Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

05/12/2006 : 19:05:19
gunumuz toplumunda kadin kendinde tarihi dusurulmuslüğünü asmadan kendı kımlıgıne sahıp olabılır mı. Ya da kadın tarihi olarak köleliğinin ne kadar farkında. Ve yine tarihi olarak özgürlük için öncülüğünün ne kadar farkında. Iktıdar kavramını ne kadar tanıyor.
Ve en önemlisi erkek onun için ne ifade ediyor.
BU soruları daha da arttırabiliriz. Arttırmak da lazım . Buna erkeğin de ihtiyacı var. Özgür kadın özgür erkek o da özgür toplumdur.
TEŞEKKÜRLER

Son 9 yorum (en yenisi önce)

20/04/2008 : 22:42:17
Eskiden kadin olmak daha kolaydi...

Kadinlar sadece evde olur, yemek yapar, cocuk bakarlardi.

Sadece esinin geliri dusukse kadin calisirdi ve calisan kadina acinirdi. Kadin calisiyorsa, evine bakamayacagi dusunulurdu,zaten kadin bekarken calisiyor idiyse bile evlenince evinin kadini olurdu. 90'li yillara gelindiginde kadin sadece evde olmak istemedi, artik calismak ekonomik olarak ozgurlesmek istiyordu. Once universite okumaya ,sonra calismaya basladi. Bu kadinin hosuna gitmisti.

Calisiyor, istedigi gibi harciyor, geziyordu.

Artik calisan kadin evli olmak degil bekar olup gununu gun etmek istiyordu.

Yasasin ozgurluk...

Calisan kadin artik iskolik olmustu, calisiyor ve yuksekliyordu. Zirveye ulasmisti. Bircok sirkette once orta kademe, sonra ust kademe yonetici kadin oldu.

Doksanlarin sonuna gelindiginde sirketler yalniz ve iskolik 30lu yaslarinda kadinlarla doluydu..

Bu calisan kadina yetmedi, citayi biraz daha yukseltti. Artik hem evli ve hem de basarili calisan kadin olmaliydi. Calisan kadin etrafina bakindi. Basarili, parali koca adaylari gozden gecirildi.

Adaylardan kel, sisman ve kisa boylu olanlar hemen elendi.

Ince ruhlu, saraptan anlayan, 14 Subat'ta muthis surprizler yapabilen, kimsenin bilmedigi yerlerde basbasa tatillere goturen, yasamayi seven ve bol bol espiri yapanlar hemen kapisildi.

Yurt disindan gelinlikler getirtildi. Otellerde muhtesem dugunler yapilip, Maldivler'e ya da Bali'ye balayina gidildi.

Balayindan sonra calisan kadin hizla is basi yapti.

Gunduzleri toplantidan toplantiya kostururken artik aksam yemegini de dusunmeye baslamisti.

Aksam ne yenmeli, nereye gidilmeli, esinin gomlekleri, pantolanlari utulu mu, kiyafetleri kuru temizlemeciye gitti mi geldi mi, marketten alinacaklarin listesini cikar, is cikisi git al, eve gel, aksam yemegini hazirla....

Calisan kadin artik mutluydu. Gece yatagi sicacikti. Uzulunce derdini paylasan, hastalaninca ona bakan, aglayinca destek olacak bir omuza, goz yaslarini silecek sevkatli ellere sahipti. 15 saat kosturmak kadina viz geliyordu. Etraf bu sekilde kosusturan, ev ile is arasi cift vardiya calisan Kadinla doluydu.

Zaman geciyordu. Calisan kadin 35 ine yaklasiyordu. Biyolojik saati 'be bek, be - bek' diye uyari vermeye basladi.

Evet calisan kadin hemen cigliklar atmaya basladi 'Bebek de yaparim kariyer de ' diye... Calisan kadinlar hemen sosyetik kadin dogumcularin randevularini doldurdular.

Calisan kadinlar ajandalarina ve islerinin temposuna uygun zamani secip hemen mikroenjeksiyonla bebek yapmaya basladilar.

1-2 ay sonra guzel haberler sirayla gelmeye basladi,calisan kadinlar hamileydiler.

Calisan kadin hem hamile, hem guzel olmak istedi. Hemen diyetisyenlere kosulup, ozel hamile diyetleri alindi, bol bol kivi yenmeye baslandi. Eskisi gibi tatli, tursu, borek, erik aserilmiyor, karpuz, kivi ve mango isteniyordu gecenin bir yarisi eslerden.

