Ana içeriğe geç
YORUM YAZ

Tartışmaya katıl

Mesajınızı açık ve okunabilir biçimde yazın.

Not: Yorum gönderebilmek için kayıt olmalısınız.
Kayıt olmak için, buraya tıklayınız. Kayıt ücretsizdir!
Kullanıcı adı:
Şifre:
Mesaj ikonu:
İÇERİKMesajınızDüşüncenizi açık, okunabilir ve konuya katkı sağlayacak biçimde yazın.

Önizle ile kontrol edin. Ctrl/Cmd+B · I · U0 kelime0 karakter
Gönderi seçenekleriİmza, bildirim ve moderasyon
 

Hazır olduğunuzda kaydedinÖnizleme değişiklikleri kaydetmez.
  

Konu bağlamını inceleOrijinal yazı ve son yorumlar

Orijinal yazı

14/11/2005 : 09:41:50
Ve hayat başlıyordu; bittiği yerde…
Hep ayrılıklarla başladı hayatım. Doğduğu anda ayrılığı yaşamıyor mu insan sanki? Yoksa doğduğunda bir insan neden ağlasın ki. Yuvasını terk ediyor ve acılar dünyası ona haince bir “merhaba” diyor. Ve ağlıyor küçük kalp. Benim kalbim gibi…
Çeşm-i Meygûm… Sendendir tüm ayrılıklarım, tıpkı sevdam gibi. Doğduğumdan beri ayrılıklarla yoğruldu, seni bulmak için her gün daha da yoruldu yüreğim.
Belki bir kadının gözlerinde seni bulurum diye kim bilir kaç kadına sevdalandım. Beklide bir kadının gözlerinde beni bekliyorsundur diye kaç göze sevdayla baktım. Olmadı. Bulamadım seni. Ama bıkmadım aramaktan, sen yoksun diye gözlerde; bıkmadım ayrılmaktan. Ayrılıklarla başlayan bir hayata adım attıksa; mutluluklarla başlayan güzel bir hayat beklemez mi bizi?
Yanılmıyorum herhalde… Değil mi Çeşm-i Meygûm’üm? Acıları tadınca daha bir sevinçle bağlanmaz mı en ufak bir mutluluğa bile insan. Biliyorum bu çokbilmiş tavırlarımdan dolayı yoksun yanımda. Ama yanımda olsaydın sadece gözlerine bakmama izin verseydin konuşamazdım ki zaten. Konuşsam saçmalardım, sarhoş olduğum zamanlar gibi. Ama artık içmiyorum. Tutmuyor inan ki gözlerinin yerini. Bulamıyorum gözlerindeki sarhoşluğu hiçbir şarap kadehinde.
Biliyor musun doğduğumda seni görseydim ağlamazdım. Gülerdim dünyanın “merhaba”sına bile. O sarhoşlukla bağımı bile ben koparırdım ilk dünyamla.
Ama yoksun… Ne kadar garip; sarhoş olmayı bir şeyi unutmak için istemiyorum, gözlerini hatırlamak için istiyorum. Olmuyor. Bu yüzden bıraktım. O sarhoşluğu yaşamak isterken aciz kalıyor gözlerinin yanında dünyanın en iyi şarabı bile.
Belki de öbür dünyada gizlidir gözlerindeki şaraplar.
Baştan sona hayatımı düşünüyorum, bir şeyler eksikti muhakkak ama bulamıyorum. Yoksa neden birden gittin ki. Bir şeyi eksik yaptım. Beklide yapmam gerekeni yapmadım. Ama yapmam gerekeni bana söylersin sandım… Yanıldım.
Gözlerinle hayata bağlanıyor, yaşama sevinci alıyordum. Sana kucak dolusu sevgilerimi veriyordum. Yetmedi… Giderken bile gözlerini sakladın benden, oysaki ben sana yüreğimi verdim; kırsan da parçalasan da razıydım. Yanımda kalman yeterdi yaşamama.
Anlatmak istedim anlamadın. Kalbinin pencereleri hayat ışığım diyecektim ama alay edersin diye çekindim. Sana hep doğruları söyledim doğduğum andaki saflıkla. Yalanlarla incinme, başkasından duyup kırılma diye. Aklımda, fikrimde sendin. Seninle bir anı sensiz bir ömre değişmedim. Yine de sen beni dinlemedin ve gittin… Yüreğimle beraber.
Şimdi sensizim her şey anlamsız. Ayrılıklar bile ağlatmıyor gidişinden beri. Sarhoş etmiyor hiçbir şey gözlerin kadar. Sevmiyor kalbim kimseyi senin gibi. Sevmeyi öğretememişsin bu bedeviye.
Böyle büyük bir acıyı yaşattın bana. Her bitiş yeni bir başlangıç olsa da; ben başlayamadım yeniden Çeşm-i Meygûm’üm. Nasıl başlarım ki. Sen bitirdin ama ben bitiremedim. Senin kadar başarılı olamadım. Olamazdım da kalbim halen sende. Bir gel çok durma yüreğimi ver ve son kez bak gözlerime geçen bir ömre inat. Belki unuturum tüm geçmişimi sadece gözlerin kalır aklımda ve ölürüm, başka bir şey olmasın diye ruhumda. Parçalarım kalbimi başka bir göz değmemesi için.
O güzel sarhoşluğunu bir daha tatmayacağım biliyorum. Bu yüzdendir bütün isyanım.
Oysaki ne güzel başlamıştı her şey. “Sensiz olamam”, “ölürüm” diyordun… Ölmedin. Bense sana kavuşmak için ölümü göze aldım. Bilsem ki sana açılıyor ölümün kapıları hiç durmam. Ama yok… Elimden gelmiyor ölümün sonrasını görmek.
Ayrıldığımız an gezdim tüm gezdiğimiz yerleri, belki bir iz kalmıştır, belki gözün değmiştir bir yere de bende oraya bakıp bakıp sarhoş olurum diye. Ama bulamadım ne gözlerini, ne ellerini; nede…
Bir umut besliyorum halen içimde bir gün bir yerde bulacağım kalbinin aynalarını. O zaman sen nasıl yüreğimi aldıysan, bende senin gözlerini alacağım. Sadece ben göreyim, sadece bana baksınlar diye. Diyorum ama demek kadar kolay olmayacak yapmak. Bulsam da ayıramam senden şarap sarhoşluğunda ki gözlerini. Canımı bile istesen veririm ama tırnağını kopartıp vermek istesen kıyamam.
Bu kadar severken seni; senin bu kadar kolay çekip gitmeni kabullenemedi kalbim. Halen gezdiğimiz sokaklarda buluyorum kendimi seni düşününce. Ve halen kalbim seni düşünüyor attığım her adımla.
Giderken “yüreğindeyim” demiştin. Gerçekten ‘Sen mi yüreğimdesin? Yoksa yüreğim mi sende?’. Sen yüreğimde olsaydın bu kadar acı çekmezdim; yüreğim sende olsaydı özlem duymazdım.

Aklım da karışık, ruhumda.
Bir gün tekrar döneceğini düşünüyorum yetmiyor.
Şarap içmek istiyorum, gözlerini hatırlatmıyor.
Gel desem…
Sesim yetişmiyor.

Hayallerimdesin…
Ruhumdasın…
Her zerrenle bende yaşıyorsun.
Bir gün olmaz ya, belki olurda keşke dersen.
Ben hep buradayım.
Çeşm-i Meygûm
(…)