Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

14/10/2009 : 00:05:04
"2030'da Enerji İhtiyacı %44 Artacak"
Dünyada enerji ihtiyacının katlanarak arttığına dikkat çekiliyor. Ancak enerji tüketiminde zengin ülkelerle yoksul ülkeler arasında uçurum giderek artmakta

Dünyada enerji ihtiyacı giderek artıyor.
Tahminler, 2030 yılına gelindiğinde dünyadaki enerji tüketiminin yüzde 44 artacağını gösteriyor.

Günümüzde dahi, bir buçuk milyarı aşkın kişi, hala elektrikten yoksun yaşıyor.

Enerji, modern hayatın vazgeçilmezi... Enerjiden yoksun kalmak, artık milyarlarca insan için hayatı durma noktasına getirir nitelikte...

Uzmanlar, dünyada enerji ihtiyacının katlanarak arttığına dikkat çekiyor.

Ancak enerji tüketimi konusunda da zengin ülkelerle yoksul ülkeler arasında uçurum var.

Dünyada nüfusu 10 milyonu aşan en büyük 20 kent, yerküredeki enerjinin yüzde 75'ini kullanıyor.

Buna karşı, gelişmekte olan ülkelerde bir milyar 600 milyon dolayında kişi hala elektrikten yoksun.

Dünya nüfusunun beşte biri, elektrikten, ısınma ve yemek pişirme için termal enerjiden habersiz yaşıyor.

Yerküreyi tehdit eden iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir yeri olan yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı yaygınlaştırılmaya çalışılıyor.

Ancak, bu yıl küresel kriz sebebiyle rüzgar ve güneş enerjisiyle hidroenerjiye yatırım azaldı.
TRT alıntı..

Son 16 yorum (en yenisi önce)

23/02/2010 : 21:36:34
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - masal06
Zaten Bu petrol Denilen madde düşünme yeteneğine sahip :)) Tam bizim sınırlara geliyor. Çıkmıyor dışarı:))

Doğu Kuzey ve Kuzeydoğunuzdaki komşularınızda zengin Doğalgaz yatakları Güneyinizde Zengin Petrol yatakları var. Fakat tam sizin sınıra gelince ne doğalgaz ne de Petrol var:))




Bence komşularımızın zengin petrol kaynaklarının asıl kaynağı Anadolu toprakları altında ama onların bahçesinde fışkırıyor işte. Aynı Zeki Alasya Metin Akpınar'ın" Petrol Kralları" filminde olduğu gibi. Bu yüzden dışa bağımlıyız. Ben çözdüm bu işi:)))
14/02/2010 : 20:07:40
TEDAŞ, 156.901.365.217 kilowatsaat enerji satışı yapıyor, buna karşılık, sadece 134.359.839.244'lük bölümün tahsilâtını yapabiliyormuş.



İller itibariyle bakıldığında, kaçak elektrik kullanımında ilk ve son 5 il aşağıdaki şekilde oluşuyor.

En çok kaçağın olduğu iller


TÜKETİLEN MİKTAR

ÖDENEN MİKTAR

KAÇAK ORANI

MARDİN

3.139.826.081

858.491.679

72.66

ŞIRNAK

1.056.093.873

307.571.016

70.87

BATMAN

1.162.739.317

389.073.263

66.54

DİYARBAKIR

3.613.663.393

1.248.843.912

65.44

HAKKARİ

422.741.681

150.684.836

64.36

En az kaçağın olduğu iller


TÜKETİLEN MİKTAR

ÖDENEN MİKTAR

KAÇAK ORANI

MUĞLA

1.351.960.049

1.305.528.152

3.43

Ç.KALE

1.739.207.113

1.882.711.219

3.25

BİLECİK

964.573.925

936.657.931

2.89

KARABÜK

564.125.013

552.117.164

2.13

DENİZLİ

1.449.236.586

1.430.455.120

1.30

Yıllardır bildiğimiz, sürekli okuduğumuz bu haberin nesi ilgini çekti diye düşünebilirsiniz?



Hemen baştan onu belirteyim.



Hiç kaçağın olmadığı, Denizli gibi bir sanayi kentinin nüfusu 955.000’dir.. Buna karşılık sanayinin olmadığı Mardin’in nüfusu ise 750.000’dir. Sanayisi olmayan, nüfusu 200.000 daha düşük Mardin’de tüketilen elektrik miktarı, Denizli’nin iki katından bile fazladır.



İşte konuyu ilginç kılan budur. Daha az kişiyle, sanayide kullanmadan bu kadar elektrik nasıl tüketilir?



Saydığım ve devamını tahmin edebileceğiniz illerde, devlet daireleri, okullar, lojmanlar, askeri birlikler gibi yerler liste dışı bırakıldığında kaçak kullanım oranının %99 civarında olduğu yetkililer tarafından ifade edilmektedir.



2007 verilerine göre elektrikteki kaybın faturası 2,2 milyar TL’dir.



Konuyu araştırınca, okuduklarıma inanamadım. Bizzat yetkililerin ifadelerine göre, kaçak elektrik konusundaki girişimcilik, teknik beceri, zekâ kullanımı üst seviyede.

Altında role bulunan fayansa dokunarak devreye giren sistem yapmışlar. Ekip geldiğinde fayansa dokununca kaçak, ekip gittikten sonra dokunulunca ise yasal bağlantı devre dışı kalıyormuş.



