipler kalıyor, ne zaman ki firma sendeliyor, işler azalıyor, sonra ne yaparız diye çareler aranmaya başlarken, yapılan hatalar ortaya çıkmaya başlıyor ama patronlar hala doğru yaptığını savunuyor ta ki kapıya kilit vurana kadar.

Bizim ülkemizde yapılan en büyük hata şudur, sermaye sahibinin yani patronun otomatikman kendini YÖNETİCİ sanmasıdır, bu yönetici şirketin büyüklüğüne göre Ceo, Genel Müdür vs sıfatları olabilir, eğer patron da yönetici vasfı yoksa yapmamalıdır, yöneticilik ayrı bir iştir. Patron iş büyüdükçe telaşlanıyor, çünkü herşeyi kontrol etmek istiyor, ve telaşlandıkça hata yapıyor, bu sayede genelde firmalar büyürken batıyor.

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Saty? / Pazarlama
Arkadaşlar merhaba,
Şuan 30 yaşındayım ve bu yaşıma kadar 4 kere kendim olmak üzere 2 kere de aile şirketlerimizin batışını gördüm. :) İflas konusunda azda olsa tecrübeli sayılırım. Her batışım bir önceki batışımdan daha külfetli oldu. En son 2017 yılında batışım 1.5 Milyon TL idi. Kısaca biz özet geçeyim sizde çıkarmanız gereken dersi çıkarırsınız...
* İlk olarak 2001 krizinde babamın milyonlarca lirasının erimesine şahit oldum. Tabii o zamanlar öğrenci olduğumuzdan saolsun babam bize fazla fark ettirmedi. Allah razı olsun taştan ekmeğini çıkaran bir adam. Bir sürü şirketinin zor duruma düşmesi bile onu yıldırmadı. Birçok hatası vardı tabi. Bunları sırasıyla anlatacağım.
*2006 yılının sonunda babamın bütün şirketleri batmıştı. Toplam iş hacmi olarak 150 milyon TL seviyesinde şirketlerdi. Mobilya, Galeri, kömür, Medikal sanayi üretim, ithalat-ihracat gibi iş kollarında bulunuyordu. Arabalar yatlar katlar hepsi gitmişti. Sadece üzerinde kısmi ipotek olan bir evimiz ve bir arabamız kalmıştı. Normalde bu tarz bir travma sonucunda istenmeyen bir çok şey olur. Ama soğuk kanlı olmak çok önemli. Herşeyden önemli olan yüce bir yaratıcının olması. Nasip diyecek gerekli şeylerden de ders çıkaracaksınız. Bir hikaye anlatmak isterim. 2006 sonları ve herşey bitmiş bizim için. Babamla işe giderken hep bir meydan dan geçerdik. Babamda hep böbürlenerek meydanda oturan adamlara" Şu bankta oturanlara bak. İşleri güçleri yok mu bunların? Oturana Allah verir mi?" derdi. Tabi meydandan geçerken altında son model jipler olurdu. Yıllar sonra o meydan da babamla birlikte bankta oturuyorduk. Sonra yolda geçen siyah babamın jipinden gördüm ve gülmeye başladım. Dedim ki" Baba bak senin arabandan. Hep burada oturan adamlara laf ederdin. Şimdi kendin oturuyorsun." dedim. O da güldü. Tabi ağlanacak halimize gülmek yakışırdı bize...

Şuana kadar anlattığım olaylardan çıkaracağınız ilk ders : " Sakın böbürlenmeyin, ayıplamayın ve büyük KONUŞMAYIN"
HADİS : Kınadığınız şey başınıza gelmedikçe ölmezsiniz. Hz. Muhammed (s.a.v)

Bu tecrübeyi gerçekten kendinize katarsanız emin olun batmanın yarsını aşmış olursunuz. Konuya dönecek olursam, sonralarda tabii evde yiyecek ekmeğimiz yok. Hiç bir mal kalmadı. Araba ve evi yok paraya satmaya çalışıyoruz satılmıyor. Para varken gemide bir sürü fare vardı. Gemi batınca herkes kaçtı. Kimse borç vermiyor.
NE yapsak diye kara kara düşünüyoruz. Babam evden erken çıkıp öğleden sonra eve gelmeye başladı. Her gelişinde evin temel ihtiyaçlarını getiriyordu. Bu adam ne yapıyor? diye sorardık kendimize. Bir gün bir komşumuz bize söyleyene kadar bilmezdik babamın ne iş yaptığını. Meğer pazarlara çıkıp işportacılık yapıyormuş. İşte o an içime bir hançer saplandı. O adam o haliyle gidip ekmek parası kazanmaya çalışıyormuş. Arabaya koyacak benzin parası olmadığından eminönüne vapurla geçip, topal ayağına rağmen onca yükü sırtlayıp pazarlarda satış yapıyormuş. O zamanlar 18 - 19 yaşındayım. El bebek gül bebek lüks içinde büyütülmüştüm. Ama bu haberi duyduğumda artık benimde yapmam gereken şeyler var dedim. Cesaretimi topladım ve bende pazara çıktım. İlk başlarda zordu satış yapmak. İnsanların sizi hakir görmesi, kimsenin umurunda olmamanız sizi gerçekten çok üzüyor. Akrabalarınız sizi arayıp sormuyor. Gerçek dostlarınız haricinde kimse sizi sormuyor.

Buradan çıkaracağınız ikinci ders: Durumunuz iyiken kimsenin gerçek yüzünü göremezsiniz. Ne arkadaşlarınızın ne de akrabalarınızın. Mutlaka hepsini denemeye çalışın. Haddinden fazla kimseye değer vermeyin. Gerçek dostlar edinin. Ya gerçekten birilerine yardım edin ya da hiç etmeyin. Ortasında bir yardım gereksiz bir yardımdır.

Baktım ki işportacılık bana göre değil. Çalışmaya başlayayım dedim. Bir aile dostunun sayesinde, onunda çalıştığı bir düğün salonunda komi olarak işe girdim. Tabii benden önce kardeşim işe girdi. Asansörde insanları indirip bindiriyordu. Onun haftalık maaşını bekledim. Bir siyah kumaş pantolon ve bir gömlek almak için. Hayatında hiç tepsiyle bir şey taşımamış biri olarak, büyük bir tepsiye 12 ordöv tabağı alarak taşımak gerçekten çok zordu. Ayakta çok kaldığımız için pişik bile olmuştum. Ama eve ekmek ***ürmem lazımdı. Gece 3 te salondan çıktığımızda merkezler dışında otobüs ulaşımı yoktu. Yaklaşık 10 km o saatte yürüyerek eve gidiyordum. Bunların hepsi hayatta kalma mücadelesiydi. Şu satırlar yazarken bile duygulanmamak elde değil. Yaklaşık 2 ay çalıştıktan sonra bu tempoda çalışmanın bana göre olmadığını ve kabıma sığmamaya başladığımı anladım. Sonrasında yine bir tanıdık sayesinde bir marka dondurmacıya kaşıkçı olarak başladım. Artık sigortam vardı. Ve sosyal haklarım olmaya başlamıştı. Çalışma şartlarım düzelmişti.

