Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

18/10/2007 : 21:47:58
Büyük şair Yahya Kemal, bir yokuşu tırmanırken iyice nefes nefese kalmış.
Nihayet yokuşun sonlarına doğru, önünde alçak bir iskemle olan bir bakkala rastlamış.
İskemle şaire can simidi gibi gelmiş tabii.
Biraz sonra içeriden çıkan bakkal, "Buyurun efendim, ne alacaksınız" deyince büyük şair tebessüm etmiş:
"Birazcık nefes alacağım evladım!"
Kentlerin süpermarketlerce bir ağ gibi sarılmasından önce günlük hayatımızda daha çok yer tutan bakkallar, sadece nefes alınan yerler değil, hem ekonomik hem kültürel hayatımızın çok önemli unsurlarıydı.
Bakkaldan yarım ekmek, yarım yağ, ekmek arasına biraz peynir alınırdı.
Hatta çocukluğumdan hatırlıyorum; bakkallardan sıfır faizle "1 lira, 2.5 lira, 5 lira" gibi ufak tefek borç para bile alınırdı.
Ki bunlar veresiye defterine "elden" veya "elden nakit" gibi açıklamalarla kaydedilirdi.
Bakkal halden anlardı, bakkaldan utanılmazdı, bakkal icabında gece yarısı uykusundan bile uyandırılırdı, iki tane aspirin için.
Bakkallar sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel işlevleri de olan mekanlardı.
Yerine göre mahallelinin biraz siyaset konuştuğu minyatür bir meclis, yerine göre mahallesine ve komşularına dair hastalık, doğum, evlenme, boşanma vs birçok taze ve sıcak haberleri aldığı küçük bir medya merkezi, yerine göre ön kısma konulmuş küçük iskemlelerde bir bardak çay içilip iki çift lafın beli kırılan bir kıraathane gibiydi.
Nedendir bilmem, henüz süpermarketlerin olmadığı o dönemlerin yazılı ve görsel kaynaklarında, bakkallar her türlü hile ve madrabazlığın sembolü gibi gösterilirdi.
Yeşilçam'da, -birçoğu rahmetli Ali şen tarafından çizilen- bakkal tiplemelerini hatırlayın.
Bakkal dedin mi; mahalleliyi kazıklayan, terazinin bir yerlerine bir şeyler yapıştırarak eksik tartmayı alışkanlık edinen, pirince taş katan, tezgah altında karaborsa sigara, çay vs satan, ödeme güçlüğü içindeki mahalleli dul kadıncağıza imalı laflarla sarkmaya çalışan insafsız, namussuz, merhametsiz, hin oğlu hin bir tip canlandırılırdı genellikle.
Yine o dönemlerin karikatürlerini hatırlayın.
Bu karikatürlerde özellikle bakkal ve manav, memurların önünden geçmeye korktuğu #254;işman, izbandut ve ürkütücü tipler olarak resmedilirdi.
(Kuşkusuz, borçlandığı bakkalın, manavın zulmüyle inleyen memurlarımız da cumhuriyetimizin ideal vatandaşları oluyordu! Kimse de düşünmezdi; madem bakkallık ve manavlık bu kadar bol paralı ve matah bir iştir; neden o mazlum memurlarımız istifa edip de bu işlere yönelmezlerdi ki?)
Öyle veya böyle, o günlerden süpermarketli günlere eriştik.
Marketlerle rekabet edemeyen bakkallar birer birer çekiliyor hayatımızdan.
Toptancılar, sırf bakkalları çökertip süpermarketlerin önünü açmak için, -ve biraz da süpermarketlerin şantajlarına boyun eğerek- aynı malı bakkallara çok daha pahalıya satıyorlar.
Oysa görünüşte daha ucuz gibi görünen süpermarketler, son tahlilde, tam bir "tüketim ekonomisi" mantığının çılgınca yürürlüğe sokulduğu mekanlar durumundalar.
Düşünün ki bakkaldan sadece ihtiyacı kadar alışveriı yapan insanlar süpermarketlere gittiklerinde tonlarca çeşit arasında "gelmişken her şeyden bol miktarda alayım bari" dürtüsüyle hareket ediyorlar.
İnsanlar oralarda, hem ihtiyacı olmayan şeyleri psikolojik olarak ihtiyaçmış gibi vehmediyorlar, hem de fazladan aldıkları birçok şey, icabında tüketilemeden bozulup israf ediliyor.
Hele bir de alışverişler kredi kartıyla yapılıyor ki, al al alabildiğin kadar bol keseden.
Birçok aile kredi kartlarının yol açtığı sorunların pençesinde inliyor.
İntihar edenler bile var.
Dün ajanstan gelen bir haber çok ilginçti:
Kredi kartlarının limiti dolan birçok kişinin yeniden bakkalları keşfetmeye başladığı ve veresiye defterlerinin yeniden kabardığı anlatılıyordu.
Haberi okuyunca birden eskilere gittim nedense.
Türkiye'nin yüzlerce harala gürele arasında şakaklarımızı zonklatan ağır siyasi atmosferinden biraz uzaklaşıp?
"Bir bakkal kürsüsü"nde biraz dinlenmek istedim.
Nefeslendim!..

Son 1 yorum (en yenisi önce)

19/10/2007 : 12:36:22
Sayın pcked, ne oluyor, nedir bu tepki?
Ben bakkal muhabbetini çok beğenerek ve de eğlenerek okuyorum.
Laz bakkal bizim de içinde olduğumuz ama dile getirmediğimiz konulara nede güzel el atmış.
Geçen gün bizim bakkal teyzenin yaşadığım bir mutluluğa tepki olarak ağlamasını görseydiniz böyle düşünmezdin.
Sayın tiryaki102 nin yazdıklarını ilgiyle okuyorum eline sağlık.
Beğenmeyen okumaz geçer dersem çok mu kabalık etmiş olurum.