Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

23/10/2006 : 23:37:13
Ramazan Ayının sonuna geldik.

Pazar günü Arife, pazartesi günü de Bayram.

İster istemez heyecanlanıyor insan,

Akıp giden zaman insanların rollerini değiştiriyor sadece.

Cepleri, kabuklu fıstık, şeker dolu olan, ağzı Çikolata bulaşığı çocuklar. Şimdi ufaklıklara bayram harçlığı veren koskoca adamlar. Koskoca kadınlar haline geldiler.



Şimdi klavyenin başına oturunca, Gurbette, evden uzakta, ailemden uzakta geçirdiğim Bayramlar geldi aklıma.

Askerlik yıllarım, üniversiteli yıllarım geldi geçti gözümün önünden.



Yüksekokulu; Çanakkale de okudum ben.

Nasıl olduysa, vizeler, bayram sonrasına denk geldi. O zamana kadarda hiç ailemden uzakta bayram yaşamışlığım yok. Ders çalışmak için bayramda gitmedim ailemin yanına.

Altmışlı yaşlarda, vücudu yorgun, ruhu genç kız, bir teyzenin evinde kalıyoruz.

O alt katta oturuyor, ev iki katlı, Bizim kaldığımız daireye girebilmek için, teyzenin kapısının önünden geçmemiz gerekiyor. ‘Şayet öldüyse Allah rahmet eylesin, yaşıyorsa kulakları çınlasın’ En ufak bir tıkırtı da çıkardı kapıya.

Üç beş lakırdıdan sonra, elinde bir tabak, ya yaptığı böreklerden verirdi bize, ya da elmalı kurabiyelerden. Ne kadar teyzeden çöplensek de bu kapıda karşılaşmaları sevmezdik biz.

Bazı akşamlar ders çalışmaya kız arkadaşlarımız gelmek isterdi.

Onların gelmesini, biz onlardan daha çok isterdik. Fakat teyzeye yakalanıp, bir tabak elmalı kurabiyeye kız arkadaşlarımızdan olamamak için, korkudan eve çağıramazdık.

Bizde mecburen açık havada ders çalışırdık!

Evdeki kadar detaylı olmasa da, buda bizim işimizi görürdü.

“Bayram yazısı yazıyoruz iş nerelere geldi”





Ramazan ayının başlangıcında, teyze bizim dairenin zilini çaldı. Bu arada evde 4 kişi kalıyoruz.

Bize “ramazanda oruç tutuyor musunuz” diye sordu.

Bizde ev sahibesi ile iyi geçinmek isteyen aydın gençlerin masumiyetiyle “hepimiz tutuyoruz” diye cevap verdik.

Yalan tabi.

‘şimdi nasıl yüzüm kızardı’

Kadıncağız ramazan ayının ilk gününden, ramazan bayramına kadar her gece, dört beş kap yemek taşıdı bize tatlısından, tuzlusuna kadar. Allah razı olsun!

Arkadaşlarımın hepsi bayram sebebiyle, evlerine gidince, Koskoca evde tek başıma kaldım.

Aslına bakarsanız yalnızlığı oldum olası severim ben.

‘Nerde çokluk orda bokluk’ felsefesini benimsemiş bir adamım.

Biraz ders çalıştım,

Olacak gibi değil. Baktım içim daralıyor. Dışarıya çıktım, turladım. Öğrenciler gidince koskoca şehir bomboş kalmış. Tanıdık bir yüze rastlayamadım.

Tekrar eve döndüm. Dış kapının anahtarını çevirmemle, bizim teyzenin kendi dairesinin kapısını açması bir oldu.

“Ali gitmedin mi sen memlekete”

Gitmedim teyze. Bayramdan sonra sınavlar var. Ders çalışmam gerekiyor.

“Bayram namazından sonra bana kahvaltıya gel. Mustafa ağabeyinde, (tek oğlu)gelemeyecek bu bayram... Canı sağ olsun. Beraber kahvaltı ederiz”



Saati kurdum ve yattım.

Bayram namazını kıldıktan sonra, saat dokuz olana kadar evde bekledim.

Sonrada teyzeye kahvaltıya indim.

Kahvaltı masası hala gözümün önünde, ballar, reçeller, sucuklu yumurta. Bir öğrencinin arayıp da bulamayacağı her şey!

Kahvaltıdan sonra ondan izin isteyip birde cigara telledim.

Eskilerden, kaybettiği eşinden, oğlundan, beraber yaşadıkları bayramlardan bahs etti.

O anlattıkça benim gözlerim doldu.

Bayramda ailemin yanında olmadığım için kendime kızdım.

‘Mesajı almıştım’



Çıkarken bir zarf uzattı bana.

Almak istemedim ama şu meşhur yan cep durumlarını bilirsiniz.

Zarfın içinden, yüklüce bir bayram harçlığı çıktı. İster inanın ister inanmayın. Çıkan harçlığın tutarı bizim ona kira olarak verdiğimiz paranın tutarı ile aynıydı.



Okul bitti,

Okul bittikten sonra ve şimdiye kadar olan dönemde yaşlı teyzeyi hiç aramadım. Aklıma bile getirmedim. Şu an o iki katlı ev, merdivenli sokak teyzenin yüzü hepsi gözümün önünde.



Yazının başından beri teyzenin ismini hatırlamaya çalışıyorum.



Dünyanın döngüsü bu, o ne kadar yüce gönüllü bir insansa

Bende onun adını dahi hatırlamayacak kadar nankörüm. İŞTE



Gülüşlü cümbüşlü bir bayram yazısı yazacaktım.

Aldığım bayramlıktan, cicilerimden bahs edecektim.

Bayram da çocukları sevindirmemiz gerektiğinin, aile büyüklerinin ziyaret edilmesi gerektiğinin mesajlarını verecektim... Olmadı..



İsmini dahi unuttuğunuz büyüklerinizle, bayramda tesadüfen de olsa karşılaşmanız dilekleriyle.

MUTLU BAYRAMLAR.


Son 1 yorum (en yenisi önce)

24/10/2006 : 10:05:48
Sırf laf olsun diye yazılan özel günlere ait yazıları sevmem ama sizin satırlarınız çok içten ve insanı içini sızlatan (zamanında değerini bilemediklerimiz adına),sadece bayramlarda değil her zaman sevgi,hoşgörü ve gönül yüceliğiyle davramamızı hatırlatan bir yazı olmuş,elinize sağlık.
İyi bayramlar..