Pazartesi günü YASİN i aldım Silivri köftecisine ***ürdüm.(yasin işyerinden arkadaşım).Masaların hemen hepsini dışarıya çıkartmışlar.Deniz,hafiften yüzümü yalayan rüzgar.
Uzaklarda martıların denize yaptığı sortiler.Her şeyden önemlisi sessizlik.
Temmuz bizim işlerin en yoğun olduğu ay.
Hayatımız rakamlar üzerine kurulu.
Ulaşmamız gereken hedefler.
Satmamız gereken KOTA lar.Geride bırakmamız gereken rakipler.Yapmamız gereken kilometrelerce yol.
Farkında değiliz ama işimiz yaşam biçimi haline gelmiş.Çalışmıyoruz.Yaşıyoruz.
Benim çıkış noktam değişime yazdığım yazılar.
Basın bayramında sayın Yavuz Kaynarca ‘’on bir yıl duvara mı yazdım?’’ diye bir cümle sarf etmişti.
Duvara yazmak ta güzel,yazılanın kaybolması zaman alıyor.Duvarın önünden gelip geçenlerde ister istemez yazılanı okuyor.
Ben suya yazdığımı düşünüyorum,benimle beraber pek çok kişinin de.
Gazetelerde bazen öyle yazılar yazılıyor,öyle haberlere yer veriliyor ki.Yazıyı kaleme alana,yazının muhataplarından geri dönüş olup olmadığını soruyorum.
TIK YOK.
Tavuk suyuna çorbalarımız geldi.
Çorbaya ilk kaşığı daldırdım,üfleye, höpürdete, içmeye hazırlanıyorum.
Deniz den gelen sesle irkildim.
-İMDAAAAAAT.
Son dönemde gazetelerde o kadar çok boğulma haberi yer aldı ki.
Kaşık bir tarafa,çorba öbür tarafa.
Köftecinin bütün masaları boşaldı.
Dalga kıranın açığına sesin geldiği yere bakıyoruz.
İki kişi kulaç atarak sahile gelmeye çalışıyorlar.Kıyıya oldukça uzaklar.
Göz göre göre boğulacak adamlar.
Suya giren,suya girmeye çalışan,kurtarmak için teşebbüste bulunan kimse yok.
Ben dondum kaldım,iyi bir yüzücü değilim.Oraya kadar gitmemin imkanı yok.
-İMDAAAAAAT.
Kıyıya toplananlar kendi aralarında yorum yapıyor.
-Bir tanesi acemi sağdaki,görüyor musunuz?Kulaçları çok acemi.
-Suyun üstünde durmaya çalışıyor ama,bir kez battı.
-Diğeri ona yardımcı olmaya çalışıyor ama,yok ikisi de boğulacak.
Gözleri dolu dolu bir bayan bize dönüp bağırıyor.
‘‘Bir şeyler yapın ne olur.’’
MISTIK aklıma geldi.Bir taftan cep telefonun da numarasını arıyorum,diğer taraftan dua ediyorum inşallah deniz dedir.
Mıstık!!!
Her zaman ki samimi sesiyle ‘NE HABER ABİ’’
Elim ayağım,dilim dolaşa dolaşa bir nefeste anlatıyorum olup biteni.
Deniz deymiş,küpeştenin açığında.
‘Şaka yapıyorlardır’ diyor.
Hayır diyorum şaka değil denize batıp çıkıyor.Biz buradan görüyoruz.
Gözleri dolu dolu olan bayan artık, ağlıyor.
‘ŞAKA YAPIYORLARDIR ABİ AZ ÖNCE YANLARINDAN GEÇTİM BEN’’
Senin hatırın için giderim ama diyor.
Bu arada iki kişinin suyun üzerinde kalma mücadelesi devam ediyor.
-İMDAAAAAT.
Çok geçmiyor,bir motor sesi geliyor kulağımıza ardından,mıstık tekneyle görünüyor.
Ağlayan bayan;Hızır gibi yetişti çocuk diyor.Bende gururlanıyorum; HIZIR benim arkadaşım ya.
İçim rahat,gönlüm ferah.Huzurluyum.Birilerine dolaylı da olsa yardım ettim ya.
Tekne boğulmak üzere olanların yanına yanaşıyor.Kıyıdakiler alkışlamak için hazır.
O da ne bir kahkaha sesi geliyor kulağımıza.
MISTIK boğulmak üzere olanları almadan geri dönüyor.
Telefon ediyorum hemen,
-ŞAKA YAPMIŞLAR ABİ DİYOR.
Masamıza dönüyoruz.
Çorbaların yerini köfteler almış.
Yasinle konuşmuyoruz bir süre,köfteleri yiyoruz ama neremize?
Az önce ağlayan bayanda bedduanın bini bir para..
Türkiye de ki boğulma olaylarının %90 ı boğulan kişinin şaka yaptığı sanılarak.Yardım edebilecek mesafede olanların,tepkisizliğinden gerçekleşiyor.
SAİT FAİĞE YAZAR KİMDİR DİYE SORMUŞLAR.
Olaylara toplum adına şahitlik eden insandır demiş.