Buradan çıkaracağınız üçüncü ders: Hiç bir zaman inancınızı kaybetmeyin. Azmedin. Rehavete kapılmayın. İyi arkadaşlar edinin. Allah'ı bolca anın. Sizi farklı yollara sevk edecek her şeyden kaçının. Öğrenmeye hep açık olun. Bir işin olmayacağını anladığınız zaman hemen ondan kurtulun.

Kaşıkçı olarak işe başladıktan yaklaşık 1 ay sonra yöneticilerim beni tezgahtar yaptı. Yine 1 ay olmadan kasiyer oldum. Hızla işimi öğreniyor ve herşeyi hakkıyla yapmaya çalışıyordum. İşe girdikten 4 ay sonra müdür yardımcısı olmuştum. 20 yaşındaydım. Yaşımdan dolayı müdür olamıyordum. Ve askerliğimi yapmamıştım. Açıktan üni okuduğum için tecilliydi. Ama ne zaman bir yönetici gelse yaştan dolayı mağaza müdürü olamıyordum. Tabii doğal olarak çok sinirleniyordum. Ve bu durumu anlayamıyordum. Şubenin bütün işleri bana kalmıştı. Müdürün bütün işlerini ben yapıyordum. Tabii müdür arazi :) Yönetim fiili olarak bana geçtiğindne beri ciroları 3 kat arttırmıştım. Ama yinede müdür yapmıyorlardı :) Sonra işi bırakmaya karar verdim. Bir kaç arkadaş bir araya geldik ve 2008 yılında talamarket.com adında bir e ticaret sitesi açtık. Bu tek başıma giriştiğim ilk işti. Plan yok program yok. Allah ne verdiyse diye girdiğim bir işti. İnternet üzerinden kozmetik işine girmiştim. İşler başta çok güzeldi. İlk ay 45 bin ciroya ulaşmıştım. 2.ay yine aynı şekilde. 75 kuruşa aldığım ürünü internette 16 TL ye satıyordum. Tabi ürünleri İrandan alıyordum. Fatura girişi yok. Satarken faturalı. Neyse. Sonrasında Başka e ticaret siteleri bizi hacklemeye başladı. Site 2 saat açık, 3 gün kapalı. İlk defa büyük balığın küçük balığı yuttuğu sisteme merhaba demiştim. Ticari ahlakın olmadığı acımasız dünyaydı bu. 4.ay siteyi kapatmak zorunda kaldık. Türkiye de e ticaret yasaları çok yakın zamanda çıktığından, sitemin olduğu zamanlarda bizi koruyan bir kamu sistemi yoktu. Sinirlendim ve bana saldırı yapan adamları bulmaya karar verdim. Bir kaç araştırmayla adamları buldum. Acıbadem de bir villa. Yaklaşık 20 çalışanı olan, bir sitesi yaklaşık 500 bin ciro yapan bir yer. Adamların cirolarından pay aldığımız için bizi batıran bir yerdi burası. Vay be demiştim adamlar sanal mafya demek ki. Tabii bunu onların yanına bırakmamaya karar verdim. İlk düşman kavramını da o zaman öğrendim. :) Bu ülkede paranız kadar adamsınız. Paranız yoksa ne adalet size tecelli eder ne de zor kullanarak hakkınızı alabilirsiniz. Bir kaç bağlantı yapıp silah edindim. Bazılarınız bu kadarı da fazla diyebilir ama çevremi çok iyi kullanmaya başlamıştım ve gençtim. Yeraltı yer üstü herkesle bağlantı yapmaya başlamıştım. Aklıma da başka yol gelmiyordu. Neyse cesaretimi topladım. Üzerime aldığım nevaleyle villanın yanına gittim. Şimdi yazdıkça o kadar güldüm ki kendime. Yahu be adam sen askerlik bile yapmadın ne anlarsın ateş etmekten. :D Velhasıl kelam elime silahı aldım. Nefesimi tuttum içeri girmeye karar verdim. Ölsünler bakalım benle uğraşmak neymiş anlasınlar diye içimden geçiriyorum. Bir anda olay namus meselesine dönmüştü sanki. Sonra tam karar vermişken babam karşımda belirdi ve bağırdı. Korkudan ne yapacağımı şaşırdım. İyi ki kendimi vurmadım. Bir ton azar yedikten sonra eve geri döndüm. (Merak edenler için söyleyeyim: Bu ülkede bir şey yapmak istiyorsanız ve paranız varsa, her şeyi yapabilirsiniz. Adaleti değiştirmekte dahil.)

Buradan çıkaracağınız dördüncü ders: Plansız programsız sakın iş yapmayın. Avrupalılar ve yahudiler gibi iş planı yapın. 100 liranız varsa 3 te 1 ini işe yatırın. Kalan 3 te 1 ini bankaya kalanı da unutun. Eğer iflas ederseniz paranızın 3 te 2 si sizde kalır. Herşeyi yatırmak ve kaybetmek Türk insanına özgü :) Kesinlikle taşınmaz yatırım yapın. Yapacağınız iş için 5 yıllık eylem planını oluşturun. Bir kaç bilene tanışın. Durumunuz var ise ticari danışman tutun. Emin olun bazı şeyleri göremediğinizde danışmanlar hayat kurtarır. Bakın bütün büyük firmaların danışmanları var. Kaba kuvvet hiç birşeyi çözmez demeyeceğim. Bazen işe yarar. Ama paranız var ise. Eğer paranız yok ise sakın bulaşmayın. Eğer o olayı gerçekleştirseydim hala içeride olurdum. Ve bu yazıyı yazamazdım. O zamanlar daha geniş bakma yetim olsaydı, sosyal medya da o firmayı karalardım. Veyahut o firmaya iş başvurusu yapardım. Bunlar daha ucuz ve etkili yöntemler ;)