Fotoğraf ya da röntgen filminden bir parçayı, sayacın arka kısmından içeri geçirerek numaratörün ilerlemesini engelliyorlarmış.



Ampul sıkıştırılıp yanınca sayaçtan geçen enerji, gevşetilince kaçak kullanım hattı devreye giriyormuş.



Sayacın üst kısmını matkapla delen bazı vatandaşlar ise bağladıkları iple toplu iğneyi sayacın içine sarkıtarak, sayaç içerisindeki klipsi devre dışı bırakıyorlarmış.

Tamam, iyi hoş, bu kadar çaba sarf ederek kaçırıyorlar elektriği de, bizim soru halen cevap bulmadı.



Kaçırdıkları elektriği ne yapıyorlar?



Harp olur, darp olur yastık altında dursun deyip bir kenara koyamazsın.



Kesilir mesilir neme lazım diyerek stoklayamazsın.



Nasılsa bedava deyip konu komşuya dağıtamazsın.



Bol bulduk kıçımıza da sürelim diyemezsin.



E ne yaparsın o zaman?



İşte tespit edilmiş bazı kaçak kullanım yolları.



Bir köy evinde bulunan tandırın içerisi rezistans döşenerek ısıtılmaktaymış ve köyün ekmekleri bu tandırda pişiriliyormuş.



İnanması zor ama kuyuya sistem kurup, suyu sürekli sıcak tutuyorlarmış.



Başka bir köyde yapılan denetimlerde ise vatandaşın duvarların içine rezistans döşeterek, evini duvardan ısıttığı tespit edilmiş.



En sık karşılaşılan yöntemlerden birisi, bildiğiniz yaylı yatakları evin tavanına asıp elektrik veriyorlarmış. Ev sıcacık oluyormuş. Hatta abartıp hayvanlarının konforunu bile gözetmişler. Bu sistemi ahırlarına bile koymuşlar.

Öngörülebilir diğer bir kullanım alanı ise, elektrikle çalışan cihazların rağbet görmesi. Yemekler elektrikle pişiriliyor. Su elektrikle ısıtılıyor.. Çok sayıda evde klima mevcut. Evlerde yoğurt yapma makinesinden, yumurta kaynatma makinesine kadar envai çeşit elektrikli cihazla karşılaşmanız mümkün.



Ya, insanlar zaten mağdur, birde sen niye uğraşıyorsun? Adamların o kadarcık lüksü olsun diyebilirsiniz.



İyi dediniz, hoş dediniz ama, TCK Madde 142 öyle demiyor. O buna nitelikli hırsızlık diyor ve 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ön görüyor.

E tabi birde benim vicdanımla, cüzdanım öyle demiyor. Dürüst vatandaş olmanın cezasını % 16 fazla fatura ödeyerek çekmek istemiyor.

Tamam, yazı bitti sonuçta ne diyorsun?

Ha…tir diyorum. Ha…tir.
25/10/2009 : 14:01:17
Yerli Su Türbinleri
Baraj için gerekli olan tirbün ve elektromekanik sistemlerin tamamı artık Türkiye'de üretiliyo


Baraj yatırımlarında gözler TEMSAN'da olacak.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na bağlı Türkiye Elektromekanik Sanayi, artık bir baraj için gerekli olan türbin ve elektromekanik sistemlerin tamamını imal ediyor.

Şirket, bu yıl 5 ülkeye ihracat yapmaya hazırlanıyor.

2009 yılında sarsılan enerji şirketleri yatırımlara hazırlanıyor.

Özellikle hidroelektrik santral lisansı alan şirketlerin baraj inşaatlarına peşisıra başlamaları bekleniyor.

Enerji Bakanlığına bağlı TEMSAN şirketinin, Ankara ve Diyarbakır'da iki büyük fabrikası var.

Bu fabrikalarda barajlar için dev su türbinleri, jeneratör, basınç merkezleri, elektrik sistemleri üretiyor.

TEMSAN Genel Müdürü Osman Kadal, "Temsan'a malzeme saç olarak giriyor, türbin olarak çıkıyor. Bakır ve saç olarak giriyor. Jeneratör olarak çıkıyor" dedi.

Şirket, yerli üretimi artırarak, ithalatı azaltmak isityor.

Bu kapsamda Keban Barajının rehabilitasyonunu Temsan yapacak.

Devletin bu işten kazancı sadece yaklaşık 100 milyon dolar.

Şimdiye kadar sürekli yurtiçi üretim yapan Temsan, şimdi hedef büyüttü.

5 ülkeye ihracat yapmaya hazırlanıyor.

27 milyon dolar ile ilk ihracatını gerçekleştirdi. Bu rakam kısa süre sonra 70 milyon dolara çıkacak.

Hedef orta vadede 500 milyon dolar.

Öte yandan Temsan, rüzgar ve güneş enerjisinde küçükte olsa üretimlere başladı.

Bu konuda verici ve işletmelerde başarılı uygulamalar yapan şirket, özellikle rüzgar türbini konusunda Ar-ge çalışmalarına ağırlık veriyor.

22/10/2009 : 10:08:53


EGE RÜZGARINA 10 MİLYAR EURO YATIRIM ....








Yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimine olanak sağlayanyasa değişikliği, TBMM gündemine geldi. Tasarı kabul edilirse, Ege’ye yapılacak rüzgar enerjisi yatırımlarının önü açılacak

Yerli ve yabancı firmalar RÜZGAR enerjisinin kaderi bugünlerde TBMM’den ve Enerji Piyasası Denetleme Kurulu’ndan çıkacak yasa ve kararlara bağlı. İspanyol, Alman, Fransız, Çin ve İsveçli firmalar ile birçok Türk şirketi, Ege Bölgesi’nde yatırım yapmak için planlarını hazırladı. İktidarla muhalefet anlaştı TASARI hazır, iktidar ve muhalefet anlaştı. Meclis’e gelmesi beklenen “Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun’da Değişiklik Yapacak Tasarı”, özellikle Ege’de milyar dolarlık yatırımların önünü açacak. Dev kuruluşlar sırada AYRICA tasarıda yan sanayii teşvikleri yer aldığı için yenilenebilir enerjiye yönelik üretim ve montaj sanayiinin de bölgede oluşacağı belirtiliyor. Zorlu Enerji, Statcraft, Akkök Chez, Polat Energy, Nouvelle, İNBW, Dass İberdrola, yatırım için sırada bekliyor. Hangi şirket nerede kuracak Enerji Danışmanı Salim Arslanalp, Ege’de öngörülen asgari yatırım tutarının 10 milyar Euro’yu bulacağını söyledi. Arslanalp’a göre, Ege’ye yatırım yapacak firmalar: - Murat Vargı ve Muzaffer Akpınar Manisa Yunt Dağı’nda beş yılda 250 Mw’lık enerji üretecek rüzgar santrali inşa edecek. - Demirer Grubu’yla Polat Enerji, 100 milyon Euro’luk 400 Mw’lık rüzgar santrali kuracak. - Zorlu Enerji, Bergama-Dikili’de üretime geçecek. - Yalınkaya Holding, ölçüm çalışmalarını sürdürüyor. - Hüsnü Özyeğin, Bergama-Dikili’de deneme üretimlerine başladı. - İspanyol Iberdrola, 1.1 milyar dolara 1000 Mw’lık rüzgâr enerjisi santrali kuracak. - BP, Alman Ewe ile İngiliz International Power, yatırım planlıyor. - Avusturyalı Meinl Int. Power, rüzgar yatırımı için 750 milyon Euro değerinde fon oluşturdu. - Ataseven Enerji, Bandırma, Balıkesir, İzmir ve Manisa’da toplam 3 bin Mw’ı bulan 10 adet santral için başvurdu. - Polat Grubu; rüzgar santrali konusunda Ege’de 500 milyon Euro’luk yatırım yapmayı planlıyor. - Sabancı ve Koç gruplarıyla ortak çalışmalar hedefleyen Siemens Enerji, 78 bin megawattlık rüzgar tribünü üretecek.
http://ege.sendeyolla.com/haberdetay.aspx?&cid=70&fid=463839&id=463848

17/10/2009 : 00:20:44
Çanakkale nin hiç bitmeyen rüzgarı,akdenizin güneşi,karadenizin hırçın dalgaları,nükleer enerjiye hayırlar,sürekli imzalanan enerji koridoru anlaşmaları,etrafımızın her tarafında olan petrolün bizde ne hikmetse çıkmayışı,ege ,akdeniz ,karadenizde ki dolaşan petrol platformları,rumların önüne gelenle denizde petrol arama anlaşmaları imzalaması,kelkük musul sorunu,bor şeyhi olacakmıyız olamayacakmıyız tartışmaları,ülkelerin milli gelirlerini çalan, kimini zengin, kimini fakir kılan,savaşların çıkmasına ,birilerinin zengin olmasına,darbelere sebeb,olmazsa olmaz bir hikaye, bu ENERJİ,çıbanın başı, zira o olmazsa bizde olmayız,kaplumbağa ile tavşan misali...vucuddaki kan gibi....O yüzden de galiba bölgemiz KAN BANYOSUNDA..
17/10/2009 : 00:10:52
Bak kardeş şimdi ödediğimiz vergiler bize yol su elektir köprü olarak dönüyordu ya işte rahmetli Özal a kadar öyle idi,ama ondan sonrada bizim ödediğimiz vergilerle yapılan bu yolları köprüleri bizi yolmada kullanmaya başladılar,buna katma değer yada bilmem nenin bilmem ne vergisi falan deniyor,ha namı değer dolaylı vergi tabi bu çok dolandığından biraz pahalıya öal oluyor,eğer yeni bir doğan bebeğin ne kadar borçla doğduğunu bilirsen ki eminim biliyorsundur,ulu manitudan en ulu minik manituya kadar bu hikaye böyle devam edecek,kapitalizmin ince gülü,,gülü seven dikenine katlanırmış..
16/10/2009 : 13:25:27
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - METTİN
O soruyu hükümetlere soracaksınız,akaryakıt istasyonlarına zorla fiyat indirdiler sonra vergileri artırdılar,aslında gayet mantıklı tabii onlar açısından..


