Bu olayda yer almayan devlet organı yoktur. Türk devletinin hepsi suçüstü yakalanmıştır ve ordu da bu terörün beynidir. Türk yargısı da bağımsız değildir. MGK’nın MGSB’ne (Milli Güvenlik Siyaset Belgesi) göre hareket etmektedir. Söz konusu belge Türk devletinin gizli anayasasıdır. Yürürlükteki 82 anayasası bir faşist anayasa olmasına rağmen, bu anayasa da bir aldatmacadır. Esas anayasaları MGSB’dir. Böyle olduğuna göre bu olayı Türk mahkemeleri yargılayamaz. Çünkü o da olayın tarafıdır ve suçludur. Nasır Hariri suikastını BM’den bir soruşturma komisyonu soruşturduysa da, bu olayı da BM veya Avrupa’daki LAHEY mahkemesi soruşturmalıdır.
Halkımız bu talebini net ortaya koymalıdır. Kesin olarak bu olay uluslararası mahkemeye taşınmalı, bunun dışında hiçbir yargılama kabul edilmemelidir. Hiçbir yurtsever ve demokrat kurum Türk mahkemelerine güvenmemelidir. Türk terör devletinin yargısı devletin terörist ordusunun denetimi ve yönlendirmesindedir. Onun için adalet dağıtan değil, adaletsizliği meşrulaştıran kurum rolünü görmektedir.
Hiçbir görevlisi ve hiçbir kurumu temiz ve şeffaf olmayan Türk devletine güvenmek, kendi katline güvenmektir. Bu yüzden Türk yargısına güvenmek kendini kurdun pençesine atmaktır.
Türk ordusuna güvenmek de yolsuzluk, eşitsizlik ve adaletsizlik içinde boğuşan, zayıf, fakir, gelişmeyen, refah düzeyi yükselmeyen, çağdaşlaşmayan ve özgürleşmeyen bir Türkiye’de yaşamak anlamını taşır.
Kürt halkının içine girebileceği en doğru tutum, devlet terörüne karşı önleyici savunma geliştirmektir. Önleyici savunmaya geçmenin zamanıdır. Serhıldanlarla, meşru savunma hakkını kullanarak, öz savunmasını örgütleyip geliştirerek gelişebilecek saldırılara karşı, henüz saldırı olmadan önleyici savunma yapmak doğal ve meşru bir haktır. Türk devlet terörü ancak bu şekilde önlenir ve özgürlüğe bir adım daha yakınlaşılabilir.



Halkımız bu talebini net ortaya koymalıdır. Kesin olarak bu olay uluslararası mahkemeye taşınmalı, bunun dışında hiçbir yargılama kabul edilmemelidir. Hiçbir yurtsever ve demokrat kurum Türk mahkemelerine güvenmemelidir. Türk terör devletinin yargısı devletin terörist ordusunun denetimi ve yönlendirmesindedir. Onun için adalet dağıtan değil, adaletsizliği meşrulaştıran kurum rolünü görmektedir.
Hiçbir görevlisi ve hiçbir kurumu temiz ve şeffaf olmayan Türk devletine güvenmek, kendi katline güvenmektir. Bu yüzden Türk yargısına güvenmek kendini kurdun pençesine atmaktır.
Türk ordusuna güvenmek de yolsuzluk, eşitsizlik ve adaletsizlik içinde boğuşan, zayıf, fakir, gelişmeyen, refah düzeyi yükselmeyen, çağdaşlaşmayan ve özgürleşmeyen bir Türkiye’de yaşamak anlamını taşır.
Kürt halkının içine girebileceği en doğru tutum, devlet terörüne karşı önleyici savunma geliştirmektir. Önleyici savunmaya geçmenin zamanıdır. Serhıldanlarla, meşru savunma hakkını kullanarak, öz savunmasını örgütleyip geliştirerek gelişebilecek saldırılara karşı, henüz saldırı olmadan önleyici savunma yapmak doğal ve meşru bir haktır. Türk devlet terörü ancak bu şekilde önlenir ve özgürlüğe bir adım daha yakınlaşılabilir.


