Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

14/03/2007 : 19:55:41
Alıntıdır.

KÜÇÜK KIZ

Bülent, avucunu açmış kendisine doğru elini uzatan adama ters ters baktı.
Elli yaşlarında gösteren adam, görmeye alıştığı hırpani kıyafetli dilencilere benzemiyordu. Üzerindeki giysiler eski fakat temizdi. Eli yüzü temiz ve sağlıklı görünüyordu. 'Sapa sağlam adam gidip çalışacağına
dileniyor, belki benden daha zengindir' diye düşündü. Zaten canı çok sıkkındı, bir de sinirlenmişti.
Alaycı bir ses tonuyla :
- Ekmek parası mı istiyorsun ? diye sordu.
- Hayır çikolata parası lazım!
Bülent'in kızgınlığı şaşkınlığa döndü. Espri yeteneği olan dilencinin hali de başka oluyor diye düşündü.
- Niye siz ekmek bulamayınca çikolata mı yiyorsunuz?
- Hayır. Ekmek bulamadığımız günler genellikle bulgur pilavı yeriz, onu da bulamadıysak aç yatarız.
Bülent adamın ciddi mi konuştuğunu yoksa dalga mı geçtiğini anlayamamıştı.
- Bu gün karnınız doydu üstüne tatlı mı istedi canınız?
- Fakirin canı mı olur ki, tatlı istesin beyim.
- Bu bir kamera şakası mı yoksa sen iş bulamamış stend upçı mısın?
- Hiçbiri değil. Sadece fakirim. Bugün karımın doğum günü, ona çikolata ***ürmek istiyorum.
- Doğum gününde yaş pasta alınır bildiğim kadarıyla.
- O bizim için değil zenginler için. Otuz yıllık evliliğimiz boyunca ona bir kez bile yaş pasta alamadım.

Ama her doğum gününde mutlaka çikolata ***ürdüm. Çikolatayı çok sever.
Adamın söyledikleri Bülent'in dikkatini çekmişti. O akşam karısıyla kavga etmiş, kapıyı çarpıp kendini sokağa atmıştı. Arabasına da binmemiş sahile kadar yürümüştü. Denizi seyretmek de onu rahatlatmamıştı . Oysa eskiden denizi seyrederken çok rahatlardı. Dalgalar sıkıntısını alıp ***ürürdü. Fakat karısının evde ağlıyor olduğunu bildiği için olsa gerek, hiçbir şey onu rahatlatmıyordu.
Dilenciyle konuşurken biraz kafası dağılmıştı. 'Acaba söyledikleri gerçek mi, yoksa uyduruyor mu' diye düşündü.
- Cebinde bir çikolata alacak para yok mu şimdi?
Bülent'in sorusu üzerine adam ceplerini boşalttı, bir nüfus cüzdanından başka bir şey çıkmadı.
- Ben dilenci değilim. İşim yok. Günlük çalışırım, ne iş bulursam yaparım. Fakat bu gün bütün gün iş aradım, aksilik bu ya, hiçbir iş bulamadım.

