Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

13/01/2010 : 22:43:27
Doğduğumuz andan itibaren bir mücadele içine giriyoruz.
Bilinçsizcede olsa ilk mücadelemiz okuma yazmayı öğrenmek için ilkokulda başlıyo.Sonra ortaokulla devam ediyor.Ortaokulda iyi bir liseye gidebilmek için çalıştıkça çalısıyoruz.Liseye başlıyoruz bu sefer amacımız sınıfı geçmek bunun yanısırada üniversite sınavına hazırlanarak hayalimizdeki mesleği icra etmek Sınıf geçmekti yazılıydı öss idi bir şekilde amacımıza ulaşıp üniversitenin kapısından giriyoruz.Bir anlamda hayallerimiz gerçek oluyor amacımıza ulaşmış oluyoruz derken Vize final bütünleme ve hoca dörtgeni içinde köşe kapmaca oynuyoruz.Bir şekilde üniversiteyi bitiriyoruz sıra geldi iş bulmaya para kazanmaya çalmadığımız kapıları çalıp iş istiyoruz.Her yere binbir özenle hazırladığımız cv mizi gönderip umutla haber bekliyoruz.Sonunda işide buluyoruz çok şükür derken bu sefer borç kredi kartı geçim sartlarıyla cebelleşiyoruz.Maaşımı alsamda borçlarımı bir an önce ödesem düşünceleri şeklinde hayatımız devam ederken bir anda kendimizi evlilik kurumunun içinde görüyoruz.Ne güzel beraber tüm olumsuzlukları aşarız derken bu sefer kendimizi tamamen unutup hem borçlarımızı hemde kurduğumuz yuvanın geçimini sağlamak için kendimizi parçalıyoruz.Birde bakıyoruzki çocuğumuz olmuş.Hayatımız tüm zorluklarına karşı bu kadar sevinçli bir hale gelmişken bu seferde çocuğumuzun geleceği için çalışıp duruyoruz.
Tabi bunları yazmakla bitmez peki bu virajlı yol nereye kadar gider özellikle günümüzde hayat o kadar monotonlaştı ki artık ne için yaşadığımızı unutur olduk.
Çoğumuz robot gibi programlanmış şekilde yaşıyoruz.Sabah kalkıyoruz işe akşam eve maaş günü bankamatiğe sonra borclar derken ne huzurumuz kalıyor ne paramız...hayatımızı biraz olsun renklendirebilecek aktivitelere maalesef katılamıyoruz.
O eski akşam sofralarında eğlenceli sohbetler artık borçlarımız nasıl ödeyeceğiz bak yine zam geldi sohbetlerine döndü.
Dostlarınızla arkadaşlarınızla bir yere çay içmeye gittiğimizde makara yapacağımaza nasıl geçineceğiz konuşmları benim buraya bu kadar borcum var nasıl ödiycem cümleleri beynimize kazınır oldu.
Esnaf sıkıntıda zanaatkar sıkıntıda,memur sıkıntıda,işçi sıkıntıda,patron sıkıntıda,öğrenci ve gençler sıkıntıda,emekli sıkıntıda herkes dertli
Anlayacağınız
Öyle zor olduki yaşamak nefes almak...
Peki bunun patlama noktası nasıl olacak nasıl sonuçlanacak

Son 7 yorum (en yenisi önce)

19/01/2010 : 18:17:36
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - mehmetustam
Sebepleri biraz daha eskilerde aramak gerekir:

9 Ocak 1853 te Petersburg'da bir toplantıda İngiliz elçisi ile Rus çarı I. Nicolas arasında yapılan bir konuşma sırasında ilk defa Rus Çarı tarafından osmanlı imparatorluğunun çöküş dönemi için hasta adam deyimi söylenmiştir(Hiçbir zaman tasvip etmediğm bir sözdür ne yazıkki ülkemizin üzerinde kötü emelleri olanlar o zamanlarda ittifaklarını büyütmeye başlamışlardır)

1854 Osmanlı-Rus Kırım savaşında, Osmanlı, İngiliz ve Fransız donanması müttefik olarak Kırım'a asker çıkardılar. 1855'de Sivastopal zapt edildi. Paris Anlaşması ile savaşa son verildi ve savaş sonunda Fransa ile İngiltere bir taşla birkaç kuş vurmuşlardı. Öncelikle Rus donanması ve tersaneleri yok edilmişti. Rusya'nın Avrupa'daki ilerlemesi bir süre durdurulmuştu. Ruslar'la, Osmanlılar'ın düşmanlığı eskisinden daha fazla artarak devam edecekti. Bunlardan daha önemlisi Osmanlı devleti, İngiltere ve Fransa'nın para tuzağına düşmüş, yüz yıl sürecek bir borç ödeme planına girmişti.