Kendimi yazar olarak görmüyorum ama bazen tanık olduğum olaylar bana acı veriyor!!!
Uzaklarda martıların denize yaptığı sortiler.Her şeyden önemlisi sessizlik.
Temmuz bizim işlerin en yoğun olduğu ay.
Hayatımız rakamlar üzerine kurulu.
Ulaşmamız gereken hedefler.
Satmamız gereken KOTA lar.Geride bırakmamız gereken rakipler.Yapmamız gereken kilometrelerce yol.
Farkında değiliz ama işimiz yaşam biçimi haline gelmiş.Çalışmıyoruz.Yaşıyoruz.
Benim çıkış noktam değişime yazdığım yazılar.
Basın bayramında sayın Yavuz Kaynarca ‘’on bir yıl duvara mı yazdım?’’ diye bir cümle sarf etmişti.
Duvara yazmak ta güzel,yazılanın kaybolması zaman alıyor.Duvarın önünden gelip geçenlerde ister istemez yazılanı okuyor.
Ben suya yazdığımı düşünüyorum,benimle beraber pek çok kişinin de.
Gazetelerde bazen öyle yazılar yazılıyor,öyle haberlere yer veriliyor ki.Yazıyı kaleme alana,yazının muhataplarından geri dönüş olup olmadığını soruyorum.
TIK YOK.
Tavuk suyuna çorbalarımız geldi.
Çorbaya ilk kaşığı daldırdım,üfleye, höpürdete, içmeye hazırlanıyorum.
Deniz den gelen sesle irkildim.
-İMDAAAAAAT.
Son dönemde gazetelerde o kadar çok boğulma haberi yer aldı ki.
Kaşık bir tarafa,çorba öbür tarafa.
Köftecinin bütün masaları boşaldı.
Dalga kıranın açığına sesin geldiği yere bakıyoruz.
İki kişi kulaç atarak sahile gelmeye çalışıyorlar.Kıyıya oldukça uzaklar.
Göz göre göre boğulacak adamlar.
Suya giren,suya girmeye çalışan,kurtarmak için teşebbüste bulunan kimse yok.
Ben dondum kaldım,iyi bir yüzücü değilim.Oraya kadar gitmemin imkanı yok.
-İMDAAAAAAT.
Kıyıya toplananlar kendi aralarında yorum yapıyor.
-Bir tanesi acemi sağdaki,görüyor musunuz?Kulaçları çok acemi.
-Suyun üstünde durmaya çalışıyor ama,bir kez battı.
-Diğeri ona yardımcı olmaya çalışıyor ama,yok ikisi de boğulacak.
Gözleri dolu dolu bir bayan bize dönüp bağırıyor.
‘‘Bir şeyler yapın ne olur.’’
MISTIK aklıma geldi.Bir taftan cep telefonun da numarasını arıyorum,diğer taraftan dua ediyorum inşallah deniz dedir.
Mıstık!!!
Her zaman ki samimi sesiyle ‘NE HABER ABİ’’
Elim ayağım,dilim dolaşa dolaşa bir nefeste anlatıyorum olup biteni.
Deniz deymiş,küpeştenin açığında.
‘Şaka yapıyorlardır’ diyor.
Hayır diyorum şaka değil denize batıp çıkıyor.Biz buradan görüyoruz.
Gözleri dolu dolu olan bayan artık, ağlıyor.
‘ŞAKA YAPIYORLARDIR ABİ AZ ÖNCE YANLARINDAN GEÇTİM BEN’’
Senin hatırın için giderim ama diyor.
Bu arada iki kişinin suyun üzerinde kalma mücadelesi devam ediyor.
-İMDAAAAAT.
Çok geçmiyor,bir motor sesi geliyor kulağımıza ardından,mıstık tekneyle görünüyor.
Ağlayan bayan;Hızır gibi yetişti çocuk diyor.Bende gururlanıyorum; HIZIR benim arkadaşım ya.
İçim rahat,gönlüm ferah.Huzurluyum.Birilerine dolaylı da olsa yardım ettim ya.
Tekne boğulmak üzere olanların yanına yanaşıyor.Kıyıdakiler alkışlamak için hazır.
O da ne bir kahkaha sesi geliyor kulağımıza.
MISTIK boğulmak üzere olanları almadan geri dönüyor.
Telefon ediyorum hemen,
-ŞAKA YAPMIŞLAR ABİ DİYOR.
Masamıza dönüyoruz.
Çorbaların yerini köfteler almış.
Yasinle konuşmuyoruz bir süre,köfteleri yiyoruz ama neremize?
Az önce ağlayan bayanda bedduanın bini bir para..
Türkiye de ki boğulma olaylarının %90 ı boğulan kişinin şaka yaptığı sanılarak.Yardım edebilecek mesafede olanların,tepkisizliğinden gerçekleşiyor.
SAİT FAİĞE YAZAR KİMDİR DİYE SORMUŞLAR.
Olaylara toplum adına şahitlik eden insandır demiş.
Kendimi yazar olarak görmüyorum ama bazen tanık olduğum olaylar bana acı veriyor!!!