İş yerimi kapattıktan sonra biraz daha tecrübelendim tabii. Devlete vergi nasıl verilir. Sistemin açıkları nedir. Ne gibi yasal mevzuat var öğrenmeye çalıştım. Ve yine uluslar arası bir kahve firmasında çalışmaya başladım. Ayı yükselme olayını bu firma da da yaşadım. Yine yaştan dolayı takıldım. Başka firmaya geçtim. Yine aynı, yine aynı. Beni başkan yaptırmadılar :D

Buradan çıkaracağınız beşinci ders: Her şeyin bir zamanı var. Sabırlı olun. Beklediğiniz şeyden eminseniz ve olmuyorsa emin olun zamanı gelmediği için olmuyordur.
Çalıştığım yerlerde sebat etseydim, muhtemelen o firmaların genel müdürü olmuştum. ( Dipnot: Yetiştirdiğim adamların en yeteneksizi bile şuan bölge müdürü)

İkinci iş olarak yine kozmetiği seçtim. Sırf parası var diye biriyle ortak hareket ettim. Bu sefer toptan olarak yapıyorduk. Ama tutunamadık. Ortak her şeye burnunu soktu ve artık işi yapılmaz hale getirdi. Sonuç olarak battık ve hayatımda yeni bir tecrübe daha öğrenmiş oldum.

Buradan çıkarmanız gereken altıncı ders: Ortaklarınızı iyi seçin. Eşinizden, annenizden ve ailenizden daha çok göreceğiniz biriyle birlikte olacağınız ilkesiyle hareket edin. Evlilik gibi düşünün. Sırf parası var diye sakın ortak olmayın. İş yapmayın ama başınızda ağırmasın.

Ve yine çalışmaya başladım. Bu sefer çalışacağım yerde uzun bir zaman geçirmek için azmettim. İyi veya kötü. Bir kahve firmasında tekrar çalışmaya başladım. En baştan başladım. Barista oldum. Sonra şef. Sonra Müdür yardımcısı. Sonra barlardan sorumlu eğitimci. Ve sonunda Türkiye bar yöneticisi oldum. 200 şube bana bağlıydı. Artık sene 2011 olmuşu. Kendimi başkan yaptırmıştım :)
Ama bu seferde kendime koyduğum hedefe ulaştığımda boşluğa düştüm. Günde 8 saat mesaim vardı ama ben 4 saat anca çalışıyordum. Resmen işten soğumuştum. Acaba tükenmişlik mi yaşıyordum? Bu zamana kadar geçen sürede istediğim yere ulaşmıştım. KOSGEB ten iki kere destek kazanmıştım. Ama sonunda neden bu durumda olduğumu buldum. Ben ticaret ile mutlu oluyordum. Ticaretin tadını alan kolay kolay çalışamazdı. Ve istifa ettim.

KOSGEB konusunu anlatmadım. Bu konudan da bahsetmek isterim. 2008 ve 2010 da iki kere eğitimlere katıldım ve proje hazırladım. İlk projem 2008 yılında Bianca Coffee projesiydi. Kosgeb yarışmasına katıldım. O zamanlar başvuru yaptığınızda herkesi desteklemiyorlardı. Türkiye genelinde binlerce başvuru arasından 50 projeyi Avrupa fonlarıyla destekleyeceklerdi. Avrupadan gelen heyetten de geçmek zorundaydınız. İlk 50 proje arasına girdim ve 6 aylık proje sürecimi başarıyla tamamladım. Fakat güzel ülkem bana yine sıkıntı çıkardı. Yarışmada ödül kazanan 49 proje üretim 1 tanesi üretim dışıydı. Ve Kosgeb sadece üreticileri destekliyordu. Ama bende kazanmıştım. Neyse benim projeyi işleme aldılar. Devlet bana bir danışman atadı. Projem 8 m2 express coffee shop lardı. Hani şimdilerde metrolarda ve sağda solda meydanlar da olanlar varya onlar işte. İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı Kadir Topbaşın özel kalemine kadar çıktık. Tabii belediyenin o zamanlar bu alanlarla alakalı tasarrufu yok. Projeyi sunduk. Beğendiler. Devlette bana bunun için 100 bin TL veriyor. Belediyedeki soysuzlar bana demez mi " Bu proje para basacak. Bize 1 milyon verin." diye. Şok olmuştum. Rüşvet denilen olayla ilk defa karşılaşmıştım. Ya arkadaş dedim, devlet bana 100 verdi sen 1 istedin. Kalan 900 ü nerden bulucam. Dalgamı geçiyorsunuz? dedim. Ve o defterde böylece kapandı. Belediyelerde ne rüşvet döndüğünü anlamış oldum. Bu arada benim proje sayesinde hizmet sektörüne kapalı olan KOSGEB, benim projeden 2 sene sonra bakanlar kurulu toplantısı sonucunda, tüzüğüne ekleterek hizmet sektörüne de açılmış oldu. Bizim devlet maalesef böyle. Olmayanı kazandık. Hata olmuş dediler. 2 sene de anca toplandılar. 2 sene sonra sizin sayenizde bu düzenlemeyi yaptık, teşekkür ederiz diyen bile olmadı :D

Yazı baya uzun oldu arkadaşlar. Yazarken olayları tekrar yaşadım. Biraz yoruldum. Devamını da müsait bir zamanda tekrar yazacağım. Hakkınızı helal edin. Zamanınızı aldım.

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Gyda
yazınızı sonuna kadar okudum, uzun ve güzel bir yazı olmuş, yalnız atladığınız yada farkında olmadığınız bir şeyi de ben hatırlatmak isterim. Babanızın size zor durumlarını yansıtmaması konusunda.
özgüven çok önemli biliyorsunuz, eğer bir insan çocukluğunda fakirlik çekerse, daha da acısı örselenirse maalesef özgüvensiz olarak yetişiyor, bu da sonrasında ticarete atılmasını zorlaştırıyor, ne kadar kafası iyi çalışsa da hep çekingen kalıyor, sizin buradaki avantajınız 18-19 yaşına kadar rahat yaşamış olmanız, çünkü bir şeyler yapabilmek bu yaşlardan sonra daha kolay, eğer bu olayları 10-12 yaşında yaşasaydınız bu kadar iş yapmak ve başarılı olmak konusunda çok zorluk çekerdiniz.

