Konu yayın tarihi yukarıda gösterilir. Tarih bilgisi, içeriğin bugün de geçerli olduğunu göstermez.
Profil alanı ve konumu üyenin profil beyanına dayanabilir.
Sokrates ve eşi bir türlü iyi geçinemezlermiş. Bir gün eşi Sokrates'e verip veriştirmiş, ağzına geleni söylemiş. Bakmış kocası hiç bir tepki göstermiyor; bir kova suyu alıp başından aşağı boşaltmış.
Sokrat, gayet sakin:
"Bu kadar gökgürültüsünden sonra bir sağanak zaten bekliyordum" demiş.
Dünya nimetlerine önem vermeyen, yaşayış ve felsefesiyle ünlü filozof Diyojen, birgün çok dar sokakta zenginliğinden başka hiç bir şeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. İkisinden birinin kenara çekilmedikçe geçmek olanaksızdır. Mağrur ve zengin adam, Filozofa : - Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem. Bunun üzerine Diyojen kenara çekilerek, gayet sakin şu karşılığı verir: -Ben çekilirim
Bernard Shaw ile Churchill hiç geçinemez ve sık sık birbirlerini iğnelermiş. Bernard Shaw, bir oyununun ilk gecesine, Churchill' i davet etmiş ve davetiyeye de bir pusula iliştirmiş:
"Size iki kişilik davetiye gönderiyorum. Bir dostunuzu alıp gelebilirsiniz. Tabii dostunuz varsa."
Churchill, hemen cevap göndermiş: "Maalesef o gece başka bir yere söz verdiğim için oyununuzu seyretmeye gelemeyeceğim. İkinci gece gelebilirim, tabii oyununuz ikinci gece de oynarsa."
ismini hatırlayamadığım bir ingiliz yazar bir toplantıda, Amerikalı Mark Twain'i küçümsemek amacıyla amerikanın yeni kurulmuş bir ülke olmasını kullanarak:
-Dostum kültür birikiminiz edebiyatınıza yansıyor(!). Tarihinizi araştırmayı hiç düşündünüzmü?
Sonra gülerek alaycı bir biçimde eklemiş:
-Tabi dedenizden öteye gidebilirseniz.
Mark Twain gayet sakin cevap vermiş:
-Bu araştırmayı sizin de yapmanız gerekir. Tabi babanızı bulabilirseniz...
Kulaklarının büyüklüğü ile ünlü Galile ye hasımlarından biri: -Efendim kulaklarınız bir insan için büyük değilmi? Galile cevaplamış: -Doğru, benim kulaklarım bir insan için büyük ama, seninkile bir eşşek için küçük sayılmaz mı?
Mevlana hazretleri, talebelerinden biriyle yürürken, yol kenarında bir kaç köpeğin sarmaş dolaş uyuduklarını görürler. Yanındaki talebesi: -Ne güzel bir kardeşlik örneği, der. Keşke insanlarda bundan ibret alsa. Mevlana tebessüm ederek karşılık verir. -Aralarına bir kemik atıver de görüver kardeşliklerini...
Bir doktor, alkolsüz bira içilir mi diye soran bir hastasına, Nasrettin Hoca nın şu fıkrasıyla cevap vermiş. Adamın biri Nasrettin hoca ya: -Tuvalette bişey yemek caizmidir? diye sorunca, Hoca: -Caizdir demiş. Ama içerde başka bir şey yediğini zannederlerse, ne diyeceksin?
Yavuz Sultan Selim, birçok Osmanlı padişahı gibi sefere çıkacağı yerleri gizli tutarmış. Bir sefer hazırlığında, vezirlerinden biri ısrarla seferin yapılacağı ülkeyi sorunca, Yavuz ona: "Sen sır saklamayı bilir misin?" diye sormuş. Vezir: "Evet hünkarım, bilirim" dediğinde, Yavuz cevabı yapıştırmış: "İyi, ben de bilirim."
Birgün Necip Fazıl hoşlanmadığı biriyle yemek yemek zorunda kalmış. Yemek için bir lokantaya gidip, bir masaya oturmuşlar. Garson siparişleri almak için masalarına gelip: -Hoş geldiniz efendim, ne arzu etmiştiniz? diye sorar. Necip Fazıl ile yemeğe gelen adam siparişini verir: -Pilavın üstüne et. Bunun üzerine garson Necip Fazıla dönerek Siparişini sorar. Üstad da şöyle der: -Benim pilavın üstüne etme!
Dünya nimetlerine ehemmiyet vermeyen yaşayış ve felsefesiyle ünlü filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir. Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa: "Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem" der. Diyojen, kenara çekilerek gayet sakin şu karşılığı verir:"Ben çekilirim."
İnsan yiğitlikte Zaloğlu Rüstem bile olsa, Hamza'dan bile cesur olsa yine de hükmetme konusunda kadının esiridir. Görünüşte su, ateşten üstündür..... Fakat ikisinin arasına bir tencere (sevgi) girdi mi ateş o suyu kaynatır, buharlaştırır, yok eder. Görünüşte su, nasıl ateşten üstünse, sen de kadından üstünsün; fakat hakikatte ona mağlupsun, onu istemektesin".
Benim çok hoşuma gitmişti o yıllarda, Özal Cumhurbaşkanı, Erdal İnönü Ana muhalefet Lideri idi. Erdal İnönü Hükümeti eleştiriyordu sağda solda. Özal; İnönü'ye cevap vermek için "bıraksın bu işleri, onu gören de Türkiye kıtlık içinde kıvranan bir ülkesi sanacak" demişti.(biliyorsunuz Erdal İnönü oldukça uzun boylu ve çok zayıf bir yapıda biridir.) İnönü'nün cevabına çok gülmüştüm. Tam taşı gediğine koymuştu anlayacağınız. "Özal'ı gören de bunun sebebinin ne olduğunu anlar" demişti.
Kulaklarının büyüklüğü ile ünlü Galile' ye hasımlarından biri: "Efendim" demiş, "Kulaklarınız, bir insan için biraz büyük degil mi?" Galile: "Doğru" demiş, "Benim kulaklarım bir insan için biraz büyük ama, seninkiler bir eşek için fazla küçük sayılmaz mı?"
Tiyatroda, ünlü oyuncu rolü gereği uşaklarına bağırır: -Atımı getirin! O sırada münasebetsiz bir seyirci: -Eşek olsa olmaz mı? diye seslenir. Oyuncu hiç istifini bozmaz: -Hay hay! Buyrun beyfendi...
Tarihimizde "Kafkas Kartalı" diye geçmiş olan Şeyh Şamil, yüzbinlerce Rus ordularını birkaç arkadaşıyla yıllarca uğraştıran kahramandır. Az bir kuvvetle uzun yıllar sürdürdüğü mücadelesini, esaretinden sonra aynı şekilde devam ettirmiştir. Ruslara esir düştüğünde; Yemek esnasında Şeyh Şamil in iştahlı iştahlı yemek yediğini gören Çar' ın: -Kumandan, bu iştahla beni de yiyeceğinizden korkuyorum. Demesi üzerine etrafındakilerin kahkahaya boğuluşları uzun sürmemiş. Kafkas Kartalı: -Çar hazretleri kaygılanmayınız. Ben Elhamdulillah müslümanım. Dinimizde domuz eti yemek haramdır.
Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Gizlilik Prensiplerimiz