Bülent oturduğu bankı işaret ederek yer gösterdi.
- Oturun biraz dertleşelim bari, dedi.
Adam çekingen çekingen oturdu yanına.
- Yok mu eşin dostun, borç alacak akraban?
- Fakirin akrabaları da fakir olur beyim. Bulurlarsa kendi karınlarını doyururlar.
- Dilenecek kadar çok mu seviyorsun karını ?
- Hem de çok seviyorum. Otuz yılımı aydınlattı o benim.
- Hımmmm. Aşk hem de otuz yıl süren aşk. Hayret doğrusu! Aşkın ömrü en fazla üç yıl diyorlar oysa. Sen otuz yıldan bahsediyorsun.
- Evet. Geçen yıllar sevgimi azaltmadığı gibi artırdı.
- Söyle o zaman nedir evlilikte mutluluğun sırrı? Söylediklerine bakılırsa sen mutluluğun formülünü bulmuş gibisin.
- Ben ilkokulu bile bitirmedim. Öyle formül falan bilmem.
- Formül dediysem kimya formülü sormuyorum canım. Bende altı yıllık evliyim. Sevdiğim kadınla evlendim, fakat mutlu değilim. Sürekli kavga ediyoruz. Daha iki saat önce kapıyı çarptım çıktım. Evimiz, arabamız,
işimiz, gücümüz, her şeyimiz var, ama mutlu değiliz. Senin hiçbir şeyin yok, ama mutlusun. Para mı acaba bizi mutsuz eden?
- Hiçbir şeyim yok mu? Hayır benim her şeyim var. Benim karım her şeyim.
Sevgilim, eşim, arkadaşım, hayat yoldaşım. Hayatımı paylaştığım insandan daha değerli ve daha önemli ne olabilir ki dünyada? Sizin ev, araba, iş diye her şey dediğiniz şeylerdir aslında hiçbir şey olan.
- Öyle deme, şu kadar varlığın içinde bile karım her şeyden şikayet ediyor. Bir de fakir olsam kim bilir ne olur?
- Altın tasın, kan kusana faydası yoktur beyim. Sen kadın ruhunu hiç anlamamışsın. Hiçbir kadın iyi bir evde oturduğu, hergün çeşit çeşit yiyecekler yediği için mutlu olmaz. Bir kadın, kocasının her şeyi olduğunu
bildiğinde ancak mutlu olur.
- Sizin mutluluğunuzun sırrı bu mu ?
- Olabilir. Ben karıma değerli şeyler alamıyorum ama ona benim için ne kadar değerli olduğunu hissettiriyorum. O da çok mutlu oluyor.
- Bir kadına değerli olduğunu nasıl hissettirilir?
- Küçük kızı severek.
- Küçük kız mı ? Hangi küçük kız ?
- Yaşı kaç olursa olsun her kadının içinde hiç büyümeyen bir küçük kız vardır. O kızı ne kadar çok sever, ne kadar çok mutu edersen, o kadını da o kadar mutlu edersin.
- Nasıl yani ?
- Küçük kız neleri sever, nelerden hoşlanır bir düşünün. Küçük kızlar hep beğenilmek, ilgi görmek isterler. Güzel olduklarını duymaya bayılırlar. Kendilerine prensesmiş gibi davranılmasını beklerler. Küçük kızlar hep
prenses olmayı hayal ederler. Sürprizlerden hoşlanırlar. Biraz şımartılmak isterler. Sevilmek ve sevildiklerini hep duymak isterler. İltifata doymaz küçük kızlar. Öyle değil mi?
- Haklısın. Benim dört yaşımda bir kızım var. Adı Aylin. Her akşam boynuma sarılır 'babacığım beni ne kadar seviyorsun?' diye sorar. Giysisini değiştirdiği zaman etrafımda 'Baba güzel olmuş muyum?' diye
sorar durur. Güzelsin demem de yetmez ona. ' Harikasın prenses gibi olmuşsun' demeliyim. Dünyanın en güzel kızı demeliyim.
- İşte kadınlar bir ömür boyu bunu duymak isterler. Ben elli yaşındaki karıma böyle davranıyorum. Ömrümüz olurda seksen, doksan yıl da yaşarsak ben ona böyle davranmaya devam edeceğim. Ona 'bebeğim' diye hitap ediyorum çok hoşuna gidiyor. 'Bebeğim bana bir çay yapar mısın?' dediğimde çay yapmak için nasıl koşturduğunu görmelisiniz.