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Saty? / Pazarlama
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - ironik
merhabalar ben 2004 ten beri ticaretin içindeyim şimdiye kadar 2 kez iflas ettim ,şuan işlerin iyi Allah ıma bin şükür üstelik şuanki işimi söyleyince yok artık diyeceksiniz inanmayana dükkanımın hertürlü resmini atarım ama önce batan işlerimden bahsetmek istiyorum,


teşekkürler gerçekten detaylı ve gerçekçi bir yazı olmuş eminimki bir işletme açmayı düşünen arkadaşlara epey faydası olacak

Yerleşim Türkiye / ÇanakkaleMeslek Asker
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - cnkslmn
Arkadaşlar merhaba,
Şuan 30 yaşındayım ve bu yaşıma kadar 4 kere kendim olmak üzere 2 kere de aile şirketlerimizin batışını gördüm. :) İflas konusunda azda olsa tecrübeli sayılırım. Her batışım bir önceki batışımdan daha külfetli oldu. En son 2017 yılında batışım 1.5 Milyon TL idi. Kısaca biz özet geçeyim sizde çıkarmanız gereken dersi çıkarırsınız...


teşekkürler cnkslmn hikaye/roman tadında bir yazı olmuş :) ikinci bölümünü heycanla bekliyoruz :)

Yerleşim Türkiye / ÇanakkaleMeslek Asker
valla dostum kendi geçmişini okurken adeta beni anlatmışsın.okurken hem duygulandım hemde üzüldüm ama umarım cesaretını ve azminden asla vaz gecme.cesaretli insana kolay hayat yok .hep savaşmak gerekiyor

Yerleşim Türkiye / ManisaMeslek Tekstil
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - cnkslmn
Arkadaşlar merhaba,
Şuan 30 yaşındayım ve bu yaşıma kadar 4 kere kendim olmak üzere 2 kere de aile şirketlerimizin batışını gördüm. :) İflas konusunda azda olsa tecrübeli sayılırım. Her batışım bir önceki batışımdan daha külfetli oldu. En son 2017 yılında batışım 1.5 Milyon TL idi. Kısaca biz özet geçeyim sizde çıkarmanız gereken dersi çıkarırsınız...
* İlk olarak 2001 krizinde babamın milyonlarca lirasının erimesine şahit oldum. Tabii o zamanlar öğrenci olduğumuzdan saolsun babam bize fazla fark ettirmedi. Allah razı olsun taştan ekmeğini çıkaran bir adam. Bir sürü şirketinin zor duruma düşmesi bile onu yıldırmadı. Birçok hatası vardı tabi. Bunları sırasıyla anlatacağım.
*2006 yılının sonunda babamın bütün şirketleri batmıştı. Toplam iş hacmi olarak 150 milyon TL seviyesinde şirketlerdi. Mobilya, Galeri, kömür, Medikal sanayi üretim, ithalat-ihracat gibi iş kollarında bulunuyordu. Arabalar yatlar katlar hepsi gitmişti. Sadece üzerinde kısmi ipotek olan bir evimiz ve bir arabamız kalmıştı. Normalde bu tarz bir travma sonucunda istenmeyen bir çok şey olur. Ama soğuk kanlı olmak çok önemli. Herşeyden önemli olan yüce bir yaratıcının olması. Nasip diyecek gerekli şeylerden de ders çıkaracaksınız. Bir hikaye anlatmak isterim. 2006 sonları ve herşey bitmiş bizim için. Babamla işe giderken hep bir meydan dan geçerdik. Babamda hep böbürlenerek meydanda oturan adamlara" Şu bankta oturanlara bak. İşleri güçleri yok mu bunların? Oturana Allah verir mi?" derdi. Tabi meydandan geçerken altında son model jipler olurdu. Yıllar sonra o meydan da babamla birlikte bankta oturuyorduk. Sonra yolda geçen siyah babamın jipinden gördüm ve gülmeye başladım. Dedim ki" Baba bak senin arabandan. Hep burada oturan adamlara laf ederdin. Şimdi kendin oturuyorsun." dedim. O da güldü. Tabi ağlanacak halimize gülmek yakışırdı bize...

Şuana kadar anlattığım olaylardan çıkaracağınız ilk ders : " Sakın böbürlenmeyin, ayıplamayın ve büyük KONUŞMAYIN"
HADİS : Kınadığınız şey başınıza gelmedikçe ölmezsiniz. Hz. Muhammed (s.a.v)

Bu tecrübeyi gerçekten kendinize katarsanız emin olun batmanın yarsını aşmış olursunuz. Konuya dönecek olursam, sonralarda tabii evde yiyecek ekmeğimiz yok. Hiç bir mal kalmadı. Araba ve evi yok paraya satmaya çalışıyoruz satılmıyor. Para varken gemide bir sürü fare vardı. Gemi batınca herkes kaçtı. Kimse borç vermiyor.
NE yapsak diye kara kara düşünüyoruz. Babam evden erken çıkıp öğleden sonra eve gelmeye başladı. Her gelişinde evin temel ihtiyaçlarını getiriyordu. Bu adam ne yapıyor? diye sorardık kendimize. Bir gün bir komşumuz bize söyleyene kadar bilmezdik babamın ne iş yaptığını. Meğer pazarlara çıkıp işportacılık yapıyormuş. İşte o an içime bir hançer saplandı. O adam o haliyle gidip ekmek parası kazanmaya çalışıyormuş. Arabaya koyacak benzin parası olmadığından eminönüne vapurla geçip, topal ayağına rağmen onca yükü sırtlayıp pazarlarda satış yapıyormuş. O zamanlar 18 - 19 yaşındayım. El bebek gül bebek lüks içinde büyütülmüştüm. Ama bu haberi duyduğumda artık benimde yapmam gereken şeyler var dedim. Cesaretimi topladım ve bende pazara çıktım. İlk başlarda zordu satış yapmak. İnsanların sizi hakir görmesi, kimsenin umurunda olmamanız sizi gerçekten çok üzüyor. Akrabalarınız sizi arayıp sormuyor. Gerçek dostlarınız haricinde kimse sizi sormuyor.

Buradan çıkaracağınız ikinci ders: Durumunuz iyiken kimsenin gerçek yüzünü göremezsiniz. Ne arkadaşlarınızın ne de akrabalarınızın. Mutlaka hepsini denemeye çalışın. Haddinden fazla kimseye değer vermeyin. Gerçek dostlar edinin. Ya gerçekten birilerine yardım edin ya da hiç etmeyin. Ortasında bir yardım gereksiz bir yardımdır.