Abi hangi hükümete soralım:)) Benim babamda bu dertten muzdaripti Dedemde:))

Şuanda Hükümette olanların babalarıda muzdariptir. Eminim:))

Petolün fiyatı vergiler nedeniylemi yoksa bizde kıt olmasındanmı bu da ayrı bir soru:))

Yarın bugün Hidrojen, Helyum3 , yada Boraks tan enerji üretilirse bu vergilerle yine pahalı enerjiyi herhalde biz kullanırız:))
15/10/2009 : 19:10:35
O soruyu hükümetlere soracaksınız,akaryakıt istasyonlarına zorla fiyat indirdiler sonra vergileri artırdılar,aslında gayet mantıklı tabii onlar açısından..
14/10/2009 : 12:02:03
Zaten Bu petrol Denilen madde düşünme yeteneğine sahip :)) Tam bizim sınırlara geliyor. Çıkmıyor dışarı:))

Doğu Kuzey ve Kuzeydoğunuzdaki komşularınızda zengin Doğalgaz yatakları Güneyinizde Zengin Petrol yatakları var. Fakat tam sizin sınıra gelince ne doğalgaz ne de Petrol var:))

Herşeye tamam da Peki Bukadar Zengin enerji kaynaklarına sahip bir coğrafyada Akaryakıtı en pahalı neden biz kullanıyoruz. Enazından enerji kaynaklarına yakınlığından dolayı enerji maliyeti en düşük olması gereken biz değilmiyiz.

Eviniz tarlanın yanı başında fakat en pahalı sebzeyi meyveyi siz yiyorsunuz. Yada Karadenize kıyısı olan bir şehirde oturuyorsunuz fakat Ankaralı Hamsiyi sizden ucuza yiyor :)) :))

14/10/2009 : 11:49:47
Yakında o petrolun yerini aman hidrojen,canım hidrojen,yada başka şeyler alacak gibi görünüyor,acaba arap ülkeleri petrol bitince senaryosu için ne düşünüyor,düne kadar yaptıkları sadece batıdan şirket almaktı,bir arabın dediği gibi inşallah olmaz ama,perşenbenin gelişi çarşanbadan bellidir,zatı muhterem şöyle demiş,dedem deveye binerdi,ben limuzine biniyorum,belki çocuğumda ona binecek,ama torunlara gelince galiba yine deveye binecekler demişti..
14/10/2009 : 11:45:09
İşte Size ajda Pekkanın Eurovision Şarkı yarışmasında Söylediği şarkının sözleri

Aman petrol, canım petrol
Artık sana sana muhtacım petrol
Elinde petrol, sonunda petrol
Artık dizginlerim senin elinde petrol
14/10/2009 : 00:52:12
Dünyamız yoksa dev bir atom santralı mı?





19.09.2002 -Tarihe dikkat....


Bugüne kadar kabul gören teori, Dünyamızın merkezinde demir-nikel-küresi çekirdeği bulunduğunu ileri sürüyordu.


Fakat bir ünlü jeofizikçi yeni bir kuram geliştirdi ve ortalığı karıştırdı: Dünya’nın merkezinde, 8 kilometre genişliğinde uranyum yüklü bir küre var ve bu dev bir nükleer santral biçiminde çalışıyor.

<B>Biz yukarıda mutlu yaşarken, yerin 6 bin 400 kilometre derininde yanan, hareket eden ve reaksiyona giren 8 kilometre genişliğindeki uranyum topu, gezegenin manyetik alanıyla volkanları ateşleyen ısıyı yaratıyor ve kıtalararası plakaların hareketlerini düzenliyor. </B>


<B>Dünya nedir? Şairler, O'nun gök mavisi renginde kutsal bir küre olduğunu söyledi. Astronomlar, gezegenimizin ortalama büyüklükte bir yıldızın etrafında dönen küçük bir gezegen olduğuna inanırken, bazı çevreciler O'na ‘‘Toprak Ana’ dedi.

Ancak bilimsel açıdan en kesin tanım, belki de hiç beklenmeyen bir yanıttı. Jeofizikçi J. Marvin Herndon, ‘‘Dünya'nın, dev bir nükleer santral olduğunu’ belirtiyor.

Biz bu kalın tabaka üzerinde yaşarken, yerin 6 bin 400 kilometre derininde yanan, hareket eden ve reaksiyona giren 8 kilometre genişliğindeki uranyum topu, gezegenin manyetik alanıyla volkanları ateşleyen ısıyı yaratıyor ve kıtalararası plakaların hareketlerini düzenliyor.

Herndon'un teorisi, 1940'lardan beri jeofizik bilimini temelini oluşturuyor. Bu görüşe göre, Dünya'nın çekirdeği, kısmen kristalleşmiş dev bir demir ve nikel topudur. Bu çekirdek, ısıyı sıvı çekirdeğe aktardıkça soğuyor ve büyüyor.

Bu görüşte radyoaktivite sadece, kendi kendine çürüyen geniş bir alana yayılmış izotoplar içeren ek bir ısı kaynağıdır. Carnegie Enstitüsü Jeofizik laboratuvarları Başkanı Hatten Yoder, ‘‘Bu görüşü, tektonik hareketlerle birlikte, gerçek keşiflerden biri sayıyorum'' diyor.

Füzyonun önemi

Herndon, insanları ve dünyadaki diğer canlıları da bu kuramına katıyor. Nükleer füzyonun (atom çekirdeğinin parçalanmasının) çok yaşamsal bir önemi olduğuna dikkat çekiyor: ‘‘Yaşamımızı atomun parçalanmasına borçluyuz. Yeraltındaki bu nükleer reaksiyon, bizi Güneş'in zararlarından koruyan manyetik alanı harekete geçiren dinamodur’.