Calisan kadin cocugunu eski usul buyutmeyecekti. Hemen onlarca hamilelik, bebek buyutme kitaplari alindi, bir cok internet sitesine uye olundu, Yoga ve anne-baba kurslarina yazilindi Calisan hamile kadin artik gun gun takip ediyordu bebeginin gelisimini. Bugun 43. gun, bebegim uzum tanesi gibi... 59. gun, parmaklari olustu... 89. gun, bugun ilk defa hickirdi... 210 uncu gunden sonra artik bebegin matematik zekasinin artmasi icin Mozart dinletilecek.

.. Sonunda mutlu gun geldi. Calisan kadin artik anneydi. 3-4 aylik izinden sonra calisan kadin oldurucu diyetlerle zayifla**** incecik bir sekilde isbasi yapmisti.

Artik basarili bir yonetici, iyi bir es ve anne olarak 24 saat calisiyordu. Bebek buyudukce, sosyallesmesi icin calisan kadin cumartesilerini cocuguna ayirdi. Artik tum anneler topluca etkinliklere katilmaya basladilar. Yas gunu partileri, tiyatrolar,piyano dersleri, basketbol, tenis ve yuzmekurslarinin biri bitiyor, digeri basliyordu.

Calisan kadina bu da yetmedi. Artik hem calisiyor, hem iyi bir es olmaya gayret ediyor ve hem de annelik yapiyordu. Calisan kadin citayi birkez daha yukseltti. O artik evinde katkisiz, saglikli ekmekler, receller yapmali, organik gidalarla, vitamini bol sebze yemekleri hazirlamali, cocuguna ve esine ozel gunlerde pastalar yapabilmeli, bu pastalari cok guzel susleyebilmeliydi. Butun calisan kadinlar yemek yapma kurslarina kosmaya basladilar.

Evlerine ekmek yapma makinalari aldilar, toplanti aralarinda bir birlerine yemek tarifleri vermeye basladilar, 'Dun nefis bir cavdarli ekmek yaptim, istersen tarifini vereyim' 'Ben de hafta sonu harika bir pasta yaptim. Evdekiler bayildi. Bir aksam gelin de size de yapayim' Bakalim calisan kadin bundan sonra citasini nereye yukseltecek?

Gelelim erkege... Bu surec icerisinde calisan erkek ise citasini hic yukseltmedi.

80 lerde, 90 larda ve 2000 lerde hep TV izliyor,bira iciyor ve maca gidiyordu...
20/04/2008 : 22:15:17
toplumumuzda bazı şeyler çok yavaş ilerliyor.bu yaşadığımız toprakların getirdiği kültür farklarından oluşmaktadır ve bu bakıldığında dünyanın çoğu bölgesinde böyledir.kadının 20.yyda özgürleşmesi özgünleşmesi (bence tam olarak da olmadı) erkeğin egemenliğinden de kaynaklanmaktadır ve hala daha birçok yere baktığımızda yaşadığımız yer belirli bir yol kat etmiştir.bi bayan olarak buda birşeydir.
04/04/2008 : 23:05:54
tuhaf ama araştırmaya değer bir konu neden yaşama kalite katan bilgi birikim ve entellektuel katanların tümü yaşamla çelişkisi olan insanlardan geliyor?tabii ilginç olan bunların homo seksueller yada buna benzer kimlikli olan insanlardan.....şiir,bilim,sosyoloji,aşk,fizik,vb vb bu soruya cvp aramak gerekiyo...gerçekten tarihin öngörülü akışı bunlar sağlamıştır adeta bizi birikim ve bilgileriyle bizleri yönlendiren bunlar.toplumdan dışlanmak bu kadar yoğunlaştırıyosa...peki erkekli toplumda bunlara yer yoksa bizim erkekler dayandıkları bilgi bu oldukları bilse ne olur?işte içi boş erkek buna derim
13/02/2008 : 21:44:23
kadın bir toplumun fay hattdır.kadın kıpırdarsa siyasal deprem olur.alt üst oluşta yeni toplumsal anlayış ozaman kadın zihnyle yaratılır....olacaksa özgürlük o zamn olur.bütün ulusal ve toplumsal mücadelelerde kadına lşkin söylem vardır.ama emek ve çabaların hepsi ktidara devlete ki bu iki olgu erkek egemenlikli sistemin yani ataerkilin başlamasıyla gelişmişse,demekki devlet ve iktidara takılmış...başka değişle,değirmenin çarkına su taşımaya benzemiştir.sorun devlet ve iktidarı çözümlemek...çünkü devlet çift cinsiyetli fahişe gibidir.yoksuluda,emekçisinide,sosyalisti ve evliyasınada çok çekici gelmiştir...sorunun özü bu.özgürlüğün sırrı burda...teşekürler
14/11/2007 : 15:50:27
merhaba....rengin yazını çok beğendim..dehanın çözümlemeleridir....devam edelimmi sence?kadının kendinleşme savaşı bu topraklarda örnek teşkil ediyor...ne dersin...tanrıça,,,,,erkeğe teslim olmayan kadınsa..örnekler yokmu sence?
selamlar
29/08/2007 : 13:40:32
Emre Yılmaz "Şeytanın Fısıldadıkları" kitabında, modern kadının durumunu alaycı bir şekilde şöyle anlatır;