- Hiç kavga etmez misiniz siz?
- Kavga evliliğin tadı tuzu. Arada biz de tartışırız. Küsüp barışmanın tadı ayrıdır. Benim karım bir keçi kadar inatçıdır. Onunla barışmak için uğraşmak ayrı bir keyif verir bana.
- Benim eşim çok ciddi kadındır. Hiç küçük kız havası yok onda.
- Küçük kızlar büyüdükleri zaman artık sevgi, ilgi istemeye utanırlar. En ciddi ya da en yaşlı kadının bile o küçük kız mutlaka vardır. Yeterki sen o tatlı kızı sevindirmeyi, mutlu etmeyi bil. Ve o küçük kızı asla aldatma. Yoksa bir daha sana güvenmez ve ne yaparsan yap hep kuşkuyla bakar. Küçük kızlar hem çabuk mutlu olurlar hem de çabuk kırılırlar. Çok narindir onlar. Hoyrat elleri sevmezler. Yumuşak dokunuşları severler.
- Bu tavsiyeni deneyeceğim. Fakat her zaman yapabilir miyim bilmiyorum. Bazen işlerim çok yoğun oluyor o zaman eve çok yorgun gidiyorum.
- Bu sadece bir bahane. O küçük kızı mutlu etmek dünyanın en kolay işi. Çoğu zaman birkaç tatlı söz yeterli olur. Sen o küçük kızı mutlu ettiğinde karşılığını fazlasıyla alırsın. Artık o seni rahat ettirmek için elinden gelen gayreti gösterir. Karısı mutlu olmayan erkek mutlu olamaz. Mutlu olmak isteyen erkek önce hayat arkadaşını mutlu etmelidir. Düşünsene somurtkan, mutsuz, sürekli söylenen biriyle yolculuğa çıksan ne kadar mutlu olabilirsin.
- Haklısında ben de bütün gün ailem için çalışıp yoruluyorum.
- Yine para, yine dış sebepler. Evet para önemli ve gerekli ama kadınlar para için erkekleri sevmezler. Para geçici mutluluklar verir. Kadınlar hediye almayı severler. Paran varsa hediye al tabi. Ama hediyeyle mutlu olmasını bekleme. Hediyenin yanına sevgini katmazsan hediyenin bir anlamı yoktur. Benim hiçbir zaman çok param olmadı. Günlük kazandım günlük yedik. Bazen aç kaldığımız günler oldu. Hiçbir zaman karımın kulaklarına altın küpe takamadım ama her zaman aşk sözleri fısıldadım. Hiçbir zaman boynuna pırlanta gerdanlık alamadım ama hep öpücüklerle sevdim boynunu. Hiçbir zaman ona ipek elbiseler giydiremedim ama kendi bedenimle ipek elbise gibi yumuşacık sardım bedenini ve mutlu ettim onu.
Adam ayağa kalktı.
- Bana müsaade, artık gitmeliyim, karım merak eder. Sen de git evine küçük kızın gönlünü al, belki o küçük kız şimdi evde ağlayıp duruyordur.
- Bülent de ayağa kalktı. Kuvvetlice elini sıktı.
- Sizi tanıdığıma çok memnun oldum.
Elini bıraktı koluna girdi. Yolun karşısındaki pastaneyi gösterdi.
- Hadi gel eşin için şuradan çikolatalı pasta alalım, dedi.
Pastayı aldılar. Adam hayatında ilk defa karısına yaş pasta ***ürmenin mutluluğuyla, bin bir teşekkür ederek evginin yolunu tuttu. Bülent de pastanenin yanındaki manavdan karısının en sevdiği meyvelerden aldı.
Evine geldiğinde karısı şişmiş gözlerle mutfak masasında oturmuş su içiyordu. Bülent hiç konuşmadan meyveleri büyükçe bir tabağa döküp yıkadı., sonra eşinin önüne koydu.
Bunlar dünyanın en şanslı meyveleri, dedi.
inci hiç konuşmadı.
- Sorsana 'niye' diye.
İnci kızgın kızgın:
- Niye? Diye sordu.
- Çünkü dünyanın en güzel ve en tatlı kadının midesine gidecek, dedi