Baktım ki işportacılık bana göre değil. Çalışmaya başlayayım dedim. Bir aile dostunun sayesinde, onunda çalıştığı bir düğün salonunda komi olarak işe girdim. Tabii benden önce kardeşim işe girdi. Asansörde insanları indirip bindiriyordu. Onun haftalık maaşını bekledim. Bir siyah kumaş pantolon ve bir gömlek almak için. Hayatında hiç tepsiyle bir şey taşımamış biri olarak, büyük bir tepsiye 12 ordöv tabağı alarak taşımak gerçekten çok zordu. Ayakta çok kaldığımız için pişik bile olmuştum. Ama eve ekmek ***ürmem lazımdı. Gece 3 te salondan çıktığımızda merkezler dışında otobüs ulaşımı yoktu. Yaklaşık 10 km o saatte yürüyerek eve gidiyordum. Bunların hepsi hayatta kalma mücadelesiydi. Şu satırlar yazarken bile duygulanmamak elde değil. Yaklaşık 2 ay çalıştıktan sonra bu tempoda çalışmanın bana göre olmadığını ve kabıma sığmamaya başladığımı anladım. Sonrasında yine bir tanıdık sayesinde bir marka dondurmacıya kaşıkçı olarak başladım. Artık sigortam vardı. Ve sosyal haklarım olmaya başlamıştı. Çalışma şartlarım düzelmişti.

Buradan çıkaracağınız üçüncü ders: Hiç bir zaman inancınızı kaybetmeyin. Azmedin. Rehavete kapılmayın. İyi arkadaşlar edinin. Allah'ı bolca anın. Sizi farklı yollara sevk edecek her şeyden kaçının. Öğrenmeye hep açık olun. Bir işin olmayacağını anladığınız zaman hemen ondan kurtulun.

Kaşıkçı olarak işe başladıktan yaklaşık 1 ay sonra yöneticilerim beni tezgahtar yaptı. Yine 1 ay olmadan kasiyer oldum. Hızla işimi öğreniyor ve herşeyi hakkıyla yapmaya çalışıyordum. İşe girdikten 4 ay sonra müdür yardımcısı olmuştum. 20 yaşındaydım. Yaşımdan dolayı müdür olamıyordum. Ve askerliğimi yapmamıştım. Açıktan üni okuduğum için tecilliydi. Ama ne zaman bir yönetici gelse yaştan dolayı mağaza müdürü olamıyordum. Tabii doğal olarak çok sinirleniyordum. Ve bu durumu anlayamıyordum. Şubenin bütün işleri bana kalmıştı. Müdürün bütün işlerini ben yapıyordum. Tabii müdür arazi :) Yönetim fiili olarak bana geçtiğindne beri ciroları 3 kat arttırmıştım. Ama yinede müdür yapmıyorlardı :) Sonra işi bırakmaya karar verdim. Bir kaç arkadaş bir araya geldik ve 2008 yılında talamarket.com adında bir e ticaret sitesi açtık. Bu tek başıma giriştiğim ilk işti. Plan yok program yok. Allah ne verdiyse diye girdiğim bir işti. İnternet üzerinden kozmetik işine girmiştim. İşler başta çok güzeldi. İlk ay 45 bin ciroya ulaşmıştım. 2.ay yine aynı şekilde. 75 kuruşa aldığım ürünü internette 16 TL ye satıyordum. Tabi ürünleri İrandan alıyordum. Fatura girişi yok. Satarken faturalı. Neyse. Sonrasında Başka e ticaret siteleri bizi hacklemeye başladı. Site 2 saat açık, 3 gün kapalı. İlk defa büyük balığın küçük balığı yuttuğu sisteme merhaba demiştim. Ticari ahlakın olmadığı acımasız dünyaydı bu. 4.ay siteyi kapatmak zorunda kaldık. Türkiye de e ticaret yasaları çok yakın zamanda çıktığından, sitemin olduğu zamanlarda bizi koruyan bir kamu sistemi yoktu. Sinirlendim ve bana saldırı yapan adamları bulmaya karar verdim. Bir kaç araştırmayla adamları buldum. Acıbadem de bir villa. Yaklaşık 20 çalışanı olan, bir sitesi yaklaşık 500 bin ciro yapan bir yer. Adamların cirolarından pay aldığımız için bizi batıran bir yerdi burası. Vay be demiştim adamlar sanal mafya demek ki. Tabii bunu onların yanına bırakmamaya karar verdim. İlk düşman kavramını da o zaman öğrendim. :) Bu ülkede paranız kadar adamsınız. Paranız yoksa ne adalet size tecelli eder ne de zor kullanarak hakkınızı alabilirsiniz. Bir kaç bağlantı yapıp 2 adet el bombası edindim. Bazılarınız bu kadarı da fazla diyebilir ama çevremi çok iyi kullanmaya başlamıştım ve gençtim. Yeraltı yer üstü herkesle bağlantı yapmaya başlamıştım. Aklıma da başka yol gelmiyordu. Neyse cesaretimi topladım. Üzerime aldığım nevaleyle villanın yanına gittim. Şimdi yazdıkça o kadar güldüm ki kendime. Yahu be adam sen askerlik bile yapmadın ne anlarsın bomba atmaktan. :D Velhasıl kelam elime bombayı aldım. Pimini çekip içeri atacağım. Ölsünler bakalım benle uğraşmak neymiş anlasınlar diye içimden geçiriyorum. Bir anda olay namus meselesine dönmüştü sanki. Sonra tam karar vermişken babam karşımda belirdi ve bağırdı. Korkudan ne yapacağımı şaşırdım. İyi ki kendime patlatmamışım. Bir ton azar yedikten sonra eve geri döndüm. (Merak edenler için söyleyeyim: Bu ülkede bir şey yapmak istiyorsanız ve paranız varsa, her şeyi yapabilirsiniz. Adaleti değiştirmekte dahil.)