"Ekonomik özgürlük yoktur.. Sadece farklı efendilere yeni bağımlılıklar vardır.
Kocadan kaçan kadın patrona tutulur... Patrondan kaçan müşterilere...

- Kadın 20. yüzyılda özgürlüğe kavuştu!
- Yok yahu! Peki sonra ne oldu?
- Hiç. İş kölesi oldu.. "
29/08/2007 : 13:20:59
Tarıhe bakıldıgında;kadının değeri,kocasına ve cevresıne hizmeti ile ölçülürdü;erkek aılenın hakımı,kadın alınıp satılan bır esya ,cogu zamandada ''kötü''nün sembolü;velayet ve miras hakkından men edılmıs ınsan cinsi idi.
Günümüzde;ekonomık bagımsızlıgını kazanan kadınların bır kısmı kölelıkten kurtulmustur__bırkısmı__diyorum cunku sadece ekonomık bagımsızlık kadını kölelıkten soyutlayamaz;kadın kendını pazarlama aracı olarak sunmaya ve vucudunu her türlu reklam ıcın sergılemeye devam ederse bunun adı''yuksek gelırlı kölelık''olur.
Bu cesıtler;köylerde yasayan egıtım hakkı elınden alınmıs ,calıstırılmıs;ama emegının karsılıgı ödenmemıs;vaktı geldıgınde baslık karsılıgı ''satılmıs''ıstegı dısı köle edılmıs dıger kadınlardan ,daha cok köledır.
Bagımsızlıgı ''manevı ve kültürel''degerlerden uzaklasmak sananlar ''aıleyı''ıhtıyaclarının karsılanması ıcın zorunlulluk görenler;kendı ıhtıyaclarını kendısı karsılamaya basladıgında;aıleyi kucumsemektedır.Bu yanılgıya düsmeden ıs hayatında basarıya ulasan kadınlar hayatta da basarıya ulasmıs olacaklardır;''para''nın amac deıl ''arac ''oldugunun hazmedılmesı hem kadın hayatında hem erkek hayatında dengeyı saglayacaktır.
Egıtım ;cevre gözlemı;maddı ımkansızlıklar ıcınde dogan yetısen kız cocuklarının buyuyup gelısıp kendını kölelıkten kurtarması ıcınde ;her bölgede en azından egıtım bırlıgıne gıdılmelıdırkı;dogmus oldukları ortamda kölelıklerınden kurtulmaları ıcın şansları olsun.
Dıkkat edılmesı gereken sey;sadece kadın ıcın degıl''insan ''ıcın;hayatına getırdıklerının hayatından cıkardıklarından daha degerlı olmasıdır;yoksa bagımsızlıgın önemi olmaz.
18/08/2007 : 15:20:30
Hiyerarşik sistemle başlayan kadının içine alındığı statü çözümlenmeden, ne devlet ne de dayandığı sınıflı toplum yapıları izah edilebilir. En temel yanılgılardan da bu nedenle kurtulunamaz. Kadın bir cins olarak değil, bir insan olarak doğal toplumdan koparılıp en kapsamlı köleliğe mahkum edilmektedir. Tüm diğer kölelikler kadın köleliğine bağlı olarak gelişmektedir. Dolayısıyla kadın köleliği çözümlenmeden diğer kölelikler çözümlenemez. Kadın köleliği aşılmadan diğer kölelikler aşılamaz. Doğal toplumun bilge kadını ana tanrıça kültünü binlerce yıl yaşamıştır. Her zaman yüceltilen değer ana tanrıçadır. O zaman en uzun süreli ve kapsamlı toplum kültürü nasıl bastırıldı ve günümüzün süslü püslü kafes bülbülüne dönüştürüldü? Erkekler bu bülbüle bayılabilirler, ama o bir tutsaktır. En uzun süreli ve derinlikli bu tutsaklık aşılmadan, hiçbir toplumsal sistem eşitlik ve özgürlükten bahsedemez. Kadının özgürlük ve eşitlik düzeyinin toplumun bu yönlü düzeyini belirlediği yargısı doğrudur. Daha doğru dürüst bir kadın tarihi yazılmamıştır. Kadının hiçbir sosyal bilimde yeri gerçekçi olarak konulmamıştır. Kadına en saygılıyım diyen bile, bunu ancak kadın tutkularına alet olduğu oranda geçerli bir hüküm olarak belirler. Kadın, cinselliği dışında bir insan dostu olarak günümüzde bile hiçbir erkek tarafından kabul edilemez. Dostluk erkekler arasında geçerlidir. Kadından dost demek, ikinci gün cinsel skandal demektir. Bu yönlü yaklaşmayı aşan bir erkeği bulmak veya yaratmak en temel özgürlük adımlarından biri olarak değerlendirilmelidir.