Gayet ciddi bir ses tonuyla. İnci şaşırmıştı. Bir anda yüzünün ifadesi yumuşamıştı.
- Bunlar senin sevdiğin meyveler, senin için aldım.
- Hayret bir şey! Her zaman kendi sevdiğin meyveleri alırdın. Benim hangi meyveleri sevdiğimi iyi hatırlamışsın. Aslında bu beklediğim istediğim bir şeydi. 'bak senin sevdiğin meyveleri aldım'
Ama şimdi kıymeti yok. Çünkü sana çok kırgınım, meyve alarak gönlümü alamazsın.
- Özür dilerim seni kırdığım için.
Sonra Bülent yere diz çöktü.
- Cezam neyse razıyım. Ama bir tek şey istiyorum senden. Seni delice seven bu adamı senden mahrum etme.
- Bülent yere çömelmiş, boynu bükük bir vaziyette çok komik görünüyordu.
İnci kıkır kıkır gülmeye başladı.
- Affetmek o kadar kolay değil. Bakalım hangi cezalara katlanabileceksin, dedi.
Bülent işte o zaman ona muzip muzip bakan eşinin içinde sakladığı küçük kızı gördü .
Bundan sonra her şey daha farklı olacak diye düşündü

Son 25 yorum (en yenisi önce)

11/08/2007 : 13:09:07
Cok güzel bir yazı;erkek olsun;bayan olsun hepımızın ıcınde kucuk bır cocuk var;eger karsılıklı sevgı bıtmemisse yazıdaki nasihatlara uyanların mutlu olması kacınılmaz.
11/07/2007 : 15:02:50
tek kelimeyle enfesssssssssss benim aşkım bunları yapıyor ama sadece bana değil anlatabildim mi:D
06/07/2007 : 00:59:13
Bu hikayeyi yazana ve o yazardan alip,bu siteye koyan Hanimefendi`ye cok tesekkürlerimi sunuyorum!
Beni coook uzaklara ***ürdü bu yazi!Bu yaziniza yorumlari ile katilan arkadaslarin tüm yorumlari inanin hepsi cok dogru,katilani ile katilmayani ile hepsinin fikirlerine saygim var! Ben bu yaziniza yollanan bütün yorumlardan ve 14.02.1997 de evlendigim(tesadüfi bir tarih idi) günden bu yana edindigim nacizane tecrübelerime dayanarak sunu söylemek istiyorum.Bayanlarin kadin yaratilisi ile Beylerin erkek yaratilislari muhakkakki biri birilerinden cok farkli!Yaziniz sahsen bana cok fayda sagliyacak..da burada önemli olan iki ayri cinsin de biri birilerinin fitratlarini incelemeleri, ögrenmeleri daha önemli degilmi?Size "erkeklere haksizlik yapiyorsunuz" demiyecegim,ayni duygu selinde,ayni platformda birazda biz erkeklerin duygulari ile ilgilenip,irdelense sanirim ben biraz daha coook uzaklara gidecegim!Ka********* bir dünyayi ben düsünemiyorum,ya erkeksiz bir dünyayi siz düsünebiliyormusunuz?!Erkegin de degeri Kadin kadar dir,tüm haklari ile beraber,sanirim bunu yatsimiyorsunuzdur.Son yillarda"modern kadin","ekonomik bagimsizligini eline alan kadin", "özgür kadin" tamlamalari ile(tabiki kadin egitim alacak,almali!Tabii ki kadin istiyor ise calisacak!Benim de iki kizim var,ben de onlarin almasi gereken egitim düzeyine eristirmek icin gecemi gündüzüme katiyorum!)kadini ailesinden adeta soyutlamaya calisan,ailenin olmasi gereken homojen(Bagdasik)yapisindan sistematik olarak uzaklastirma gayretleri benim dikkatimi cekmiyor da degil!Bu dünyada hersey momentum(Bir cismin hizi ile kütlesinin carpimidir )gibidir etki ve tepki meselesi...Burada edinilmesi ve ögrenilmesi gereken sey, eslerin,insanlarin birbirlerine olmasi gereken sevgi ve saygidir.Sinif atlama özelligi bence bir egoistliktir,son zamanlarda Kadina bu asilanmaktadir!Sonuclari da meydandadir...
Saygilarimla...
21/06/2007 : 22:41:45
Gerçekten çok güzel bir hikaye teşekkürler
16/06/2007 : 18:39:45
Çok duygusal bir hikaye .Aklıyla hareket eden biri için vıcık vıcık denilebilir.Kadınlar duygusaldır.Bu özellikleri itibarı ile bu hikayeler çok hoşlarına gider.Birde çoçukluklarında koşullu sevmeyi öğrenmişlerse.Onun için anneler babalar çocuklarınızı çocukken sevin ve sevgi fakiri yapmayın ki ilerde mutlu olmak için kendilerini nesne olarak görüp sevgi beklemeyip sevgi göstersinler ki yukarıdaki duruma düşmesinler.Ama sevgi fakiri insanlar için iyi bir tedavi yöntemi.
26/05/2007 : 12:01:39