Herndon'un çalışma arkadaşlarından nükleer mühendis Daniel Hollenbech, ‘‘Alanın yarattığı itme olmasaydı Güneş’ten gelen radyasyon, atmosferi çoktan yok ederdi. Bu nedenle ona bağlıyız’ diyerek fisionun önemine değiniyor.

Herndon, teorisinin en çok tartışılan bölümünü, Proceedings of the National Academy dergisinde yayımladı. Bilgisayar simülasyonları kullanan bilim adamı, nükleer santrallardaki yakıt kullanımını ölçen yazılımla, ‘‘gezegen ölçüsünde bir geo-reaktörün'', aslında Dünya'nın kabul edilen yaşı kadar yani 4.5 milyar yıl çalışabileceğini ve reaktörün kapasitesine eşit ısı değerlerinde, -yaklaşık 4 teravat- üretim gerçekleştirebileceğini gösterdi.

Dahası, böyle bir reaktör, bazen güçlenir, bazen zayıflar ve bazen de tamamen kapanarak, şiddetinde farklılıklar meydana gelir. Bu farklılıklar da, Dünya'nın manyetik alanının milyonlarca yıldır neden periyodik olarak azaldığını, çoğaldığını ve tersine döndüğünü açıklar.

Diğerlerinde de var

Herndon, yalnızca Dünya'nın değil Jüpiter, Satürn ve Neptün'ün de çekirdeklerinde hızlı hareket halinde bir reaktör bulunduğuna inanıyor. Doğal nükleer reaktörler, yıldızların nasıl tutuştuklarından, uzayda, sıradan maddelerden en az 10 kat daha yoğun olduğu söylenen gizemli ve açıklanamayan karanlık maddeye kadar bir çok bilinmeyeni ortaya çıkarabilir.

Herndon'un teorisinin doğru çıkması halinde, çekirdekte olan biteni anlayabileceğiz.

Kabul gören çekirdek teorisine göre, manyetik alan, katı bir demir-nikel topu, çevresinde dönen erimiş demir ve nikel kabukları tarafından güçlendirilir. Ancak Herndon bu gücün, yanmakta olan bir nükleer reaktörü çevreleyen yüklü parçalarla sağlandığını savunuyor.

British Columbia Üniversitesi'nden Bruce Buffett ise ‘‘Herndon'un yaptığı bir kanıtlama değil, bir dizi akıl yürütme gibi gözüküyor’ diyor.

Çekirdeğin gerçek yapısı

Herndon, Dünya'nın çekirdeğinin, demir-nikel değil, nikel silisit denilen nikel-silisyum bileşiği olduğuna inanıyor. Herndon, bu görüşünü yapılandıran ilk kanıtını, 1972'de Fransız bilim adamlarının bir uranyum damarında neodinyum ve samaryumun fizyonla üretilmiş izotoplarını buldukları Afrika'daki Gabon madeninde elde etti.

Jüpiter de bir reaktör

Bilim adamları, uranyumun bundan 2 milyar yıl önce, 200 milyon yıl boyunca doğal bir nükleer reaktör olarak çalıştığını saptadı. Herndon, bununla ilgili 1998'de Journal of Geophysical Research adlı dergiye makale yazdı.

Herndon'u etkileyen bir başka bulguysa, 1960'larda Jüpiter'in parlaklığının, bu dev gezegenin Güneş’ten aldığı enerjinin neredeyse iki katı kadar enerjiyi uzaya yaydığının bulunması oldu. Arizona Üniversitesi'nden William Hubbard bu keşfi, modern gezegen bilimi açısından en ilginç saptamalardan biri olduğunu vurguluyor.

Herndon'un oğlu Joshua, 1990'da babasına, The New Solar System adlı dergide okuduğu Jüpiter'in fazla enerji üretimi üzerine bir yazıdan söz etti. ‘‘3 hafta sonra, birden yanıtı buldum. Jüpiter'de, gezegen ölçüsünde bir nükleer reaktöre sahip olmak için tüm bileşenler var’.

Araştırmacı, daha önce kimsenin bu sonuca varmadığını saptadı. Herndon, tüm hesaplamaları yaptı ve sonuçlarını ‘‘Uzak Gezegenlerin Enerji Kaynakları Olarak Nükleer Fizyon Reaktörleri’ başlığıyla yayımladı. Herndon, ardından dikkatini Dünya'ya çevirdi ve belki küçük gezegenlerde de nükleer güç kaynaklarının bulunabileceğini düşündü.

Manyetik alan

Dünya'daki manyetik alanın en ilginç noktalarından biri, her 200 bin yılda bir tersine dönmesi. Manyetik alan, aynı zamanda periyodik olarak zayıflıyor ve yeniden güçleniyor. Bu yalnızca bir teori değil. Manyetik alanın karmaşık tarihi, tam olarak kayalarda gizlidir; tek bir tabakada bulunan demir içeren minerallerin özellikle de manyetitin, çarpıcı bir şekilde farklı yönelimleri var.

Dünya'nın çekirdeğinde, Ay'ın çapının 10'da 7'si kadar bir demir-nikel topu yerine, uranyum 235 ve uranyum 238 izotoplarını içeren 8 kilometre genişliğinde doğal bir nükleer reaktör topu düşünün. Bu reaktör, hem uranyum hem de ayrılabilen plütonyumdan enerji elde eden ve nükleer mühendislerin ‘‘hızlı nötron üreticisi'' olarak niteledikleri kaynak olabilir.