Buradan çıkaracağınız dördüncü ders: Plansız programsız sakın iş yapmayın. Avrupalılar ve yahudiler gibi iş planı yapın. 100 liranız varsa 3 te 1 ini işe yatırın. Kalan 3 te 1 ini bankaya kalanı da unutun. Eğer iflas ederseniz paranızın 3 te 2 si sizde kalır. Herşeyi yatırmak ve kaybetmek Türk insanına özgü :) Kesinlikle taşınmaz yatırım yapın. Yapacağınız iş için 5 yıllık eylem planını oluşturun. Bir kaç bilene tanışın. Durumunuz var ise ticari danışman tutun. Emin olun bazı şeyleri göremediğinizde danışmanlar hayat kurtarır. Bakın bütün büyük firmaların danışmanları var. Kaba kuvvet hiç birşeyi çözmez demeyeceğim. Bazen işe yarar. Ama paranız var ise. Eğer paranız yok ise sakın bulaşmayın. Eğer o olayı gerçekleştirseydim hala içeride olurdum. Ve bu yazıyı yazamazdım. O zamanlar daha geniş bakma yetim olsaydı, sosyal medya da o firmayı karalardım. Veyahut o firmaya iş başvurusu yapardım. Bunlar daha ucuz ve etkili yöntemler ;)

İş yerimi kapattıktan sonra biraz daha tecrübelendim tabii. Devlete vergi nasıl verilir. Sistemin açıkları nedir. Ne gibi yasal mevzuat var öğrenmeye çalıştım. Ve yine uluslar arası bir kahve firmasında çalışmaya başladım. Ayı yükselme olayını bu firma da da yaşadım. Yine yaştan dolayı takıldım. Başka firmaya geçtim. Yine aynı, yine aynı. Beni başkan yaptırmadılar :D

Buradan çıkaracağınız beşinci ders: Her şeyin bir zamanı var. Sabırlı olun. Beklediğiniz şeyden eminseniz ve olmuyorsa emin olun zamanı gelmediği için olmuyordur.
Çalıştığım yerlerde sebat etseydim, muhtemelen o firmaların genel müdürü olmuştum. ( Dipnot: Yetiştirdiğim adamların en yeteneksizi bile şuan bölge müdürü)

İkinci iş olarak yine kozmetiği seçtim. Sırf parası var diye biriyle ortak hareket ettim. Bu sefer toptan olarak yapıyorduk. Ama tutunamadık. Ortak her şeye burnunu soktu ve artık işi yapılmaz hale getirdi. Sonuç olarak battık ve hayatımda yeni bir tecrübe daha öğrenmiş oldum.

Buradan çıkarmanız gereken altıncı ders: Ortaklarınızı iyi seçin. Eşinizden, annenizden ve ailenizden daha çok göreceğiniz biriyle birlikte olacağınız ilkesiyle hareket edin. Evlilik gibi düşünün. Sırf parası var diye sakın ortak olmayın. İş yapmayın ama başınızda ağırmasın.

Ve yine çalışmaya başladım. Bu sefer çalışacağım yerde uzun bir zaman geçirmek için azmettim. İyi veya kötü. Bir kahve firmasında tekrar çalışmaya başladım. En baştan başladım. Barista oldum. Sonra şef. Sonra Müdür yardımcısı. Sonra barlardan sorumlu eğitimci. Ve sonunda Türkiye bar yöneticisi oldum. 200 şube bana bağlıydı. Artık sene 2011 olmuşu. Kendimi başkan yaptırmıştım :)
Ama bu seferde kendime koyduğum hedefe ulaştığımda boşluğa düştüm. Günde 8 saat mesaim vardı ama ben 4 saat anca çalışıyordum. Resmen işten soğumuştum. Acaba tükenmişlik mi yaşıyordum? Bu zamana kadar geçen sürede istediğim yere ulaşmıştım. KOSGEB ten iki kere destek kazanmıştım. Ama sonunda neden bu durumda olduğumu buldum. Ben ticaret ile mutlu oluyordum. Ticaretin tadını alan kolay kolay çalışamazdı. Ve istifa ettim.

KOSGEB konusunu anlatmadım. Bu konudan da bahsetmek isterim. 2008 ve 2010 da iki kere eğitimlere katıldım ve proje hazırladım. İlk projem 2008 yılında Bianca Coffee projesiydi. Kosgeb yarışmasına katıldım. O zamanlar başvuru yaptığınızda herkesi desteklemiyorlardı. Türkiye genelinde binlerce başvuru arasından 50 projeyi Avrupa fonlarıyla destekleyeceklerdi. Avrupadan gelen heyetten de geçmek zorundaydınız. İlk 50 proje arasına girdim ve 6 aylık proje sürecimi başarıyla tamamladım. Fakat güzel ülkem bana yine sıkıntı çıkardı. Yarışmada ödül kazanan 49 proje üretim 1 tanesi üretim dışıydı. Ve Kosgeb sadece üreticileri destekliyordu. Ama bende kazanmıştım. Neyse benim projeyi işleme aldılar. Devlet bana bir danışman atadı. Projem 8 m2 express coffee shop lardı. Hani şimdilerde metrolarda ve sağda solda meydanlar da olanlar varya onlar işte. İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı Kadir Topbaşın özel kalemine kadar çıktık. Tabii belediyenin o zamanlar bu alanlarla alakalı tasarrufu yok. Projeyi sunduk. Beğendiler. Devlette bana bunun için 100 bin TL veriyor. Belediyedeki soysuzlar bana demez mi " Bu proje para basacak. Bize 1 milyon verin." diye. Şok olmuştum. Rüşvet denilen olayla ilk defa karşılaşmıştım. Ya arkadaş dedim, devlet bana 100 verdi sen 1 istedin. Kalan 900 ü nerden bulucam. Dalgamı geçiyorsunuz? dedim. Ve o defterde böylece kapandı. Belediyelerde ne rüşvet döndüğünü anlamış oldum. Bu arada benim proje sayesinde hizmet sektörüne kapalı olan KOSGEB, benim projeden 2 sene sonra bakanlar kurulu toplantısı sonucunda, tüzüğüne ekleterek hizmet sektörüne de açılmış oldu. Bizim devlet maalesef böyle. Olmayanı kazandık. Hata olmuş dediler. 2 sene de anca toplandılar. 2 sene sonra sizin sayenizde bu düzenlemeyi yaptık, teşekkür ederiz diyen bile olmadı :D

Yazı baya uzun oldu arkadaşlar. Yazarken olayları tekrar yaşadım. Biraz yoruldum. Devamını da müsait bir zamanda tekrar yazacağım. Hakkınızı helal edin. Zamanınızı aldım.