Bravo,
İnsan derinliklerine inen, ve varlığı, çağın acayipliklerinden bir an için çıkararak, yaşamın tadına varmasını sağlayan bu hikaye beni mutlu etti. İçim buruldu bir an.
Hayatta bizleri mutlu edecek şeylerle ilgilenelim. Başka türlü geçmiyor zaman. Ya da geçiyor ama, onun adı değil zaman .
08/05/2007 : 21:02:40
Bakıyorumda bayanlar ordaki bayana imreniyor :))) Peki öle bir hayata razı olurmusun bence ve 28 yıllık tecrübemle söylüyorumki hayır....

Evet desenizde amalarınız evetlerinizden her zaman fazladır....


ÜMİT
08/05/2007 : 12:11:59
adı üstünde, hikaye....

artık böyle kadınlar bulmak mumkun değil...
ne yaparsan yap, yetmiyor, televizyonlarda gördüklerinden istiyorlar hep yada daha da iyisini...

bundan bir önceki nesil için bu hikaye geçerli olabilir, ama şu anda 18-24 yaş arası kadınların bu hikayeye "evet bende böyle birşey isterim" demesine asla aldamayın, kesinlikle yalandır.
01/05/2007 : 21:20:06
etkileyici...
20/04/2007 : 18:20:44
güzel bir hikaye,çok duygulandım.aman lisede okuyan kızım duymasın.yoksa çikolatalar
ikiye katlanacak.
01/04/2007 : 13:03:05
Geçen hafta Hürriyet'te Güzin Abla köşesinde bu yazıyı okuduğumda benimde çok hoşuma gitmişti ve salya sümük ağlamıştım. Bugün 1 Nisan ve benim doğum günüm:)
İsterdim ki o kadar çiçek ve hediye arasında bana o duygu ve sevgiyle o çikolatayı veren biri olsun......
31/03/2007 : 00:08:25
selam,
zaten ben de tüm insanlar için geçerli olduğunu çünkü insanın doğasında bunun varolduğunu yazmıştım
sevgiler
elif
30/03/2007 : 17:38:09
bayanlar sadece bumudur.zoru başarmak mı ya da sadece bir oyun mudur.zor bir oyun mu,başarırsan ödülün mu vardır...ewet elif hanım bu sadece bayanlar ıcın gecerlı degıl,bay bayan değil her yaş ve her tür ınsan ıcın gecerlıdır
25/03/2007 : 21:56:15
Hikayedeki bayana imrenmemek elde değil,okurken bile insanın içi gidiyor,kim bilir bunları yaşamak ne kadar güzel olurdu...
25/03/2007 : 01:49:56
Eğer empati kurmayıp hayata kendi penceremizden bakmaya devam edersek, ne kadar verirsek verelim,karşımızdakini memnun edemeyiz. Hep daha fazlasını istediğini,bir türlü elindekinin kıymetini bilmediğini düşünürüz. Halbuki her insan için "kıymetli" olan farklıdır. Bayanların bu konudaki ortak noktası ise ilgi,sevgi ve şefkate verdikleri önemdir. İstisnalar olsa da bayanların büyük bir çoğunluğunda böyledir bu.
Bir bayanı gerçekten mutlu etmek istiyorsanız bu hikayede söyleneni uygulayın bence. Bir süre olsun deneyin.Denemekle kaybedeceğiniz birşey yok ama kazanacağınız çok önemli şeyler var...
24/03/2007 : 00:58:39