İngiltere'nin Avrupa'daki imparatorlukları yok etme stratejisinin ilk kurbanı seçilen Türkler kendi sonlarını kendileri hazırlamışlardı. Avrupa'nın emperyalist oyunlarını öğrenememenin cezasını ağır ödeyeceklerdi. Türk aydınları devlet içinde tutunacak bir dal bulmada çok geç kalmışlardı. Kırım Harbi; Osmanlı devinin çöküşünü hazırlayan II. Viyana Kuşatması'ndan sonraki hataların en büyüğü idi.

Kırım Savaşı sonrası Türkler'e "borç prangası" takılmıştır. Avrupa ile bu borç süreci Düyun-u Umumiye adıyla 1854'den 1954'e kadar sürmüştür. Ancak Avrupa'nın yerini 1946 yılında Amerika Birleşik Devletleri almış, Düyun-u Umumiye koşulları hemen hemen aynı kalmakla beraber borç yönetiminin adı IMF (Uluslararası Para Fonu) olarak değişmiş ve devam etmektedir.

Düzelteceğiz, kurtaracağız, rahatlatacağız, maaşları artıracağız diyenlere benimde inancım kalmadı artık...






mehmetustam sen oraya kadar gittiysen biraz daha geri git 1699 Karlofça Antlaşması(Osmanlı İmp. Duraklama dönemi başlangıçı) İlk Hastalığı kaptığımız yer.
O günden buyana hasta adam muamelesi görüyoruz.:)) Ne ölüyoruz Nede diriliyoruz:))
2010-1699=311 yıl
19/01/2010 : 17:56:12
Sebepleri biraz daha eskilerde aramak gerekir:

9 Ocak 1853 te Petersburg'da bir toplantıda İngiliz elçisi ile Rus çarı I. Nicolas arasında yapılan bir konuşma sırasında ilk defa Rus Çarı tarafından osmanlı imparatorluğunun çöküş dönemi için hasta adam deyimi söylenmiştir(Hiçbir zaman tasvip etmediğm bir sözdür ne yazıkki ülkemizin üzerinde kötü emelleri olanlar o zamanlarda ittifaklarını büyütmeye başlamışlardır)

1854 Osmanlı-Rus Kırım savaşında, Osmanlı, İngiliz ve Fransız donanması müttefik olarak Kırım'a asker çıkardılar. 1855'de Sivastopal zapt edildi. Paris Anlaşması ile savaşa son verildi ve savaş sonunda Fransa ile İngiltere bir taşla birkaç kuş vurmuşlardı. Öncelikle Rus donanması ve tersaneleri yok edilmişti. Rusya'nın Avrupa'daki ilerlemesi bir süre durdurulmuştu. Ruslar'la, Osmanlılar'ın düşmanlığı eskisinden daha fazla artarak devam edecekti. Bunlardan daha önemlisi Osmanlı devleti, İngiltere ve Fransa'nın para tuzağına düşmüş, yüz yıl sürecek bir borç ödeme planına girmişti.

İngiltere'nin Avrupa'daki imparatorlukları yok etme stratejisinin ilk kurbanı seçilen Türkler kendi sonlarını kendileri hazırlamışlardı. Avrupa'nın emperyalist oyunlarını öğrenememenin cezasını ağır ödeyeceklerdi. Türk aydınları devlet içinde tutunacak bir dal bulmada çok geç kalmışlardı. Kırım Harbi; Osmanlı devinin çöküşünü hazırlayan II. Viyana Kuşatması'ndan sonraki hataların en büyüğü idi.

Kırım Savaşı sonrası Türkler'e "borç prangası" takılmıştır. Avrupa ile bu borç süreci Düyun-u Umumiye adıyla 1854'den 1954'e kadar sürmüştür. Ancak Avrupa'nın yerini 1946 yılında Amerika Birleşik Devletleri almış, Düyun-u Umumiye koşulları hemen hemen aynı kalmakla beraber borç yönetiminin adı IMF (Uluslararası Para Fonu) olarak değişmiş ve devam etmektedir.