Bir solukta okudum gerçekten roman yaz alıp okuyalım demek geldi içimden devamını bekliyoruz:)
www.arazioutdoor.com

Yerleşim Türkiye / KocaeliMeslek Di?er
Arkadaşlar güzel yorumlarınız için teşekkür ederim. Nişana davetliydim bugün. Yazmaya başlayınca yazayım biraz dedim. Bazı noktaları doğal olarak atladım ve değinemedim. Eğer bir hikaye kadar uzun yazma zamanım olsaydı, nokta virgül anlık düşüncelerimi ve birçok detayı daha anlatabilirdim. Fazla zamanınızı almamak için kestirmeden gidiyorum. :) Babam gerçek bir ticaret adamıydı. Bize bir şey yansıtmazdı. Bir arkadaşımızın dediği gibi eğer yansıtsaydı belki de cesaretim kırılmış olurdu. Ama nasipte ticarete devam etmek varmış. Hafta içi de hikayemin kalanını sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyacağım. Başka arkadaşlarımızın da hikayeleri var ise paylaşmalarını rica edeceğim. Bedavaya tecrübe öğrenmek kim istemez ki :)

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Gyda
arkadaşım, ticaret , hatta tecrübe maalesefki burda bilgisayar başında olmuyor. burdan sana katkı verecek , faydalı olabilecek fikirler edinirsin tabi ama BUNLARLA OLMAZZZZZZZZZ.
aynı cadde üzerinde bir ayakkabıcı çok iyi kazanırken diğeri satış yapamadığından batabilir, bunun gibi daha birçok örnek verebilirim. sen birde askersin, ticaretin t sini bilmezsin. az önce ayakkabıcı örneğinde belirttiğim gibi , aynı konuda 1 kişi olumlu yazarken 1 kişi olumsuz yazar, neye göre karar vereceksin ??? çıraklığını yapmadığın hiçbir işin ustalığımı , patronluğunu yapamazsın.......
nefes alıyorsak umut var demektir

Yerleşim Türkiye / YzmirMeslek Esnaf
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - ege sehpa
arkadaşım, ticaret , hatta tecrübe maalesefki burda bilgisayar başında olmuyor. burdan sana katkı verecek , faydalı olabilecek fikirler edinirsin tabi ama BUNLARLA OLMAZZZZZZZZZ.
aynı cadde üzerinde bir ayakkabıcı çok iyi kazanırken diğeri satış yapamadığından batabilir, bunun gibi daha birçok örnek verebilirim. sen birde askersin, ticaretin t sini bilmezsin. az önce ayakkabıcı örneğinde belirttiğim gibi , aynı konuda 1 kişi olumlu yazarken 1 kişi olumsuz yazar, neye göre karar vereceksin ??? çıraklığını yapmadığın hiçbir işin ustalığımı , patronluğunu yapamazsın.......

Yerleşim Türkiye / KocaeliMeslek Esnaf
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - ikare
çok güzel bi başlık ama herkesin askerde nasıl arazi olduğunu yada nasıl rahat askerlik yaptığını anlatıp hiç ot yolduğunu tuvalet yıkadığını anlatmaması gibi burda da kolay kolay kimsenin şu işi yapıyordum şu nedenle battım şimdi de şunu yapıyorum diyeceğine ihtimal vermiyorum...

keşke anlatsalar da hepimiz ders alsak...


sırf senin için yazıyorum kardeşim inşallah birileri okur vede ders alır yaptığım hataları yapmaz lise mezunuyum 10 yıllık bir çıraklık kalfalık ustalık hayatımdan sonra kendi yerimi açmaya karar verdim ve çalıştığım iş yerindeki kişi yada kişiler sayesinde bu daha da hızlı oldu bundan tam 5 sene önce aldığım karar ve bismillah diyeceğim yanlız mobil yani kaçakmı çalışayım yoksa dukkan mı açayım derken eski işyerimde bir arakadaşım bende ayrılıcam beraber açalım ben çalışayım sen sahada ol söylemi ile ve allah 2 ortak kişin 3 üncü ortağıdır hadisi ile bismmillah dedik bu arada işimiz katlanır cam balkon neyse dukkan arıyoruz tabi cebte 5 kuruş yok küçük bir dukkan bulduk ee içerisi bomboş ne makina var ne maktap tornıvida bile 1 tane allah yardım eder dedik o babasına kredi çektirdi ben babama borç aldırdım bir araba birde takım taklavat aldık başladık ama öyle böyle değil kısa sürede herkes bizden söz etmeye başladı proje işleri alıyoruz derken 2 inci arabayı aldık tek çırakla başladığımız yola 10 kişi çalışır olduk işler yetişmez dukkan yetmz oldu velhasıl yanımdaki dukkanı kıraladım 1 ay sonra 2 dukkan aşağıyı ofis yaptım sonra onun yanını depo derken herkes bizi konuluyor dedikodu almış başını gidiyor ama biz kulak tıkayıp yoluma bakıyorduk o sıra polisan fabrikasına iş yapıyoruz ama aylık 50 bin gelirimiz var deidkki daha fazla yapalım makina alalım iyi güzel araştırma yaptık 30 40 bine alıyoruz tabi o sıra benim kendi şahsi araçlarım oldu ortağıma ev aldık bartır usulu evlerimiz var 2 tane dedik bunları satalım bunları yapalım makina alalım fuar geldi çattı gittik baktık bizim istediğimiz makina marka olunca 300 bin oldu :D dedik bu iş bizi aşar zaten bartırlardan dolayı borcumuz var rafa kaldırdık derken 2 ay sonra bir makinacı geldi ve kanımıza girdi o saaten sonra herşey tersine döndü ilk ders kesinlikle borçlanma ve bilmediğin işe atlama neyse devam edelim bir yer tutuk biraz büyük ama bina altı ama dukkan sahibi garanti veriyor problem çıkmaz ben varım sözleşmeyi yaptık 3 gün sonra makinacı geldi burası olmaz burada barındırmazla seni dedi bşz sözleşlemeyi iptal ettik yer bakmaya deva bu arada makina 220 bin e geldi bize makina bir taraftan yapılıyor biz yer arıyoruz işler devam ediyor derken bir yer bulduk tam 2300 metre kare içeride tırlar gezebiliyor 6 tane ofis falan derken 8500 kiralıdık burayı makina biraz gecikmeli olsada geldi tabi bu sırada dukkanda yaptığımız masraf 95 bini buldu o makina çalışması için elketirik tesisatı komporaser falanda cabası yani makina hattı bize 300 bini buldu o dönem dostlarım o kadar çokki anlatamam gelen gidenim hiç eksik olmuyor toptancılar kapımda bağlantı yapmak için koşturuyorlar bir görseniz kendimi fabrikatör olarak göremeye başladım neyse bu arada işler o kadar büyüdü ki kontrolümden çıktı ortak ile paylaştık işleri ama malsef o kanat o kadar soluk kaldıki resmen yetişemiyorum o sırada dukkanın ilk kredisi geldi ders iki dukkana kredi sokmayın faiz girmesin hayırdan çok zararı var ? devam edelim eşten dostan biraz borş derken 4 5 ay daha herşey yolunda gözüktü tabi burada bankalar ödenen yüksek çekleri gördükçe limitleri aştı aştı bizde dur demedik açıkcası tabi o dönem dostlarımızdan 50 istiyoruz 50 yüz istiyoruz 100 kimse yok demiyor böyle devam ediyoruz derken müthaitin tekinin çeki patladı ders 3 kesinlikle yüksek meblalı çek almayın derken biz bunları ödedik ama hep borç ile sonra bu işler duyulmaya başladı ders 4 kesinlikle durumunuzu kimse bilmesin iyiyse de kötüysede sonra ortak baktım mızmızlanıyor makinaya girmeseydik niye böyle yaptık falan arkadaş oldu bu bir kere şimdi ne yapalım ders 5 ortağınız kesinlikle en az sizin kadar yetenekli olsun ve korkmasın derken bayramda ayrıldık ortaktan malzeme ve borçlar bana o sıfır olarak devam edicek hayatına ? biz yaparız dedik ama çnce temizlenelim biraz küçülelim dükkandan çıkıcaz içeiride depotizo vede bir çok yaptığım masraf var dukkan sahibinin 4 fabrikası var birisi türkiyenin traktör lastik üresiticisi özka lastik önce çıkam skıntı yok ben idare ederim 5 6 ay para almam dedi ama biz yok istemeyiz masraf kalsın sen depozitomuzu ver yeter dedik ? tabi oda yalan oldu ders 6 kontratlarınızı kesinlikle avukat ile yapın derken çıktık ordan 3000 bine bir yere geçtik ve burda en baştan dedik sonra herkesi çağırdık kardeşim biz burdayız borcumuz borç ödicez ama şu şekil bazıları kabul etti bazıları avukata verdi bazıları senet yaptı derken 3 üncü gün en çok ticaret yaptığımız camcı ihtiyati haciz ile kapımıza dayandı bu ne demek çekimiz dün yazıldı bugun kapımızda adamlar neyse o zaman bu kadar bitik değiliz borç harç ödedik çekimizi aldık sonra yolumza bakalım deidk bu arada elimizde ne var satmaya çalışıyoruz makinayı falan geri verdik kısacası borçlarımızdan kurtulmanın peşindeyiz ama öyle olmuyor ilk dost kazığı bir başlıyor sonrası devam geliyor aksilikler 800 bin borç var napıcaz edicez ödicez derken sat sat öde yeni iş al öde derken 200 bin seviyeerine çektik ama kilit kaldık orda resmen ilerlemiyor etrafımızda dost dediğimiz kimse kalmadı elemanların maaşıno bu arada hiç eksiksiltemdim hep verdim belki vermesem onlarda gidicek hala daha 120 bin civarı borç var ama yok tıkandım hacizler öylece duruyor en büyük dersim kimseye dost deme düşmedikçe kimse ile ortak olma karın gibi sevmedikçe benim ortağım benim sayemde tanıdıklarıyla dostluklarına devam ama ben yanlızım yanlız kalmışım aslında kimsem yokmuş kısacası nasıl battığımın en büyük kantı kontrol edemeğim güç benim gücüm değil siz siz olun gücü paylaştırın sorumluluk verin belki o zaman işler değişir