Kürenin, sıvı demir ve nikel yerine, katı nikel ve silisyumdan yapılan ve nikel silisite eritilmiş bir maddeden yapıldığını düşünün. Herndon, reaktörün, bu nikel silisit küre içinde parçalanma yarattıkça, yüklü parçaları iten ve sonuç olarak da manyetik alan yaratan bir ısı ürettiğine inanıyor.

Uranyumun yeri

Bir çok jeofizikçi ise bu teoriye karşı çıkıyor ve soğuyan demir-nikel-küresi çekirdeği kuramının yaygın kabul gören bir teori olduğunu belirtiyor ve soruyor: ‘‘Dünya'nın oluşumu sırasında, bu kadar büyük oranda uranyum nasıl merkeze toplanabilir?’ Araştırmacılar, silikatların uranyumla bağ oluşturmaya meyilli olduklarını ve oluşan bileşiğin de hafif olacağından aşağı inemeyeceğini belirtiyor.

Herndon ise yanıtın, Dünya'ya düşen ve Güneş Sistemi’nin ortaya çıkışı sırasındaki koşulları temsil ettiğine inanılan kondrit adlı taş göktaşlarında olduğunu iddia ediyor. ‘‘Günümüz jeofiziğinin büyük bir bölümü, Dünya'nın, oksijen bakımından zengin koşullarda oluşan kondritlere benzediği fikrine dayanır. Öte yandan, enstatit kondrit denilen ve daha az oksijen bulunan ortamlarda oluşmuş olan göktaşları da var. Bunlardaki oksijen izotopları, Dünya'da bulduklarımızla özdeşlerÉortamda çok fazla oksijen varsa, tüm elementler oksijenle birleşmek isteyecektir. Ancak oksijen oranı azsa, uranyum ve magnezyum gibi elementler, serbest olarak Dünya'nın merkezine inerler’. Herndon, gezegendeki uranyumun yüzde 64'ünün bu yolla Dünya'nın merkezine gittiğini ve bu miktarın da bir reaksiyon başlatmak için gereğinden fazla olduğunu söylüyor.

Havai volkanları

Herndon'un en büyük fiziksel kanıtı, Hawaii'deki bazaltların bileşiminde yatıyor. Sismologlar, bu bazaltların, Dünya'nın derinliklerinde belki de dış çekirdek sınırının yakınlarındaki ısı kaynaklarından ortaya çıktıklarını düşünüyor. Herndon'un nükleer reaktör teorisine göre, bazaltları oluşturan lavlar radyoaktif olamaz, çünkü ağır uranyum Dünya'nın merkezinden yukarı çıkamaz. Ancak, helyum gibi görece daha hafif başka bir element, 6 bin 400 kilometrelik dikey yolu, nükleer parçalanmanın izlerini taşı**** katedebilir. ‘32 yıl boyunca, bu bazaltların helyumlar incelendi. Helyum 3 bulundu, bu büyük bir sürpriz, çünkü Helyum 3 çekirdek parçalanmasının bir yan ürünüdür. Hiç kimse, onun Dünya'nın derinine nasıl indiğini bilmiyor. Yaptığımız simülasyonlarda, Helyum 4 ve Helyum 3'ün oranlarını elde ettik. Bu değerler, herhangi bir değer olabilirdi, ancak tam olarak bazaltlarda incelenen oranlarla aynı çıktılar. Bu oran en önemli kanıttır’.

Yoder, sonuçların olağanüstü olduğunu ve teoriye tam olarak oturduklarını söylüyor. Herndon, ‘‘Tek adamım ve büyük ilerlemeler kaydettim, ancak yapılması gereken daha çok şey var. Bu araştırılabilecek bir fikirdir. Titiz bir araştırma ve gerçek bir tartışma gerekiyor'' diyerek, gelecek beklentilerini sıraladı.

<I>Kaynak: Discover, Ağustos 2002</B></I>


14/10/2009 : 00:44:06
İnsanlık on yıllardır temiz enerji kaynakları konusunda araştırmalar yapmaktadır. Bir enerji kaynağı tam testi geçecekken hemen önemli bir kusuru ortaya çıkmaktadır. Nükleer, rüzgar, solar, ve hidroelektrik enerjilerin hepsinde bazı kusurlar vardır. Örneğin gelenekel nükleer fizyon ile nükleer enerji çok risklidir, rüzgar enerjisi istikrarlı değildir, güneş bulutlardan herzaman geçmeyebilir ve hidroelektrik barajlar doğal çevreyi bozmaktadır.

Tam olarak çalışabilen bir çözüm bize birkaç ışık yılı uzakta olabilir. Bazı araştırmacılar enerji ihtiyacımızın yıldızlardan sağlanabileceğini düşünmektedirler.

Araştırılan kaynaklardan birisi de helyum-3#8242; ü nükleer füzyon reaksiyonunda kullanmaktır. Nükleer fizyonda atom çekirdeği ikiye bölünürken, füzyon reaksiyonunda atom çekirdeği enerji üretmek için biraraya toplanır. Nükleer füzyon reaksiyonu hidrojen izotopları olan döteryum ve tirityum ile denenmiştir ve bu reaksiyonlar sonucu sahip olduğu enerjinin büyük çoğunluğunu radyoaktif nötronlar olarak verebilmiştir. Ayrıca güvenlik ve üretim verimliliği artmıştır.



