Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

29/03/2008 : 12:24:37
İş toplantıları her zaman verimsiz ve yararsız olmak zorunda mı?

Kime isterseniz sorun: Herkes ‘toplantı’ denen şeyin ne kadar yararsız ve sıkıcı olduğunu anlatır. Herkes toplantılardan nefret ediyorsa, niçin bu kadar çok toplantı yapmak zorunda kalıyoruz?

Kuzey Carolina Üniversitesi endüstri organizasyonları psikolojisi uzmanı Prof.
Steven Rogelberg ve bir grup meslektaşının yaptığı araştırmada işdünyasından seçilen deneklere “En son toplantınız nasıl geçti?” sorusu soruldu. Cevapların yüzde 69’u “İyi geçti” derken toplantının kötü geçtiğini söyleyenlerin oranı yüzde 16’da kaldı. Araştırmaya katılanların yarısı ‘iş hayatındaki’ toplantılardan şikayet ettiği halde bu kesimin yüzde 60’ı aynı zamanda ‘toplantıları o kadar önemsemediklerini, hatta toplantılarda iyi vakit bile geçirebildiklerini itiraf ettiler.

İdeal bir işgünün tanımlamaları istendiğinde ise araştırmaya katılanların neredeyse üçte ikisi “ideal bir iş gününde bir ya da iki toplantı olması gerektiğini” belirttiler.

Genel olarak insanların toplantılardan nefret ettiğinin söylemesiyle bireysel olarak bu toplantılardan ‘olumlu şekilde bahsedebilmesi’ aslında bir çelişki değil. Aksine iş hayatında toplantıların ‘arzu edilen bir şey’ olduğunu gösteriyor. Prof. Rogelberg’e göre toplantıları sevmediğimizi söylerken aslında biraz kendi bireyciliğimizi dışa vurmaktayız.

Bir toplantıdan sadece ‘bahsetmek’ bile toplantıya davet edilişimizi önemsediğimiz anlamına geliyor. Bizi yeterince ‘önemli’ buluyorlar ki bir toplantıya davet ediyorlar.

Chigago Üniversitesi İş İdaresi yüksek okulunda davranış bilimleri doçenti Nicholas Epley, “Sosyal bir temas imkanı olduğu için toplantı kavramına yönelik bir çekim" olduğunun altını çizerek “İzole bir ortamda çalışmakta olan biri ‘toplantıya çağrıldığında’ aslında memnun olmaktadır. Toplantı kavramından şikayetçi olsalar da, aslında ‘toplantıya çağrılmamak’ onların kabusu olurdu” diyor.

“Üstelik bir de şu açıdan bakın: Aslında hiçbir iş yapmadığınız halde çalışır görünmek için toplantılar eşsiz fırsatlardır. Sadece toplantıya gitmek bile ‘çalışmak’ anlamına gelmektedir çünkü.”

Samimi olarak “Başkalarının ne düşündüğünü, onların birbirleriyle konuşurken yaptığı espriyi ve bütün bu atmosferi beğeniyorum. Bana pozitif enerji veriyor çünkü” diyenler de var.

Bilhassa reklam ve medya dünyasında “yeni bir fikir ve ilham kıvılcımını” kapmak için başka birilerinin bizi kışkırtmasını ve ateşlemesini bekliyorsak, toplantılar –aslında başka bir amaca yönelik olarak düzenlenmiş olsalar bile- çok yaratıcı ve verimli süreçler olabilirler.

Bir sonraki toplantınıza asık suratla gitmemek için şimdi iyi bir sebebiniz var. Sahi sizin bir sonraki toplantınız saat kaçtaydı?

guncel.net