İlk güçlü otoritenin kadın üzerinde kurulması rastlantı değildir. Kadın organik toplumun gücü ve sözcüsüdür. O aşılmadan ataerkillik zafer kazanamaz. Daha ötesine, devlet kurumuna geçilemez. Ana kadın gücünün aşılması stratejik bir anlama sahiptir. Eldeki veriler Sümer kanıtlanmasında da gözlemlendiği gibi sürecin çok çetin geçtiği anlaşılmaktadır. Tek tanrılı dinlerde yansıtılan Lilit-Havva kadın figürü de sürecin özelliklerini oldukça çarpıcı yansıtmaktadır. Lilit boyun eğmez kadın iken, Havva teslim alınmış kadını yansıtmaktadır. Öyle ki, erkeğin kaburga kemiğinden yaratıldığı iddiası ne kadar bağımlı kılındığının da ölçüsü olmaktadır. Diğer yandan Lilit şahsında kadına edilen lanet, iftira, cadılık, şeytanın arkadaşı benzeri tüm küfürler büyük çekişmenin varlığını kanıtlamaktadır. Binyılların bu yönlü kültürünü, düşünce ve inançlarını ele vermektedir. Kadının toplumsal alt edilişi çözümlenmeden, daha sonraki erkek egemen toplum kültüründeki temel özellikler doğru anlaşılamaz. Erkekliğin toplumsal kuruluşu akla bile getirilemez. Erkeğin toplumsal kuruluşu anlaşılmadan da devlet kurumu çözümlenemez. Devletle bağlantılı 'savaş' ve 'iktidar' kültürü doğru tanımlanamaz. Konu üzerinde yoğunca durmamızın nedeni daha sonraki tüm sınıflaşmaların sonucu olarak gelişen korkunç tanrı kişilikler ve her türlü sınır, sömürü ve can almalarına gerçek bir açıklık kazandırmaktır. İnsanlığın lanetine “siyasal iktidar, devlet” kutsal paradigmasıyla bakılırsa, insanlık zihniyetinin en kirli karşıdevrimi gerçekleşmiş olacaktır. Gelişen de bu olmuştur. Buna ilerlemenin zorunlu etkeni denilmesi “marksizm de dahil” karşıdevrimlerin en tehlikelisidir. Tarihin bu açıdan kesinlikle eleştiri süzgecinden geçirilip doğrultulması sağlanmadıkça, yapılacak her devrim kısa sürede karşıdevrime dönüşmekten kurtulamayacaktır.
15/12/2006 : 11:00:15

deryaya selam....yazına kuantomik sezgiselle küçük bir not düşeyim...aynı gelenekten geliyoruz...
kadın özgrlüğüne gelince,hani diyorya ustat...,zaferi olmayanın aşkı olamaz..diye.bunun dışındaki sevgi veya aşk ları cinayet yada tecavüz sayarım.kaldiki iktidarın olduğu yerde,anti özgürrlük anti eşitlik var.iktidarın devletin kuruluş mantığında bu kavramlara karşıtlık temelinde oluşuyor.ve buda kadına karşı karşı devrimdir.bunu uzunda açabiliriz...ama hani bir tez vardı...devrim emp en zayıf halkasında olur diye...şimdide hem sistemin en dipteki oluşu olan kadın özgürleşmeden toplum demokratikleştirilmez,kadının özgürlüğü toplumunda erkeğinde insanlığında özgürlüğü demektir..istersen bu konuları somutlaştıralım..ne dersin?hev......