Diğer bir yandan Helyum-3 te mükkemmel derecede güvenlidir. Herhangi bir kirlilik veya radyoaktif atık oluşturmaz. Helyumun izotopu olan helyum-3, 2 proton ve sadece bir nötron taşır. Yüksek sıcaklıkta ısıtılıp döteryumla birleştirildiğinde inanılmaz ölçülerde enerji açığa çıkarır. 1 kilogram helyum-3 ile 0.67 likogram döteryum 19 megawatt/yıl enerji üretebilir. Kabaca 25 ton helyum-3 Amerikanın 1 yıllık enerji ihtiyacını karşılayabilir.

Asıl problem 25 ton helyum-3#8242; ü dünyada doğal yollarla bulamamaktır. Ancak bilim adamlarının hesaplamalarına göre helyum-3 elementi ayda 1 milyon ton civarında bulunmaktadır. Bu kadar helyum elementi dünyada bulunan tüm fosil yakıtlardan 10 kat daha fazla enerji üretecektir. Eğer bu kadar yakıtı para ile ifade edecek olursak şu anki petrol fiyalarına göre tonu yaklaşık 4 milyar dolar olacaktır.

Geriye bu helyumu çıkarmak ve ince ayarlı bir füzyon işleminden geçirmek gerekmektedir. Günümüzdeki füzyon reaktörleri elektrik üretmek için gerekli yüksek sıcaklıklara ulaşmayı tam olarak başaramamışlardır ve ay yüzeyinden alınan topraktan helyum-3#8242; ü ayıklamak için yoğun rafine işleminden geçmesi gerekmektedir. Bu da şu anki mevcut teknoloji ile helyum-3#8242; ün potansiyelinden tam olarak yararlanamayacağımız anlamına gelir.

En çok gelecek vaadeden uzay-temelli eneji kaynaklarından biri de güneş enerjisidir. Uzaya yerleştirilecek güneş panelleri, yağmur, bulut,mevsimsel farklılıklar gibi olumsuz etkilerden etkilenmeyeceklerdir. Uzay Güneş Enerjisi ( SSP – Space Solar Power ) geleneksel güneş enerji sistemleriyle aynı şekilde çalışır. Tek fark uydular veya ay üzerine kurulmasıdır. Üretilen elektrik mikrodalgalara çevrilir ve yeryüzüne doğru yollanır. Yeryüzünde doğrultucu antenler vasıtasıyla bu mikrodalgalar toplanır ve tekrar elektriğe çevrilir.



Aslında bu yöntemin benzerini haberleşme uyduları cep telefonu görüşmelerini iletirken yapmaktadır. Mikrodalga transfer yönteminin çok uzun yıllardır tüm detaylarıyla bilinmesi, güneş panellerinin ilk zamanlarına göre 3 kat daha verimli olması sebebiyle uzay tabanlı güneş enerji sistemlerinin dikkate alınması gereken bir yöntemdir.

Bu konuyla ilgili ilk proje 1970 li yıllarda ortaya atılmıştır. yerden 36.000 kilometre yüksekliğe yerleştirilecek olan güneş panelleri yeryüzüne göre sabit konumda duracak ve 5 km’ ye 10 km boyutlarında olacaktır. Bu büyüklükteki bir güneş enerji paneli yıllık üretim kapasitesi 400 milyon kW/saat olan Amerikadaki Hoover barajından iki kat daha fazla enerji üretecektir. Bu proje ekonomik açıdan imkansız olduğu için uygulanamamıştır.

Son yıllarda ise gelişen teknoloji ile farklı sistemler üzerinde düşünülmeye başlanmıştır. Bu projelerden biri dünya çevresinde dönen ve daha küçük olduğu için yönetimi daha kolay olan güneş enerji sistemleri kullanmaktır. Bu uydular yerden 540 km yüksekliğe yerleştirilecek ve yaklaşık 300 metre boyutlarında olacaktır. Bu büyüklükte bir güneş paneli 1000 evin elektrik ihtiyacını karşılayabilir.
http://www.turksan.com/uzay-kaynakli-enerji.html
14/10/2009 : 00:39:22
mursel1





Prş 17 Eyl 2009, 22:55

Son zamanlarda internette bir bilgi dolaşıyor:Ay yüzeyinde He izotopu bir elementin olduğu ve bunun nükleer santralleri çalıştıracak ,son derece radyoaktif olarak temiz bir enerji kaynağı olduğu,bu izotopun dünyada hiç olmadığı ama ayda bolca bulunduğu ve tüm Amerika kıtasının yıllık enerji ihtiyacını bu izotopdan 30 ton ile yani üç kamyon ile sağlanabileceği.

Aynı bilgiyi yazanlar birde şunu eklemişler Amerika uzay projelerine bu enerji kaynağı için önem veriyor.Ve soruyorlar Amerika 2000 yılında Aya üs kuracağını söylediği halde ve 60 lı yıllardan daha iyi bir teknolojiye sahip olduğu halde niye Apollo projelerinden beri Aya gidemiyor.

Yoksa bir güç bunu engelliyormu.

Uzaylılar gibi.