MERHABA,
BAYANLARI ANLAMAK VE ONLARI MEMNUN ETMEK BİR ÇOK ZORU BAŞARMAKTAN GEÇER DİYORSUNUZ,
BU OLGU İNSANOĞLU İÇİN GEÇERLİ BENCE. YALNIZCA BAYANLARA YAKIŞTIRMAK HAKSIZLIK OLUR DÜŞÜNCESİNDEYİM.
ELİF
23/03/2007 : 08:21:34
ELİF HANIM EMİN OLUN ZORU BAŞARMIŞ BİRİSİYİM VEDE ALMIŞ OLDUĞUM HAZ HAKKATEN GÜZELDİ.AMA BAYANLARI ANLAMAK VE ONLARI MEMNUN ETMEK BİRÇOK ZORU BAŞARMAKTAN GEÇER.HAKSIZMIYIMM.
22/03/2007 : 22:54:30
TAYFUR BEY, ÖNEMLİ OLAN ZORU BAŞARMAKTIR, ZORU BAŞARDIĞINIZDA ALDIĞINIZ HAZ İNANIN BANA TADINA DOYULMAZ BİR HOŞNUTLUKTUR, YAŞAMANIZI TAVSİYE EDERİM
ELİF
22/03/2007 : 11:38:45
HAYIR ELİF HANIM ÇOCUĞUM YOK.EVLİ OLMADIĞIM İÇİN:) AMA BENİMDE VURGULAMAK İSTEDİĞİM ZATEN SİZİN BAHSETTİĞİNİZ HİKAYENİN SADECE İNSANIN İÇİNDEKİ ÇOCUĞA HİTAP ETMESİ.AMA BENİM DEMEK İSTEDİĞİM BAYANLARIN GÖNLÜNÜ FETHETMEK İÇİN SADECE İÇİNDEKİ ÇOCUĞA HİTAP ETMENİN YETERLİ OLMAYACAĞIYDI.ÇÜNKÜ ÇOK ZORLUSUNUZ:)tayfur
21/03/2007 : 18:39:51
tayfur bey, çocuğunuz var mı bilemem ama çocuklar hamurdur, nasıl yoğurursanız öyle büyürler, ne verirseniz onunla yetinirler, arkadaşlarımın var benimde olsun dedikleri zaman bile bu sizin yoğurma biçiminizdendir, hikaye yalnızca insanın içindeki çocuğa hitap ediyor, erkek olsun kadın olsun her insanın içinde mutlaka bir çocuk vardır ve yaşlansa bile bu çocuk ruhu hiç bir zaman ölmez, ölmediği gibi her gün çocukluğuna birşeyler katmak ister
ELİF
21/03/2007 : 17:10:01
hatice hanım gerçekten şaşırdım.etkileyici bi yazı.ama bayanları sadece içindeki çocuğa hitap etmek yetmez bence.çünkü ne kadar verirseniz ondan daha fazlasını bekler insan oğlu.bu hikayede söyleneni uygulamak yeterli değl bence.daha fazlası gerek.bu küçük kıza hitap etme durumu sadece devede kulak kalıyor.bunun dışında daha başka şeylerde var ama o kadar uzun sürerki yazmakla bitmez.bu sadece bayanlara yaklaşırken yapılacak olan davranışlardan 1 tanesi.
19/03/2007 : 16:12:57
hikayeyi bir yerde okudum ve çok hoşuma gitti. sizlerle paylaşmak istedim.yazarını da yazmak isterdim ama benim okuduğum yerde de yazmıyordu.
19/03/2007 : 10:05:59
Harika bir hikaye, alıntıysa(!) yazarını bilmek daha keyifli olurdu..Değilse siz yazdıysanız...Bravo
19/03/2007 : 08:55:28

Aslında, ellerindeki niymeti kıymetini bilmeyenler bayanlardır.
Bayanlar hep ama hep daha fazlasını isterler.
18/03/2007 : 15:30:08
bekar bir bayan olarak bu hikayenin her yerinde böyle bir eş istedim evet bana biriciği gibi davranabilecek bir eş :) ey erkekler bu hikayeyi örnek alın ve aynen uygulayın :) unutmayın eşleriniz yani bayanlar du**** sever :)