Yerleşim Türkiye / KocaeliMeslek Esnaf
@hsyapı
malesef sizin hikayeniz çok karşılaştığım bir durum. firmaların geleceğe yönelik finansal projeksiyonlarını yapamamaları ve ilave olarak nakit akışları konusunda bilgi sahibi olmamaları onları sıkıntıya sokmakta.
Bunun bence iki nedeni var. (umarım söyleyeceklerimi yanlış anlamazsınız.)
malesef bizim iş kültürümüzde hala akıl almak, bir bilene danışmak çok büyük bir külfet gibi geliyor.
halbuki orada yapacakları ufak sayılabilecek harcamalar pek çok konuda onları rahatlatabilecek.

özellikle belli büyüklüğe ulaşan firmalar için hukuki ve finansal konularda danışmanlık almak ve fabrika, makine techizat, depodaki mallar vs. sigortalanması olmazsa olmazdır.
Finans
Yönetim
Denetim
Kredi Derecelendirme
Kurumsal Yönetim

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Dany?manlyk
Ülkece en büyük sorunlar:
1) İş denildiğinde insanlar tüccar kafası ile yapılan ticaret anlıyor. Bir şeyi toptan al - sat bu model artık dünyada bitme noktasında bunu görmek gerekli. Ya bir şeyler üretmek gerekir ya da al-sat yaptığınız şeyin HİZMET faaliyetlerini de vermeniz gerekiyor.
2) İş yapalım denildiğinde herkesin ooo şu işte çok para var diyerek o işe girmesi. Arkadaşlar anlamadığınız bir işe kısıtlı imkanlar ile girerseniz batma olasılığınız başarılı olma olasılığınızdan 10 kat daha fazladır.
3) Bir işi çok iyi biliyor olmanız size avantaj sağlar ancak bunun dışındaki faktörlerdeki durumu tatrıp tartamamak. Eksikliklerini bilip bilememek de önemli. Örneğin Pazarlama ve satışını nasıl yapacağım? Satın almalarda nasıl avantajlı olabilirim? Bunun için gereken ve yeterli bireysel ilişkilerim var mı? Beşeri ilişkilerimde bana yardımcı olacak kişiler var mı ve bana gerçekten yardımcı olurlar mı? Yoksa bu işler için bir ekip mi kurmalıyım gibi bir dizi iş planınız da olması gerekiyor.

Yani sadece paranızın olması veya sadece bir işi çok iyi biliyor olmanız yeterli değil. Bunların yanında vizyonunuz olmalı, değişikliğe açık olmalısınız, beşeri ilişkileriniz iyi olmalı veya beşeri ilişkilerini kullanabileceğiniz bir ekibiniz olmalı. Aksi halde olduğunuz yerde patinaj çekersiniz.
Tablo Uzmanından Alınır!
Türkiye'nin tablocusu: www.tablom.com

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Sanatçy
Arkadaşlar yazmaya devam edelim fakat biraz imla kurallarına dikkat ederek yazalım ki okuması bizim için daha kolay olsun. Ben de yazabilirim her an fakat çok uzun olacağı için biraz zaman alabilir :)
bul sat
al sat
çal sat

(yahudi atasözü)

Yerleşim Türkiye / YstanbulMeslek Medya