Güç çinlilerden korkmuyor ama uzaylılardan korkuyor galiba.

http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=24980&start=4590
14/10/2009 : 00:32:51
Helyum 3, Helyum soygazının radyoaktif olmayan daha hafif bir izotopudur. Helyum 3 çekirdeğinde (helion) 2 proton 1 nötron bulunur. Helyum 4 çekirdeği alfa parçacığı olarak adlandırılır. Alfa parçacığında 2 nötron bulunurken, helionda 1 nötron bulunur. Helionun ağırlığı 5.006 412 14 (86) × 10-27 kg'dır. Bu parçacığı bulan bilim adamı Avustralyalı çekirdeksel doğabilimci Mark Oliphant'tır.
Dünyada çok az bulunan bu izotop; nükleer araştırmaların sonucunda bulunmuştur. Özellikle çekirdeksel kaynaşma (füzyon) araştırmalarında kullanılır. Ay yüzeyinde bolca bulunduğu tahmin edilmektedir (Ay yüzeyindeki toprakta bolca bulunmasının sebebi; milyarlarca yıldır ay yüzeyini döven güneş rüzgarları, güneş sistemini oluşturan nebuladan artakalanlar ve meteor çarpmalarıdır). Helyum 4 ün bulunma oranı ile karşılaştırıldığında çok az miktarda Helyum 3 güneş sisteminde bulunur (He4: 28ppm He3: 0,01ppm).
Çekirdek birleşmesi tepkimesi [değiştir]

Helyum 3 izotopu nötron ışımayan füzyon reaksiyonuna girer. Diğerleri gibi görülse de, bu reaksiyon en güvenilir enerji reaksiyonudur.
D + 3He #8594; 4He (3.7 MeV) + p (14.7 MeV)
Bu reaksiyonda Helyum 3 ün reaksiyona girme isteği, reaksiyon ürünlerinden gelir. Bu reaksiyon için reaktörde hızlandırılmış nötronlar kullanılımalıdır, bombardıman edilmelidir. Enerji üretimi için en çok tavsiye edilen bu yöntem ile ısı elde edilir. Helyum 3 ü reaktörde kullanılan diğer yakıtlarla kıyaslarsak, bu izotop radyoaktif değildir. Açığa yalnızca yüksek enerjili proton çıkar. bu proton bile eletrik ve manyetik alanlarda direkt elektrik üretimine katılabilir.
Lakin, bu reaksiyonun oluşması için ilk önce geleneksel yollarla reaksiyon başlatılmalıdır. Çünkü reaksiyon ısısına ancak bu yolla ulaşılabilir. D+Trityum füzyonundan daha fazla ısı gerektirir. Geleneksel yöntemler açığa nötron çıkarırlar. Bu nedenledir ki, bu işlem tam anlamıyla temiz değildir.
Yakıt olarak kullanılacak ve geleneksel yöntemlerin yerini alacak olan helyum He-3 miktarı azımsanmamalıdır. 1 mol he-3 ten üretilen enerji miktarı (takribi 3 gram) 493 megawatt-saat (4.93e8 Wh)'tir. Hatta bu enerjinin 100% ü elektrik enerjisine çevirilebilir. Çıkan enerji 1000 megavat saatlik bir santralin 30 dakikalık üretimine denk gelir. Bir yıllık üretimi göz önüne alırsak 1000 kilovat saatlik bir santral yaklaşık 17.5 kilo gram Helyum-3 e ihtiyaç duyar. Bunu elektriğin evlere taşınmasında oluşan %30 kaçağıda hesapla**** koyarsak, tahmini miktar 1/3-2/3 oranında artacaktır.
Geniş ölçekte ihtiyaç duyulan yakıt miktarı toplam tüketim miktarları ortaya konularak şu şekil verilebilir; ABD Enerji Bilgi Yönetimi rakamlarına göre " ABD'de 107 milyon evde 2001 senesine göre 1,140 milyar kWh elektrik tüketimi vardır. He-3 100% verimle çalıştığını ortaya ko**** hesaplarsak, bu büyüklükteki bir ülkenin ihtiyacını karşılamak için 6,7 ton He-3 e gerek vardır. Daha gerçekçi (kayıplarla birlikte) hesaplara göre ise 15-20 ton He-3 e ihtiyaç vardır.

Wikipedia.......ARKADAŞLAR BU ŞU DEMEK,EĞER DÜNYANIN EN ÇOK ENERJİ TÜKETEN SÜPER GÜCÜ ABD,BUNDAN BİR UZAY MEKİĞİ DÜNYAYA GETİRİRSE,ABD NİN BİR YILLIK ENERJİ İHTİYACINI KARŞILAR..GERİSİNİ SİZ DÜŞÜNÜN..
14/10/2009 : 00:07:01
Suriye ile Enerji Mutabakatı
Türkiye ve Suriye arasındaki anlaşma ile Arap doğalgaz hattı ile Türkiye doğalgaz hattı birbirine bağlanıyor.



Türkiye ve Suriye arasında yapılan stratejik işbirliği toplantısı meyvelerini şimdiden veriyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız Suriye Petrol bakanı ile görüştü. Görüşmeden iki ülke arasında enerji işbirliği mutabakatı çıktı.

Arap doğalgaz hattı ile Türkiye doğalgaz hattını bağlayacak olan anlaşma yılda 1 ila 1 buçuk milyar metreküp doğalgazın geçişi sağlanacak.

Bu hat üzerinden başka ülkelere doğalgaz verilmesi de gündemde.

İki ülkenin enerji bakanları önümüzdeki günlerde bir araya gelecek. TRT alıntı..