Düzelteceğiz, kurtaracağız, rahatlatacağız, maaşları artıracağız diyenlere benimde inancım kalmadı artık...



19/01/2010 : 15:44:28
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - Haluk@BURSA
Türk halkı AKP hükümeti yönetime geldikten sonra hasta oldu,bakıyoruz birçok vatandaşımız,tansiyon hastası,şeker hastası,kalp hastası bilmem ne hastası,hükümet yandaşlarıda mal mülk hastası olmuş,onların hastalığı da çok kötü birader hırs yapmışlar sonları felaket demektir.Aslında hiç kimse şimdi isyan etmesin hepimiz hata yaptık bu hükümeti başımıza biz getirdik çekeceğiz bu çileyi ne yapalım başka vatanımız yokki.


Mantıksal bir çıkarım yapınca şöyle bir soru aklıma geliyor:)) AKP hükümetinden önce herkes sağlammıydı:)) Bizim vatandaş 1950 li yıllardan bu yana hasta gibi geldi bana:))
14/01/2010 : 10:53:59
Türk halkı AKP hükümeti yönetime geldikten sonra hasta oldu,bakıyoruz birçok vatandaşımız,tansiyon hastası,şeker hastası,kalp hastası bilmem ne hastası,hükümet yandaşlarıda mal mülk hastası olmuş,onların hastalığı da çok kötü birader hırs yapmışlar sonları felaket demektir.Aslında hiç kimse şimdi isyan etmesin hepimiz hata yaptık bu hükümeti başımıza biz getirdik çekeceğiz bu çileyi ne yapalım başka vatanımız yokki.
14/01/2010 : 00:14:30
ALLAH sonumuzu hayıretsin haklısınız arkadaşlar.Bu devirde yaşamak geçinmek gerçektende çok zor.Mesela geçen gün peşpeşe 2 kişi benden sigara istedi.zaman zaman olabilecek şeyler ama çok garibime gitti.demekki insanlar gerçekten çok zor durumda.Kendim daha da zor durumdayım ama bilmiyorum ne olacak halimiz.Herşeyin hayırlısını dilemekten başka bir şey gelmez elimizden.
13/01/2010 : 23:08:28
doğalgaz faturası,su parası,elektrik parası,telefon parası....ekstralar internet faturası uydu faturası
Kira gideri,kredi kartı borçları,yaşamak için zorunlu ev ihtiyaç giderleri
Ben sadece maaşımı alıp bunları ödemek için yaşıyorum.Bu kadar açık ve net..
Ayakkabı ihtiyacım var almıyorum.Pantolon ihtiyacım var almıyorum.Evin bir ihtiyacı oluyo alamıyorum.Mümkün olduğunca kısıp para artırmaya çalısıyorum Oda olmuyo bi şekilde zamdı bilmemneydi oda gidiyo.Maaşımız 10 lira artsa borcumuz 30 lira artıyo..
Akşam eve geliyorum televizyonu açıp *** *** bakıyorum sözde televizyonu izliyorum ama aklımda hep borç ödemeleri var.
Anlayacağın sinan41 dediğin gibi yaşam çok zor olmuş.Su an bunu yazarken tek düşüncem keşke hep çocuk kalsaydım annemle babamın kanadı altında yaşasaydım inan hiç derdim yoktu o zamanlar
Şimdi bir görseler beni yaşımla fiziksel görüntüm ters orantılı çok üzülürlerdi.Yaşım gayet genç ama yüzümde buruştu saçımda beyazladı döküldü bunlar yetmezmiş gibi ne sigarada nede alkol ağzıma sürmedim hem kalp hastasıyım hem şeker hem tansiyon hep sıkıntıdan hep sıkıntıdan
Allah hepimizin sonunu hayırlara vesile etsin. Tek dileğim bu..
13/01/2010 : 23:03:24
doğru diyosun arkadaşım hep sıkıntı sıkıntı sıkıntı patlama noktası ne olacak bende bilmiyorum hükümet sağolsun zam üstüne zam herşeyi zorlaştırıyor artık herşey şirketleşmeye gidiyor küçük işler bitti şirketin varsa üretim yapıp pazarlayabiliyosan iyi ama memur, işçi,sanatkar , esnaf ne yapacak aldığı maaşla veya kazındığı 3 kuruş parayla kiramı ödeyecek ev mi geçindirecek çocukmu okutacak zor hemde çok zor bindik bir alamete hesabı gidiyoruz bakalım ne olacak